SN. FATİH UĞURLU’NUN YENİ AKİT GAZETESİ’NİN YOUTUBE HESABINDAKİ AÇIKLAMALARINA YÖNELİK CEVABIMIZDIR


Yeni Akit Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Sayın Fatih Uğurlu, mensubu olduğu gazeteye ait Youtube hesabında yayınlanan 03.03.2021 tarihli videoda Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında birtakım hakaretamiz, taraflı ve gerçek dışı açıklamalarda bulunmuştur. 

Sayın Fatih Uğurlu konuşması boyunca özellikle 2 temel konu üzerinde durmuştur. 

  • Bunlardan birincisi, Sayın Adnan Oktar’ın geçmişte “Yahudilik ve Masonluk” gibi bir kitabı yazmış olmasına rağmen zamanla Masonlarla yakın ilişkiler kurmasıdır. 
  • İkincisi ise, İslami konuların konuşulduğu, Kuran ayetlerinin okunduğu A9 TV canlı yayın programlarında dekolte ve dansa da yer verilmiş olmasıdır. 

Sayın Fatih Uğurlu kendi ortodoks dünya görüşü ve yaşam anlayışı ile uyuşmayan arkadaş camiamızın yaşam tarzını eleştirmiş, çok çirkin, hakaretamiz ve yakışıksız ifadeler kullanarak  çeşitli haksız itham ve iddialarda bulunmuştur.

Akit camiasındaki kardeşlerimize daha önceki yazılarımızda da dile getirdiğimiz üzere şefkatli, anlayışlı, güzel sözlü bir üslubun daha çok yakışacağını düşünüyoruz. Ki Kuran’a uygun olan da budur. Allah’ın emri “sözün en güzelini” söylemektir. Allah Peygamberimiz (sav)’e dahi “katı olursa çevresinden insanların dağılıp gideceğini” bildirmiştir:

Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara halim davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 159)

Allah’ın Kuran’da emrettiği üzere, müminin üslubu her zaman halim, sevgi dolu, affedici, anlayışlı olmak zorundadır. Bu, namaz, oruç, zekat gibi bir ibadettir. Akit camiasındaki kardeşlerimizin de bu ibadete titizlik göstermeleri gerektiğini, sevgi dolu, şefkatli, akılcı, koruyucu, anlayışlı, nezih bir üslup benimsediklerinde İslam’a çok güzel hizmetleri olacağını düşünüyoruz. Aksinde, Allah korusun insanların dinden uzaklaşmasına sebep olmanın vebalini yüklenmelerinden endişe ediyoruz ve Müslüman kardeşleri olarak onlara bu hatırlatmayı yapmayı vicdanen gerekli görüyoruz. 

Sayın Fatih Uğurlu’nun bahsettiğimiz konuşmasına yönelik cevaplarımız ise şöyledir:


ÖNCELİKLE, SAYIN FATİH UĞURLU ELEŞTİRİLERİNDE GÜZEL BİR ÜSLUP KULLANMALIDIR

Elbette ki, her insan her konuda karşısındakine eleştiri yapmakta özgürdür. Hiç kimse hatalı bulduğu herhangi bir eyleme karşı susmak, insanların buna maruz kalmasına seyirci kalmak veya bu eylemi benimseyip kendi hayatına yansıtmak zorunda değildir. Bu nedenle Sayın Fatih Uğurlu’nun dekolte giyim, masonluk ve dans konusundaki eleştirilerine katılmasak da, bunlara saygı duyduğumuzu özellikle ifade ederiz. 

Ancak, bu eleştirileri esnasında camiamıza yönelttiği hakaretlerin değerli bir büyüğümüze, bir Müslümana asla yakışmadığını da ifade etmek isteriz. Yüce Rabbimiz, İsra Suresi’nin 53. ayetinde, “Kullarıma söyle: Sözün en güzelini söylesinler. Şüphe yok ki Şeytan, aralarına fesat sokar. Şüphe yok ki Şeytan, insana apaçık bir düşmandır.” buyurmaktadır. 

