Arkadaşımız Sn. Serap Akıncıoğlu'nun Kasım ayının ilk günlerinde MHP İstanbul Sancaktepe İlçe Başkanı Sn. Arzu Karaalioğlu Hanımefendi’yie yaptığı nezaket ve bilgilendirme ziyareti hakkında basında birtakım gerçek dışı haberler yer almıştır. 

Daha önce ki basın duyurularında ve Serap Akıncıoğlu’nun yayınladığı tekzipte de ifade edildiği üzere, haberlerdeki iddiaların aksine, görüşme baştan sona nezaket çerçevesinde geçmiş, ziyaret esnasında veya sonrasında sıradışı bir durum ya da tatsız bir olay yaşanmamıştır. 

Yani, haberlerde geçen güya binaya polis çağırıldığı, gelen polislerin güya Serap Hanım'ın sorguladıkları ya da gözaltına aldıkları şeklindeki haberleri tamamı gerçek dışıdır. Zaten Serap Hanım'ın MHP İlçe binasına girişinden ayrılışına kadar geçen sürece ilişkin bina güvenlik kamera kayıtları da bunu doğrular niteliktedir. 

Bu düzmece haberlerin nereden ve ne amaçla basına servis edildiklerine ilişkin detaylı yazılarımızı aşağıdaki linklerden okuyabilirsiniz.

https://iddialaracevap.blogspot.com/2021/11/kin-ve-nefretle-bir-yere-varilmaz-tuzak.html

https://iddialaracevap.blogspot.com/2021/12/kumpascilar-panikte.html

Tüm bu haberlerle birlikte üzerinde durulması gereken asıl önemli husus ise şudur: Burada asıl amaç, çarpıtılmış haberler ve sahte gündemlerle vatandaşın derdini, sorununu, yaşadıklarını siyasetçilere anlatma ve çözüm üretilmesi için talepte bulunma hakkının engellenmeye çalışılmasıdır.

Serap Akıncıoğlu Temmuz 2018'de gerçekleştirilen polis operasyonu ardından cezaevinde geçen 17 aylık tutukluluk dönemi ve ardından gelen 13 aylık ev hapsi sürecinde birçok arkadaşımız gibi sayısız hukuksuzlukla karşı karşıya kalmış biridir. Maruz kaldığı hukuksuzlukları –benzerlerinin bir daha ülkemizde yaşanmaması ve hukuk ve demokrasinin ülkemize tam olarak yerleşmesine katkıda bulunmak için–ilgili kurumlara resmi başvurularla bildirdiği gibi, adalet anlayışına ve devlete bağlılığına güvendiği siyasi partilere de anlatmıştır. 

MHP İstanbul Sancaktepe İlçe Başkanı Sn. Arzu Karaalioğlu Hanımefendi ile yaptığı görüşmenin amacı da budur. Nitekim, söz konusu görüşme de saygı ve nezaket çerçevesinde gerçekleşmiş, Serap Akıncıoğlu yaşadıklarını anlatmış, Sayın Karaalioğlu ise kendi düşüncelerini dile getirmiştir. Ne var ki bu görüşme sonrasında, kanaatimizce muhtemelen yanlış bilgilendirildiği için, basında yer alan gerçek dışı ve karalayıcı nitelikteki haberlerin de etkisiyle Arzu Karaalioğlu, hanım arkadaşımız Serap Akıncıoğlu ile gerçekleştirdikleri görüşmeye çok farklı anlamlar yüklemiş ve savcılığa şikayette bulunmuştur. Elbette ki şikayette bulunmak kendisinin anayasal bir hakkıdır, bu hakkına saygımız sonsuzdur ve savcılık makamının adaletli bir soruşturma yapacağına güvenimiz tamdır. 

Ancak, takdir kendisinin ve ilgili makamın olmakla birlikte, Sn. Arzu Karaalioğlu Hanımefendi’nin bu tutumu, beyanının içeriğinde gerçek dışı itham ve iddiaların bulunması sebebiyle yanlış olmasının yanında, siyasi partilerin varlık amaçlarına ve ülkemizde klasikleşmiş olan vatandaş-siyasetçi ilişkilerine dair gelenek ve teamüllere de uygun değildir. 

Malum olduğu üzere köylüsünden kentlisine, çiftçisinden sanayicisine her türlü sosyal sınıf ya da statüye mensup vatandaşlarımızın, yaşadıkları sıkıntı ve mağduriyeti dile getirmek ya da çeşitli istek ve taleplerde bulunmak amacıyla siyasi partileri ve siyasetçileri ziyaret edip görüşmelerde bulunmaları ülkemizin köklü bir geleneğidir. Bu amaçla, sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelip milletvekilleri ile görüşen, dertlerini anlatan vatandaş sayısının yıllık 2 milyonun üzerinde olduğu, partilerin il ve ilçe ve merkez teşkilatlarına yapılan ziyaretler de eklendiğinde ülkemizde neredeyse yılda 10 milyonun üzerinde vatandaş-siyasetçi görüşmesi yapıldığı da bilinmektedir. 

