SÖZDE İTİRAFÇI VE MÜŞTEKİ KARDEŞLERİMİZE ACİL KURTULUŞ REÇETESİ


Kumpasçıların Baskı, Tehdit, Korkutma Ve İşkence Yoluyla Sözde Müşteki Ve İtirafçı Olmaya Zorladığı Kardeşlerimize Önemli Bilgilendirme !!!

Hayatlarımızın en az 10, 20 hatta 30 yılını birlikte geçirmiş olduğumuz, çok sevgili, ahiret kardeşlerimiz, kadim dostlarımız zorla ve istemeden organize karanlık bir kumpas çetesinin çok büyük bir TUZAĞINA düşürülmüşlerdir. Onları bu tuzaktan kurtarmak ve kendilerini bekleyen büyük ve GİZLENMİŞ TEHLİKE hakkında uyarmak ve bilgilendirmek bizler için çok büyük bir vicdani vazifedir.

Bu kardeşlerimizin bir bölümü 11 Temmuz 2018 operasyonu öncesinde baskı, tehdit ve korkutma yoluyla sözde müşteki yapılmıştır. Bir bölümü de operasyon sonrasında bu psikolojik zorlamalara, dayanılması son derece güç fiziki gözaltı ve cezaevi işkencelerinin de eklenmesiyle sözde itirafçı ya da etkin pişman olmaya mecbur bırakılmıştır.

Bu psikolojik ve fiziki işkencelerin sonucunda can kardeşlerimiz, ne kendileri ne de diğer arkadaşları hiçbir suç işlememişken dosyadaki asılsız ve delilsiz suçlamaları maalesef kabul etmek ve üstlenmek zorunda bırakılmışlardır. Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında iftira atmaları şartıyla, kendilerinin bile aleyhinde kullanılacak ek ifadeler vererek, cezaevinden tahliye edilmişlerdir.

Bu arkadaşlarımız her ne kadar geçici bir süreliğine zorlu hapishane koşullarından kurtulmuşlarsa da onları bekleyen asıl büyük tehlike kendilerinden kasıtlı olarak gizlenmiştir. Zira, komplocular tehdit ve baskıların, işkence ve korkutmanın yanı sıra HİLEDEN de yararlanmışlardır:

SÖZDE İTİRAFÇI DEVŞİRME SÜRECİNDE KARDEŞLERİMİZE, ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNDEN FAYDALANDIKLARI TAKDİRDE DAVA SONUNDA CEZA ALMAYACAKLARI YALANINI SÖYLEMİŞLERDİR. OYSA, BU ÇOK BÜYÜK BİR ALDATMACADIR.

Hiç kimsenin kabul etmediği, gerçekte de hiç yaşanmamış hayali olayları arkadaşlarımıza bizzat kendi ifadeleriyle kabul ettirerek aslında en başta onları tuzağa düşürmüşlerdir.

Arkadaşlarımıza, kumpas çetesinin dayatması ile verdikleri bu ifadelerin aslında kendilerine vaat edildiği gibi bir sonucu olmayacağını, gerçekte bu sözde itirafları yaparak bir nevi kendi elleriyle kendilerini ateşe attıklarını, düştükleri bu durumdan nasıl kurtulabileceklerini kısaca anlatmak istiyoruz.


Dayatılmış İtirafçılık Müessesesi Bir Kurtuluş Değil Bir Aldatmacadır...

