SAVUNMA HAKKIMIZ NASIL ENGELLENDİ?


Soruşturma Ve Dava Sürecinde Sayın Adnan Oktar Ve Arkadaşlarının Etkin Savunma Yapmalarını Engellemek İçin Başvurulan Hukuk Dışı Uygulamalar


Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları, yaklaşık 4 yıllık geçmişe sahip ve dava dosyasındaki iftiraların kaynağı olan büyük ve kapsamlı bir "kumpasa" karşı mücadele vermektedir. Özellikle basın ve emniyet içinde yer alan bazı odakların da destek vermesi ile çok sayıda hukuksuzluğun yaşandığı bu kumpasta sanıkları her yönden mağdur etmeye yönelik birçok yöntem izlenmektedir.

Bunlardan biri de, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının etkin savunma yapmalarının önüne geçecek çeşitli girişimlerdir. Bu girişimler maalesef birçok kez sonuç vermiş, husumetli müştekilerce ileri sürülen hayali iddiaların etkisi ve yönlendirmesiyle süreçte görev almış kurumlar tarafından çok sayıda hatalı ve hukuk dışı kararlar alınmış, böylelikle dosya kapsamında etkin savunma yapılabilmesi son derece güçleşmiştir.

Aşağıda, dava dosyası kapsamında Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının savunma haklarının kısıtlanmasına hatta bazı durumlarda tamamen ellerinden alınmasına yönelik uygulamalardan bir bölümüne yer verilmiştir:

  1. Husumetli müştekiler ve onları yönlendiren camiamız karşıtı odaklar dosyada etkin savunma yapılmasını engellemek için Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının uzun yıllardır vekilliğini üstlenen bazı avukatları da sözde "ÖRGÜT AVUKATI" GİBİ MESNETSİZ VE HİÇBİR KANITA DAYANMAYAN UYDURMA BİR GEREKÇEYLE şikayet etmişler, böylelikle tutuklanmalarına zemin hazırlamışlardır.
  2. Husumetli müştekiler, polis operasyonunun ardından SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ VEKİLLİĞİNİ ÜSTLENEN AVUKATLARI DA DOSYADAN ÇEKİLMEYE ZORLAMAK İÇİN sosyal medya hesaplarından birçok resmi makamı, devlet kurumlarını da etiketleyerek haklarında karalama içerikli iftiralara yer vermişler, itibarlarını sarsmaya yönelik gerçek dışı çirkin paylaşımlar yapmışlardır. Söz konusu avukatların sözde örgütle bağlantılı gibi görülerek dosyaya şüpheli olarak katılmaları için ciddi çaba harcamışlardır.
  3. ARKADAŞLARIMIZIN TÜM MAL VARLIKLARINA EL KONULARAK  dosyada sanık olarak adı geçen 200'den fazla arkadaşımızın savunmalarının zamanında ve eksiksiz hazırlanabilmesi için yeterli sayıda avukatla çalışılmasının önüne geçilmek istenmiştir.
  4. SAYIN ADNAN OKTAR'IN AVUKATLARIYLA OLAN GÖRÜŞMELERİNE AYLARCA KISITLAMA GETİRİLMİŞTİRBöylelikle Sayın Adnan Oktar'ın savunma çalışmalarına etkin şekilde katılması engellenmek istenmiştir.
  5. Kısıtlama kararı kapsamında Sayın Adnan Oktar'ın avukatlarıyla olan tüm görüşmeleri kayıt altına alınmış, böylelikle geliştirilen savunma stratejilerin gizliliği ortadan kalkmış, HUSUMETLİ MÜŞTEKİLERİN ZATEN İÇERİĞİ SÜREKLİ DIŞARI SIZDIRILAN DAVA DOSYASINDAN BUNLARI BİR ŞEKİLDE ELE GEÇİREREK KARŞI HAMLE YAPMALARININ ÖNÜ AÇILMIŞTIR.
  6. Kısıtlama kararı nedeniyle görüşmelerin kayıt altına alınmaya başlanması, bu görüşmelerde tanık ismi verme vb. önemli konuların konuşulmasını imkansız hale getirmiştir. Bu yüzden, bu tür çok önemli hususların konuşulması aylarca ertelenmiş, bu da savunmanın etkisini azaltmıştır.
  7. İddianameyle birlikte avukat görüşmeleriyle ilgili kısıtlılık kararı kalkmış, ancak tüm taleplere rağmen görüşmeler en havasız ve dar, mevsimine göre aşırı soğuk veya sıcak hale gelebilen kabinde yaptırılmaya devam edilmiştir. Görüşmeler sırasında kabin kapısının açılmasına bile izin verilmemiş, hatta sonrasında dahi kabin havalandırılmamıştır. Bu tür şartlara alışık olmayan avukatlardan fenalaşanlar olmuş, görüşmelerden beklenen verim çoğu kez alınamamıştır. BU KABİNLERE GENELLİKLE ÇOK KISA SÜRE DAYANILABİLMESİ NEDENİYLE GÖRÜŞMELERDE KONULAR DETAYLI ŞEKİLDE İNCELENİP KONUŞULAMAMIŞTIR. Görüşmeler haftalarca oksijensiz havanın hakim olduğu bu kabinlerde sürdürülmüştür.
  8. Sayın Adnan Oktar'ın tutuklu bazı arkadaşlarının savunma hakkı kapsamında kurumlara ve şahıslara göndermek istedikleri DİLEKÇELER VE MEKTUPLAR İLGİLİLERİNE BAZEN HİÇ GÖNDERİLMEMİŞ BAZEN İSE UZUN SÜRE (15 AY) BEKLETİLDİKTEN SONRA GÖNDERİLMİŞTİRBöylelikle Sayın Adnan Oktar'ın arkadaşları haklarında ileri sürülen yalanlar hakkında kamuoyunu bilgilendirmekten büyük ölçüde mahrum bırakılmışlardır.
  9. Dosya kapsamında yargılanan tutuklular beyanlarında, husumetli müştekilerin Fuat Selvi, Hüseyin Küçük ve Celal Ülgen gibi avukatlar aracılığıyla Sayın Adnan Oktar'ın tutuklu arkadaşlarını, "BÖYLE DAVALARDA HUKUKUN İŞLEMEDİĞİ", "MUTLAK CEZA ALIP UZUN YILLAR HAPİSTE KALACAKLARI", "DAVALARINDA TCK’NIN İŞLEMEYECEĞİ" gibi gerçek dışı söylemlerle korkutmaya çalıştıklarını beyan etmişlerdir. Aynı zamanda, sayılan avukatların kendilerine "tek kurtuluşun haklarındaki asılsız iddiaları kabul etmek olduğunu" belirterek onları etkin pişmanlığa zorladıklarını dile getirmişlerdir.
  10. Sayın Adnan Oktar'ın bazı arkadaşlarına CEZAEVİ PERSONELİ VE YÖNETİMİ TARAFINDAN DA ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNDEN YARARLANMALARI YÖNÜNDE BASKI YAPILMIŞTIR. Böylelikle savunmanın gücü zayıflatılmak istenmiştir.
  11. Soruşturma sürecinde, YÜRÜRLÜKTE OLAN GİZLİLİK KARARINA RAĞMEN DOSYADAN BASINA DÜZENLİ VE ANLAŞILAMAZ BİR BİÇİMDE BELGE SIZDIRILMIŞ, bu belgeler çarpıtılarak Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları aleyhinde yürütülen algı operasyonunda kullanılmıştır. Böylece, dosyayla ilgili sürece dahil olan kişiler Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının talep ve beyanlarına karşı duyarsızlaştırılmıştır. Bu durum da savunmanın, talepleri üzerinden sonuç elde etmesini güçleştirmiştir.
  12. Soruşturma sürecinde, ŞÜPHELİ TARAFIN TALEBİ ÜZERİNE VERİLMESİ ZORUNLU OLAN EVRAKLAR BİLE DOSYADAKİ GİZLİLİK KARARI GEREKÇE GÖSTERİLEREK VERİLMEMİŞTİR. Bu durum dosyada savunma yapmayı güçleştirmiştir.
  13. Soruşturma sürecinde dosyadaki gizlilik kararı gerekçe gösterilerek HANGİ SUÇ MADDELERİNDEN SORUŞTURULDUKLARI BİLE ŞÜPHELİLERDEN GİZLENMİŞTİR. Bu tavır kanuna aykırı olduğu gibi savunma yapmayı da güçleştirmiştir.
  14. Dava sürecinde, RESİM KOTASI GİBİ GARİP BİR GEREKÇE GÖSTERİLEREK DOSYAYLA İLGİLİ EVRAK VE RESİMLERİN DAHİ TUTUKLULARA ULAŞTIRILMASINDA GÜÇLÜKLER ÇIKARILMAYA BAŞLANMIŞTIR. Tutuklular duruşmadaki ifadelerinde kullanacakları bazı evraklara ulaşamadıklarından arzu ettikleri şekilde beyan verememişlerdir.
  15. Ortada hiçbir geçerli neden yokken Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının arasındaki mektuplaşmalar bazen tamamıyla engellenmiş, bazen ise MEKTUPLAR ÖZELLİKLE SEVGİ VE ÖZLEM İÇEREN İFADELERE SANSÜR UYGULANDIKTAN SONRA ilgililerine ulaştırılmıştır. Savunma tarafı bu yöntemle psikolojik olarak da zayıflatılmak istenmiştir.
  16. Sayın Adnan Oktar'ın bazı arkadaşları ortada hiçbir geçerli gerekçe olmamasına rağmen cezaevlerindeki sosyal haklarından da mahrum bırakılarak fiziksel ve psikolojik bakımdan yıpratılmaya çalışılmış, böylelikle de savunmanın motivasyonu ve gücü kırılmak istenmiştir.
  17. Soruşturma sürecinde, İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRÜ MUSTAFA ÇALIŞKAN VE DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ALİ ERBAŞ gibi kişiler Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları aleyhinde adil yargımayı etkilemeye yönelik, masumiyet karinesini ihlal ederek peşin hüküm veren mahiyette konuşmalar yapmışlardır. Söz konusu açıklamalar Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı önyargı oluşturması nedeniyle yapılan savunmanın etkisini azaltmıştır.
  18. Husumetli müştekiler ve medya tarafından yürütülen karalama kampanyaları ve algı operasyonları vasıtasıyla, haklarında hiçbir kesinleşmiş yargı kararı olmayan, tek bir suça karışmamış, sabıka kayıtları bulunmayan Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları lehinde en ufak bir konuşma ya da fiilde bulunmanın bile güya büyük bir suç unsuru olacağı şeklindeki yalan kamuoyuna benimsetilmeye çalışmıştır.


Tüm bu zor koşulllara ve yapılan hukuksuzluklara rağmen Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları, en doğal, legal ve insani hakları olan savunma haklarını kullanabilmek için ellerinden gelen çabayı sarf etmekte, bir kısım husumetli müştekilerin hukuksuz girişimlerine karşı kanun ve hukuk çerçevesinde en güzel mücadeleyi vermektedir.