Hatta öyle ki vatandaşın siyasetçiye ulaşmasının ve sorunlarını anlatmasının kolaylaştırılması için bizzat siyasetçilerin kendileri il il, ilçe ilçe dolaşmakta, sorunları öğrenmekte, bu sorunlara oluşturdukları çözüm önerilerine göre de vatandaştan oy talep etmektedir. Diğer bir deyişle, vatandaşla iletişim, siyasi partilerin varlık amaçlarının temel unsurlarından biridir. Bu sebeple il ve ilçelerdeki parti teşkilatlarının da en önemli vasıflarından biri öncelikle partinin vatandaşa ulaşabilmesi ve bununla birlikte vatandaşın da parti ile iletişim kurmasının kolaylaştırılmasıdır. 

Kapısı vatandaşa kapalı bir siyasi partinin varlığını devam ettirebilmesi ise mümkün değildir. Eğer bir siyasi partinin kapısı vatandaşa kapalıysa, vatandaş yaşadığı sıkıntıyı, huzuruna, güvenliğine ve geleceğine dair beklentilerini ve taleplerini o siyasi partinin yetkilisine anlatamıyorsa o partinin “halk için, devlet için, millet için var olduğu” söyleminin hiçbir gerçekliği olmayacaktır. Türkiye’nin çimentosu olan, varlığı milletin ve Devletimizin güvencesi sayılan, vatandaşın adeta bir “Baba” gibi gördüğü, varlığında güven bulduğu MHP gibi köklü bir partinin ilçe başkanı olarak Sayın Arzu Karaalioğlu’nun da bu gerçeklerin bilincinde olduğuna inancımız tamdır. 

Son derece olağan ve sıradan bir olay olan vatandaş-siyasetçi bağlantısına, vatandaşın derdini siyasetçiye anlatma çabasına çok farklı anlamlar yükleyerek BU DURUMU ADETA SUÇ HALİNE GETİRMEK HER ŞEYDEN ÖNCE ÜLKEMİZİN DEMOKRASİSİNE VURULAN BİR DARBE OLACAKTIR. 

Vatandaşların yaşadıkları mağduriyetler ile haksız ve hukuksuz uygulamalar karşısında, bir çıkış yolu olarak gördükleri siyasetçilere ulaşmalarının engellenmesi hem siyasetçilere olan güvenlerini sarsacak hem de kendilerini yapayalnız ve çaresiz hissetmelerine sebep olacaktır. Dahası bu durum, VATANDAŞLAR ile SİYASİLER ARASINA BARİYER ÇEKİLMESİNİN ÖNÜNÜ AÇACAĞI gibi, VATANDAŞIN “YAŞADIĞIMIZ SIKINTIYI ANLATIRSAK BAŞIMIZI BELAYA SOKARIZ” DÜŞÜNCESİNE KAPILMASINA SEBEP OLACAK, BUNUN NETİCESİNDE DE SORUNLARI GÖRÜP ÇÖZÜM ÜRETMEK YERİNE SORUNLARIN ÜSTÜNÜ ÖRTEN, İLERİYE GİTMEK YERİNE GERİYE GİDEN, ÖZETLE MİLLETİN VE DEVLETİN LEHİNE OLMAYAN BİR MODEL OLUŞACAKTIR.

Ayrıca, özellikle Adalet Bakanımızdan Yüksek Yargı Organları'nın başkanlarına kadar pek çok hukukçunun gece gündüz hukukun üstünlüğü ve bağımsızlığı çağrılarında bulunduğu, vatandaşlar nezdinde yargıya olan güvenin tarihin en düşük seviyesine gerilediği ve yargı içerisindeki haksız ve hukuksuz uygulamalardan tüm vatandaşların şikayetçi olduğu bir dönemde Sn. Serap Akıncıoğlu'nun gönül verdiği bir partinin yöneticileri ile hukukun ve adaletin önemini dile getiren bir görüşme gerçekleştirmesinde, rahatsızlık duyulacak anormal bir durum bulunmadığı da ortadadır. 

Ancak, camiamıza yönelik kumpas davasını planlayıp kurgulayan derin devlet çetesi sürekli olarak deşifre olma paniği ve korkusuyla hareket ettiğinden, arkadaşlarımızın gerçekleştirdikleri görüşme ve ziyaretlerden de müthiş bir rahatsızlık duymaktadır. Kendilerini deşifre edebilecek her türlü hareketin önünü kesebilmek amacıyla da vatandaşla siyasetçi arasındaki iletişime büyük bir reaksiyon göstermektedir. Görüşmelerin tarafı olan siyasetçiler üzerinde baskı oluşturmak ve onları etki altına alıp provoke edebilmek amacıyla, medya ve basında türlü türlü yalan ve düzmece haberler yaptırmaktadırlar. Değerli siyasetçilerimizin bu tür yaygaralara itibar etmeyeceğine olan kanaatimiz kesindir. 

Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.