Güzel söz söylemek, Kuran’a uyduğunu beyan eden bir insan için yerine getirilmesi gereken önemli bir ibadettir. Müslümanın bir insanı dışlayacak ve karalayacak şekilde konuşmaması gerekir. Dolayısıyla bir Müslüman, karşısındaki kişinin hataları olduğunu düşündüğünde eleştiri yaparken muhakkak “Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et…” (Nahl Suresi 125) ayetini göz önünde bulundurulmalıdır. Hata yaptığını düşündüğü insana karşı, onu küçük düşürmeyecek, üzmeyecek, öfkelendirmeyecek, Allah’ın hoşnut olacağı tavır veya eyleme yönelmesini sağlayacak en güzel ve doğru ifadeleri kullanmalıdır. Defalarca aynı hatayı yapsa da ona şefkat göstermelidir. 

Bu gerçekler Allah’ın bizlere örnek olarak gösterdiği Peygamber Efendimiz (sav)’in hayatından da anlaşılmaktadır. Hz. Muhammed (sav)’in hayatı, Allah’ın kullarına karşı ne kadar ince düşünceli, nezaketli, güzel sözlü ve alçak gönüllü olduğunu gösteren sayısız örnekle doludur. Bu noktada Sayın Fatih Uğurlu’nun konuşması sırasında Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza hakaretlerde bulunarak hataya düştüğü açıktır.

 

SAYIN ADNAN OKTAR NEDEN MASON OLDU?

Sayın Fatih Uğurlu’nun eleştirilerinde, mensubu olduğu Akit Medya grubunun camiamıza yönelik klasik, taraflı ve önyargılı bakış açısını sürdürdüğü görülmektedir. Nitekim, Akit Medya grubu bugüne kadar camiamız hakkında, kanunlarla güvence altına alınan kişilik haklarını ve basın ilkelerini çiğnedikleri, ağır hakaret ve iftiralar içeren birçok yayın yapmıştır. Ama hepsinden önemlisi Allah’ın Kuran’da bildirdiği ve Peygamberimiz (sav)’in hayatında en güzeliyle örnek olduğu üslubun çok uzağında bir üslup kullanmışlardır. 

Yine de biz Müslüman kardeşlerimiz olarak onlara bu konuda bir öfke duymuyor, içlerinde bulundukları durumu anlamadıkları için şefkatle yaklaşıyor, Allah rızası için Kuran ayetleriyle hatırlatma yapıyor ve yanlış bildikleri olayların doğrusunu anlatıyoruz.

Sayın Fatih Uğurlu da 03.03.2021 tarihli Youtube videosunda, daha önceden Akit Medya grubuna defalarca cevaplarını kapsamlı olarak açıkladığımız iddialardan bazısını tekrarlamakla yetinmiştir. Şöyle ki;

Sayın Fatih Uğurlu konuşmasının başında 1986 yılında yazılan “Yahudilik ve Masonluk” isimli kitaptan bahsetmiş, Müslümanların bu kitap nedeniyle Sayın Adnan Oktar’ı sevdiğini ifade etmiş, ancak sonrasında Sayın Adnan Oktar’ın güya MOSSAD’ın kendisini korkutması veya buna benzer bir sebeple değiştiğini, mason olduğunu ileri sürmüştür. 

Gerçekte ise Sayın Adnan Oktar’ın mason olmasında MOSSAD veya benzeri bir faktörün hiçbir etkisi yoktur. Sayın Adnan Oktar’ın mason olması aslında yalnızca İslam’a faydalı olmak için atılmış bir adımdır. 

Sayın Adnan Oktar, “İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp düşünür veya içi titrer, korkar.” (Taha Suresi, 43-44) ayetini dikkate alarak her inançtan insanı İslam’a, Kuran’a, kardeşliğe ve barışa davet eden bir kimsedir. Bu yöndeki çalışmaları onun masonlarla iletişime geçmesinin de ana sebebidir. 

Burada, Sayın Adnan Oktar’ın geçmişte neden mason olmak yerine, masonları eleştirmekle faaliyetlerine başladığına değinmemiz de yerinde olacaktır.

Dünya genelinde, temelde 2 farklı mason grubu bulunmaktadır. Bunlardan biri, ateist, Darwinist ve materyalist olanlar, diğeri ise Allah’ın varlığına inanan ve tüm inançlara saygı gösterenlerdir. 

Sayın Adnan Oktar, eserlerinde, ateist, Darwinist ve materyalist olan masonları fikri zeminde eleştirmiş, hatalı görüşlerini ortaya koyarak Kuran ayetleriyle, bilimsel gerçeklerle düzeltmiştir. Ateist masonların yanlışlarını, sapkın inanç ve uygulamalarını gözler önüne sermiştir. 

