SAYIN DOĞU PERİNÇEK'E AÇIK MEKTUP


Sayın Perinçek;

Türkiye’de her kesimden insanın tanıdığı tecrübeli, sağ duyulu, güvenilir, dürüst, ülkemizin siyasi tarihinde iz bırakmış değerli bir şahsiyet olduğunuz hepimizin malumudur. Bugüne kadar, karşılaştığınız zorluklara, baskılara rağmen inandığınız ve savunduğunuz değerlerden hiç ödün vermemeniz size en muhalif kişilerin bile saygı duyduğu bir özelliğiniz olarak bilinmektedir.

Bizler de TBAV camiası olarak sizi milli menfaatlerimize titiz, vatansever değerli bir kişilik olarak tanıyor, içinde bulunduğumuz bu kritik dönemde ve zorlu coğrafyada devletimizin, milletimizin gücü ve bekası için mücadele verdiğinizi görüyor, bu mücadelenizi de tüm samimiyetimizle destekliyoruz.

Size bu mektubu yazmamızdaki amaç, geçmişte zatıalinizi olduğu gibi bugün de camiamızı baskı altına alan ve bazı odaklarca Türkiye’de hakim kılınmaya çalışılan, sizin de karşı ve rahatsız olduğunuza inandığımız sevgisiz, adaletsiz, acımasız, bağnaz, farklı fikirlere tahammülsüz karanlık bir zihniyetle ilgili görüşlerimizi paylaşmaktır.

Kamuoyunun yakından bildiği üzere, 11.07.2018 tarihinde yapılan bir polis operasyonuyla Sayın Adnan Oktar ve camiamızın birçok mensubu gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Arkadaşlarımız, gözaltı ve akabindeki tutukluluk ve cezaevi süreçlerinde yaşadıkları belki yüzlerce haksızlık, hukuksuzluk, maddi-manevi zulüm ve eziyetin yanı sıra, bir de bir kısım medya tarafından akla hayale gelmedik çirkin ve gerçek dışı iftira ve yalanlar eşliğinde, görülmemiş bir manevi linç ve insafsız bir karalama kampanyasına tabi tutulmuştur.

Ne yazık ki bu kara propaganda bugün de bir kısım medya tarafından aralıksız sürdürülmektedir. Söz konusu medya, adeta bu konuda özel görevlendirilmiş gibi bir görünüm altında, asılsız, mesnetsiz, gerçek dışı haberlerle, uydurma, hayali kurgu ve senaryolarla, akla hayale gelmedik çirkin itham ve iftiralarla yaklaşık 19 aydır Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızı kendince itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır.


Sayın Perinçek! Gerek hakkımızda oluşturulan iddianame ve dava dosyasında yer alan, hiçbir somut belge ve kanıta dayanmayan asılsız ve dayanaksız iddialar gerekse bunlar arasından sızdırılıp kat kat ve ölçüsüzce abartılarak medya tarafından servis edilen iftira içerikli uydurma haberler camiamızı hedef alan geniş çaplı bir kumpasın sonucudur!

Sözünü ettiğimiz bu kumpas şöyle gelişmiştir:

İlk olarak, kimliği belirsiz bir şahıs üzerinden düzmece bir e-mail ihbarıyla hakkımızda soruşturma açtırılmış, sonrasında ise camiamızdan geçmişte ayrılmış bazı kişiler, aşağıda daha detaylı anlatacağımız üzere, kumpasın gerçek sahibi İngiliz derin devletinin istihbaratçı ajanları tarafından devşirilip aleyhimizde yönlendirilerek husumetli müştekiler haline getirilmiştir. Bu suretle, söz konusu soruşturma dosyasının uydurma ve asılsız müşteki beyanlarıyla doldurularak, sözde hukuki bir görünüm almasına çalışılmıştır. Arkadaş çevremizle tanışıklığı olan bazı genç kızlar, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında sahte, düzmece suçlamalar ve karalama maksatlı iftiralarda bulunmaları için kumpasçı müştekiler tarafından tehditlerle korkutulmuş ve zorla şikayetçi yapılmıştır.

