SAYIN YAŞAR OKUYAN'IN CAMİAMIZA GÜYA OPERASYONUN BİLGİSİNİ VERDİĞİ İDDİASI ASILSIZ VE MESNETSİZ BİR UYDURMADIR


06.03.2021 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde, muhabir Aydemir Kadıoğlu'nun “Eski Mürit Suç Duyurusunda Bulundu. ‘Okuyan, Adnan Hoca’yı Operasyon İçin Uyardı’ İddiası” başlıklı bir haberi yer almıştır. Söz konusu haberde, dava dosyasının husumetli müştekilerinden Özkan Mamati isimli şahsın hayali olaylara ve düzmece delillere dayanarak yaptığı bir suç duyurusu üzerinden camiamıza yönelik haksız ithamlarda bulunulmuştur. 

Öncelikle belirtmeliyiz ki, haberinizde ismi geçen Sayın Yaşar Okuyan, sevdiğimiz ve değer verdiğimiz, Türkiye’ye büyük hizmetlerde bulunmuş tecrübeli bir siyasetçimizdir. Kendisi, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızla vakfımızın ve A9 TV’nin sosyal etkinlikleri çerçevesinde birçok kez görüşmüştür. Ancak bu görüşmelerin hiçbirinde, camiamıza yapılan 11 Temmuz 2018 tarihli operasyon hakkında herhangi bir uyarıda bulunmamıştır. Özkan Mamati’nin Sayın Yaşar Okuyan’a yönelik suçlamaları, diğer tüm uydurma iddiaları gibi gerçeklikten uzak asılsız ve mesnetsizdir.

Özkan Mamati bu tür asılsız suçlamaları ilk kez yapmamaktadır. Zira Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında on binlerce yıllık haksız hapis cezalarıyla sonuçlanan dava dosyasında da Özkan Mamati’nin kontrolündeki bazı müştekilerin organizasyon ve tehditleriyle ortaya atılmış birçok asılsız suçlama bulunmaktadır. Yani camiamız gerçekten silahlı suç örgütü olduğu için değil, asılsız ve her türlü somut ve maddi deliliden  yoksun suçlamaların Savcılık ve yerel mahkeme tarafından kabul edilmesi nedeniyle tutuklu durumdadır. Kanaatimizce davayı yakından takip eden genç bir muhabir Aydemir Kadıoğlu da bu gerçeğin en iyi farkında olan insanlardan biridir.

Aydemir Kadıoğlu

Bugüne kadar aklı başında hiçbir vatandaşımız camiamızı bir suç örgütü olarak görmemiştir. Hakkımızda verilen on binlerce yıllık hapis cezalarının esas sebebinin dünya çapında etkili olan ilmi ve kültürel faaliyetlerimiz ve bağnazlıktan uzak, samimi dindar ve modern yaşam biçimimizden belli çevrelerin duyduğu rahatsızlık olduğunun herkes farkındadır. 

Doğru ve tarafsız haberler toplumun akılcı, dürüst ve adaletli bir yapıya ulaşmasına katkı sağlarken, çeşitli sebeplerle yapılan taraflı ve gerçek dışı haberler toplumun olaylara ve kişilere karşı öfkeli, adaletsiz ve ön yargılı yaklaşmalarına yol açmaktadır. Camiamızı hiçbir somut delil olmadığı halde silahlı suç örgütü gibi göstermeye çalışan haberiniz sadece mensuplarımıza yönelik bir hukuksuzluk yaşanmasıyla sınırlı kalmamakta, toplum açısından da zarar verici sonuçlara yol açmaktadır.

Son yıllarda yaşanan büyük olayların da etkisiyle Türkiye’nin gergin bir süreçten geçtiği, toplumumuzun giderek kutuplaştığı, hukuksuzlukların her geçen gün arttığı herkes tarafından açıkça görülmektedir. Tarafsız ve doğru haberciliğin bu olumsuz gelişmelerin ortadan kalkmasına katkı sağlayacağı yadsınamaz bir gerçektir. Zira aksi türden haberlerde ısrar edilmesi neticesinde ülkemizde adaletsizlik, kutuplaşma, hoşgörüsüzlük ve sevgisizlik artmakta, bu da kimseye fayda sağlamamaktadır.

