"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR


18 Sep

Kuran'da tarif edilen "velayet sistemi"nin önemli bir parçası olan "infak" ve "yardımlaşma", Allah'ın Müslümanlara farz kıldığı ibadetlerdendir

Savcılık makamınca hazırlanmış iddianamenin birçok yerinde, arkadaşlarımızın sahip oldukları şirketler vasıtasıyla kendi aralarında meşru ticaretler yapmaları, birbirlerine para, mal ve benzeri her türlü maddi yardımlarda bulunmaları, birbirlerinin evlerini, arabalarını ve kıyafetlerini kullanmaları, cezaevinde tutuklu ve ihtiyaç içinde olan arkadaşlarının hesaplarına resmi yoldan para yatırmaları gibi son derece meşru, legal, fedakarane ve iyi niyetli davranışlar, son derece garip, anlaşılamaz ve akıl almaz bir biçimde SUÇ UNSURU KAPSAMINA SOKULMAYA çalışılmıştır.

İddianamede, arkadaşlarımızın birbirlerine maddi-manevi destek olmak, sıkıntı içinde olan din kardeşlerinin yardımına koşup ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapmış oldukları bu erdemli, ahlaklı, güzel davranışlar adeta BİR SUÇ ÖRGÜTÜ VASFIYMIŞ gibi yansıtılmaktadır.

Arkadaşlarımızın 11 Temmuz 2018 operasyonu sırasında ve sonrasında maruz bırakıldıkları sayısız haksızlık, hukuksuzluk ve mağduriyetlerden bazı örnekler vermenin bu ürkütücü yaklaşımın vahametini daha net ortaya koyacağı kanaatindeyiz.

Operasyonu takiben, halen cezaevinde tutuklu bulunan tüm arkadaşlarımızın mallarına, mülklerine, paralarına, banka hesaplarına, şirketlerine, çalışmakta oldukları iş yerlerinden aldıkları maaşlarına, operasyon yüzünden işten çıkartılanların almaları gereken tazminatlara, bazılarının ailesinden devir yolu ile kalan emekli maaşlarına, ailelerinden kalan miraslara kadar tüm gelir kaynaklarına el konulmuştur.

Tüm bu nedenlerden dolayı cezaevlerinde bulunan arkadaşlarımızın orada hayatlarını sürdürebilmeleri ve sağlıklarını koruyabilmeleri için düzenli maddi desteğe ihtiyaçları vardır. Ancak, arkadaşlarımız arasında aileleri ve yakınları maddi yönden güçsüz olup kendilerine destek olamayacak durumda olanlar, ayrıca devam eden çeşitli ağır hastalıklarla boğuşmakta olup acil tıbbi desteğe ihtiyacı bulunanlar vardır. Dolayısıyla dışarıda serbest olan arkadaşlarımızın maddi yardımlarına son derece acil ihtiyaçları vardır.

İşte bu kapsamda, yukarıda sözünü ettiğimiz sayısız hukuksuz uygulama arasında en akıl almaz olanlarından biri de, tutuklu birkaç arkadaşının cezaevi hesaplarına 300 TL gibi son derece cüzi paralar yatırarak destek olmaya çalışan bazı iyi niyetli arkadaşlarımızın güya "örgüt destekçisi" olmakla yaftalanıp tutuklanarak cezaevine konmasıdır.

Tutuklu ve ihtiyaç içindeki arkadaşlarının resmi cezaevi hesabına, gizli-saklı değil, açık adıyla ve kimliğiyle şahsen ve alenen birkaç yüz liralık para yatıran temiz kalpli bir arkadaşımız, yalnızca iyilik yapmaya çalıştığı için halen 1 seneden uzun bir süredir cezaevinde tutuklu bulunmaktadır. Oysa, ORTADA NE SUÇ NE ÖRGÜT NE DE BUNLARLA İLGİLİ KESİNLEŞMİŞ BİR YARGI KARARI VARDIR. DAHASI, TÜMÜYLE HAKSIZ VE HUKUKSUZ BİR BİÇİMDE TUTUKLANARAK CEZAEVLERİNE KONAN ARKADAŞLARIMIZIN DAHA MAHKEMELERİ BİLE GÖRÜLMEYE BAŞLANMAMIŞTIR. 

