İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN ÜLKEMİZDEKİ ALÇAK, HAİN VE AŞAĞILIK KRİPTO YANCILARI


İngiliz Derin Devletinin Ülkemizdeki Alçak, Hain ve Aşağılık Kripto Yancılarının Devletimiz, Milletimiz ve Hükümetimiz Üzerindeki Kirli Emellerine Dikkat !!!


Tarih Boyunca Süregelmiş Derin Dünya Devleti'nin Son Temsilcisi: "İngiliz Derin Devleti"

Tarih boyunca, yeryüzündeki her türlü kötülüğün, zulmün ve fitnenin düzenleyicisi, savaşların, katliamların, felaketlerin, yoksulluk ve acıların kaynağı hep "derin dünya devleti" olmuştur. Bu karanlık ve şeytani yapılanma en eski antik çağlardan bu yana varlığını sürdürmektedir.

Derin dünya devleti geçmişte Nemrut, Mısır Firavunları, Babilliler, Romalılar, vb. gibi haşa Allah düşmanı, dinsiz kişi ve kavimlerin liderliğinde her devirde kirli faaliyetlerini sürdürmüştür. Tarihin her döneminde Peygamberlerle, elçilerle, salih müminlerle ve onların liderleriyle mücadele eden, onları yalanlayan, onlara iftiralar atan, tuzaklar kuran, oyunlar oynayan, onları zindanlara atan, işkenceler yapan, şehit etmeye çalışan ve kimi zaman da şehit eden, işte her devirde şeytanın başını çektiği bu "derin dünya devleti"dir.

Halk arasında "iyilikle kötülüğün savaşı" olarak yaygın kullanılan kavram da bu şeytani organizasyon ile müminlerin önde gelenleri arasındaki en eski zamanlardan bugüne dek süre gelen mücadeledir.

Yaklaşık 300 yıldan bu yana ise derin dünya devletini, "İNGİLİZ DERİN DEVLETİ" temsil etmektedir. 

İngiliz derin devleti, dünyanın son döneminde deccaliyetin dünya hakimiyetini hedefleyen ve siyasi, ekonomik, askeri, finansal, kültürel, vb. her yönden bu şeytani hedefin dünya çapında adım adım zeminini hazırlayan karanlık, sinsi, kan dökücü bir şer yapılanmadır.

İngiliz derin devleti, yüzlerce yıldır dünya çapında kurup yönettiği sömürü, zulüm, çıkar, entrika ve kirli iş birliklerine dayalı düzenin sağladığı birikim sonucunda, günümüzde dünya çapında görülmemiş güç, etki ve imkanlara ulaşmıştır. Süper devletleri, hükümetleri, istihbarat örgütlerini, en etkili medya kurumlarını, düşünce kuruluşlarını, merkez bankalarını, en büyük finansal kurumları, dünya borsalarını, uluslararası dev şirketleri, ilaç firmalarını, medikal sektörü, eğitim sektörünü, bilimsel kuruluşları, vb. kilit mekanizmaları kontrol ve hakimiyetine almış, Afrika, Ortadoğu ve İslam ülkelerinin tüm zenginliklerini, varlıklarını, insanlarını sömüren, trilyonlarca dolarlık bir serveti yöneten dünya üzerindeki en büyük güç haline gelmiştir.

Deccaliyet mensupları tüm bu güç ve nüfuzlarına rağmen, hedefledikleri mutlak dünya hakimiyetine ulaşana dek planlarını ve eylemlerini hep köstebek gibi gizlenerek perde arkasından piyonlar, kuklalar, devşirmeler, münafıklar, tetikçiler, vs. kullanarak yürütmeyi tercih ederler. Bu da şeytanın ve onun emrindeki insi şeytan Deccal'in sinsi, korkak, kaypak, homoseksüel karakterinin bir yansımasıdır.

Burada şunu vurgulamak gerekir ki: Elbette deccaliyetin ulaştığı bu sınırsız güç ve imkanlar onun ve avenesinin kendi akıl, zeka ya da üstün özelliklerinden dolayı değil, Allah'ın çok çeşitli hikmet ve imtihan sırlarına binaen kaderde bu şekilde olmasını dilediği içindir. Nitekim, Allah deccaliyetin kısa bir süreliğine geçici olarak kurup kendini avuttuğu bu dünyevi sistemi zamanı gelince yerle bir edecek, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi'yi vesile ederek bu şeytani düzen ve yapılanmayı yeryüzünden silecek, Deccali yok edip Hz. Mehdi ve İsa Mesih (as)'in başına geçecekleri Altın Çağ'ı başlatacaktır. 

Derin ve hikmet gözüyle bakıldığında aslında deccaliyet dönemi Mehdiyet ve Altın Çağ'a zemin hazırlayan bir geçiş dönemidir. İyilerin kötülerden ayıklanıp seçildiği, halis müminlerin, yaşadıkları imtihanlar vesilesiyle Allah'a olan sevgi ve yakınlıklarının kat kat arttığı, çok büyük ecirler kazandıkları, aralarındaki sevgi ve tesanütün en yüksek seviyeye çıktığı, kötülerin, hainlerin, döneklerin, iki yüzlülerin ise deşifre olup tanındıkları ve sonunda hak ettikleri karşılığı dünyada ve ahirette buldukları, insanların da her iki tarafın durumlarına şahit oldukları çok özel bir zaman dilimidir.


Deccaliyetin bir nevi kurumsal kimliği olan İngiliz derin devleti, dünya hakimiyeti emeline ulaşmak ve bu hakimiyeti sürdürebilmek için öncelikle, tümüyle kendi emrine amade, gizli ve açık kölelerden oluşan bir dünya toplumu dizayn etmeyi planlar. Bunun için de istediği gibi yönetip yönlendirebileceği, her türlü inanç, ülkü, dava ve değerden yoksun, (haşa) Allahsız, dinsiz, imansız, ahlaksız, milli-manevi değerlerinden soyutlanmış, bencil, vurdum duymaz, sorumsuz, tümüyle menfaat ve maddiyata bağımlı, onur, şeref, haysiyet hisleri olmayan adeta yaşayan ölülerden oluşan kitleler inşa etme çabası içindedir.

Marksizm, komünizm, faşizm, vahşi kapitalizm, materyalizm gibi birçok sapkın ideoloji ve felsefeler, homoseksüelliğin ve her türlü cinsel sapkınlığın aniden dünya çapında yaygınlaştırılması gibi projeler hep yukarda saydığımız üstün değerleri yok etme, "hayvandan daha aşağı" insanlar üretme amacıyla tasarlanıp devreye sokulmuştur.

Karşısında tehdit oluşturabilecek hiçbir güç birliğinin oluşmaması için, Darwinizm gibi sahte bilimsel teorileri ortaya atarak ırkçılığı, ayrımcılığı, çatışma ruhunu besleyen, bu ve benzeri yöntemlerle insanları durduk yere birbirine düşman eden, savaşlar çıkaran, devletleri yıkan, milletleri parçalayıp bölen, ülkeleri yok eden, dünyayı acımasız bir mücadele alanı haline dönüştüren hep İngiliz derin devletidir. Amaç, ulusların, milletlerin, kavimlerin zayıf düşüp deccaliyetin önünde diz çökmesi ve onun emrine girmesidir.

Bu küresel derin devlet, içinde yuvalandığı ve kontrol ettiği Büyük Britanya imparatorluğu dışında tarihte hiçbir büyük devletin varlığına, gelişmesine izin vermemiş, Osmanlı'yı da bu amaçla parçalayıp yıkmış, o dönemden günümüze kadar da büyük devletler ve imparatorluklar kurmasıyla ünlü Müslüman Türk milletini zayıf düşürmek, ülkelerini yıkmak, topraklarını ele geçirmek için her türlü hain plan ve projeyi devreye sokmuştur.

Tarihin her döneminde sinsi casusluk yöntemlerine başvurmuş, ajanlar, devşirmeler, yalanlar ve sahte vaatlerle ülkelerin kendi vatandaşlarını birbirine düşürmüş, kardeşi kardeşe kırdırmış ve bünyeyi içten kanserleştirme konusunda uzmanlaşmış olan bu deccali yapı, Türkiye Cumhuriyeti'ne de çok kereler bölüp parçalama ve yok etme girişimlerinde bulunmuştur.

Sağlığında, İngiliz derin devletinin oyunları karşısında dev bir set olmuş Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ten sonraki dönemlerde de bu şer yapılanma ülkemiz üzerindeki hain emellerini sürdürmüştür. Çeşitli darbelerle, başbakanları, bakanları idama kadar götürecek kirli kumpaslarla, 6-7 Eylül olayları, 1 Mayıs Taksim katliamı, Gezi ayaklanmaları gibi kanlı provokasyonlarla hep tarih sahnesindeki yerini almıştır. Ama Türk milletinin derin imanından kaynaklanan milli ve manevi gücünü asla ezip geçememiştir. Bu nedenle de Türkiye'yi sömürme, Türk milletini köleleştirme ve Türk devletini yıkıp yok etme hayallerini hiçbir zaman gerçekleştirememiştir.


İngiliz Derin Devletinin Yerli Kriptoları 

İngiliz derin devleti, üç kuruşa tamah eden, yancı ve kriminal piyonları, tetikçileri vasıtasıyla son dönemde Türkiye üzerindeki sinsi faaliyetlerine yeniden hız vermiştir. Bunun için de özellikle, karşısında en büyük engel olarak gördüğü, devletimize ve Sn. Cumhurbaşkanımıza en çok sahip çıkan, destekleyen ve savunan, sağ görüşün fikri zeminini kuran ve güçlendiren, karşıt sol ideolojileri, Marksizm'i, komünizmi, Darwinizmi bilimsel olarak yerle bir eden Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarını ortadan kaldırma çabası içine girmiştir. İşte bu, camiamıza yapılan kumpasın en temel nedenidir.

İngiliz derin devleti, çeşitli milletlerden devşirip kendisine bağladığı adamlarını mevcut yönetimlerin içinden seçme ve onları sanki devletin, hükümetin en sadık taraftarları ve yandaşlarıymış gibi gösterme konusunda çok ustadır. Oysa, İngiliz derin devletinin bu elemanları bağlı bulundukları devlet ve hükümetleri tek bir talimatla gözü kapalı satmaktan bir an bile çekinmeyecek en hain, en alçak, en dönek karaktere sahip, hiçbir değer yargısı bulunmayan, çoğunluğu homoseksüel ve kriminallerden oluşan sefil ve aşağılık bir güruhtur. Bunlar, cinayete yatkın, tehdit ve şantaj günlük hayatlarının parçası olan, işkence, eziyet ve zulümden zevk alan sadist ruhlu psikopatlardır. Zaten bu insanlıktan uzak vasıfları dolayısıyla İngiliz derin devleti tarafından özel seçilmişlerdir.

Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik kumpasta da arka plandaki karaktersiz güruh, İngiliz derin devletinin işte bu kalleş beslemeleridir. 

Sn. Adnan Oktar'ın kadınlara çok değer vermesi, onların hak ve özgürlüklerine önem vermesi, savunması, katıldığı canlı yayın programlarında dekolte giyim tarzını benimseyen hanımların da bulunması, dans, müzik, eğlence gibi içerikler olması gibi unsurlar, söz konusu derin devlet elemanları için bu kirli kumpasın çıkış noktasını oluşturdu. Sn. Adnan Oktar'ın özellikle Kuran Müslümanlığının güzelliğini ve doğruluğunu anlatarak, İslam'daki gerçek sevgi ve barış ruhunu göstermesi, kadınlara, sanata ve bilime önem veren bir din olarak İslam'ın gerçek yüzünü tanıtması ve İslam'ın aydınlık yüzünün temsilcisi olması, derin devlet kriptolarının "din elden gidiyor" yaygarasına gerekçe gösterildi.

Kumpas, tıpkı Adnan Menderes'e yapıldığı gibi, içerdeki uzantıları vasıtasıyla doğrudan devletin bazı kurumları ve bir kısım derin devlet güdümlü basın kullanılarak gerçekleştirildi. Bu sistemin nasıl işlediğini daha iyi anlayabilmek için, İngiliz derin devletinin Türkiye'de beslediği bu kirli işler çetesini iyi tanımak gerekir.


Derin Devletin Türkiye'de Beslediği Kirli İşler Çetesi 

İngiliz derin devletinin Türkiye'de her türlü kirli işi için kullandığı, tamamı cinsel sapık ve katillerden oluşan, vatansever görünüp Türkiye düşmanı olan, her türlü pisliğe rahatça bulaşabilen bir kirli işler çetesi vardır. Ne zaman sahtekarca bir kumpas gerçekleşecekse, ne zaman suçsuz kişiler kamuoyunda karalanacaksa, ne zaman devlete millete zarar getirecek illegal işler gerçekleşecekse, bu kirli işler çetesi derhal devreye sokulur.

Bu aşağılık çete, işlerini yaparken hep vatanseverlik kılıfında ortaya çıkar. Oysa gerçekte tamamı satılmış vatan hainidir. Bu kişilerin kendilerine verdikleri görünümün tam aksine ne devletin bekası ve ali menfaatleri ile ne ülkenin birliği, bütünlüğü ve savunması ile HİÇBİR ALAKALARI YOKTUR. Vatanın varlık ve bütünlüğü onları ilgilendirmediği gibi, onlar için asıl hedef bu varlık ve bütünlüğü ortadan kaldırabilmektir.

Yine bu kişilerin, "geleneksel Türk aile yapısının korunmasıyla" veya kutsal değerlerle de alakaları yoktur. Bu güruh kendini toplum içinde gizleyen homoseksüellerden, özel ortamlarında travesti kıyafetiyle gezen cinsel sapıklardan oluşur. Bunların hiçbir ahlaki ve vicdani vasıfları yoktur. Bunlar, adam öldürmeye, dolandırmaya, şantaj ve tehditle baskı yaratıp işlerini bu şekilde halletmeye ve toplum düzenini bozmaya alışmış olan, topluma ve devlete faydalı ne varsa sinsi yöntemlerle yok etmeye çalışan bir bataklık gibidir. Her fırsatta, Türk toplumunun daha kötüye gitmesi ve dejenere olması için yoğun çaba içindedirler.

Bu kişiler, kendilerini güçlü gibi gösterip, sahte ve ucuz kahramanlık oyunlarıyla ortalara çıkarlar. Oysa bunlar, İngiliz derin devletinin ileri gelenlerinin sadece kullanmak ve pis işlerini yaptırmak için bağlantı kurdukları, zaman zaman çağırıp, azarlayıp talimat verdikleri, asla değer vermedikleri insanlardır. Para için her türlü iğrençliği yapabilecek, her fırsatta her kirli iş için satın alınabilecek adi birer piyondurlar.

Bu piyonları kullanarak İngiliz derin devleti, yalnızca kendi şeytani zekasını oyuna sokar. Ancak, kendi parasını ve maddi imkanlarını asla ortaya koymaz. Devletin imkanlarını kendi tekeline alır, devletin parasını harcar, devletin savcılarını, polislerini, hapishanelerini, kelepçelerini, parmaklıklarını kullanır. İçi boş kumpas operasyonları için altyapı hazırlar, devletin parasını, imkanlarını ona karşı kullanır ve harcar.Bunu yaparken amacı, sadece devletin imkanlarının tüketmek değil, aynı zamanda devlete yönelik güveni de zedeleyebilmektir. Hep uzaktan yönetir, hep arka plandadır. Kumpas için piyonları kullanır, mevcut kanunların açıklarıyla herkesi kilitler, insanları düzmece suçlarla hapishanelere gönderir. İstediği yaygara, şaibe, karalama ve provokasyon faaliyetlerini yine kendi yancısı olarak kullandığı bir kısım gazete ve TV'ler vasıtasıyla yürütür. Halkı zalim, gaddar, kinci, kıskanç, öfkeli ve saldırgan hale getirmek için senaryoları özel hazırlanmış filmler, diziler, romanlar hazırlatır ve yayınlatır. Halkı dejenere hale getirebilmek için her türlü medya imkanıyla, homoseksüellik, pedofili, ensest, zina gibi sapkınlıkları doğal ve sıradan göstermeye çalışır; insanları bu fikirlere alıştırır. Darwinizm'i kullanarak her türlü arsızlığı, dinsizliği, deizm ve ateizmi yaygınlaştırır. 

Yapar, uygular, sonra da haberi yokmuş gibi davranır. Dünyayı birbirine katar, her türlü fitneyi çıkarır; "ben bilmiyorum" der. İşte bu İngiliz derin devletinin, yani deccaliyetin bilindik bir yöntemidir. Nitekim "deccal"in kelime anlamı da "çok yalan söyleyen, çok aldatan, hakkı batılla karıştırarak insanları yanıltan" demektir. İngiliz derin devleti kirli işlerini yapan yancıları sayesinde uzaktan kumanda ile her türlü iğrençliği yapar, ancak bir yandan da kapalı kapılar ardında hep gizli kalır. 

 


İngiltere'den Türkiye'ye Esrarengiz ve Olağan Dışı Bir Üst Düzey Ziyaret

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına polis operasyonu yapılmasının hemen öncesinde İngiliz istihbarat birimlerinin üst düzey yöneticilerinin aralarında bulunduğu bir grup lord ve baronesin Türkiye'ye ani, ilginç ve son derece şüpheli bir ziyaret yapmaları kuşkusuz tesadüf değildir. 

Bu kişiler, ziyaret süresince kendi devşirdikleri, kirli işlerini yapacak olan elemanlarını camiamıza düzenlenecek kumpas ile ilgili olarak bilgilendirdiler ve görevlendirdiler. Aynı zamanda da, çeşitli siyasilerle ve bir kısım "etkili kişilerle" kapalı kapılar ardında görüşüp bir takım yalan ve iftiraları gündeme getirerek kumpasın altyapısını hazırladılar. Aynı zamanda, bazı siyasiler vasıtasıyla hem Sayın Cumhurbaşkanımıza hem de Ak Parti ve MHP kurmaylarına açıkça Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları aleyhine yalanlar, uydurma senaryolar anlatarak, onların tutuklanmalarını bizzat talep ettiler. Elbette ki Sayın Cumhurbaşkanımız, hükümet yetkililerimiz ve devlet büyüklerimiz bu yalanların, asılsız hikayelerin hiçbirine itibar etmedi ve bunları ciddiye almadı. Bunun üzerine, İngiliz derin devleti, emniyet ve yargı birimlerindeki kripto uzantılarını devreye sokarak kumpası sürdürdü.

Özetle söylemek gerekirse, Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik kumpas, İngiliz derin devletinin Türkiye'deki kripto elemanlarına talimat vermesiyle hayata geçirildi.

İngiliz derin devletinin Türkiye'deki piyonları, kendilerini yerli ve milli göstererek, bu kumpası da güya dini ve milli değerleri koruma amaçlıymış gibi kurgulayarak kamuoyuna servis etti. Bu güruh, tamamen sapkın ve dejenere bir dünya görüşüne ve yaşam biçimine sahip olmakla birlikte, sanki dekolte giyim tarzından son derece rahatsız ve rencide olmuş da güya "Türk aile yapısını", dini ve ahlaki değerleri korumaya çalışıyormuş gibi iki yüzlü, sahtekar bir görünümle ortaya çıktı. Oysa bu kişiler, bir kısmı erkek erkeğe ilişkiye giren eşcinsellerden, bir kısmı da kadınlardan nefret eden tecavüzcü ırz düşmanlarından oluşan, her yerde ezilmiş, aşağılanmış, dışlanmış, kompleksli, tek bir seveni ve değer vereni bile olmayan, az bir metaya kendini derin devlete satmış beş para etmez şerefsiz ve haysiyetsiz insanlardan, psikopat ve sosyopatlardan oluşmaktadır. Din, ahlak, aile, devlet, vatan, millet bu sefil mahlukların umurlarında bile olmadığı gibi asıl hedefleri bu kutsal kavramları yok ederek yancılığını yaptıkları İngiliz derin devletine hizmet etmek ve onun takdirini kazanmaktır. İşte, bu âli kavramların ve üstün değerlerin gerçek savunucusu olan Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarını mağdur etme yarışında olmalarının gerçek nedeni de bu aferin alma çabasıdır.

 

Geçmiş kumpaslarda da hep aynı taktik

Derin devletin sapkın, kriminal ve profesyonel katillerden oluşan çeteleri, hep aynı isimlerle, hep aynı usullerle Türkiye üzerinde uzun zamandır çöreklenmiş haldedir. Kendilerini ehli namus gösteren bu çeteler, Türkiye'deki 200 bin genelev kadınını haraca bağlayan, kumarın ve içkinin her şeklinden nemalanan, istedikleri kişilere kumpas kurup her türlü zulüm sistemini bu kişiler üzerinde uygulayan, dilediklerini karalayan, yargılanan mağdur ve mazlum insanların zor durumda olmasını fırsat bilip onlardan milyonlarca dolarlık rüşvet isteyen, fırsatçı, hasetçi, sevgisiz, gözü dönmüş, zilletli, kimsenin sevmediği nefret duyulan insanlardan oluşur.

Bazı hanım arkadaşlarımızın dekolte giyinmesini gerekçe gösterip bunun için "yüzlerce yıllık hapis" naralarıyla ortalıkta dolaşan bu kişiler, milyonlarca kadın ve genç kızın bikini giyerek herkesin içinde plajlarda gezinmelerini, TV'lerin neredeyse tamamında dekolte sanatçıların olmasını, homoseksüel şarkıcı ve sunucuların hemen her kanalda boy göstermesini gayet normal karşılamaktadırlar. "Homoseksüellik Osmanlı'da da vardı" gibi iğrenç yalanlarla hem şerefli ecdadımıza dil uzatıp hem de kendi sapkınlıklarını sözüm ona makul göstermeye çalışmaktadırlar. Bu kirli yöntemlerle bazı yerlerden haraç alamayınca ve kendi dediklerini yaptıramayınca, haset, kin ve nefret ile husumet geliştirerek kirli kumpaslarla İngiliz derin devletinin talimatlarını riyakâr bir alçaklıkla yerine getirmektedirler. 

Ülkemizde sanki bir itibar ve ağırlıkları varmış gibi üst perdeden takılan, mazlum halka hava atan bu aşağılık kumpasçılar, aslında İngiliz derin devletinden tir tir titreyen, onların önünde iki büklüm eğilen korkak, karaktersiz kişilerdir. Ama, bir yandan devletin imkanlarına sinsice erişerek diğer yandan tasmasını tuttukları bir kısım basını iftira, karalama gibi her türlü pis işlerinde kullanarak bir avuç genç kız ve genç erkeğe zulüm yapmayı marifet sayıyorlar. 

Derin devlet ayakçılığı yapan bu aşağılık güruhun ülkemizde her devirde örneklerine rastlamak mümkündür. Türkiye'deki bu sinsi derin devlet çetesi tarihin derinliklerinden itibaren kendini hep çeşitli şekillerde göstermiştir. Sultan 2. Abdülhamit, İngiliz derin devletinin baskılarına bu çete nedeniyle maruz kalmıştır. Sultan Abdulaziz bu çete tarafından öldürülmüştür. Adnan Menderes'e kurulan kumpas ve Menderes'in idamı, bu çetenin elinin altından çıkmıştır. 27 Mayıs, 12 Eylül darbelerini, ardından 28 Şubat post modern darbesini yapanlar yine bu çetedir. Taksim’de vatandaşlarımızı katledenler hep bu alçaklardır. Gezi olaylarını ve 15 Temmuz hain darbe girişimini hayata geçirenler de bu aşağılık oluşumdur.

Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik yapılan bu kumpas da bu aşağılık grubun eseridir. Yıllardır izlenen bilindik yöntemleri aynı ilkellik, aynı sahtelik ve aynı pervasızlıkla uygulamış ve halen de uygulamaya devam etmektedirler.

İngiliz derin devleti, yıllar boyu ülkemizde kendi aşağılık devşirmelerine yaptırdığı kumpaslarda başarı sağladığı için, Adnan Oktar ve arkadaşlarına yapılan kumpasın da kolay ve istediği gibi sonuçlanacağını sandı. Çünkü yıllardan beri izlediği bir aldatma politikası vardı; halkın naifliği, mazlumluğu ve iyi niyetinden yararlanarak, onlara onların inanabileceği, onları yanıltıp, tahrik edip istediği gibi yönlendirebileceği yalanları, dezenformasyonları sürekli olarak sundu. Bir kısım halkı, gerçek olmayan şeylere inandırabildi. Bunu, bu kumpasta da başaracağını sanmıştı. Ama olay hiç de beklediği gibi olmadı; ne kendisinin ne de kirli planlarının bu kadar ayan beyan deşifre olacağını tahmin edemedi. 

İngiliz derin devletinin camiamıza yönelik kumpastaki en büyük hedefi ise, Sn. Cumhurbaşkanımızı desteksiz bırakıp yalnızlaştırmak, hükümetimizin en güçlü ve kararlı destekçi ve savunucularını etkisiz hale getirmekti.


Destekçilerini Devreden Çıkararak Hükümeti Zayıflatma Planı

İngiliz derin devletinin kirli yancıları, tüm Türkiye'ye camiamıza düzenlenen kumpasın doğrudan hükümet kaynaklı olduğu izlenimi vermeye çalıştı. Kendilerini hükümetin ve devletin üzerinde gören bu sefil güruh, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları nezdinde devlete karşı bir küskünlük oluşturmak için olanca güçleriyle uğraştılar. "Devlet üzerinizi çizdi" yalanlarıyla, kendilerince hükümetimize ve Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı öfke ve nefret oluşturmaya çalıştılar. Bunu başardıklarında, kumpasta da ciddi bir yol kat etmiş olacaklarına inanıyorlardı. Ancak, bu ilkel tuzakları kendi aleyhlerine dönerek, devletimize hükümetimize, Sayın Cumhurbaşkanımıza olan sevgimizi, koruma, kollama, hamiyet hislerimizi kat kat coşturdu.

İzlenen alçakça yöntem şudur:

İngiliz derin devleti de, onun himayesindeki bu aşağılık yancılar da Sn. Cumhurbaşkanımızdan şiddetle nefret eden kişilerden oluşmaktadır. Bunlar, açıkça ve çekinmeden sağda solda gerçekte kendilerinin iktidarda olduğunu, ülke yönetiminde sadece kendi sözlerinin geçtiğini, idareyi asıl kendi ellerinde tuttuklarını anlatan bir hain ve şerefsiz güruhudur. Bu alçaklar, devletin çeşitli kademelerine yuvalanmış bazı kripto yetkililerle iş birliği içinde, Sayın Adnan Oktar ve camiamız gibi, Sayın Cumhurbaşkanımızı en çok savunan ve destekleyen kişi ve grupları sahte gerekçelerle tutuklatıp hapislere attırarak, kendisine olan en güçlü desteği kesip yalnızlaştırma çabasındadır. Diğer yandan da on binlerce masum insanı yine suni suçlar üreterek haksız ve hukuksuz biçimde cezaevlerine koydurup bunun da talimatını veren güya Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükümetimizmiş gibi göstermeye çalışarak kendileri gibi devlete, hükümete, Sayın Cumhurbaşkanımıza öfkeli kişi ve gruplar meydana getirmeyi planlamaktadırlar.

Bu kirli ve alçakça yöntemle etkili grupları tutuklatarak ekarte edip, Sn. Cumhurbaşkanımızın da destekçilerini birer birer elimine edip kendi sahte hakimiyetlerini güçlendireceklerini sanmaktadırlar.

Bu sinsi güruh, AK Parti'nin modern sağ ideolojiyi benimsemesini sağlayanların Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları olduğunun farkındadır. Bu ideolojinin AK Parti'yi iktidara götüren, Türkiye'ye güçlü ve doğru bir zemin sağladığının da bilincindedir. Bunun, Türkiye'nin kıyı kesimlerinde dahi bir sağ partinin kazanmasına öncü bir ideoloji olduğunu da çok iyi bilmektedir.

Adnan Oktar ve arkadaşları, ilmi, fikri ve felsefi olarak sağladıkları altyapı ile Darwinizm'i, materyalist dünya görüşünü ve buna bağlı siyasi ideolojileri bilimsel olarak çökertip Türkiye'de dindarlığın ve sağ görüşün zeminini güçlendirdiler. Eğer Darwinizm böyle sağlam delillerle yıkılmasaydı, Allah'ın varlığı ve Yaratılış gerçeği bu kadar güçlü ve tartışmasız bir biçimde yıllarca tüm Türkiye çapında anlatılmasaydı Türkiye'de bir sağ partinin bu derece güçlenip tek başına, uzun yıllar iktidar olması mümkün olmayabilirdi. Türkiye, tıpkı çoğu Avrupa ülkeleri gibi, onlarca yıl tümüyle sol partilerin iktidarı altında bir ülke haline gelebilir, tüm maneviyatını yitirebilir, dini, imani, milli değerlerinden uzaklaşabilir ve İngiliz derin devletinin tam da istediği gibi sömürülmeye, boyunduruk altına alınmaya çok açık hale getirilebilirdi.

Kuşkusuz İngiliz derin devletinin kurmayları, bu gerçeğin çok iyi farkındalar. 

Nitekim, Adnan Oktar ve arkadaşları da bu son derece güçlü ve etkili faaliyetleri nedeniyle İngiliz derin devletinin hedefi oldu. Çünkü İngiliz derin devleti için amaç, asıl olarak en güçlü destekçilerini etkisiz hale getirip AK Parti iktidarını çökertebilmek, Sn. Cumhurbaşkanımızı da güçsüz ve yalnız bir hale getirebilmekti.

Son iki senedir Sayın Adnan Oktar ve camiamıza düzenlenen büyük kumpas sonucunda aslında derin devlet yancılarının sinsi oyunları zahiren büyük ölçüde başarıya ulaşmış gibi görünüyor. Adnan Oktar ve arkadaşlarının tutuklanması sonrasında, AK Parti'nin Türkiye'nin kıyı kesimlerinde ve kendi kalelerinde büyük ölçüde oylarını kaybetmesi bu oyunun vahim bir sonucu oldu. Güya, Sn. Cumhurbaşkanımız ve AK Parti, dekolteye, müziğe, dansa, modernliğe, kadınların özgürlüğüne karşı, tutucu, yasakçı, baskıcı, insanları her yönden kısıtlayan gibi bir kasıtlı ve gerçek dışı izlenim oluşturuldu. İnsanların şevki, neşesi, heyecanı kaçtı.

Diğer yandan derin devlet, Sn. Cumhurbaşkanımızı her şartta ve durumda destekleyen böyle vefalı ve sadık insanların devreden çıkarılmasının büyük bir boşluk yaratacağını çok iyi biliyordu. Çünkü Sn. Adnan Oktar, Cumhurbaşkanımızın da, hükümetimizin de en zor zamanlarında daima yanında olmuş, onları savunmuş, daima Sn. Cumhurbaşkanımıza ve devletimize vefalı ve sadık olmuştu. Sn. Cumhurbaşkanımızın, belediye başkanı olduğu ve haksız yere tutuklandığı dönemlerden, Gezi Olayları, 15 Temmuz hain kalkışmasına kadar her aşamada DAİMA EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ SAYIN ADNAN OKTAR'DI. MHP'nin iktidar partisine destek vermesi için çaba gösteren, bu konuda MHP gibi köklü bir partinin bakış açısının değişmesine ve Sn. Cumhurbaşkanımıza destek olmasına vesile olan yine Adnan Oktar idi. 

Her ne kadar İngiliz derin devletinin bu kirli kumpası, siyasi açıdan istenmedik vahim sonuçlara yol açsa da, Adnan Oktar ve arkadaşları bakımından başarısız olmuştur. Adnan Oktar ve arkadaşları, bu planın kurgulayıcısının İngiliz derin devleti olduğunu da, onların hedeflerini de başından beri çok iyi bilmektedir. Bu plana inat, SN. CUMHURBAŞKANIMIZA DA, DEVLETİMİZE DE HÜKÜMETİMİZE DE HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA SAHİP ÇIKMAKTADIR.

Karşılarına çıkan her fırsatta bu sinsi projeyi deşifre etmeye, derin devlet ve hain uzantılarını rezil etmeye devam edecek, SADAKATLERİ VE VEFALARIYLA YİNE CUMHURBAŞKANIMIZIN VE HÜKÜMETİMİZİN YANINDA OLMAYI SÜRDÜRECEKLERDİR.


Derin devletin nihai hedefi: Unutturup, imha etmek!

İngiliz derin devleti, ülkemizde yerli ve milli herkesi hapis ile tehdit eder ve özellikle Sn. Cumhurbaşkanımıza ve devletimize destek olan herkesi sindirip elimine etmeye çalışırken, sonraki aşamalarda da abluka altına aldığı bu kişilerin peşini bir türlü bırakmamaktadır. Şu an, kirli ve kahpe bir kumpasa maruz bıraktığı Adnan Oktar ve arkadaşlarının 2 yıl boyunca suçsuz şekilde hapiste kalmalarını sağlamış, onlara TCK maddelerinde bulunan neredeyse tüm suçları mantıksızca, çaresizce, boş bir çaba içinde yüklemeye çalışmaktadır.

Şu anda kontrolündeki medya kanalıyla yaygaralar kopararak, kamuoyunu çeşitli yalanlarla infiale sürükleyerek, tetikçileriyle sahte şikayetler, sahte suçlamalarda bulunarak, çoğu hayatında karakol bile görmemiş arkadaşlarımızı son derece tehlikeliymiş gibi göstererek, kendisine hizmet eden devletin içine çöreklenmiş bir kısım kripto FETÖ'cüleri kullanarak, devletin memurlarını aldatarak bu kirli oyuna devam etmektedir. Hedefi ise, Adnan Oktar ve arkadaşlarının hapisten hiç çıkmamaları, zaman içinde hapiste sessiz sedasız yok olup gitmeleri, Adnan Oktar kitaplarının yasaklanması, internet ortamı dahil hiçbir yerde bu kitaplara izin verilmemesi, mevcut hayırlı çalışmaların ve kitapların tamamının imhasıdır.

Bu uğurda İngiliz derin devleti, ne acıdır ki, türlü çeşit aldatmalarla Türk yargısını, Türk savcılarını ve Türk mahkemelerini kullanmaya çalışmaktadır. 

Dünyayı ve Türkiye'yi, Darwinizm yoluyla belalara ve bozulmalara sürükleyecekken, Darwinizm'i yıkan bir fikir sisteminin bu kadar başarılı olması, İngiliz derin devletinin asla kabul edemeyeceği bir şeydir. Özellikle de bu güçlü fikri savunan Sn. Adnan Oktar'ın İngiliz derin devletini fark etmiş ve deşifre etmiş olması, İngiliz derin devletinin zehirli oklarını tam anlamıyla Adnan Oktar'a çevirmesine neden olmuştur. 

Ne acıdır ki İngiliz derin devleti Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik imha planını, bu insanların hayatları boyunca savundukları her daim koruyup kolladıkları Devletimizin birimlerini, Türk emniyetini, Türk mahkemelerini kullanarak yapmaya çalışmaktadır. Asılsız ve hayal ürünü suçlamaların sayısının ve çeşidinin çokluğu ve ağırlığı husumetin büyüklüğünü gösteriyor. Gözü dönmüş şekilde sadece müebbet hapis arzusu, kinin, nefretin, öfkenin şiddetini gösteriyor. 

Aslında tüm bunlar, deccaliyetle mücadele içinde olan peygamberlerin, salih ve hak yol üzerinde olan müminlerin başına gelmiş bilinen bir saldırı yöntemidir. Hz. Yusuf (as)'a da tuzak kurup hapsetme, hapiste unutturma, doğal seyrinde imha, sonuçta tüm varlığı ve etkileri ile birlikte yok etme hedefi vardı. O dönemde de haset ve husumet içindeki bir grup insan müminleri yok etmek için bu yöntemlere başvurmuşlardı.

Şimdi de derin devlet ve uzantıları olarak hareket eden pek çok kişi gizlice aynı imha hareketinin içindedir.Öfkeyle, nefretle, devletin imkanlarını kullanarak Adnan Oktar'ı unutturma, doğal bir süreçte imha planını uygulamaktadır.

Tüm bu alçaklıkları yetmezmiş gibi bir de yüzsüzce, Adnan Oktar ve arkadaşlarından çok yüksek miktarlarda rüşvet talep edip bu ahlaksız tekliflerini de arsızca, defalarca gündeme getirmektedirler. "Para verin çıkarsınız", "ortada hukuk yok, adalet de sizin için tecelli etmeyecek, en iyisi bize rüşvet verin ve kurtulun" diyerek kendilerini derin devletin adamları gibi gösteren, yargıyı kendi ellerinde tuttuklarını iddia eden soysuz, şerefsiz ve fırsatçı bir çete sürekli haraç peşinde koşarak hem rezilliklerini sergiliyor hem de yüce devletimize ve yargımıza açıkça hakaret ediyorlar. Kendilerine haince, devletten daha güçlüymüş, devletin de üzerindeymiş gibi bir izlenim vermeye çalışıyorlar.

Hesaba katamadıkları şey ise, gerçek Müslümanların asla böyle bir karaktersizliğin parçası olmayacaklarıdır. Dünyanın en aşağılık deccali topluluğu olan İngiliz derin devletine ve soysuz, satılmış, aşağılık yancılarına Adnan Oktar ve arkadaşlarının cevabı daima şu olmuştur: "MÜEBBET ALACAĞIMIZI BİLSEK SİZE BEŞ KURUŞ VERMEYİZ, BİRBİRİMİZDEN AYRILMAYIZ, İFTİRA ATMAYIZ, SİZİN ADİLİĞİNİZE ORTAK OLMAYIZ. ELİNİZDEN GELENİ ARDINIZA KOYMAYIN…" 


Adnan Oktar ve arkadaşları daima devlet yanlısı oldular

Adnan Oktar ve arkadaşları, YERLİ VE MİLLİ BİR TOPLULUKTUR. Geçmişten bugüne kadar daima devlet yanlısı olmuş, devletin ali menfaatleri için cansiperane bir mücadeleye girişmiş, türlü zorlukları göze almışlardır. Her türlü kalleş kalkışmada, oyunda, darbe girişiminde daima devletin yanında olmuşlar. İşte bu nedenledir ki, şu anda DEVLETE VE SN. CUMHURBAŞKANIMIZA KARŞI OYNANAN OYUN, ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARI ÜZERİNDEN OYNANMAKTADIR.

Bu oyun, hükümetimizi zalim ve gaddar gösterebilmek, nihayetinde hükümeti güçsüzleştirip yıkabilmek için kurgulanmıştır. Mazlum, masum insanlara azgınca iftiralar atarak, Türkiye'yi haksızlıkların yaşandığı, insanların kolayca hapse atıldığı, güven içinde kalınamayacak, yaşanamayacak bir ülke olarak göstererek ülkemizin imajını zedelemek ve hükümeti bundan sorumlu hale getirmek planın temel mantığıdır. Yıldırma, korkutma, bezdirme amacıyla kurulan kumpaslar, özellikle yargıyı, adalet sistemini ve hükümetimizi aciz ve adaletsiz göstermeye çalışan BU HİLELİ DÜZENLER DEVLETİMİZİ VE KURUMLARINI ALT EDEBİLECEK GÜÇTE ASLA OLAMAZ. 

Hükümetimiz ve adil mahkemelerimiz kuşkusuz BU OYUNU BOZACAKTIR. 

 

Sonuç olarak;

Derin devlet mensubuyuz sahtekarlığıyla ortaya çıkan, zavallı ve sefil hayatlarına rağmen kendilerince enaniyet yapan, aslında tüm işleri İngiliz derin devletinin talimatlarını yerine getirmek olan ezik bir yancı topluluğu, şu an ülkemize olanca gücüyle zehrini saçmaktadır. Dansı, eğlenceyi, dekolteyi bahane ederek ve devletin imkanlarını kullanarak insanlara müebbet hapis cezası verilmesi için tüm gücüyle çalışmakta, suçsuz insanları tutuklatmak için olanca gücünü harcamaktadır.

Ancak, şu kesin gerçek asla unutulmamalıdır ki, sinsice devletin imkanlarını kullanarak zalimlik yapmak, mazluma ilişmek, insanlar arasında korku yaymak GAYRETULLAHA DOKUNUR.

İnsanlara yapmadıkları suçları kabul ettirmeye çalışmak, onları ömür boyu hapisle tehdit etmek, arkadaşlarına dostlarına iftira attırmaya çalışmak GAYRETULLAHA DOKUNUR.

Kendisine sayısız imkan sağlamış olan devlete, hükümete ve cumhurun başına düşmanlık beslemek, tüm bunları ortadan kaldırmak için her türlü sinsi planı hayata geçirmek ve bunu yaparken yine sinsice devletin imkanlarını buna alet etmek GAYRETULLAHA DOKUNUR.

Gayretullaha dokunan şeyin karşılığı da büyük olur. Bugün güçlü konumda olmak bir ölçü değildir. Yüce Rabbimiz ayetinde, "O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar. Biz onlara, ancak günahları daha da artsın diye süre vermekteyiz." (Al-i İmran, 178) diye buyuruyor. Verilen süre, güçlü kalabilmenin, galip olabilmenin bir delili değildir. 

Gayretullaha dokunan şeyin büyüklüğünden sonra Allah, intikamını da güçlü alır. 

İşte bu nedenle, İngiliz derin devleti ve onun yancı uşaklarını büyük ve kesin bir yenilgi ve hüsran beklemektedir. Allah'ın kanununda hiçbir değişiklik olmaz, olmayacaktır.

O vakit gelene kadar, devletimize, milletimize sahip çıkma çabamız devam edecektir. Sn. Adnan Oktar'ın mükemmel şekilde teşhis ve deşifre ettiği İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN TÜM SAHTE OYUNLARINI ORTAYA ÇIKARMAK BOYNUMUZUN BORCUDUR. Yıllardır denenmiş ilkel çabalarla, bir avuç para için kendi haysiyetini satmış karaktersiz insanların sürdürdüğü ve garip bir şekilde şu ana kadar sonuç aldığı bu oyunlar ARTIK ORTADAN KALKACAKTIR. Önemli olan, bu aşağılık yancıların faaliyetlerini ve girdikleri dehlizleri, kurguladıkları hileleri deşifre etmek, onlara yaşam alanı bırakmamak ve bu yolla devletimize halel getirmelerini engellemektir. 

Daima yerli ve milli olduk. Gerçekleştirilen iğrenç oyunlar yolu ile bizleri devlete ve hükümete küstürme çabaları geri tepti ve daima geri tepecek. TÜRKİYE'NİN BÜYÜMESİ, TÜRK MİLLETLERİNİN BİRLEŞİP TURAN OLMA ÜLKÜSÜ MUTLAKA GERÇEKLEŞECEK. BİZİ İÇTEN İÇE KÜSTÜREREK, ÖFKELENDİREREK, DAĞITIP PARÇALAYARAK TURAN HEDEFİNİ VE İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEMEK ASLA MÜMKÜN OLMAYACAK. ALDIĞIMIZ SON NEFESE KADAR BUNA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ; ALLAH'IN İZNİYLE… 

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.