Halkımızın bir bölümü görüşleri ve yaşam biçimleri sebebiyle hukuksuzluğa uğrayanları gördükçe kendi fikirlerini açıklamaktan çekinmekte, kendi vatanında hakkı olan özgürlüğü bulamamakta, böylece içlerine kapandıkları mutsuz bir hayat sürmektedir.

Ülkemizdeki şartlar kötüleştikçe vatandaşlarımızdan imkanı olanlar yurt dışına göç etmekten başka çare bulamamaktadırlar. Gençler akın akın yurt dışında yaşamaya giderken, farklı düşüncelerin adeta yok sayıldığı, bu düşünceleri savunan kesimlere yapılan hukuksuzlukların desteklendiği haberleri yapan kuruluşlara karşı saygılarını da tamamen yitirmektedirler.

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları olarak bugüne kadar;

  • Hiçbir kesime karşı ön yargılı yaklaşmadık.
  • Her görüşten insanı sevgi ve saygıyla karşıladık.
  • Hiçbir fikre karşı ön yargı beslemedik.
  • Bugüne kadar camiamıza saldıran odaklar da dahil olmak üzere, ortada somut bir delil olmadan hiç kimse hakkında suçlamalarda bulunmadık.
  • Herhangi bir kişi ve kuruluş aleyhinde tarafımıza gelen haberlere, bunları araştırmadan ve doğrulamadan hiçbir zaman itibar etmedik.
  • Hucurat Suresi’nin 6. ayetinde geçen “Ey inananlar! Eğer bir fâsık/yalan haber taşıyan size bir haber getirirse, onun doğruluğunu araştırınız. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptıklarınıza pişman olursunuz.” hükmünün gereğini her zaman yerine getirdik.
  • İçinde bulunduğumuz süreçte sürekli olarak suçlandığımız ve kamuoyuna hedef gösterildiğimiz haberlerden sorumlu Hürriyet Gazetesi çalışanlarına karşı yaklaşımımız da hep böyle oldu.

Nitekim, Hürriyet Gazetesi’nin tüm çalışanlarını bizimle aynı topraklarda yaşayan, aynı Allah’a inanan, aynı dine mensup olan sevdiğimiz Müslüman kardeşlerimiz olarak görüyor, yapmak mecburiyetinde kaldıklarını düşündüğümüz birtakım gerçek dışı haberler nedeniyle de kendilerine bir öfke duymuyor, sadece ne kadar baskı altında olduklarını görüp şefkat duyuyoruz.

Hiçbir somut delil olmadan masum insanların suçlandığı haberler Hürriyet Gazetesi’ne hiç yakışmamaktadır. Bu tür haberlere son verilmesi tüm Türkiye’nin lehine olacaktır. Bizleri haksız yere silahlı suç örgütü olarak göstermeye çalıştığınız haberinizle ilgili detaylı cevaplarımız aşağıda yer almaktadır:

SUÇ DUYURUSUNA KONU EDİLEN DİJİTAL MATERYAL HUKUKİ HİÇBİR DEĞERİ OLMAYAN, ŞAİBELİ BİR ŞEKİLDE OLUŞTURULMUŞ DÜZMECE BİR NOTTUR

Adnan Oktar Davası dosyasında, müşteki ve etkin pişman sanıkların asılsız ifadeleri dışında hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Bu dev dosyada bir tane bile delil olmaması, yakın geçmişte birçok davada görüldüğü gibi, sahte deliller üretme çabasını ortaya çıkarmıştır. Bu sahte delillerden biri de hukuken hiçbir değeri olmayan bir takım dijital materyallerdir. 

Bu dijital materyallerin hukuki hiçbir değeri olmadığı Türkiye’nin önde gelen Adli Bilişim uzmanları tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporları ile de sabittir. Dosyaya bilirkişi raporları sunan Adli Bilişim uzmanları arasında; dünya genelinde 49 kişinin sahip olduğu, tüm Avrupa Birliği ülkelerince kabul edilen, Adli Bilişim ve Siber Güvenlik alanlarında en üst düzey sertifikalardan biri olan CCFP-EU (Certified Cyber Forensic Professional – European Union) ünvanlı Türkiye’deki ilk ve tek kişi olan Tuncay Beşikci de bulunmaktadır.

Dava dosyasında yer alan tüm dijital notlar düzmecedir. Sayın Yaşar Okuyan ile ilişkilendirilen not da operasyondan sonra üretilmiştir. Zaten Hürriyet Gazetesi’nin haberinde de görüldüğü gibi, Sayın Okuyan da camiamıza operasyon yapılacağıyla ilgili olarak kimseye hiçbir bilgi vermediğini beyan etmiştir. 