Ne var ki tümüyle suçsuzluk karinesine sahip bu insanlar, adeta yargısız infaz yapılarak "suç örgütü" olmakla itham edilmiş, üstüne de bu masum insanların cezaevi kantininden yiyecek alabilmeleri için adam başı 300 TL yatıran arkadaşları "örgüte destek verdiği" ithamıyla hapse atılmıştır.

Zulüm bununla da son bulmamıştır. Bahsettiğimiz arkadaşımız, malum bir kısım medyada hakkında haberler yaptırılmak suretiyle topluma karşı adeta ibret vesikası kılınmıştır. Bu suretle, başka insanlara da gözdağı verilerek cezaevlerindeki dostlarına, arkadaşlarına ve yakınlarına yardımda bulunmalarının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Açık olmak gerekirse, bu akla hayale sığmayacak boyutlardaki haksız ve hukuksuz uygulamalar, vicdanlarda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde benzer boyutta bir zulmün yaşanmadığı düşüncesini doğurmaktadır.

Oysaki arkadaşlarımızın, Müslümanlar arasındaki dayanışma ve sosyal yardımlaşmanın en güzel örneklerinden birini teşkil eden bu davranışları, Türk Ceza Kanunu’nun hiçbir yerinde suç teşkil etmemektedir. Tam aksine, hiçbir çıkar ve karşılık gözetilmeden sergilenen bu güzel davranışların, yüce dinimiz İslam’ın SADAKAve İNFAK ibadetlerini yerine getirmekten başka hiçbir amacı olmadığı açıktır.

1–Sayın Adnan Oktar ve Arkadaş Grubu, Allah’ın Kuran’da Farz Kıldığı "Velayet Sistemi"nin Hükmünü Yerine Getirmek İçin Bir Araya Gelmiş, Samimi ve Dindar Müslümanlardır

Öncelikle belirtmek gerekir ki Sayın Adnan Oktar ve arkadaş camiası, "MÜMİNLER, ANCAK KARDEŞTİRLER" (Hucurat Suresi, 10), "MÜMİN ERKEKLER VE MÜMİN KADINLAR, BİRBİRLERİNİN VELİLERİDİRLER(Tevbe Suresi, 71) mealindeki Kuran ayetlerinin hükümleri gereği bir araya gelmiş Müslüman, dindar bir arkadaş topluluğudur.

Bunlar ve benzeri birçok Kuran ayetiyle müminler için farz kılınan "VELAYET SİSTEMİ", Müslümanların her konuda birbirlerine destek ve yardımcı olmalarını, birbirlerini koruyup kollamalarını emreder.

Yukarıda konuyla ilgili birkaçını örnek verdiğimiz Kuran ayetlerinin hükmü gereği, Müslümanlar arasında velayet sistemi esastır ve bu sistemde her Müslüman bir diğerini koruyup kollamakla, ona sahip çıkıp her türlü sıkıntı ve ihtiyacını karşılamakla yükümlüdür. Kuran’da, Müslümanların aynı öz kardeşler gibi birlikte yaşamaları, yardımlaşmaları, gece gündüz birbirleriyle sürekli görüşmeleri, bağlantı halinde olmaları, Allah'ı anmaları, ibadet etmeleri emredilmektedir. PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN, SAHABENİN, İSLAM BÜYÜKLERİNİN VE SALİH MÜMİNLERİN TÜM HAYATLARI KURAN'DA TARİF EDİLEN VELAYET SİSTEMİ ÜZERİNE KURULMUŞTUR.