Diğer yandan, Sayın Adnan Oktar her dönemde Allah’ın varlığına inanan ve dünyada kardeşliğin ve barışın hakim olmasını isteyen masonlara şefkat göstermiş, onları İslam'a ve Kuran'a yönlendirmeye, kazanmaya çalışmıştır. Dolayısıyla,  İslam’ın, Allah'ın varlığının, yaratılış delillerinin ve Kuran'ın öğütlediği barış, kardeşlik ve birlik ruhunun daha geniş kitlelere ulaştırılması için onlarla yakın temas içinde olmuştur. Her dönemde, onların geniş ve seçkin çevrelerini, söz sahibi kesimlere olan etki güçlerini İslam'ın faydasına kanalize etmeyi hedeflemiştir.

Bu temaslar neticesinde İstanbul’da Sayın Adnan Oktar’ı ziyaret eden, Allah’ın varlığına inanan 33. derece masonlar ve tapınak şövalyeleri, karşılaştıkları sevgi ve saygı dolu yaklaşımdan çok etkilenmişler ve namaz kılmaya başlamışlardır. Farklı ülkelerden gelen, camide namaz kılan ve dua eden 33. derece mason üstatlar ve tapınak şövalyelerin görüntüleri de A9 TV’de canlı yayın programlarında yayınlanmıştır:

Sayın Adnan Oktar katıldığı bir canlı yayında nasıl ve neden mason olduğunu şu sözleriyle açıklamıştır:

“Diyorlar Kardeşim, Sen nasıl mason olursun? Hem de üstad mason, meşriki azam? Ben talep etmedim. Masonlar kendileri beni meşriki azam ilan ettiler. Yani, ben yemin törenine filan katılmadım. Ama onlar, biz senin bilgini, derinliğini değerlendirdik, seni üstad mason, meşriki azam ilan ediyoruz dediler. Ben de teşekkür ettim… Bazı kardeşlerim dar düşünüyor, çok dar düşünüyorlar. O zaman diyorlar, kiliseye girmek için Hıristiyan mı olmak lazım? Kardeşim, kilise açık. Herkes istediği gibi girer, ama… bir kulüp var İstanbul’da. Herkes giremez, üye olmak lazım. Şayet sen tebliğ yapmak istiyorsan, üye olursun. Ondan sonra girersin. 

Masonluk içerisinde de, eğer tebliğ yapmak istiyorsan, İslam’ı anlatmak istiyorsan, üye olman lazım. Üye olmayan, giremez. Ayrıca üye olsan da, konferans verme, orada irşat faaliyetlerinde bulunma imkanın olmaz. Üstad mason olman lazım. 33 dereceli olman lazım. Meşriki azam olman lazım. Ben meşriki azam, üstad mason olduğuma göre, istediğim gibi orada tebliğ yapabilecek konuma geldim. Şu an Amerika’da olsun, Rusya’da olsun, Çin’de, Hindistan’da, İngiltere’de, bütün mason localarında, sohbet etmek, ders vermek iznine sahibim.”

Nitekim, Sayın Adnan Oktar, kendi herhangi bir talebi olmadan, 33. derece üstat masonlar ve tapınak şövalyeleri tarafından meşriki azam ilan edildikten sonra, dünyada pek çok mason locasına Kuran-ı Kerim kitabı koyulmuş, birçok locada İslam anlatılmaya başlanmıştır. A9 TV’deki programlara ileri gelen mason ve tapınak şövalyeleri katılmış, bu programlarda Kuran, İslam, dünya barışı ve kardeşlik üzerine sohbetler yapılmıştır. Birçok masonun kalbi, kendilerine hediye edilen Kuran ve Sayın Adnan Oktar’ın eserleri sebebiyle İslam’a ısınmıştır. Sadece bu gelişmeler bile Sayın Adnan Oktar’ın mason olmakla İslam’a ve Müslümanlara zarar vermediğini ispatlamaya yeterli delillerdir. 


A9 TV’DE NEDEN DEKOLTE GİYİME VE DANSA YER VERİLDİ?

Sayın Fatih Uğurlu konuşması sırasında en ağır eleştiri ve hakaretlerini A9 TV’deki canlı yayınlarda karşılaştığı dans ve dekolte giyim tarzıyla ilgili olarak yapmıştır. Dans ve dekolte içerikli söz konusu yayınlara birçok Müslümanın uzun süre sessiz kaldığı, güya bu yayınlara göz yumulmasının İslam’ın tahrip edilmesine yol açtığı, bu yayınlara ücret karşılığında katılan sunucu genç kızların velilerinin güya büyük bir vebal altında kaldığı şeklinde bazı iddialar ileri sürmüştür. 

