"ADNAN OKTAR DAVASI"NDA HALA KULLANILMAYA ÇALIŞILAN ETKİN PİŞMANLIK SAHTECİLİĞİ


Daha önce detaylarını çok defa kamuoyuyla paylaştığımız üzere, Adnan Oktar davasında kumpasçılar tarafından kullanılan en kirli yöntemlerden biri de, baskı ve tehditle sahte etkin pişmanlar devşirmeye çalışmak olmuştur. 

  • Husumetli müştekilerin elebaşlarından Özkan Mamati'nin hazırlamış olduğu ve Özkan Mamati ile birlikte hareket eden bir kısım polislerin kayıtsız şartsız kabul ederek fezlekeye dahil ettikleri (sözde) şüpheli listesinde bulunanların TAMAMININ sorgusuz sualsiz hiçbir hukuki temele dayanmadan tutuklanmaları,
  • A9 TV yayınlarına birkaç kere katılanların, cezaevindekilere yardım etmek için para yatıranların, hatta evlatlarını korumaya çalışan annelerin bile TUTUKLANMASI,
  • Sanıkların AVUKATLARININ TUTUKLANMASI,
  • TANIKLARIN TUTUKLANMASI,
  • Soruşturma kapsamında, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmayı kabul edenlerin, bir anda cinsel suçlar da dahil kendilerine isnat edilen bütün suçlamaların BUHARLAŞMASI,
  • Dava sürecinde, etkin pişmanlıktan VAZGEÇEREK, kendisine emniyette baskı yapıldığını itiraf edenlerin derhal tutuklanması,
  • Tutuklananların hiçbir hukuki gerekçe bulunmadan ikamet ettikleri illerden Türkiye'nin çeşitli illerindeki uzak cezaevlerine gönderilip oralarda en zorlu koşullara sahip, hiçbir can güvenliklerinin bulunmadığı en azılı kriminallerin bulunduğu koğuşlara konulmaları,
  • O cezaevlerinde tamamının ayrı bırakılmaları, birbirleriyle görüştürülmemeleri,
  • Husumetli müştekilerin yönlendirdiği bazı avukatların, tamamen avukatlık etiğine aykırı bir biçimde, görevlerini kötüye kullanarak çeşitli tehdit ve korkutma yöntemleriyle, gerçekleri çarpıtmak suretiyle SANIKLARI ETKİN PİŞMAN OLMAYA ZORLAMALARI,
  • Müştekilerin mahkeme huzurunda, kendilerine tecavüzde bulunduğu iddia edilen etkin pişmanlardan bir anda, adeta bir yerden talimat almışçasına, toplu halde güya suçlarını "samimi kabul etmeleri nedeniyle" şikayetlerini GERİ ÇEKMELERİ,
  • Etkin pişmanların, kendilerini cezaevine girmekten kurtarmak için öne sürdükleri salt soyut beyanlarına dayalı itham ve iftiraların hiçbir somut delil ya da belgeye dayanmadığı halde mahkeme tarafından kesin doğru olarak kabul edilmesi,
  • Buna karşın, sanıkların gerçekleri alenen ortaya koyan, davanın bir kumpas davası olduğunu yüzlerce açıdan gözler önüne seren savunmalarına, itham ve iddiaları açıkça çürüten somut karşı-delillerine Mahkeme Heyeti tarafından itibar edilmemesi ve karar aşamasında zerre kadar değerlendirmeye alınmaması,
  • Yine, karar duruşmasında, onlarca yıl ceza verilen etkin pişmanların hiçbiri hakkında TUTUKLAMA KARARI VERİLMEMİŞ olması...

bu davada tek amacın ETKİN PİŞMAN ÇIKARMAK suretiyle bir yandan camiamızı kendince itibarsızlaştırmak diğer yandan da bomboş, her türlü hukuki delilden yoksun dava dosyasını daha fazla iftira ile doldurarak sözde güçlendirmek olduğunu ortaya koymaktadır. 

Dava boyunca, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyenler sürekli olarak kayırılmış, tecavüz dahil tüm suçlamaları buharlaştırılmış, el konulan malları bir anda kendilerine geri verilmiş, şu anda on bin yıldan fazla ceza hükmü alması gereken ve yönetici konumunda olduğu iddia edilen kişilerin bile fezlekede yer alan suçlamaları YOK EDİLMİŞTİR. 