Bu şekilde suni olarak oluşturulmuş bir "dayatılmış itirafçı", "yalancı tanık", "(sözde) etkin pişman ve müşteki" ekibinin yalan beyanları, hayali senaryoları ve çirkin iftiraları vasıtasıyla dosya özellikle toplumun hassas olduğu FETÖ’ye yardım, cinsel istismar, vb. çok sayıda asılsız ve dayanaksız ithamlarla doldurulmuştur. Hiçbir hukuki değeri ve geçerliliği olmayan, her türlü maddi ve inandırıcı somut delilden yoksun olan bu iftiralarla asıl amaçlanan kamuoyunda tepki, öfke ve infial oluşturmak ve camiamızı halk nezdinde sözde itibarsızlaştırmaya çalışmaktır.

Buraya kadar çok kısa özet halinde anlattıklarımız, çok daha derin kolları olan geniş çaplı kumpasın yalnızca su yüzünde görünen, en son aşamasıdır. Ancak, bu görünen kısmı ülkemizdeki çeşitli uzantıları vasıtasıyla devreye sokan kumpasın gerçek sahibi ve planlayıcısı olan, her aşamasını kontrolü altında tutan, perde arkasında çok daha derin bir güç vardır: "İngiliz derin devleti".


Sayın Perinçek! Camiamıza düzenlenen kumpasın perde arkasındaki güç İngiliz derin devletidir! 

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın, Kur'an ayetleri ve bilimsel deliller ışığında, yıllardan beri İslam Birliği'ni savunmaları, anti-Darwinist ve anti-komünist ilmi ve fikri çalışmalarla ülkemizi bölüp parçalamayı hedefleyen FETÖ, PKK gibi şer güçlerin planlarını her seferinde bozmaları, Sayın Cumhurbaşkanımıza dünya çapında verdikleri destekleri, taassup ve bağnazlık karşıtı olmaları, Kuran'a dayalı modern İslam'ı benimsemeleri ve insanlara anlatmaları, bu sayede dinden uzak toplum kesimlerinin, modern ve çağdaş gençlerin de İslam'a ilgi ve yakınlık duymalarına vesile olmaları, dinsizlik, deizm, ahlaki dejenerasyon, yozlaşma gibi toplumumuzun manevi dokusunu kemiren zararlı unsurlara karşı çok etkili bir ilmi ve kültürel mücadele vermeleri, ülkemiz ve İslam alemi üzerinde 200 yıldan bu yana hain planlarını sürdüren ve artık nihai aşamaya geldiğini düşünen İngiliz derin devletinin hiç işine gelmemiştir.

Hepsinin ötesinde, Sayın Adnan Oktar'ın son birkaç senedir İngiliz derin devletinin Türkiye, Ortadoğu ve İslam alemi üzerindeki örtülü ve karanlık plan ve projelerini deşifre etmesi, bu konuda "Üst Akıl İngiliz Derin Devletinin İç Yüzü" adına 2 ciltlik dev eserini yayınlaması, ülkemizin bekası karşısındaki en büyük, ancak son döneme kadar kimsenin farkına varmadığı bu hayati tehlikeyi hemen her gün A9 TV'deki canlı yayınlarında en vurucu detaylarıyla, belgeleriyle anlatıp gündemde tutması bu karanlık ve küresel derin devlet açısından bardağı taşıran son damla olmuştur.

Bunun sonucunda, İngiliz derin devletinin yüzlerce yıllık alışılmış, hasımlarına karşı intikam ve ibretlik cezalandırma geleneği devreye girmiştir:

Bu amaçla, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza düzenlenen operasyondan kısa bir süre önce, İngiliz istihbaratının üst düzey yetkilileri ülkemize gelerek, camiamızdan ayrılmış husumetli bir grubun rehberliğindeçeşitli resmi kurumları dolaşmışlar, buralarda verdikleri bir takım mesajlar ve yanıltıcı bilgilerle fitne tohumları saçarak operasyonun zeminin hazırlamışlardır.


