MEHDİYETİ ANLATMANIN DEVLETİN BEKASINA YÖNELİK HİÇBİR TEHDİT OLUŞTURMADIĞINA DAİR SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA AÇIK MEKTUP


Muhterem Cumhurbaşkanımız, 

Camiamıza düzenlenen operasyonun ardında, Sayın Adnan Oktar’ın ve bizlerin Mehdiyet konusuyla ilgili ilmi ve kültürel çalışmalarımız, araştırmalarımız olduğuna dair tarafımıza çeşitli duyumlar ulaşmaktadır. 

Emekli olmuş, görgüsü, bilgisi, muhakemesi zayıf bazı kişilerin, yok yere gürültü çıkararak, emniyet güçlerimizi ve yargı birimlerini gereksiz yere telaşlandırarak, Mehdiyet konusundaki araştırma ve çalışmalarımızı güya Devletimiz, milletimiz için büyük bir tehlikeymiş gibi göstermeye çalıştıkları anlaşılmaktadır.

Gerçekte ise, Peygamber Efendimiz (sav) tarafından 1400 yıl önce haber verilmiş, tüm Müslümanların yüzyıllardır heyecanla beklediği Mehdiyet gibi kutlu ve güzel bir müjdeyi gündeme getirmenin, anlatmanın, insanların şevklenmesine, ümitvar olamasına vesile olmanın Devletimizin bekasına yönelik bir tehdit oluşturduğu iddiasının son derece yersiz, mesnetsiz ve mantıksız olduğu ortadadır.

Her şeyden önce belirtmemiz gerekir ki ne Sayın Adnan Oktar’ın hayatında haşa Mehdilik gibi bir iddiası olmuştur ne de camiamızda böyle bir iddiada bulunan kimse vardır. Ayrıca, Mehdiyet, Devletimizin bekası için bir tehdit değildir, aksine yüzyıllardır din alimleri tarafından savunulmuş, anlatılmış, Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği bir ahir zaman müjdesidir, Müslümanları birleştirici, bütünleştirici, manen güçlendirici güzel bir vesiledir. 

Hadis-i Şerif'te şöyle buyurulmaktadır:

"Eğer (dünyanın sonuna) bir gün kalsa bile zulümle dolan dünyayı adaletle doldurması için benim EHL-İ BEYT’İMDEN OLAN BİRİSİ (MEHDİ) mutlaka gönderilecektir." (Sahih-i Ebu Davud, Kitab-ul Mehdi, c.2, s.207; El-Beyan, s.59; Nur-ul Ebsar, Şeblenci, s.156) 


Sayın Adnan Oktar Hiçbir Zaman Mehdilik İddiasında Bulunmamıştır, Bulunmayacağına Dair De Yemin Etmiştir 

Sayın Adnan Oktar, diğer tüm Müslümanlar gibi Hz. Mehdi (as)'ın gelmesini ve İslam alemini içinde bulunduğu karanlıklardan ve felaketlerden kurtarmasını büyük bir coşkuyla bekleyen dindar bir Müslümandır; hiçbir zaman ve hiçbir yerde kendisinin Mehdi olduğunu ne iddia ne de ima etmemiştir. Tam aksine, KENDİSİNİN MEHDİ OLMADIĞINI, HAYATI BOYUNCA DA ASLA MEHDİLİK İDDİASINDA BULUNMAYACAĞINA DAİR DEFALARCA YEMİN ETMİŞTİR. 

Bu konuyla ilgili de TV programlarında, basında ve sosyal medyada sayısız açıklamaları yer almıştır. Örneğin:

– "BEN MEHDİ DEĞİLİM!" (https://www.haber3.com/magazin/adnan-oktar-ben-mehdi-degilim-haberi-458299)

– "MEHDİLİK İDDİAM YOK !" (https://www.dailymotion.com/video/x1y1742) 

– "BENİM MEHDİLİK İDDİAM YOK. HİÇBİR ZAMAN DA OLMAZ. DEFALARCA DA YEMİN ETTİM, YAŞAMIM BOYUNCA ASLA BÖYLE BİR İDDİADA BULUNMAYACAĞIM DİYE." (https://www.timeturk.com/tr/2013/03/09/adnan-oktar-dan-mehdilik-aciklamasi-mehdilik-alametleri-bana-uyuyor.html)

Bu açıklamalara rağmen, Sayın Adnan Oktar’ın Mehdiyet iddiasında bulunduğunu söylemek samimi değildir, art niyetli bir iddiadır.