Kısaca, Kuran’a göre Müslümanların, hayatları boyunca birlik ve beraberlik içerisinde, bir arada olmaları farzdır. Allah, Müslümanlar için Kuran’da bildirdiği, "Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın."(Ali İmran suresi, 103) ayeti ile Müslümanların, birbirlerini koruyup kollamalarını, zulme karşı imanda saf bağlamalarını, dağılıp ayrılmaktan ise şiddetle kaçınmalarını emretmektedir.

2– Müslümanlar Arasındaki "İnfak" Ve "Yardımlaşma", Kuran'ın Hükmü Olan "Velayet Sistemi"nin Gerektirdiği Farz İbadetlerdendir

Türkiye Diyanet Vakfı'nın yayınladığı İSLAM ANSİKLOPEDİSİ'nde, İNFAK konusu hakkında şu bilgiler verilmektedir:

... (İNFAK) Dinî-ahlâkî bir terim olarak genellikle, "Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması" demektir. BU BAKIMDAN İNFAK, FARZ OLAN ZEKÂTI VE GÖNÜLLÜ OLARAK YAPILAN HER ÇEŞİT HAYRI İÇERMEKTEDİR... kelime yalın olarak kullanıldığı zaman meşrû ve yararlı harcamaları ifade eder, harcanan şeye de nafaka denir...

Kur’ân-ı Kerîm’de infak kavramı bir âyette “yoksul düşme” (el-İsrâ 17/100), YETMİŞE YAKIN ÂYETTE İSE “HARCAMA YAPMA” anlamında geçmektedir(bk. M. F. Abdülbâkī, “nefḳ” md.). Hadislerde de infak konusu geniş şekilde ele alınmıştır.İSLÂMÎ TELAKKİYE GÖRE İNSANIN SAHİP OLDUĞU SERVETİN ASIL SAHİBİ ALLAH’TIR. O’nun emanet olarak verdiği bu servetten başkalarına infakta bulunmak gerekir (en-Nûr 24/33; el-Hadîd 57/7). Bakara sûresinin 2. âyetinde Allah’a samimiyetle inanan müminlerin başlıca özellikleri sayılırken iman ve namazın ardından İNFAK zikredilmiştir.

... birçok âyet ve hadisin birlikte değerlendirilmesinden çıkan sonuca göre ALLAH’A İTAAT VE İBADET NİYETİ TAŞIYAN, İSLÂM’A VE MÜSLÜMANLARA YARDIM VE FAYDA SAĞLAYAN HER HARCAMA ALLAH YOLUNDA İNFAK SAYILMAKTADIR(Kaynak: İslam Ansiklopedisi;

https://islamansiklopedisi.org.tr/infak)

BU İSLAMİ İZAHLARDAN DA AÇIKÇA ANLAŞILACAĞI ÜZERE, İDDİANAMEDE GÜYA SUÇ UNSURUYMUŞ GİBİ GÖSTERİLMEK İSTENEN, ARKADAŞLARIMIZ ARASINDAKİ MADDİ DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMA FAALİYETLERİ, GERÇEKTE KURAN'DAKİ İNFAK İBADETİNİN KAPSAMLI VE TİTİZ UYGULAMALARINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.

İslam dini, müminler arasında sosyal bir yardımlaşma ve dayanışma sisteminin kurulmasına ve bunun tek bir kereye mahsus değil, müminlerin hayatları boyunca riayet etmeleri gereken bir sistem olmasına büyük önem vermektedir. Bu nedenle Yüce Rabbimiz, bu sosyal dayanışmanın zeminini teşkil eden İNFAK İBADETİNİ FARZ KILMIŞ, İNFAK İBADETİNİ ENGELLEYEN HER TÜRLÜ OLUMSUZ DAVRANIŞI İSE YASAKLAMIŞTIR.

