SAYIN AYŞENUR ARSLAN HANIMEFENDİ'YE AÇIK MEKTUP


Sizleri meslek hayatınız boyunca izlediğimiz ve takip ettiğimiz kadarıyla başarılı, vicdanlı, hak hukuk ve adalet yanlısı bir tutumu olan, güçlü özgür bir hanımefendi olduğunuz kanaatindeyiz. Bununla birlikte genel anlamıyla olaylara yaklaşımınız bizde müşfik bir anne şefkatine sahip olduğunuz hissini de uyandırmaktadır. Özellikle son yıllarda ülkemizin kanayan yaralarından biri olan hukuk ve adalet kavramına karşı güçlü ve net duruşunuz birçok kesimin takdirini kazanmıştır. Her ne kadar bazı ideolojik farklılıklarımız olsa da, dünyaya bakış açımızda farklı yorumlarımız olsa da adalet, hukuk ve vicdanı savunan her sesin çok değerli olduğu kanaatindeyiz. 

Ülkemizdeki bir kısım gazetecilerin haksız tutuklamalarına karşı gösterdiğiniz kararlı, cesur tutum, bir kısım haksız tutuklamaya maruz kalan aydınlarımızın, gazetecilerimizin zorluklarıyla dertlenen yakından ilgilenen üslubunuz güzel birer şefkat örneğiydi. Onlar tutuklandığında kullandığınız “duvarlar üstüme üstüme geliyor, yemek yiyemiyorum” benzeri söylemleriniz vicdani hassasiyetinizi net olarak gözler önüne sermiştir. 

Ülkemizde yargıda yaşanan ciddi boyuttaki problemleri çok yakından gören, bizzat şahit olan ve insanlara nasıl kumpaslar kurulduğunu çok net farkında olan bir kimsesiniz. Fakat, bu adaleti arayan kararlı tutumunuzu sizden farklı fikirdeki kimselerin maruz kaldığı kumpas davalarında da göstermenin sizin vicdanınıza ve zihniyetinize daha çok yakışacağını düşünüyoruz. Size yakışanın, kendi taraftarlarınız için gösterdiğiniz yalnız adaleti arayan tutumu ideolojisine, inancına, yaşam tarzına göre insanları ayırmadan herkes için göstermek, hukuksuzlukları ve mağduriyetleri destekleyen üsluptan kaçınmak, mağduriyetleri espri konusu yapmamak, söz konusu mağduriyetlerin insan hayatını hedef aldığını asla unutmamak olduğu düşüncesindeyiz

Kendi ideolojisine yakın insanların uğradığı kumpaslara karşı tıpkı kendisi uğramış gibi canı yanan ve feveran eden Ayşenur Arslan’ı, inançlı insanlar mağduriyetler yaşadığında, benzer kumpaslara maruz kaldığında görmeyi tüm milletimiz beklemektedir.

Tutuklanan gazetecilerden bahsederken “duvarlar üstüme üstüme geliyor, yemek yiyemiyorum” diyen Ayşenur Arslan’ın, söz konusu Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik kumpas dosyası olunca “akılları başlarına gelmiştir” gibi bir yorum yapması bizleri hayrete düşürmüştür. 

Halbuki, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının yargılandığı dosyanın bir kumpas dosyası olduğunu tüm milletimiz hem aklen hem vicdanen çok net görmektedir. Bununla birlikte söz konusu iddialara Devletimiz de inanmadığını göstermiştir. Dava dosyasında onlarca sözde cinsel suçlamalardan bahsedilirken ne Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ne de kadın dernekleri davaya müdahil olmuştur. ÇÜNKÜ HEM DEVLETİMİZ HEM KADIN DERNEKLERİ İDDİALARIN DOĞRU OLMADIĞININ ÇOK NET FARKINDADIR. 

Aynı şekilde, dosyada sözde mali suçlamalar olmasına rağmen Hazine ve Maliye Bakanlığı dosyaya müdahil olmadığına dair dilekçe sunmuş ve İDDİALARA İNANMADIĞINI NET OLARAK ORTAYA KOYMUŞTUR. 

Yine bir diğer çok gündemde olan casusluk suçlamalarına baktığımızda savcılık söz konusu iddiaların doğru olup olmadığına, casusluk iddiasının konusu olan bilgilerin gizli olup olmadığına dair hem Milli İstihbarat Teşkilatı hem de Dışişleri Bakanlığı’na bilgi almak amacıyla müzekkereler yazmıştır. Her iki devlet kurumundan gelen cevaplarda ise iddiaya konu bilgilerin kamuya açık bilgiler olduğu SÖZ KONUSU İDDİALARDA HERHANGİ BİR CASUSLUK FAALİYETİ OLMADIĞINI AÇIKÇA BELİRTMİŞLERDİR. YANİ ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ YARGILANDIĞI DAVADA CASUSLUK YAPILMADIĞI MİT VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN TESPİTLERİ İLE İSPATLANMIŞTIR. Fakat kararda hiçbir gerekçe gösterilmeden ilgili devlet kurumlarının tespitleri görmezden gelinerek casusluk faaliyetinde bulundukları anlaşılmıştır şeklinde tamamen gerekçesiz ve hukuksuz bir karar ile casusluk suçlaması yapılmıştır. 