Dijital materyallerin hukuken geçersiz olması bir yana, bu sahte deliller içindeki çelişkiler, yalan olduğu rahatlıkla kanıtlanan düzmece bilgiler de Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza komplo kurulduğunu gözler önüne sermektedir.

Komployu ele veren en belirgin göstergelerden biri de, her nasılsa dava dosyasına, camiamıza atılan suçlamaların hepsiyle bağlantılı sahte bir dijital not konulmuş olmasıdır. Müşteki beyanlarını desteklemeye yönelik sahte somut deliller üretmek amacıyla bu beyanlarla uyumlu düzmece notlar üretildiği açıkça görülmektedir. 

Bu gerçeğe ek olarak vurgulamak gerekir ki, dosyada delil olarak kullanılan dijital materyallere el konma usulleri CMK 134. maddesine tamamıyla aykırı şekilde gerçekleşmiştir.

  • Operasyonlarda el konulan bilgisayarların, cep telefonlarının, hard disklerin ve flash belleklerin bulundukları yerde yedeklemesi yapılmamıştır.
  • Dijital materyaller delil torbalarına alınmamış, yani mühürlü torbalarda Emniyet’e götürülmemiş, kime ait oldukları yönünde hiçbir tespit yapılmamıştır.
  • Emniyet’te ise incelendikten sonra imajları alınan dijital materyaller vardır. Öyle ki bazı materyallerin incelemesine yıllar sonra başlanmasına rağmen, gözaltı sürecinde bunların Emniyet’te açıldıklarını gösteren sinyal verileri de girmiştir.
  • Halbuki kanuna göre imaj alma işleminin incelemeden önce yapılması gerekmektedir. Tüm bunlar dosyadaki dijital materyallerin delil olarak kabul edilemeyeceğine, bunlarda bulunduğu ileri sürülen dijital notların düzmece olduğuna işaret etmektedir.

ÖZKAN MAMATİ, BESLEDİĞİ HUSUMET NEDENİYLE CAMİAMIZLA İLİŞKİLİ HERKESİ HEDEF ALMAKTADIR

Özkan Mamati 3 yılı aşkın süredir sadece Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızı değil, camiamızla ilişkisi bulunan herkesi hedef almaktadır. Nitekim, birçok insan Özkan Mamati’nin baskı ve tehditleri sonucunda dosyada şikayetçi olarak hakkımızda asılsız suçlamalarda bulunmuştur. Bunun yanı sıra Özkan Mamati ailelerimizi, iş ortaklarımızı, etkinliklerimize katılan sanatçıları, siyasileri, bilim insanlarını ve kanaat önderlerini de tehditlerle ve hakaretlerle baskı altına almaya çalışmaktadır. Örneğin, söz konusu tehdit ve hakaretlerin en yoğun şekilde yer aldığı “KediLeaks” isimli twitter hesabının Özkan Mamati tarafından yönetildiği bizzat kendi ikrarının bulunduğu evrakların dava dosyasına girmesiyle ispatlanmıştır. 

Bugün Özkan Mamati yerel mahkemenin verdiği hukuka aykırı hapis cezalarından güç alarak saldırılarının kapsamını daha da genişletmiş, her dediğini koşulsuz yerine getiren Savcı Serdar Akan’dan ve bazı işbirlikçi Mali Şube memurlarından aldığı destekle camiamızla uzaktan yakından en küçük alakası bulunan herkesi sindirme operasyonu yürütmektedir. Sayın Yaşar Okuyan da bu kanunsuz sindirme operasyonu doğrultusunda mağdur edilmeye çalışılan son kişidir. 

CAMİAMIZA OPERASYON YAPILACAĞI BİLGİSİ SAYIN YAŞAR OKUYAN’DAN DEĞİL, BİZZAT DOSYANIN HUSUMETLİ MÜŞTEKİLERİNDEN GELMİŞTİR

Özkan Mamati yaptığı suç duyurusunda Sayın Yaşar Okuyan’ı, soruşturma ve polis operasyonu hakkında camiamıza bilgi ve belge vermekle suçlamıştır. Ancak 11 Temmuz 2018 tarihli polis operasyonundan önceki dönemde operasyonun yapılacağı bilgisini her yerde paylaşan asıl olarak Özkan Mamati ve diğer bazı husumetli müştekilerin bizzat kendileridir. Yani, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları operasyonun yapılacağını 11 Temmuz 2018 tarihinden önceki bu paylaşımlardan zaten beklemektedirler. 