İNFAK ETMEK, yani Allah yolunda harcamada bulunmak ve ihtiyaç sahiplerine yardım elini uzatmak, Kur’an ayetlerinde ve hadisi şeriflerde çokça üzerinde durulan, teşvik edilen, baştaPeygamber Efendimiz (sav) olmak üzere, sahabenin ve salih müminlerin kendi hayatlarıyla bizzat örnek oldukları en önemli ibadetlerin başında gelmektedir.

3– İnfak Etmenin Çok Önemli Bir Farz İbadet Olduğuna Dair Kuran Ayetleri

İnfak konusuyla ilgili Kuran ayetlerinden bazıları şöyledir:

Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİKLERİMİZDEN İNFAK EDERLER. (Bakara Suresi, 3)

Ey iman edenler, hiçbir alış-verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, SİZE RIZIK OLARAK VERDİKLERİMİZDEN İNFAK EDİN. (Bakara Suresi, 254)

Onlar ki, MALLARINI GECE, GÜNDÜZ; GİZLİ VE AÇIK İNFAK EDERLER. Artık bunların ecirleri Rableri katındadır, … (Bakara Suresi, 274)

… Ve SANA NEYİ İNFAK EDECEKLERİNİ SORARLAR. DE Kİ: "İHTİYAÇTAN ARTAKALANI." Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz. (Bakara Suresi, 219)

SEVDİĞİNİZ ŞEYLERDEN İNFAK EDİNCEYE KADAR ASLA İYİLİĞE EREMEZSİNİZ. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Al-i İmran Suresi, 92)

Onlar, BOLLUKTA DA, DARLIKTA DA İNFAK EDENLER, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. (Al-i İmran Suresi, 134)

KÜÇÜK, BÜYÜK İNFAK ETTİKLERİ HER NAFAKA ve (Allah yolunda) aştıkları her vadi, mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır. (Tevbe Suresi, 121)

SİZE NE OLUYOR Kİ ALLAH YOLUNDA İNFAK ETMİYORSUNUZ? OYSA GÖKLERİN VE YERİN MİRASI ALLAH'INDIR. (Hadid Suresi, 7)

Sizden birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir süreye kadar geciktirsen, ben de böylece SADAKA VERSEM VE SALİHLERDEN OLSAM" DEMEZDEN ÖNCE, SİZE RIZIK OLARAK VERDİKLERİMİZDEN İNFAK EDİN. (Münafikun Suresi, 10)

Bu ayetlerden de anlaşılacağı üzere Rabbimiz Kuran’da inananlara, kendilerine ölüm gelmeden önce ihtiyaçlarından arta kalanı, güç ve imkanları doğrultusunda, özellikle sevip beğendiği şeylerden, gizli veya açık olarak, ancak sürekli bir biçimde infakta bulunmalarını, sadaka vermelerini emretmektedir. İşte, İslam'daki Velayet Sistemi'nin temeli de büyük ölçüde bu SADAKA ve İNFAK ibadetleri üzerine kuruludur. 

Bu sebepledir ki Müslüman parasını, malını, mülkünü, evini, toprağını, arabasını, hayvanını, ekinini, özetle tüm varlığını Allah rızası için harcar, diğer ihtiyaç sahibi müminlerle paylaşır, İslam’a hizmet için kullanır, dilediği kadarını hibe eder, sadaka, zekat, fitre olarak infak eder.

İNSANLARA VERİLEN MAL VE MÜLKÜN TEK VE GERÇEK SAHİBİ YÜCE ALLAH’TIR. Müslümanlar, bunların ancak geçici bir bekçisi, emanetçisi hükmündedirler. Malı tutup biriktirmekle değil, ALLAH YOLUNDA DAĞITIP, HAYRA SARF ETMEKLE YÜKÜMLÜDÜRLERBu nedenle, yalnızca kendi çıkarlarını gözeterek zengin olmaya çalışmak, bu amaçla mal biriktirip yığmak, cimrilik ederek egoist ve bencil davranışlarda bulunmak İslam’da çirkin görülen, Allah tarafından kınanan ve yasaklanan davranışlardandır.