Tüm bunlarla birlikte Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları 40 yıldır tüm çalışmaları, yaşantıları, televizyon yayınları ile milletimizin gözü önünde olan insanlardır. Hepsinin devletimiz lehine, İslam aleminin lehine yaptığı yüzlerce gönüllü çalışma herkesin şahit olduğu bir gerçektir. 10 Temmuz 2018 tarihine kadar bu gerçeklere, bu camianın samimiyetine, fedakarlıklarına, devlete olan sadakatine, kişilere ve kadınlara verdiği değere, sevgi şefkat kardeşlik barış politikalarına şahit olmuştur. 

Milletimiz, böyle bir camianın bir anda 11 Temmuz 2018 tarihinde SÖZDE casusluktan cinsel istismara para aklamadan kişileri hürriyetinden yoksun kılan onlarca suçun işlendiği AMA HERNE HİKMETSE 40 YILDIR DEVLETİMİZİN GÖRMEDİĞİ, ANLAYAMADIĞI bir silahlı suç örgütüne dönüşmesinin mümkün olmadığını elbette anlayacak basiret ve ferasettedir. Gerçekten de,  onlarca suçlamaya rağmen halkımızın çok büyük bir kesimi bu iddiaların hiçbirini kaale almamış, bir anormallik olduğunu hemen anlamıştır. 

Değerli Ayşenur Arslan Hanım, eminiz ki siz de bu gerçeklerin farkındasınız. O halde, üstelik yargıda olan hukuksuzlukları, usulsüzlükleri çok yakinen bilen bir insan olarak; 

➢ Neden bu gerçekleri görmezden geliyorsunuz? 

➢ Dosyayı araştırmadan, iddialara karşı yapılan savunmaları yüzeysel olarak dahi öğrenmeden peşin hükümle yargısız infaz yapabiliyorsunuz? 

➢ Her şeyin ötesinde mazlum insanların özellikle de kadınların hukuksuz bir şekilde tutuklanmasından, hatta cezalandırılmasından sanki memnuniyet duymuş gibi cümleleri nasıl sarf edebiliyorsunuz? 

Tüm bunların sizin karakteriniz ve hayatınızla bağdaştırmakta çok zorlandığımızı ifade etmek isteriz. 

Sayın Ayşenur Arslan Hanımefendi, anormal işleyişlerin olduğu bir yargı sistemi teşvik edip sonrasında aynı anormalliklerle kendiniz veya dostlarınız karşılaştığında eleştirmenizin samimiyete, vicdana ve akla uygun olmadığını hatırlatmak isteriz. Bu tutumunuzun paralel görüşte olduğunuz insanların dahi gözünüzden kaçması mümkün değildir. Bu durum zannettiğinizin aksine kendi taraftarlarınızda dahi olumsuz etki meydana getirir. Adaletsizlik hangi kesime karşı yapılırsa yapılsın bir toplum için çok ciddi bir tehlikedir. Adaletsizliğin toplumun sadece bir kesimi ile sınırlı kalması mümkün değildir. 

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının yargılandığı dosyada dünya ve Türkiye tarihinde görülmemiş boyutta 10.000 yıl ceza alan masum insanlara “akılları başlarına gelmiştir” derken hangi delile dayandığınızı belirtmiyorsunuz. Fakat hem hukuksuzluğu hem acımasızlığı hem de delilsiz hüküm verilmesini teşvik edip sonra da aynı fikirde olduğunuz insanlar aynı hukuksuzlukları yaşayınca feryat ediyorsunuz. 

Sayın Ayşenur Arslan siz ve sizin gibi düşünen bir kesim şunu unutmamalıdır ki bu çifte standart ve samimiyetten uzak tutum, zulmü teşvik etmek, kumpasları, adaletsizlikleri meşru ve legal hale getirmek anlamı taşımaktadır. Sonrasında da kendi ellerinizle, kendi dilinizle adeta meşrulaştırdığınız bu zulüm sisteminin kaçınılmaz olarak sizleri de saracağı açıktır. 

Toplumun her kesiminin bu anormal gidişata ivedilikle dur demesi ve bu hukuksuzluklar hangi kesimin başına gelmiş olursa olsun herkesin mutlaka hukuka uygun şekilde karşı durması, tepkisini koyması ve asla desteklememesi, teşvik etmemesi çok hayatidir. Gelin hep birlikte, birlik, beraberlik, medeniyet, saygı, adaletten hiçbir dönemde taviz vermeme hususunda çok kararlı olalım. Herkese huzur mutluluk ve bereket getirecek samimi tutum ve anlayıştan asla ödün vermeyelim. 

Milletimize zulmü değil huzuru getirmeye gayret edelim.

Saygılarımızla.

ADNAN OKTAR DAVASI VE DAVA SÜRECİNDEKİ HUKUKSUZLUKLAR HAKKINDA DETAYLI BİLGİ EDİNMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERİ ZİYARET EDEBİLİRSİNİZ

https://adnanoktardavasindakihukuksuzluklar.blogspot.com
https://www.net-cevap.com