Sayın Fatih Uğurlu’nun bu eleştirilerinin tümü haksız ve mesnetsizdir. Dini ve akli delili, dayanağı olmayan iddialardan, duygusal ve taassuplu dünya görüşünden kaynaklı birtakım serzenişlerden  ibarettir. Yüzeysel ve önyargılı bakış açısıyla yapılmış hatalı değerlendirmelere dayanmaktadır. Yıllardır camiamız aleyhinde yürütülen psikolojik algı operasyonlarının neticesinde bazı kesimlerde oluşan infialin etkisi altında söylenmiş gerçeklerle bağdaşmayan sözlerdir. 

Dinden bahsedilen bir ortamda dekolte ve dansın olması ne İslam’ı ne de Türk aile yapısını asla dejenere etmez. Böyle bir dejenerasyon olacak olsa her şeyden önce Sayın Cumhurbaşkanımız Külliye’deki iftarlara Türkiye’nin önde gelen sanatçılarını –ki bu hanımlar her gün magazin sayfalarında bikinili, dekolte pozlarıyla yer alan, dizilerde cinsellik içeren sahnelerde rol alan, sahnelerde yüzlerce insanın önünde şarkı söyleyip dans eden değerli insanlardır– davet etmez, onlarla birlikte dua edilen, Kuran okunan sofralarda yan yana bulunmazdı.

Kaldı ki camiamızın böyle bir dejenerasyona uzaktan yakından yol açacak bir camia olmadığı, aksine her türlü dejenerasyona, fuhuş, homoseksüellik, pedofili gibi en iğrenç ahlaksızlıklara karşı en şiddetli fikri mücadeleyi yürüttüğü tüm kamuoyunun onyıllardır gözleri önünde olan bir gerçektir. Camiamızın en başta gelen amacının, bugüne kadar dünya çapında sürdürdüğü çok kapsamlı kültürel faaliyetler vesilesiyle Allah’ı yüceltmek, İslam ahlakını yeryüzünde hakim kılmak ve Müslümanları birlik yapmak olduğunu biraz aklı, şuuru ve vicdanı olan kimseler bile şahittir.

A9 TV’deki dekolte giyim ve dans, İslam, Müslümanlar ve Türkiye aleyhindeki karanlık oyunların bozulması amaçlı kullanılmıştır. Çünkü, günümüzde Müslümanların dünyanın geri kalanı tarafından dışlanmasını, horlanmasını ve kademeli olarak yok edilmesini hedefleyen bir Deccaliyet sistemi vardır. Deccaliyetin en yoğun ve yaygın kullandığı stratejilerden biri de İslam ülkelerini, insanları mutlu eden, onların hoşuna giden birçok meşru faaliyetin güya din adına yasak kılındığı, tepki gördüğü, özgürlüklerin kısıtlandığı, modern ve çağdaş yaşayan insanların kınandığı, genç kız ve kadınların baskı altında tutulduğu, zorla kapatıldığı, şiddet gördüğü mutsuz, kaba, zevksiz, sanat ve estetik değerlerden yoksun toplumları barındıran, özetle Sayın Fatih Uğurlu gibi kişilerin dünya görüşünün ve yaşam tarzının hakim olduğu yerler gibi göstermektir. 

İşte Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız, dini haşa bağnazlık gibi göstererek İslam'ı yok etmeyi hedefleyen tarihin bu en büyük Deccali fitnesine karşı fikren en büyük mücadeleyi vermişlerdir. 

Günlük yaşam tarzlarıyla, Müslümanların modern dünyadan kopmuş bir şekilde yaşamaları gerekmediğini göstermişlerdir. Müziğin, dansın, dekoltenin, güzel görünümlü bayan ve erkeklerin yer aldığı programlar, dindar Kuran'a uyan Müslümanların da modern, neşeli, eğlenceli bir hayat yaşayabileceklerini gösterme amacıyla oluşturulmuştur. 

Şu önemli gerçeği de burada ifade etmek gerekir ki söz konusu programların tüm Müslümanları A9 TV ekranına yansıyan tarzda bir hayat yaşamaya yönlendirme, özendirme, empoze etme gibi bir amacı kesinlikle yoktur. Elbette ki Türkiye, herkesin istediği kıyafeti giymekte, istediği yaşam tarzını sürdürmekte serbest olduğu özgür bir hukuk devletidir. 