Allah, ellerini sımsıkı tutarak cimrilik edenleri Kuran'da şiddetli bir şekilde uyarmış ve çok acıklı bir azapla tehdit etmiştir.

Mallarını biriktirip-yığarak Allah yolunda harcamayanların Cehenneme atılacaklarını ve biriktirdiklerinin ateşte kızdırılarak bunlarla vücutlarının dağlanacaklarını, cimrilik ettikleriyle tasmalandırılacaklarını haber vermiştir:

ALLAH'IN, BOL İHSANINDAN KENDİLERİNE VERDİĞİ ŞEYLERDE CİMRİLİK EDENLER, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır; bu, onlar için şerdir; kıyamet günü, cimrilik ettikleriyle tasmalandırılacaklardır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. (Ali İmran Suresi, 180)

Altını ve gümüşü biriktirip de ALLAH YOLUNDA HARCAMAYANLAR... Onlara acı bir azabı müjdele. Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak,'İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır, yığıp-sakladıklarınızı tadın' (denilecek). (Tevbe Suresi, 34-35)

…Ki O, MAL YIĞIP BİRİKTİREN VE ONU SAYDIKÇA SAYANDIR. Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanıyor. Hayır; andolsun O, HUTAME'YE ATILACAKTIR. Hutame"nin ne olduğunu sana bildiren nedir? Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir. (Hümeze Suresi, 2-6)

Ayetlerde malını Allah yolunda harcamaktan, infak etmekten çekinen, ellerini sımsıkı tutan ve cimrilik edenlerin ancak KAFİRLER ve MÜNAFIKLAR oldukları belirtilmektedir:

Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimriliği emreder (önerir)ler. Allah'ın fazlından kendilerine verdiğini gizli tutarlar. Biz O KAFİRLERE aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır. (Nisa Suresi, 37)

MÜNAFIK ERKEKLER VE MÜNAFIK KADINLAR, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, MÜNAFIKLAR fıska sapanlardır. (Tevbe Suresi, 67)

YİNE, MÜMİNLER ARASINDAKİ İNFAK VE YARDIMLAŞMA SİSTEMİNDEN EN ÇOK RAHATSIZ OLANLARIN VE ÇEŞİTLİ YAYGARALARLA BU İBADETİ ENGELLEMEYE ÇALIŞARAK MÜSLÜMANLARIN DAĞILIP AYRILACAĞINI SANANLARIN ANCAK HİÇBİR ŞEYE AKLI ERMEYEN "MÜNAFIKLAR" OLDUĞU BİR AYETTE ŞÖYLE BİLDİRİLMEKTEDİR:

Onlar ki: "Allah'ın Resûlü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler," derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak MÜNAFIKLAR kavramıyorlar. (Münafikun Suresi, 7)

Ayetten anlaşıldığı üzere MÜNAFIKLAR, Allah'ın gücünü takdir edemedikleri için bu fitnelerinde de, her zaman olduğu gibi sonuçta başarısız olacaklarının, Müslümanlara hiçbir şekilde zarar veremeyeceklerinin şuurunda değildirler.

4–Peygamber Efendimiz (sav) ve Ashabının Hayatlarında, İnfak Konusunda Müslümanlar için En Güzel Örnekler Vardır

Peygamber Efendimiz (sav) ve sahabelerin hayatlarında, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, her durumda birbirine destek olma, infak etme gibi konularda Müslümanlar için sayısız güzel örnekler bulunmaktadır.

Peygamber Efendimiz (sav) hadis-i şeriflerinde Müslümanlara hep, birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılamalarını, ayıp ve kusurlarını örtmelerini, mallarını, hayvanlarını, yiyeceklerini, kıyafetlerini yoksul kardeşleriyle paylaşmalarını öğütlemiş, müminlerin birbirlerinin velileri ve kardeşleri olduklarını ve birbirlerini koruyup kollamakla mükellef olduklarını her vesileyle hatırlatmıştır. İnfak konusuyla ilgili hadis-i şeriflerden bazı örnekler şöyledir:

...MÜSLÜMAN KARDEŞİNİN İHTİYACINI GİDEREN kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman'dan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter. (Buhari, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58)

"KİMİN YANINDA FAZLA HAYVAN VARSA, ONU HAYVANI OLMAYANA VERSİN. KİMİN DE FAZLA AZIĞI VARSA ONU AZIĞI OLMAYANA VERSİN." Resulullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. ÖYLE Kİ, BİZDEN HİÇ KİMSENİN HERHANGİ BİR FAZLALIKTA HAKKI OLMADIĞI DÜŞÜNCESİNE VARDIK." (Müslim, Lukata 18, (1728); Ebü Dâvud, Zekât 32, (1663).

"BİR MÜMİN, AÇ BİR MÜMİNİ DOYURURSA, Allah da o kimseyi cennet meyveleriyle doyuracaktır. Yine, BİR MÜMİN, SUSUZ KALAN BİR MÜMİNE BİR ŞEYLER İÇİRİP SUSUZLUĞUNU GİDERİRSE, Allah kıyamette ona (misk ile mühürlenmiş lezzetli bir içecek olan) 'Rahîk-ıMahtum'dan içirecektir.Yine, BİR MÜMİN, ELBİSEYE İHTİYACI OLAN BİR MÜMİNİ GİYDİRİRSE, Allah da ona cennetin yemyeşil elbiselerinden giydirecektir." (Tirmizî, Kıyâme, 18)

Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi, din kardeşi için de sevip arzu etmedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” (Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71-72; Tirmizî, Kıyâmet 59; Nesâî, Îmân 19, 33)

"Mümin, müminin aynasıdır ve mümin, müminin kardeşidir. Onun geçimini muhafaza eder ve onu arkadan çepeçevre sarıp (tehlike ve zararlardan) korur." (Ebû Dâvûd, Edeb, 49)

Hazreti Ali (RA) da şöyle buyuruyor: “Ben ihtiyacını karşılayabileceğimi yahut benim vasıtamla işlerinin kolaylaştıracağını umarak bana müracaat eden bir kimsenin ihtiyacını karşılamaktan daha büyük nimet bilmiyorum. Bir Müslümanın ihtiyacını karşılamak, benim için yeryüzü dolusu kadar altın ve gümüşümün olmasından daha iyidir.” (İbnü Ebi Hati; Darimi, Beyhaki)

Ayrıca Peygamber Efendimiz (SAV) en güzel örneği kendi hayatından, kendi mirası konusunda söyledikleriyle göstermiş, o dönemde Sahabeler miras konusunda birbirlerine varis olacaklarını sanırken, bunun böyle olmayacağını Peygamber Efendimiz (SAV);

"Bize mirasçı olunamaz, bıraktıklarımız sadakadır."

"Mirasçılarım hiçbir dinarı bölüşmesinler. Hanımlarımın nafakasından ve âmilimin masrafından başkası sadakadır." (Buharî, Vesaya, 33, Cihad, 202)

sözleriyle MİRASININ TÜMÜNÜ SADAKA OLARAK MÜSLÜMANLARA BAĞIŞLAMIŞTIR.

Tıpkı Peygamber Efendimiz (sav) gibi HZ. EBUBEKİR, HZ. ÖMER VE HZ. OSMAN GİBİ SAHABE-İ KİRAM DA MALLARININ TAMAMINI VEYA BÜYÜK KISIMLARINI ALLAH YOLUNDA İNFAK ETMİŞLERDİRBu fedakârlıkları ile tüm Müslümanlara güzel bir örnek teşkil etmişlerdir.