Mehdiyet Tehlikeli Bir İnanış Değildir, Devletin Bekası İçin Kesinlikle Bir Tehdit Değildir

Peygamber Efendimiz (sav)'in pek çok hadisinde Hz. Mehdi (as) ile ilgili haber verdiği en önemli bilgilerden biri, Hz. Mehdi (as)'ın hayatının hiçbir döneminde kan akıtmayacak olmasıdır. Nitekim, Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi (as)'ın manevi önderliğindeki devir için "Uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtılmaz." (El-kavlu'l Muhtasar fi alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 29) diye bildirmektedir.

Hadislerde açıkça görülen, Hz. Mehdi (as)’ın sevgi, şefkat insanı olması, dünyada da manevi gelişime, sevgi, barış ve huzur ortamının hakim olmasına vesile olacak olmasıdır.Hadis-i şeriflerde bu konu şöyle haber verilmektedir: 

“İmam-ı zaman (Hz. Mehdi)'ın bereketiyle insanların kalpleri karşılıklı sevgi ve birlikle dolacaktır.(Bihar-ul Envar, cilt 53, sayfa 187; Mikyaal al-makaarem, cilt 1, sayfa 52) 

“(Hz. Mehdi zamanında) sevgi ve şefkat dünyanın köşe bucak her yerine hakim olacaktır.(İkbal'ul-a'mal sayfa 507; Bihar-ul Envar, cilt 21, sayfa 312)

Hz. Mehdi bölücü, yıkıcı değil, bilakis birleştirici, yapıcıdır. Maneviyatı güçlendirerek, devletine, milletine bağlı, vatanperver, halim, barışçıl ve güçlü bir nesil oluşması için vesile olacaktır. 

Mehdiyet inancında oldukça önemli bir yer teşkil eden İslam Birliği ideali de devletin faydasına bir ülküdür. Bu ideal devlet yapılanması olmadan hayata geçemeyeceği gibi devletin hem çok güçlü hem de diğer devletlerle barış içinde olması gerektiği görüşüne dayanır. İslam Birliği’nde yer alacak her devletin kendi üniter yapısını koruyarak üstün bir medeniyet seviyesine ulaştırılması ideali de Mehdiyet inancının devlet kurumuna verdiği değeri ve saygıyı gösterir.

Camiamız, 40 yıllık geçmişiyle değerlendirildiğinde devletin ve milletin aleyhinde bir fikir ileri sürmesi veya faaliyette bulunmasının hiçbir zaman mümkün olmayacağı kolaylıkla görülecektir. Uzun yıllardır dünya çapında sürdürdüğümüz ve her daim devletimizi, milletimizi, hükümetimizi, Sayın Cumhurbaşkanımızı savunduğumuz, koruduğumuz, kolladığımız ilmi ve kültürel faaliyetler bu gerçeğin en açık delillerindendir.

ŞU DA ÇOK ÖNEMLİ VE AÇIK BİR GERÇEKTİR Kİ; 200-300 KİŞİ ve 70 TABANCA İLE, DÜNYANIN EN BÜYÜK ORDULARINDAN BİRİNE SAHİP, GÜÇLÜ BİR DEVLET YAPILANMASI OLAN DEVLETİMİZİ YIKMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR. BUNUNLA BİRLİKTE CAMİAMIZDA DEVLET KURUMLARINDA ÇALIŞAN SADECE BİR VEYA İKİ KİŞİ BULUNMAKTADIR. CAMİAMIZIN, ALLAH KORUSUN, DEVLETİMİZİN BÜTÜNLÜĞÜNE, GÜVENLİĞİNE, BİRLİĞİNE YÖNELİK HERHANGİ OLUMSUZ BİR NİYETİ OLMADIĞI GİBİ, İMKANI DA OLMADIĞI AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEDİR.