11 Temmuz 2018 tarihinden önceki dönemde camiamıza yönelik bir operasyon yapılacağı hiç bilinmeyen bir durum değildi. Zaten aleyhimizdeki soruşturmanın devam ettiği ve bunun bir polis operasyonuna yol açacağı Özkan Mamati ve diğer birçok müşteki tarafından da açıkça dile getiriliyordu. Bu gerçeklere rağmen Özkan Mamati, söz konusu soruşturma ve operasyonun bilgisi sanki Sayın Yaşar Okuyan’dan alınmış gibi göstererek bir kez daha Türk adaletini yanıltmayı istemekte ve camiamıza zarar vermek için bir masum insanı daha haksız yere suçlamaktadır. 

HÜRRİYET GAZETESİ HER KİMLE İLGİLİ OLURSA OLSUN ADALETTEN YANA OLMALIDIR

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız uğradıkları bir komplo nedeniyle haksız yere tutuklanan, yıllardır cezaevinde tutulan ve aleyhlerinde hiçbir somut delil olmadığı halde on binlerce yıllık hapis cezaları alan insanlardır. Hürriyet Gazetesi ise polis operasyonundan bu yana sergilediği habercilik anlayışıyla yaşadığımız hukuksuzlukları ortaya koyacak şekilde değil de mağduriyetimizi daha da arttıracak şekilde hareket etmektedir. Ancak bu tavrı ne Hürriyet Gazetesi’ne ne de Türkiye’ye hiçbir fayda sağlamamaktadır. Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın tutuklu olması Türkiye’ye bir ferahlama da getirmemiştir. Tam aksine 2018 yılındaki polis operasyonundan sonra Türkiye’de birçok alanda sürekli olarak her gün daha kötüye doğru bir gidiş söz konusudur.

Adalet herkes için gereklidir ve adaletten hiçbir şart altında asla taviz verilmemelidir. İdeoloji, menfaat veya öfke gibi faktörler asla adaletin önüne geçmemelidir. Bugün Türkiye’de herkesin gözleri önünde camiamızın mensupları hukuksuzluğa uğrarken, yarın da başkalarının adalete ihtiyaçları olabilir. Türkiye’nin, insanların görüşleri ve yaşam biçimleri nedeniyle cezaevlerine kapatıldığı bir ülke olması ülkemizi her anlamda olumsuz etkilemektedir. 

Tüm bu gerçeklerin yanı sıra Hürriyet Gazetesi’ne yakışan adaletsizliği değil, koşullar ne olursa olsun hukuku savunmak, hiçbir hukuk dışı talimattan etkilenmeden yayın yapmaktır. Yaklaşık 3 yıldır devam eden, bununla birlikte hiçbir somut delile yer verilmeyen ve lehimizdeki delillerin kesinlikle kamuoyuyla paylaşılmadığı taraflı haberler yapmak ülkemize katkı değil zarar vermektedir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir haberciliğin kabul görmeyeceği gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, Hürriyet Gazetesi’nin de camiamıza komplo kuran odaklar tarafından baskı altında tutuluyor olması kuvvetle muhtemeldir.

Tüm bu nedenlerle Hürriyet Gazetesi’nden, husumetli müştekilerin yalanlarıyla hareket etmemelerini, dava dosyasını detaylı olarak incelemelerini, böylelikle husumetli insanların hiç bahsetmedikleri gerçekleri görmelerini ve konuyla ilgili olarak tarafsız bir habercilik yapmalarını bekliyoruz. Böyle yaptıkları takdirde, camiamızı haksız yere suç örgütü gibi göstermekten de vazgeçeceklerini düşünüyoruz.

Dürüst ve doğru habercilik anlayışının sadece camiamız için değil, Türkiye’nin içinde bulunduğu zorlu koşulların aşılması için de gerekli olduğundan hiçbir kuşkumuz bulunmamaktadır.

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.

ADNAN OKTAR DAVASI VE DAVA SÜRECİNDEKİ HUKUKSUZUKLAR HAKKINDA DETAYLI BİLGİ EDİNMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERİ ZİYARET EDEBİLİRSİNİZ:

https://adnanoktardavasindakihukuksuzluklar.blogspot.com

https://www.net-cevap.com