Sahabe ve Halifelerin bu üstün özelliklerinin anlatıldığı Hadislerin bazıları şöyledir;

Hz. Ömer (ra) şöyle anlatıyor: "Hz. Peygamber bir gün bizlere sadaka vermemizi emretti. O sıralarda mal bakımından oldukça zengindim. Kendi kendime "Eğer Ebu Bekir’i geçebilmem mukadderse ancak bugün olabilir" dedim ve malımın yarısını getirdim. Hz. Peygamber (sav) "Aile efradına bir şey bıraktın mı?" diye sordular. "Evet, onlara da bir şeyler bıraktım" dedim. Ne kadar bıraktığımı sorduklarında da "bunun kadar da onlara bıraktım" cevabını verdim. Biraz sonra da Ebu Bekir geldi. Hz. Peygamber ona da "ey Eba Bekir! Sen aile efradına ne bıraktın?" o da "onlara Allah’ı ve O'nun Resulü'nü bıraktım" dedi. Bunun üzerine onu hiçbir zaman geçemeyeceğimi anladım." (Ebu Davud, Tirmizi)

".... Ya Ebubekir, sen evine ne bıraktın? Ya Rasulullah, evime bir şey bırakmadım. Tamamını buraya getirdim. Onlara Allah ve Resulü'nü bıraktım.’’ (Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatü’s Sahabe, Hz. Muhammed ve Ashabının Yaşadığı İslami Hayat, Cilt 1, Sentez Neşriyat, Temel Eserler Serisi: 2/1, s. 410)

"Abdurrahman b. Avf’ın Şam’dan yiyecek getirmekte olan kervanı döndü, bu sesler de ondan geliyor” dediler. Bu kervan 700 deveden meydana gelmiş olup Medine onların sesleriyle çınlıyordu. Bunun üzerine Hz. Aişe "Ben Hz. Peygamber’in Abdurrahman b. Avf’ın cennete sürünerek girdiğini gördüm." buyurduğunu işitmiştim." dedi. Bu sözler Abdurrahman’ın kulağına gittiğinde,"eğer yapabilirsem oraya (cennete) sürünerek değil ayakta ve yürüyerek girmeye çalışacağım" dedi. VE GELEN KERVANLARI BÜTÜN YÜKLERİ VE HAYVANLARIYLA BİRLİKTE ALLAH YOLUNDA İNFAK ETTİ. (Hayat’üs Sahabe)


SONUÇ

Buraya kadar açıkça görülüp anlaşılacağı üzere, Müslümanların aralarında yardımlaşmalarını ve dayanışmalarını düzenleyen sadaka, infak gibi uygulamalar, İslam dininde son derece büyük öneme sahip farz ibadetlerdendir. En başta Kuran ayetleri, hadisi şerifler, Resululah Efendimiz (sav) ve ashabının ve onlardan sonra gelen salih Müslümanların örnek yaşamları bu farz ibadetin anlam ve önemini, İslam toplumu açısından hayati değerini en güzel biçimde gözler önüne sermektedir.

Hal böyleyken bugün, darlık, sıkıntı ve ihtiyaç içindeki din kardeşlerine Kuran'ın emri gereği sahip çıkarak maddi destekte bulunan Müslümanların, bu en safi, en temiz ve en fedakarane davranışlarından ötürü adeta suçlu muamelesi görmeleri son derece ürkütücü ve endişe verici bir durumdur. Bu masum tertemiz insanların, Kuran'ın farz hükümlerini yerine getirmelerinden dolayı "suç örgütü" ya da "suç örgütü destekçisi" olarak nitelendirilmesi ne kanunla ne hukukla ne İslam'la ne Kuran'la ne akılla ne vicdanla ne insafla ne de insanlıkla bağdaşmayan anormal, dehşet verici bir tutarsızlıktır.

Değerli Kamuoyunun Takdirlerine Saygılarımızla Sunarız.