Bilakis, bizler bugüne kadar daima Devletimizin yanında olduk. 

Mehdiyeti savunanların, Allah korusun, devleti yıkarak başa geçme emelleri olduğunu iddia etmek, akla, mantığa, vicdana uygun olmadığı gibi, hadislerde bildirilen Mehdiyet ruhuyla da kesinlikle bağdaşmamaktadır. 

Bu tür söylentiler, Mehdiyet inancını durdurmak isteyenlerin uydurdukları hezeyanlardır.

Ayrıca, Türkiye, Osmanlı’dan gelen güçlü geçmişi ve zeminiyle çok büyük, güçlü bir devlet yapısına sahiptir; herhangi bir ideoloji, inanç veya akımla yıkılabilecek bir devlet değildir. Osmanlı son dönemlerinde, tüm dünya dört bir yandan saldırdığı ve içeriden de türlü tahribatlar yapıldığı halde yıkılmamış, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak varlığını devam ettirmiştir, kıyamete kadar da varlığını devam ettirecektir, inşaAllah.


FETÖ’nün, Mehdiyet İnancından Dolayı Tehdit Oluşturduğu Ve Darbe Girişiminde Bulunduğu İddiası Kesinlikle Doğru Değildir

Bazı kesimler, FETÖ’nün Mehdiyet iddiasında olduğu için devleti yıkmaya kalkıştığını iddia etmektedir. Bu iddia, açık bir hezeyan, bilgisizlikten kaynaklanan veya Mehdiyeti kendilerince karalamak için uydurulan bir yalandır. 

FETÖ’NÜN MEHDİYET İNANCI YOKTUR; hatta özellikle son yıllarda FETÖ’ye ait yayınlarda, medyada sıklıkla MEHDİYETİN ŞAHSI MANEVİ OLDUĞUNU, BİR KİŞİ OLAMAYACAĞINI, MEHDİYET DİYE BİR KONU OLMADIĞINI, İTTİHAD-I İSLAM GİBİ BİR HEDEFLERİNİN OLMADIĞINI beyan etmekteydiler. 

Sayın Adnan Oktar, FETÖ’yü ve FETÖ yayınlarını bu yönden de defalarca eleştirmiştir. Bunlardan bazı örnekleri aşağıda bilgilerinize sunmaktayız:

– ADNAN OKTAR: Fethullah Gülen’i tek eleştiren benim Türkiye’de. 2011’lerde, 2012’lerde, 2013’lerde en şiddetli ve en güçlü yüzlerce kez eleştiren benim. Yine en feci şartlarda olan, en korkunç şartlarda olan bu durumu açıklayan, anlatan efendim yapılan zulmü telin etmediği için onu da yine şiddetle eleştiren yine benim. Benim eleştirdiğim noktalar bir tane, iki tane, üç tane değil. BEN MEHDİYETE KARŞI ÇIKTIĞI İÇİN ELEŞTİRİYORUM, İSA MESİH (AS)‘İN GELİŞİNİ KABUL ETMEDİĞİ İÇİN ELEŞTİRİYORUM. Kuran’ın yeterliliğini kabul etmediği için eleştiriyorum. İslam’ın hakimiyetini, dünya hakimiyetini kabul etmediği için eleştiriyorum...(https://youtu.be/ZZTkxFr42A)

Sayın Adnan Oktar, aynı konuda 2011'deki bir açıklamasında da şöyle demektedir:

– ADNAN OKTAR: "Mehdiyeti bırakıyor, İttihad-ı İslam'ı bırakıyor. Diyor ki mesela: "İttihad-ı İslam asrımızda bir hedef değildir" diyor. "Müslümanların böyle bir hedefi yoktur" diyor. Yani "İttihad-ı İslam diye bir hedefi yoktur" diyor. Bunu deyince CIA ne yapar? Bir rahat nefes aldırır, yani bir parça, yakasını bir parça bırakmış oluyor. "Mehdi gelip geçmiştir" diyor yahut "Şahs-ı manevidir veyahut hiç yoktur" diyor. Oradan da bir yakasını bırakıyorlar. Yani rahat hareket edebilmek için yapıyor ya. Ama tazyik arttıkça, onlar da elindekini bırakmaya başladılar. Bırakıyor, bırakıyor, bırakıyor. Ama bırakma bir dereceye kadar olur. Artık bir derecede, Allah esirgesin, öyle tehlikeli bir dereceye gelir ki, namazı da bıraktırırlar adama." (https://youtu.be/3wL30AaUheA)

Dolayısıyla, "FETÖ Mehdiyet inancı nedeniyle darbe yapmaya, devleti ele geçirmeye kalkıştı, siz de aynısını yapacaksınız" diyenler en başta Mehdiyete karşı çok büyük bir iftira atmakta, mesnetsiz, art niyetli bir yalan uydurmaktadır. 


Mehdiyet, Peygamber Efendimiz (sav) Tarafından Müjdelenmiş, Yüzyıllardır Birçok İslam Alimi Tarafından Savunulmuş Ve Anlatılmıştır

Kıymetli Cumhurbaşkanımız;

Zatıaliniz de İslami ilimlere son derece vakıf alim bir zat olarak çok iyi bilir ve takdir edersiniz ki Mehdiyet konusu sadece Sayın Adnan Oktar tarafından gündeme getirilen ve anlatılan bir konu değildir. En başta Peygamber Efendimiz (sav) tarafından müjdelenmiştir, Sahabelerin en çok konuştukları, beklentisi içinde oldukları konulardan biri olmuştur, asırlar boyunca da birçok İslam alimi Mehdiyeti savunmuş, anlatmıştır. Hatta, Müslümanlar hep kendi dönemlerinde Hz. Mehdi’yi aramışlar, bazı kişilere hüsn-ü zanda bulunarak Hz. Mehdi olmasını ummuşlardır. Ancak, hiçbir zaman Mehdiyet inancı nedeniyle, devletlerin yıkıldığı, huzursuzlukların çıktığı, ayaklanmaların olduğu, darbelerin yapıldığı, görülmemiştir. 

Günümüzde bazı kişilerin, işgüzarlık yaparak, büyük ihtimalle de Mehdiyetin anlatılmasını engellemek ve Peygamber Efendimiz’in (sav) haber verdiği alametlerin mucize olarak tezahürünün etkisini kırmak için, Mehdiyeti tehlike gibi göstermeleri, devletin imkanlarını kullanarak Müslümanlara saldırmaları büyük zulümdür.

İmam Rabbani, Bediüzzaman Hazretleri, Süleyman Hilmi Tunahan Efendi ve onlar gibi daha yüzlerce İslam alimi ısrarla, büyük önem vererek ve tüm detaylarıyla Mehdiyeti anlatmışlar, ancak hiçbir zaman devletin bekasına yönelik bir tehdit oluşturmamışlardır. Bediüzzaman Hazretleri’nin şu sözleri insanlarda her devirde bir Mehdiyet beklentisi ve özlemi olduğunu özetlemektedir:

"Hem şu sırdandır ki, Mehdî, Süfyan gibi âhir zamanda gelecek eşhasları, çok zaman evvel, hattâ Tâbiîn zamanında onları beklemişler, yetişmek emelinde bulunmuşlar. Hattâ bazı ehl-i velâyet 'Onlar geçmiş.' demişler. "İşte bu da kıyamet gibi, hikmet-i İlâhiye iktiza eder ki, vakitleri taayyün etmesin. Çünkü her zaman, her asır, kuvve-i mâneviyenin takviyesine medar olacak ve yeisten kurtaracak Mehdî mânâsına muhtaçtır." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal)


Mehdiyet, İslam’ın Dört Mezhebinde Birden Hak Olup Hem Diyanetin Yayınlarında Yer Almakta, Hem De İlahiyat Fakültelerinde Okutulmaktadır