Yani bu davada, etkin pişmanlara alabildiğine yol açılmıştır. Bunun tek sebebi, tüm davanın İFTİRACI ÜRETME mekanizması üzerine kurulmuş olmasıdır

Bu sinsi yöntem, dava hakkında yerel mahkemenin hüküm vermesinden sonra bile devam etmektedir. 

Sadece soruşturma devam ederken değil, hüküm verildikten sonra bile, davamızda etkin pişmanlığın yolu, aynı sihirli yalanları söylemekten, aynı iftira hikayelerini anlatmaktan geçmektedir. Bu klişe iftira ve yalanlar tekrar edildiğinde ise, hemen her kapıyı açan bir anahtar devreye girmektedir. Binlerce yıllık cezaların yağdırıldığı ve bu şekilde de kamuoyu nezdinde de tüm güvenilirliğini yitirmiş bir kumpas davası ve yargılama kapsamında bir kişi "içlerindeyken fark etmemişim, ama sonradan fark ettim ki meğer şunları şunları yapmışlar" şeklinde çocukları bile kandıramayacak ucuz yalanları sıraladığı takdirde hemen kumpas ekibi ve onların kontrolündeki bir kısım kripto görevlilerin koruması altına girmektedir

Garip olan ise, böyle bir kişiye, kumpasın nihai imzası olan binlerce yıllık cezalar yağdırılmadan önce neden bütün bunları anlatmak hiç aklına gelmediğineden cezadan sonra bir anda sözde "aydınlandığı" hiçbir şekilde sorulmamaktadır. Aynı iftiraları tekrarlamış olması ortadaki bu garabeti ve mantıksızlığı örtmesi için yeterli görülmektedir. 

İşin doğrusu, baskı ve tehditle korkutularak zorla etkin pişman olmaya mecbur bırakılan kişi, ortada hiçbir suç olmadığını kendisi de çok iyi bilmektedir. Ancak şu aşamada husumetli çevrelerin müdahalesiyle tutuklanarak ortada dönen astronomik cezalardan pay alma ihtimali ortaya çıktığı için, onlarca yıl hapis yatma korkusuyla kendisine sahte bir kurtarıcı gibi sunulan etkin pişmanlığa sarılmaktadır. 

Aslında, karşılıklı bir oyun oynanmaktadır. Anlattıkları gerçekten doğru olsa, bu aşamada etkin pişman olmayı seçen bir kimsenin normalde en başından bunları anlatacağı açıktır. Fakat, operasyondan bu yana geçen 2,5 yıl boyunca susup da hükmün hemen ardından kendini kurtarmak için bu yola sığınmak ve bu oyunu karşılıklı kabul etmek kumpasçıların yöntem ve zihniyetini anlamak için yeterlidir

Söz konusu kişinin 2,5 yıl beklemesinin tek sebebi, bu davada bir suç olmadığını ve davanın beraatle sonuçlanacağını bilmesidir. Fakat, kumpas başarılı olup sonucunda astronomik cezalar çıkınca, bazı kişilerde korku ve panik hali kendini göstermekte, kumpasçılar da bu ürkek psikolojiyi işlerine gelecek şekilde kullanmaktadır. 

Gerçek şu ki söz konusu dava, akla gelen her türlü suç maddesinin sıralandığı, birbirinden mantıksız iddia ve suçlamaların TEK BİR DELİLLE DAHİ DELİLLENDİRİLEMEDİĞİ tipik bir kumpas davasıdır. Bu bakımdan da kumpası kuranlar açısından tam bir fiyaskodur. 

Ancak buna rağmen, olanca açıklığıyla ortada olan bu kumpasın üzeri olağanüstü hukuksuzluk ve usulsüzlüklerle örtülmeye, son derece anormal ve tarihte eşi benzeri görülmemiş fiyaskolarla dolu bir yargılama süreci normal gibi yansıtılmaya çalışılmıştır. 

Dosyada tek bir somut delil dahi olmadığı için en üst sınırdan verilmiş olan cezalara meşruiyet kazandırabilmek, bu anormal cezaları kamuoyuna makul gösterebilmek için etkin pişmanlara bolca söyletilen iftira ve yalanlardan medet umulmaktadır. Çünkü, iftira senaryoları dışında ortada hiçbir gerçek suç ve suç delili yoktur

Bu amaçla da, davanın soruşturma safhasından nihai karar aşamasına kadar, camiamızla geçmiş yıllarda uzaktan yakından bağlantısı olan hemen herkes kumpasçılar tarafından YOĞUN BASKI VE ABLUKA ALTINA ALINARAK, SON ANA KADAR MÜMKÜN OLAN EN YÜKSEK SAYIDA İFTİRACI ETKİN PİŞMAN DEVŞİRME FAALİYETİ OLANCA HIZIYLA SÜRDÜRÜLMEKTEDİR.