Sayın Perinçek! Ülkemiz için büyük, küçük tüm görünür tehditlerin perde arkasındaki esas, gerçek ve gizli en büyük tehlike "İngiliz Derin Devleti"dir. Tarih boyunca da her devirde öyle olmuştur!

Yaklaşık 2 yüzyıllık bir süredir İslam alemini önce hakimiyeti altına alarak ezmeyi ve sömürmeyi, sonra da köklü olarak yok etmeyi ya da kendi çarpık dünya görüşü doğrultusunda asimile ederek birçok dünya toplumu gibi kendine hizmetçi yapmayı planlayan İngiliz derin devletinin, bu planının merkezindeki hedef Türkiye'dir. Zira, İslam dünyasının doğal lideri konumundaki güçlü bir Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımız gibi güçlü ve itibarlı bir lider ve güçlü bir yönetim İngiliz derin devletinin önündeki en büyük engeldir. Türkiye'yi kendince yok edebildiği takdirde, İslam dünyasının geri kalanının da çok kolay çözülebileceğine inanmaktadır. Bu nedenle, ancak Türkiye'yi zayıflattığı, istikrarsızlığa sürüklediği, bölüp parçaladığı ve dağıttığı ölçüde söz konusu planını gerçekleştirebileceği düşüncesindedir.

İşte Sayın Adnan Oktar ve camiamız bu sinsi ve örtülü plan karşısında hiç beklenmedik bir engel olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, CAMİAMIZA KARŞI DÜZENLENEN KUMPAS ASLINDA, TÜRKİYE'Yİ GÜÇSÜZLEŞTİRMEK VE İSTİKRARSIZLAŞTIRMAK İÇİN SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZI YALNIZLAŞTIRIP VE HÜKÜMETİMİZİ ETKİSİZ HALE GETİRMEYE YÖNELİK ÇOK DAHA GENİŞ BİR KOMPLONUN ZORUNLU BİR PARÇASI OLARAK DEVREYE SOKULMUŞTUR. Bu suretle İngiliz derin devleti, hem kendini her aşamada deşifre eden hem de asıl hedefi olan Sayın Erdoğan ve Hükümetimize yıllardır en güçlü, kararlı, etkili ve akılcı desteği sunan Sayın Adnan Oktar ve camiamızı susturup etkisiz hale getirmeyi amaçlamıştır.

İngiliz derin devleti nihai hedefine ulaşmak amacıyla, kademeli eylem planını, SAYIN ADNAN OKTAR VE CAMİAMIZ >>> SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ VE HÜKÜMETİMİZ >>> TÜRKİYE >>> İSLAM ALEMİ şeklinde sıralamıştır. Sayın Adnan Oktar'ın cezaevine konularak susturulması ve Sayın Erdoğan ve hükümetimize yıllardan beri verdiği son derece etkili ve akılcı desteğin kesilmesi bu planın ilk aşamasıdır.


Sayın Perinçek! Tüm vatanseverlere, milliyetçilere olduğu gibi bizlere yönelik her türlü saldırıda ve komploda da tetikçi olarak FETÖ kullanılmıştır!

Camiamıza daha önce düzenlenen komplolarda olduğu gibi, bu sonuncuda da emniyet ve yargı birimleri içinde yuvalanmış bir kısım kripto FETÖ'cülerden faydalanılmıştır. Zira, bilindiği gibi, daha herkesin methiyeler düzdüğü bir dönemde FETÖ'yü en ağır biçimde eleştiren, CIA, MI6 gibi uluslararası istihbarat örgütlerinin kuklası olduğunu, onların elinde ülkemiz aleyhinde kullanılan bir maşa olduğunu defalarca anlatan tek kişi Sayın Adnan Oktar olmuştur. Bu suretle, Sayın Adnan Oktar ve camiamız FETÖ'nün adeta can düşmanlarından ve ana hedeflerinden biri haline gelmiştir. Bu tartışmasız gerçeğe karşın, bugün yargılandığımız dosyada "FETÖ'ye yardım" gibi, amiyane tabirle "kargaların bile güleceği" akla ziyan bir suçlamayla karşı karşıya olduğumuzu da özellikle vurgulamak isteriz. Sizin de çok iyi bildiğiniz üzere, son dönemde FETÖ'nün, hasımlarına FETÖCÜ iftirası atarak ceza aldırmaya çalışma taktiği çok gündemdedir. Samimi FETÖ karşıtlığıyla tanınan birçok gazeteci ve siyasimizin bu sahte suçlamayla karşı karşıya bırakılarak sinsi ve kalleş bir tuzağın mağduru edilmeleri bunun en açık göstergelerindendir.


Sayın Perinçek! Sahte, düzmece suçlamalar oluşturularak ve bir kısım medyanın da desteği alınarak geçmişte size ve birçok vatansevere saldırıldığı gibi bugün de bizlere saldırılmaktadır!

Camia mensuplarımızın yargılandığı dosyadaki iftiralar, düzmece suçlamalar burada sıralayamayacağımız kadar çoktur. Fikir vermesi açısından birkaç örnek vermek gerekirse, İstanbul’da bir genç kıza güya cinsel saldırıda bulunmakla suçlanan 2 arkadaşımızdan birinin, suçlamanın yapıldığı tarihte yurt dışında bulunduğu, diğerinin ise kanser tedavisi gördüğü delil ve belgeleriyle ortaya konulmuştur.

Bir başka iddiada ortaya atılan, Rus ve Türk Dışişleri bakanları arasında gerçekleştiği ileri sürülen gizli bir görüşmede konuşulanların ordaki bir tercüman aracılığıyla güya Sayın Adnan Oktar’a sızdırıldığı şeklindeki asılsız casusluk suçlaması da MİT ve Dışişleri Bakanlığı tarafından dosyaya gönderilen cevabi yazılarla yalanlanmıştır. Söz konusu yazılarda suçlamaya konu olan görüşmenin basına açık bir toplantıdan ibaret olduğu ve toplantıda devlet sırrı niteliğinde konuların geçmediği belirtilmiş, böylelikle söz konusu toplantıyla ilişkili bir casusluk suçu oluşmasının mümkün olmadığı ortaya çıkmıştır.

Yine, dosyadaki dijital materyallerde tespit edilen bir e-mail yazışması üzerinden FETÖ ile bağlantı suçlaması yapılmıştır. Ancak, söz konusu suçlamanın karşı tarafa ait bir e-mail adresinin soruşturma aşamasında 1 harfinin kağıt üzerinde değiştirilerek kasıtlı olarak FETÖ mensubu bir kişinin e-mailine çevrilmesi suretiyle yapılan sahte bir suçlama olduğu ispatlanmıştır. Bunlar ve dosyadaki benzeri sayısız iftira, bizlere yakın geçmişte size ve birçok vatansever aydınımıza yapılan kumpasları hatırlatmaktadır.


Sayın Perinçek! Geçmişte size yapılan saldırılar gibi bugün bize yapılan saldırılar da tamamen ideolojiktir. Suç işlediğimiz için değil fikir ve düşüncelerimiz nedeniyle cezaevlerinde tutulduk ve tutulmaktayız! 

Halkımızın çok büyük kısmı da bu gerçeğe şahittir. Örneğin bugün, FETÖ’nün sizin milliyetçi ve vatansever ideallerinizden rahatsız olması nedeniyle hiçbir suçunuz olmadığı halde komplo yoluyla sizi cezaevine soktuğu herkesin bildiği bir gerçektir. FETÖ’nün size karşı fikri mücadele vermek yerine, uzmanı olduğu şekilde, yani hile ve hukuksuzluk yoluyla sizi bertaraf etmek istediği ortaya çıkmıştır. Sadece FETÖ komplosuyla değil, geçmiş hayatınızda maruz kaldığınız buna benzer hukuksuzluklar nedeniyle de uzun yıllar hapiste kaldığınızı biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye’de fikirleri dolayısıyla hapse düşmenin ne demek olduğunu en iyi bilen insanlardan birisiniz. Sizin zamanınızda da bir yandan devletin tarafında olduğunu söyleyip diğer yandan insanlara baskı yaparak özgürlüklerini kısıtlamayı, onları en küçük fırsatta tutuklamayı ve cezaevine sokmayı alışkanlık edinmiş bir kesim vardı.

Bu nedenle, böyle baskıcı ve cezacı bir zihniyete olumsuz bakması, haksız tutuklamalara en çok karşı olması ve tavır alması beklenen kişilerden birisiniz. Nitekim, çağdaş ve bağımsız Türkiye’nin mücadelesini veren, hukukçu kimliğinizin de etkisiyle toplumda her kesime karşı adil ve tarafsız yaklaşılmasını ömrü boyunca savunmuş bir kişi olarak bu tür baskıcı anlayışlara karşı durduğunuzu tüm Türkiye gibi biz de biliyoruz. Bunun aksine bir davranışın ise bir siyasi partinin başındaki kişi olarak çok yanlış bir politik tutum olacağını belirtmemize gerek bile olmadığını düşünüyoruz.

Bu itibarla, insanları fikirleri ve yaşam biçimleri nedeniyle ezmeye çalışan tehlikeli anlayışın yanında asla durmayacağınızı, hangi görüşten olursa olsun inançları ve savundukları yüzünden sizin gibi komploya maruz kalmış kişilere destekçi olacağınızı düşünüyoruz.

Nitekim, Sayın Adnan Oktar da sizin tutuklanmanıza karşı çıkmış, bunu açıkça ve defalarca A9 TV ekranlarından dile getirmiştir.


Sayın Perinçek! Saygın, dürüst, adaletli ve tecrübeli bir hukukçu, siyasetçi ve düşünür olarak, camiamıza karşı kurulan komploya karşı sessiz kalmayarak en doğru ve vicdanlı davranış biçimini göstereceğinize tüm samimiyetimizle inanıyoruz!

Bu asil tavrın, uğruna yıllardır mücadele ettiğiniz demokrasi, özgürlük, insan hakları ve adaleti yüceltmeyi hedefleyen değerlere de en uygun olacağını düşünüyoruz.

AK Parti’nin iktidara gelmesinde camiamızın Türkiye çapındaki kültürel faaliyetlerinin çok önemli etkisi olduğu yönünde yıllar önce yapmış olduğunuz son derece isabetli tespit, bugün camiamızın maruz kaldığı haksızlık ve hukuksuzlukları ve bunların gerekçelerini de aynı isabetle teşhis edebileceğinizin açık bir göstergesidir.

Türkiye’deki mevcut olumsuzlukların nasıl giderilebileceği açıktır. Halkımızın büyük çoğunluğunun dünya görüşü, ne arzuladığı ve bunlar doğrultusunda kime neden destek verdiği de bellidir. Vakit, Türkiye’yi yok etmek isteyen, bu yüzden de geçmişte olduğu gibi bugün de farklı görüşteki kesimleri birbirine düşürerek zafere ulaşmak isteyen güçlere karşı birlik olma vaktidir. Dolayısıyla bu gerçekler görmezden gelindiği, adaletsizliklere ve hukuksuzluklara ideolojik gerekçelerle sessiz kalındığı sürece ülkemizin ayakta kalması mümkün gözükmemektedir.

Saygılarımızla bilginize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.