  1. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne kayıtlı 2019/313 Esas sayılı dosyada gerçek dışı ve mesnetsiz müşteki ve itirafçı beyanları dışında hiçbir somut delil yoktur. Dolayısıyla, bunun normal hukuki neticesi beraattir. Ancak, bu beyanları peşinen kabul etmiş ve üstlenmiş itirafçılar için durum aynı değildir.
  2. Şu an tutuksuz yargılanıyor olmanız beraat edeceksiniz anlamına gelmemektedir.
  3. Dava süresince tutuklu kalmamak için faydalandığınız etkin pişmanlık hükümleri sizlere de isnat edilen cinsel suçları kapsamamaktadır.
  4. Her cinsel saldırı suçu ayrı bir davadır ve her birinin cezası da en az 12 yıldır. Dava silahlı suç iddiası ile açıldığı için üstlenilen her bir suçun cezası da kanunen yarı yarıya artırılacaktır.
  5. Dava sonunda cezaya hükmedilmesi durumunda size de ceza verilecektir, çünkü hiçbir aslı ve dayanağı olmayan suçlamaları kendi itiraflarınızla kabul etmiş bulunuyorsunuz.
  6. Mahkeme aşamasında ve Yargıtay safhasında hiçbir hakim, İLGİLİ KANUNLARIN AÇIK MADDELERİNİ ÇİĞNEYEREK sözünü ettiğimiz durumdaki kişiler hakkında beraat kararı veremez.
  7. ÖZELLİKLE YARGITAY AŞAMASINDA, kumpasçıların yalan ve vaatlerinin, uydurma teminatlarının hiçbir geçerliliği yoktur.
  8. Alacağınız cezada indirime gidilmesi durumunda bile en az 8-10 yıl hapis yatma ihtimaliniz vardır.
  9. Arkadaşlarınız aleyhinde ne kadar çok suç isnat ederseniz o kadar fazla indirim alacağınız vaadi tümüyle gerçek dışıdır. Bu şekilde ancak kendi aleyhinize olan delilleri çoğaltmış ve cezaya dayanak oluşturmuş olursunuz.
  10. Dava süresi boyunca tutuksuz yargılanmanız daha fazla iftirayı kabullenip itiraf adı altında söylemeniz için yapılmış bir taktiktir.
  11. Olmayan suçları kabullenip üzerine almanız o suçu sizin açınızdan ortadan kaldırmayacak, kanunen verilmesi gereken ceza ne ise size de aynısı uygulanacaktır. Bunun herhangi bir istisnası olmayacaktır.
  12. Size, mevcut yargılama sonucunda “kesinlikle ceza almayacaksınız” gibi sahte bir vaatte bulunulmuş olabilir. Ancak verdiğiniz ifadeler başka bir mahkeme veya Yargıtay tarafından ceza gerektiren bir durum olarak değerlendirilip sonrasında cezaya hükmedilebilir. Bunun hiçbir garantisi yok.
  13. Dava sonunda ortada hiçbir somut delil bulunmadığı için diğer tüm yargılananların serbest kalması söz konusu iken sizlerin hiç yoktan oluşturduğunuz ve kabullendiğiniz hayali suçlardan dolayı ceza alma durumunuz söz konusu olacaktır.
  14. Hem kendi üstlendiğiniz suçlar hem de zorla imzalamaya mecbur bırakıldığınız sözde itirafçı beyanlarındaki hiçbir somut, maddi delile dayanmayan, onlarca kişiye atılmış yüzlerce mesnetsiz iftira suçu yüzünden aleyhinizde YÜZLERCE SORUŞTURMA VE KAMU DAVASI açılacaktır. Bizler her ne kadar hakkımızı helal edip hiçbir zaman hiçbir şekilde sizlerden şikayetçi olmayacağımıza teminat versek bile bu suçların hiçbiri şikayete tabi suçlar değildir. Kamu hukukuna tabidir.

Tuzaktan Kurtulmanın Tek Yolu CMK 148. Madde...

