11 Ocak 2021’de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hüküm verilen ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ağır Ceza Dairesi’ne gönderilen Adnan Oktar Davası dosyası hakkında hukuk dışı girişimlerin devam ettiği görülmektedir. 

Devlet içinde odaklanmış, kendince Hükümetimizi ve Sayın Cumhurbaşkanımız’ı da kontrol altına almaya çalışan bir avuç derin devlet uzantısı Londra’daki ağababalarının önünde tir tir titrerken, bu vatanın has evlatlarını, dindar, mazlum, masum delikanlıları ve genç hanımları kendilerince ezmeye çalışmaktadır. Bu amaçla İstinaf Mahkemelerinin hür ve adil karar vermesini engellemek ve kendi istedikleri hukuk dışı onama kararını dikte etmek için çeşitli baskı yöntemleri uyguladıklarına dair ciddi duyumlar bulunmaktadır.

Asıl hedefleri Sayın Cumhurbaşkanımız’ı devirmek ve milli-manevi tüm yerel unsurları bertaraf ederek Türkiye’yi bir nevi Suriye’ye çevirmek olan söz konusu derin odakların her türlü hukuk dışı girişiminin Devletimiz tarafından er ya da geç etkisiz hale getirileceğine olan inancımız tamdır. Bununla birlikte, gereken tedbirlerin ivedilikle alınması için başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Adalet Bakanımız, Meclis Başkanımız ve tüm Yüksek Yargı kurumlarımızı konu hakkında bilgilendirmemiz gereği doğmuştur. 

Bahsettiğimiz derin devlet uzantılarını en tehlikeli kılan unsur kendilerinin güya "CUMHURBAŞKANIMIZ ADINA HAREKET ETTİKLERİ" yalanını söylüyor olmalarıdır. Bu yalanı kullanarak İstinaf Daireleri'nin hakim ve savcılarına gözdağı vererek yargı üzerinde yoğun baskı kurmaya çalışmaktadırlar. Yerel mahkemenin hukuksuz kararını zorla onatabilmek için "Beştepe'den, Beyefendi’nin yanından geliyoruz.”, "Reisin talimatı var, bu dosyada mutlaka ceza kararı vermenizi istiyor.”, “Başkan talebinin yerine getirilmesi için bizleri görevlendirdi.” gibi alçakça yalanlar sarf etmektedirler. 

Normal hukuki sürecin işlemesi durumunda, bozulmasına tüm duayen hukukçuların kesin gözüyle baktığı kararın onanması için böyle kanunsuz bir korkutma politikası izlemeleri, bu kumpası organize edenlerin yaşadıkları paniğin de bir göstergesidir.

Hakim ve savcılar üzerinde etkili olabilmek amacıyla, güya Sayın Cumhurbaşkanı ve Hükümet adına hareket ettikleri kanaatini oluşturabilmek için de hep aynı akılsızca yöntemleri izlemektedirler. Hakimlere, Külliye’den geldiklerini öne süren, Sayın Bakan’ın kendilerini gönderdiğini iddia eden heyetler gönderilmesi bu yöntemlerden biridir. Bazıları da alakasız bir ziyaret ya da etkinlik vesilesiyle Sayın Cumhurbaşkanımız, Bakanlar ve üst düzey bürokratlarla, fotoğraflar çektirip bunları sosyal medya hesaplarında paylaşarak "Biz en üst makamlarla içli dışlıyız." mesajı vermektedir. Bu fotoğraflarla tek amaçladıkları ise kendilerini güç ve nüfuz sahibi çevrelerin bir parçası gibi göstermektir. Hakimlere ve savcılara “Bakın biz bu makamlarla hep birlikteyiz, daha dün oradaydık, bu getirdiğimiz mesajları da doğrudan kendilerinden getiriyoruz.” imajı vererek sahte bir güç gösterisi yapmaktadırlar.

Oysa, bu tür fotoğraflar bir güç gösterisi olamayacağı gibi, ancak ve ancak bu kişilerin sığıntı şeklinde belli makamlara yanaşmaya, onlara yakın görünmeye çabalayan etkisiz kişiler olduğunun bir göstergesidir. Dahası böyle bir girişim doğrudan, TCK'ya göre alenen bir suç teşkil eden, "Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs" kapsamına girmektedir. Dolayısıyla, böyle faaliyette bulunanlara karşı yapılması gereken de bu suçu işleyenlere uygulanan muamele olmalıdır. 

Sayın Cumhurbaşkanımız’dan istirhamımız:

Ortada, “Beyefendi şu kişinin suçlu olduğuna inanıyor.”, “Beyefendi siz gereğini yaparsınız dedi.” şeklindeki yalanlarla İstinaf Mahkemeleri'nin hakimlerini dahi tehdit edip baskı altına almaya çalışan, onları kanunsuz ve hukuksuz kararlar almaya zorlayan gözü dönmüş bir derin devlet çetesi vardır.

Asıl amacı Türkiye’yi uluslararası camiada anti demokratik, baskıcı, hukukun uygulanmadığı otokratik bir ülke gibi göstererek, ülkemizi hukukun sürekli katledildiği bir zulüm diyarı gibi yansıtarak Zatıalinize ve hükümetimize zarar vermeye, yıpratmaya ve nihai olarak devirmeye çalışan bu karanlık çetenin kirli faaliyetlerinin ivediyen durdurulması gerekmektedir. 

Biz bu konuda bir iltimas ya da ayrıcalık değil sadece hakimlerin iradelerinin hür bırakılmasını talep ediyoruz. Ki kanaatimizce bu, bir vatandaşın devletinden isteyeceği en doğal, en insani, en makul taleplerden biridir. 

‼️ Çeşitli etkinliklerde Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Devlet Büyüklerimize yanaşıp onların halkımızla içiçe olmalarından istifade ederek çektirdikleri fotoğrafları karanlık işlerine alet eden,

‼️ İstinaf hakimlerine giderek üzerlerinde, "Cumhurbaşkanının yanından geliyoruz, dediğimizi yapın." diye baskı kurmaya çalışan,

‼️ "Devlet bizim elimizde karşımızda kimse duramaz." diyen,

‼️ Haşa "Cumhurbaşkanımız’ın dahi kendilerinin kontrolünde olduğu" çirkin yalanını söyleyecek kadar alçaklaşan,

‼️ Müslümanların sevgisine, dostluğuna, sadakat ve bağlılığına haset eden, onların başarısını engellemek için and içmiş olan,

‼️ Tüm dindar camia, cemaat, vakıf ve siyasi partilere karşı duydukları amansız nefret ve düşmanlık ağızlarından taşan

Eski Türkiye kalıntısı bir avuç yaşı geçmiş ama anlamsız ve şuursuz bir cüret ve özgüvene sahip bu kişilerin hukuk ve kanun dışı girişimleri Türkiye Cumhuriyeti’nin en öncelikli beka konularından biri haline gelmiş durumdadır.

Yüce Devletimizin, hukuk katillerinin, adaletin başına bela olan fırsatçı menfaatperestlerin ülkemizi kara bulut gibi saran şer düzenlerini yok edeceğine inanıyor, önce her şeyin tek sahibi hakimlerin de hakimi olan Yüce Allah’a, sonra da Devletimizin aklına, irfanına ve vicdanına sığınıyoruz.

Kamuoyunun bilgilerine sunarız.