Söz konusu programların en önemli hedeflerinden biri Deccaliyetin, İslam'ı bağnaz, kavruk, vahşet ve şiddet yanlısı ilkel bir dinmiş gibi göstererek batı ülkelerini Müslümanlara karşı tahrik etmeye yönelik körüklediği İslam nefretini İSLAMOFOBİ tehdidini bertaraf etmektir. İslam’ın sosyal hayatı, insan özgürlüklerini kısıtlayan, kadınları baskı altına alan bir din olmadığını göstermektir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın "dış güçler", "üst akıl" olarak tanımladığı İslam ve Türkiye karşıtı, İngiliz derin devletinin yönettiği Deccali odaklar, Türkiye’nin modern ve özgür bir topluma sahip olmasını hiç istememektedir. Bu amaçla, ülkemizde gelenekçi ortodoks din anlayışının, insanlara din kisvesinde sunulan bağnaz zihniyetin, Kuran'a kökten aykırı şirk sisteminin hakim olması için var güçleriyle çalışmaktadır. 

Söz konusu deccali odaklar açısından, bu bağnaz din anlayışının Türkiye’de güçlenmesi, hem Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Hükümetimizin dünya çapında güya olumsuz, baskıcı, yasakçı ve özgürlük karşıtı bir yönetimmiş gibi tanıtılması hem de Türkiye’nin batıyla asla uyum sağlayamayacak geri kalmış bir ülkeymiş gibi gösterilmesi çok önemlidir. 

İşte camiamız bu karanlık planı bozmak, yani modern ve dindar insanların da Türkiye’de çok rahat yaşayabildiklerini gösterebilmek amacıyla A9 TV’deki canlı yayınlarda dekolte, dans, eğlence, modernlik gibi unsurları ön plana çıkarmıştır. Böylelikle, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Hükümetimizin her görüşten ve inançtan insana saygı gösterdiğini, hiçbir kişi veya topluluğu yaşam biçimleri nedeniyle baskı altına almadığını, özgürlüklere değer verdiğini tüm dünyaya göstermek istemişlerdir. 

Bazı İslam ülkelerinde en doğal hak ve özgürlüklerinden bile mahrum bırakılan kadınların Türkiye’de özgür olduklarını, hiçbir yasak ve kısıtlamaya maruz kalmadıklarını, diledikleri gibi yaşadıklarını bizzat kendi yaşantılarıyla ispat etmişlerdir. 

Önyargısız ve dikkatli bir şekilde düşünüldüğünde, tüm bunların elbette ki devletimizin, milletimizin ve hükümetimizin menfaatine çalışmalar olduğu hemen görülmektedir. Nitekim, hangi görüşte olursa olsun, insanların özgürce yaşamaları ve hayattan zevk alabilecekleri helal nimetlerden faydalanmaları, anlamsız yasakların ortadan kalkması aklı başında normal her insanın arzusu ve hedefidir. 

Dolayısıyla, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız bu hedefler açısından önem teşkil eden dans, dekolte, eğlence, sanat gibi unsurlardan da faydalanmışlar, böylelikle İslam ve Türkiye aleyhindeki oyunları bozmaya gayret etmişlerdir. Ancak, bu metod faydasını verdiği, amacına ulaştığı içinde artık bundan sonra devam etmeye gerek kalmadığını başta Adnan Oktar bey olmak üzere tüm arkadaşlarımız Mahkeme huzurundaki ifadelerinde de beyan etmişlerdir.

3 yıldan bu yana, Akit Medya grubuna bu gerçekleri defalarca ve son derece kapsamlı olarak anlatmamıza rağmen, Sayın Fatih Uğurlu bu açıklamaları ya hiç anlamamış ya da anlamazdan gelmiş olmalı ki aynı iddiaları ısıtıp ısıtıp gündeme getirmektedir. A9 TV yayınlarındaki bazı dekolte giyimli hanımlar, dans ve eğlence içerikli programlar nedeniyle camiamızı kendince “fitne ocağı” şeklinde haddini aşan galiz ve çirkin ithamlarla itham etmektedir.