Değil Türkiye, dünya tarihinde dahi görülmemiş bir şekilde bu davada insanlar, hukukun ve adaletin en temel düsturu olan hakkı ve doğruyu söylemeye ve güzel ahlak göstermeye değil, YALAN SÖYLEMEYE, İFTİRA ATMAYA TEŞVİK EDİLMEKTEDİR. BUNU YAPMAK DA MAKBUL GÖSTERİLMEKTE, YAPANLAR ÖDÜLLENDİRİLMEKTE VE KAYIRILMAKTADIR.

Bu zorlu ablukaya dahil edilen her kişiye, "ancak sevdiklerini harcarsan kendini kurtarabilirsin" denilmektedir. İnsanlar açıkça, EN ÇİRKİN İFTİRALARI ATACAK, SEVDİKLERİNİ, ONLARCA YILLIK DAVA ARKADAŞLARINI BİR ÇIRPIDA HARCAYACAK DERECEDE KARAKTERSİZ, GÜÇSÜZ VE ACİZ BİR TAVIRA ZORLANMAKTADIR

Bazı kişilerin, köşeye sıkıştıklarında en küçük bir zorluk ve çileye dahi göğüs germeden kolayca sevdiklerini harcaması, bir aciz insan psikolojisidir. Keza, bu psikolojiye Allah Kuran'da da dikkat çekmektedir. Kıyamet saatinin dehşeti karşısında bir kısım insanlar kendilerini kurtarmak için, günahlarına karşılık olarak kendi öz çocuklarını, kardeşlerini, ailesini ve en yakınlarını dahi fidye olarak vermekten çekinmemektedirler:

(Böyle bir günde) HİÇBİR YAKIN DOST BİR YAKIN DOSTU SORMAZ.

Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, OĞULLARINI FİDYE OLARAK VERMEK İSTER;

KENDİ EŞİNİ VE KARDEŞİNİ,

VE ONU BARINDIRAN AŞİRETİNİ DE;

Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa. (Mearic Suresi, 10-14)

Sevdiklerini, dostlarını, yıllarını beraber geçirdikleri insanları, kendini kurtarabilmek uğruna bir çırpıda harcama psikolojisi, davamızda kullanılan etkin pişman üretme politikasının itici gücüdür. Kuran'da yerilen bu aciz karakterin davamızda inanılmaz biçimde teşvik ediliyor olması, sadece hukuk adına değil, vicdan adına, insanlık adına, Müslümanlık adına utanç verici dehşetli bir durumdur. Bu durumda akla, cevaplanması gereken şu sorular gelmektedir:

  • Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza karşı neden ve kimler tarafından bir kumpas kurulmasına ihtiyaç duyulmuştur?
  • Neden böyle büyük bir çabayla vatan, millet ve devlet aşığı tertemiz, suçsuz, dindar insanlar türlü oyunlarla ömürleri boyunca hapiste tutulmak istenmektedir?
  • Bu insanlara bunca çirkin iftiralar atılarak sözde itibarsızlaştırmaya çalışılmasının gerçek amacı nedir?
  • Hüküm verildikten sonra bile gözü dönmüş bir biçimde sahte etkin pişmanlar devşirmeye çalışmanın anlamı nedir?
  • Acaba dava dosyasında hiçbir suç, suç unsuru ve somut suç delili olmadığı için bu davanın hukuken üst mahkemeden dönmesi dışında bir ihtimal olmadığı gerçeği kumpasın ardındaki kişi ve çevreleri çok mu huzursuz etmektedir?

Söz konusu etkin pişmanların ağır baskı ve korku içinde söylemek zorunda kaldıkları yalanlardan dönecekleri ve gerçek kumpasçıları deşifre edecekleri gün elbette gelecektir. Ancak, bütün bu oynanan sinsi oyunları deşifre etmek de elzemdir. 

Davamız kapsamında oynanan bu sahtekarca oyunu değerli kamuoyunun bilgilerine sunuyoruz.


ADNAN OKTAR DAVASI VE DAVA SÜRECİNDEKİ HUKUKSUZUKLAR HAKKINDA DETAYLI BİLGİ EDİNMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERİ ZİYARET EDEBİLİRSİNİZ:

https://adnanoktardavasindakihukuksuzluklar.blogspot.com

https://www.net-cevap.com