  1. CMK 148. Maddeden faydalanarak itirafçılık beyanlarınızdan feragat ettiğinizi mahkemeye bildirmeniz, üzerinizdeki tüm suçlamalardan sizi kurtaracaktır. Aksi takdirde, hiç işlenmemiş suçlara delil olarak sadece sizlerin kendi ifadeleriniz gösterilmektedir.
  2. İfadelerinizi geri çekmenizde hukuki olarak hiçbir engel yoktur. Zira bu ifadeleri vermeniz için size kanuna, yani CMK 148. maddenin 2. fırkasına aykırı bir şekilde bir takım vaatlerde bulunulmuştur.
  3. Söz konusu itirafları kendi rızanızla verdiğiniz gibi bir görünüm olsa dahi bu durumun CMK 148. maddeye göre bir bağlayıcılığı yoktur. Çünkü, kanunlara aykırı vaatlerle, tehditlerle veya aldatıcı yöntemlerle alınan ifadeler, ortada rıza olsa dahi delil olarak değerlendirilememektedir. İfadenizi bu koşullar altında verdiğinizi beyan etmeniz, feragat etmeniz için yeterlidir.
  4. Hapishanenin zorlu koşulları, uzun yıllar hapis yatma tehdidi, yanlış kanuni bilgilendirme, serbest kalmak için iftira atmanın dışında başka bir seçeneğin sunulmaması gibi sebeplerle vermek zorunda kaldığınız ifadeler, bu kanun maddesinden (CMK 148) faydalanarak feragat ettiğiniz takdirde GEÇERSİZ OLACAKTIR.
  5. Bunun için tek yapmanız gereken bu ifadeyi ne tür bir baskı, tehdit ve eziyet altında vermeye zorlandığınızı söyleyerek ifadenizi geri çekmektir.
  6. İfadenizi CMK 148. Maddesinden yararlanarak geri çekmeniz durumunda bundan dolayı aleyhinizde herhangi bir kanuni işlem yapılmayacaktır. Bu kanun maddesinin amacı sizinle aynı durumda olan kişilere çıkış yolu göstermektir, kanundan faydalananları zorda bırakacak bir sonucu yoktur.


Sonuç olarak;

Buraya kadar saydığımız maddeler, kumpasçı çete tarafından kandırılmış olan arkadaşlarımızın öncelikle kendilerini, sonrasında ise yıllarca birlikte yaşadıkları arkadaşlarını haksız yere ceza almaktan kurtaracak çok önemli bilgiler ve çözüm yollarıdır.

Kendilerine yaptığımız bu hatırlatma, hem vefa, sadakat, kardeşlik ve dostluğumuzun hem de vicdani sorumluluğumuzun bir gereğidir. Onların payına düşen ise bu hatırlatmamızı dikkate alarak yaklaşan tehlikeden en hızlı ve kesin bir biçimde kendilerini kurtarmalarıdır.

SÖZDE MÜŞTEKİ VE İTİRAFÇI KARDEŞLERİMİZİN KUMPASÇILAR TARAFINDAN BAŞTAKİ DOSYANIN GİZLİLİĞİ DÖNEMİNDE ALDATILDIKLARI VE KORKUTULDUKLARININ AKSİNE, GİZLİLİK KALKINCA DAVA DOSYASININ TÜMÜYLE BOŞ OLDUĞU, YALNIZCA KARALAMA AMAÇLI HAYALİ, TELEVOLE MALZEMELERİYLE DOLDURULMUŞ OLDUĞU, ORTADA HİÇBİR SUÇ UNSURU YA DA SOMUT VE MADDİ BİR SUÇ DELİLİ OLMADIĞI TÜM AÇIKLIĞIYLA ORTAYA ÇIKMIŞTIR. GERİYE KARDEŞLERİMİZİN BİZZAT KENDİ KENDİLERİNİ ZOR DURUMA SOKAN GERÇEK DIŞI BEYANLARINDAN BAŞKA BİR ŞEY KALMAMAKTADIR. DOLAYISIYLA, KARDEŞLERİMİZ KENDİLERİNE ZORLA DAYATILMIŞ BU BEYANLARDAN DA FERAGAT ETTİKLERİ TAKDİRDE, ORTADA NE TUTUKLULUK NE CEZA NE DE BAŞKA BİR YAPTIRIM VEYA KISITLAMA İÇİN HİÇBİR GEREKÇE KALMAYACAĞI AÇIKTIR. HEPSİNDEN ÖTESİ, HAYAT BOYU ÜZERLERİNDE LEKE KALMASI İÇİN KUMPASÇILARIN ZORUYLA KENDİ ALEYHLERİNDE DE ATMAYA MECBUR BIRAKILDIKLARI ÇİRKİN İFTİRALARDAN TAMAMEN AKLANMIŞ OLACAKLARDIR.