Eğer, Sayın Uğurlu bu konuda eleştiri yapmak istiyorsa özellikle Cuma günleri tüm ulusal kanallarda yayınlanan, ünlü sanatçı hanımların sunduğu, kadınlı erkekli şarkılar söylenen, halaylar çekilen, danslar edilen programlara dini sohbet yapmak için katılan İlahiyat Hocalarını eleştirerek çalışmalarına başlayabilir. 

Bizler söz konusu programlarda eleştirilecek bir husus görmüyoruz. Ancak, Sayın Uğurlu kendi anlayışı bakımından bu modeli yanlış buluyorsa, ulusal kanallardaki bu programlara hiç sesini çıkarmayıp da özel olarak camiamızı hedef alması, samimiyet ve dürüstlükten uzak, garip ve anlaşılmaz bir tavırdır.

Bu noktada, Sayın Fatih Uğurlu’nun A9 TV’nin canlı yayınlarına sunucu olarak katılan bir genç kızın ailesini eleştirmesinden de bahsetmemiz gerekmektedir. Söz konusu ailenin kızlarının yayına katılarak hak ettiği ücretle çeyiz düzmesinden duyduğu memnuniyeti eleştirmiş, A9 TV’den kazanılan parayla çeyiz düzmenin nasıl kabullenilebildiğini kendince sorgulamıştır.

A9 TV’ye bugüne kadar tek bir kuruş haram para girmemiştir. Bu kanaldan para kazanan insanlar da her daim helal kazanç elde etmişlerdir. Dolayısıyla, insanların bu kazançla elde ettikleri şeylerden memnuniyet duymaları asla eleştirilecek bir durum değildir. 

Burada Sayın Fatih Uğurlu’nun insanların A9 TV’den kazanılacak paraya ihtiyaçları olmadığı yönündeki görüşünden hareketle şunu sormak isteriz:

  • Sayın Fatih Uğurlu bu zamana kadar genelevlerden, piyangolardan, içkiden veya sigaradan elde edilen vergilerle maaşı ödenen insanlara hiç böyle bir eleştiride bulunmuş mudur? 
  • Devletimize, yüzbinlerce kadının çalıştığı genelevlerden elde edilen gelirden vazgeçilmesi, haram fiilin işlendiği bu mekanların kapatılması, bu mazlum kadınların oralardan kurtarılması yönünde hiçbir talep yöneltmiş midir? Bu konuda herhangi bir yazısı ya da konuşması olmuş mudur? 

Sayın Fatih Uğurlu camiamız hakkında tarafsız ve önyargısız düşünemediği, husumetli ve duygusal bir yaklaşım içinde bulunduğu için söz konusu konuşmasında çok sayıda asılsız ve hayali iddialarda bulunmuştur. Öyle ki Sayın Adnan Oktar’ın güya İslam alimi İmam Gazali’yi  –bu büyük ve mübarek alimimizi tenzih ederiz– haşa yerin dibine soktuğunu bile iddia edebilmiştir. Halbuki bugüne kadar Sayın Adnan Oktar ne İmam Gazali ne de başka bir İslam alimi hakkında tek bir küçük düşürücü kelime kullanmamıştır. Tam aksine, gerek eserlerinde gerekse konuşmalarında birçok İslam aliminden olduğu gibi İmam Gazali’den de alıntılar yapmıştır. 

Zaten, Sayın Adnan Oktar’ın fikren en karşı olduğu insanlara bile güzel sözle yaklaştığı herkesin malumudur. Ancak ne yazık ki Sayın Fatih Uğurlu elinde bu konuda hiçbir delil olmadığı halde Sayın Adnan Oktar’ı haksız şekilde suçlayabilmiştir.

Tüm bu sebeplerle Sayın Fatih Uğurlu’ndan istirhamımız, camiamızı ve Adnan Oktar Davası’nı çevresinden aldığı olumsuz telkinlerle ve yanlış bilgilerle değil, Kuran çerçevesinde, kendi özgür iradesiyle ve tarafsız bir bakış açısıyla değerlendirmesidir. Bunu tam olarak gerçekleştirebildiği takdirde, Allah’ın izniyle camiamızın İslam’ı dejenere etmek için çaba harcayan bir topluluk olmadığını görebilecek, mensuplarımızın suçsuz olduklarını ve sadece Darwinizmi hedef alan, İslam Birliği’ne çağıran, yaratılışın bilimsel delillerin ortaya koyan kültürel faaliyetleri dolayısıyla komploya uğradıklarını kolaylıkla anlayacaktır.

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.