MEHDİYET, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN BASTIRDIĞI KİTAPLARDA ANLATILAN, Diyanet'in en büyük kurumu ve en büyük kütüphanelerinden birisi olan İslam Araştırmaları Merkezi'nde yer alan el yazması eserler dahil olmak üzere tüm tarihi kaynaklarda anlatılmakta olan, YANİ DEVLET ELİYLE HALKA ÖĞRETİLEN BİR KONUDUR. ZATIALİNİZİN DE TEŞVİKLERİYLE, DEVLETİMİZ TARAFINDAN BASILIP DAĞITILAN RİSALE-İ NURLARIN OLDUKÇA GENİŞ BİR BÖLÜMÜNDE DE MEHDİYET ANLATILMAKTADIR. Dolayısıyla, devletin kitaplarında dahi olan bir konunun Adnan Bey tarafından da anlatılmasından daha doğal bir şey bulunmamaktadır. 


Mehdiyet, İslam Tarihi Boyunca Müslümanların Her Zaman Gündeminde Olmuş, Tüm Büyük Alimler Tarafından Anlatılmış, Tüm Muteber Eserlerde Açıklanmıştır

Bu alimlerden bazıları şöyledir:

İMAM-I A’ZAM EBU HANİFE, İMAM-I MALİK, İMAM-I ŞAFİİ, İMAM-I AHMED BİN HANBEL, İMAM-I RABBANİ, ABDÜLKADİR GEYLANİ, MUHYİDDİN İBNİ ARABİ, MUHAMMED B. RESUL EL HÜSEYNİ EL BERZENCİ, CELALEDDİN SUYUTİ, İBN-İ KESİR, İMAM ŞARANİ, İBN HACER EL MEKKİ, ALİ BİN HÜSAMEDDİN EL MUTTAKİ, AZİZ MAHMUT HÜDAİ, BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ, SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN, SEYİT ABDÜLHALİM ARVASİ, MEHMET ZAİD KOTKU, MAHMUD ESAD COŞAN, SEYYİD MUHAMMED RAŞİT EROL, ŞEYH NAZIM KIBRISİ, MAHMUT USTAOSMANOĞLU, OSMAN NURİ TOPBAŞ, HÜSEYİN HİLMİ IŞIK...


Çok Muhterem Cumhurbaşkanımız;

Mehdiyeti anlattığımız için, "devletin bekasına tehdit" bahanesini kullanarak, Sayın Adnan Oktar ve camiamızı bir tehlike olarak göstermek büyük bir oyun, aldatmaca ve hezeyandır. Ne yazık ki Devletimizin ilgili kurumları da bu hezeyana alet edilmektedir, Emniyet güçleri ve Yargı organları yanıltılmakta, vakti ve emeği boşa harcanmaktadır. 

Sayın Adnan Oktar’ın ve camiamızın Mehdiyet konusunu gündemde tutmasının, maneviyatın güçlendirilmesi, imani coşkunun artması, milletimizin, Müslümanların daha çok şevklenmesi, güçlenmesi dışında bir amacı yoktur. Milletimizin maneviyatı ve birliktelik duygusu güçlü olduğunda şüphesiz ki Devletimiz de çok daha güçlü olacaktır. Müslüman Türkiye'de, Mehdiyet konusunun anlatılması Devletimizin bütünlüğüne ve ilelebet devamlılığına büyük katkı da sağlamaktadır.

Birkaç akıldanenin yanlış yönlendirmeleriyle mazlum, masum, tertemiz Müslümanların, yıllardır ibadetlerini yerine getirerek Devletin birliği ve bütünlüğü, milli ve manevi değerlerimizin güçlendirilmesi için çalışan gayretli genç erkek ve hanımların, 3 yıldır cezaevlerinin ağır koşullarında tutulması, türlü iftiralara maruz bırakılması vicdanları yaralamaktadır.

Mehdiyet konusu üzerinden camiamıza komplo kurulduğu duyumları üzerine bu gereksiz şayiaların son bulması için Zatıalinizi bilgilendirme gereği doğmuştur. 

En derin saygı ve hürmetlerimizle.

TEKNİK ve BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI