AVUKATLARIN ULUSLARARASI İNSAN HAKLARI GRUBU (SIHRG) RAPORU: “ADNAN OKTAR DAVASINDA ADİL YARGILAMA YAPILMADI”


Uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olan ve kısa adı “SIHRG” olarak bilinen “Avukatların Uluslararası İnsan Hakları Grubu”, “Adnan Oktar Davası"nın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen yargılamasını Eylül 2019–Ocak 2021 tarihleri arasında “Uluslararası Bağımsız Gözlemci” sıfatıyla takip etmiştir. Ardından da bizzat takip ettikleri bu hukuksuz yargılama süreci boyunca yaşanan skandal boyutundaki hak ve hukuk ihlalleri, adaletsizlikler, görülmemiş anormallikler hakkında, tarafsız ve bağımsız gözlemciler olarak bir rapor düzenlemişlerdir.

SIHRG, yargılama esnasındaki bağımsız gözlem ve incelemelerine ilişkin hazırladığı gözlem raporunu geçtiğimiz günlerde, 

“BİR TÜRK MAHKEMESİNİN BAĞIMSIZ BİR GRUBU İMHA ETMESİ HAKKINDA RAPOR” 

adı altında kamuoyu ile paylaşmıştır. 

SIHRG raportörü yayınladığı 24 sayfalık detaylı gözlem raporunda, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi Başkan ve Üyelerinin yargılama süresi boyunca;

‼️ Açık ve görülür şekilde, yargılananlar aleyhinde TARAFLI BİR YARGILAMA yürüttüklerini,

‼️ Yargılananları ve vekillerini alenen korkutup sindirerek SAVUNMA HAKKINI ENGELLEDİKLERİNİ,

‼️ Yargılananların ADİL MUAMELE ve ADİL YARGILANMA HAKLARINI İHLAL ETTİKLERİNİ ve VERDİKLERİ KARARIN DA YARGILAMA ÖNCESİNDE BELİRLENMİŞ OLDUĞUNA dair güçlü izlenim edindiklerini açıklamıştır. 

Türkçe açılımı Avukatların Uluslararası İnsan Hakları Grubu olan SIHRG, medeni ve siyasi insan hakları konusunda eğitim, araştırma, gözlem ve raporlama amacıyla 2005 senesinde kurulmuş Birleşik Krallık merkezli uluslararası bir sivil toplum örgütüdür. SIHRG bünyesinde dünyanın çeşitli ülkelerinden konusunun uzmanı 138.000'in üzerinde avukattan oluşan dev bir Gözlem Heyeti bulunmaktadır. 

SIHRG, Adnan Oktar ve 236 sanık hakkında İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen yargılamayı, Eylül 2019 - Ocak 2021 tarihleri arasında birisi kurumun direktörü de olan raportör ve üç gözlemciden oluşan 4 kişilik bir avukat heyeti olarak takip etmiştir. 

Heyeti oluşturan avukatların isim ve unvanları ise şöyledir :

 Lionel Blackman (Raportör), Avukat, İnsan Hakları Savunucusu ve SIRGH Direktörü

Sarah Hermitage (Baş Gözlemci), Avukat, İnsan Hakları Savunucusu

Sandip Basu (Gözlemci), Avukat ve SIHRG Sekreteri

Suzanne Valentine (Gözlemci), Avukat ve SIRGH Üyesi

SIHRG heyeti tarafından 8 Ana başlık altında hazırlanan rapor, yargılananlar ve savunma avukatları tarafından daha önce pek çok kez dile getirildiği üzere, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin;

‼️ Yargılananlar aleyhine son derece taraflı bir yargılama yürüttüklerini,

‼️ Yargılananların kendilerini özgürce savunmalarına müsaade etmeyip savunma ve adil yargılanma haklarını ellerinden aldıklarını, 

‼️ Yargılama süresinde yargılananlar ya da avukatlarının tek bir savunma talebini dahi kabul etmediklerini, 

‼️ Yargılananlar aleyhinde usül ve yasalara aykırı yüzlerce uygulamaya imza attıklarını

BİRE BİR DOĞRULAR NİTELİKTEDİR. 


RAPORUN “ÖZET” BÖLÜMÜNDEN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR

Rapotör Lionel Blackman, heyet tarafından yapılan gözlem ve incelemeler ışığında İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ADİL BİR YARGILAMANIN YÜRÜTÜLMEDİĞİNİ belirttikleri raporun özet kısmında;

SIHRG mahkeme gözlemcilerinden oluşan ekip, ULUSLARARASI STANDARTLAR ve TÜRK YASALARININ BELİRLEDİĞİ STANDARTLAR ÇERÇEVESİNDE ADİL OLARAK NİTELENEBİLECEK BİR YARGILAMA GÖZLEMLEMEDİ.” 

sözleri ile dile getirmiştir.

Raportör ayrıca İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ne derece hukuka aykırı bir yargılamanın yürütülmüş olduğuna şahitlik ettiklerini ise şu sözlerle açıklamıştır:

Savunma kanıtlarına veya argümanlara karşı ilgisiz ve açıkça sanıkları suçlu bulma, uzun hapis cezalarına mahkûm etme ve böylece SÖZ KONUSU HAREKETİ EZME konusundaki kararlı süreci tanımlamak için “YARGILAMA” kelimesini OLDUKÇA İSTEKSİZCE KULLANIYORUM.” 


RAPORUN “GEÇMİŞ ve DEĞERLENDİRMELER” BÖLÜMÜNDEN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR

Heyet raporun bu bölümünde usule ilişkin hususları bir kenara bırakarak, yargılananlara yöneltilen SUÇLAMALARDAKİ ÇELİŞKİLERE İLİŞKİN TESPİTLERE yer verdiğini açıklamış ve bu tespitleri şöyle sıralamıştır:

–1–

“Cinsel saldırı konusunda şikâyetçi olan 10 kişi, aynı zamanda iddia edilen örgüte üye olmakla da suçlanmaktadır. Yani, KENDİLERİNİN MAĞDURU OLDUKLARI CİNSEL SUÇLARI İŞLEMEK AMACIYLA SUÇLANAN BİR SUÇ ÖRGÜTÜ.” 

–2– 

“İddia edilen suç örgütüne üye olmakla suçlanan 207 sanıktan 123'üne (26 erkek ve 97 kadın) yöneltilmiş başka bir suçlama bulunmuyor. Dolayısıyla, iddia edilen suça dair davranış modeline göre; söz konusu hareketin taraftarları hareketin diğer taraftarları veya liderleri tarafından (güya) istismar ediliyor, (söze) CİNSEL İSTİSMARIN POTANSİYEL MAĞDURLARI DA AYNI ZAMANDA SUÇ ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ SUÇUNDAN ÖTÜRÜ MAHKUMİYET ALIYORLAR!!!” 

–3– 

“Daha önce müşteki olan bir sanık, cinsel saldırı şikayetinin polis tarafından tehdit ve baskı yoluyla kendisinden alındığına dair ifade vermiştir. Bunu yaparken, savcılığa delil sunacak şekilde ifade vermenin kendisine kazandıracağı özgürlüğü (Etkin Pişmancılık Kastediliyor) reddetmiş ve bunun yerine bir suç örgütüne üye olmak suçlamasıyla 4 yıl hapis cezasına çarptırılmayı tercih etmiştir.” 

–4– 

“Yıllar hatta onlarca yıl önce meydana geldiği iddia edilen olayların olduğu iddia edilen zamanda herhangi bir cinsel istismar/saldırı şikayeti yapılmamıştır.” 

–5– 

“Tüm şikayetler, bu tür suçlarla sorumlu ilgili polis birimi tarafından değil, mali suçlardaki soruşturma birimi tarafından ve kısa bir süre zarfında toplanmıştır.” 

–6– 

“Söz konusu hareketin taraftarları 2016 yılından önce de “suç örgütüne” üye oldukları gerekçesiyle çeşitli kovuşturmalarla karşı karşıya kalmışlar ancak BU SUÇLAMALARDAN BERAAT ETMİŞLERDİR.” 

–7–

“Savunma avukatlarının, var olmadığını ortaya koymaya çalıştıkları, iddia edilen suç örgütüne üye olmakla suçlanma tehdidi ile gözleri korkutuldu. Hatta BİR SAVUNMA AVUKATI GERÇEKTEN DE BU ŞEKİLDE SUÇLANDI ve MAHKUMİYET ALDI.”

Rapotör Lionel Blackman raporun bu bölümde gözlem ekibi tarafından doğrudan gözlemlenen adil yargılanma hakkı ihlallerinin sadece bir kısmından bahsetmiş ve suçlamalarla ilgili yaptıkları çalışmalara dayanarak “gözlemlerinin güvenilir bir görüş oluşturmada tek başına yeterli olduğu ve GÖZLEMLENEN YARGILAMA SÜRECİNİN TÜMÜNÜN ADALETTEN SAPMIŞ OLDUĞU” kanaatine vardıklarını dile getirmiştir.

SIHRG Heyeti bu bölümde ayrıca;

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti tarafından yürütülen yargılamayı TCK madde 220 kapsamındaki suçlamalar açısından da değerlendirmiştir. Raportör, “suçlamaların uluslararası kabul görmüş HUKUKİ KESİNLİK İLKESİNE UYGUN OLMADIĞI SONUCUNA VARDIKLARINI” aşağıdaki kanun maddesi üzerinde, örgüt kurulmasındaki suç işleme amacı, yani amaç suç konusu ile ilgili kısımların altını çizerek devamındaki açıklamaları yapmıştır:

"Suç işlemek maksadıyla örgüt kurmak (TCK MADDE 220)

Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları islemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Maddede altını çizdiğim unsurlar İDDİANAMEDE ORTAYA KONAMAMIŞTIR. Bu kusur, İDDİANAMEDE İSNAT EDİLEN DİĞER ASLİ SUÇLAMALARIN VARLIĞIYLA DA GİDERİLEMEMİŞTİR. Oysaki bu hususlar ortaya konmadan bir davalının yalnızca Madde 220 (2) kapsamındaki suçlamalarla karşı karşıya olması, sanığın hangi suçu işlemeye niyetli olmakla suçlandığını bilmesini mümkün kılmaz.

İddianamede yer alan ve ortaya atılan tüm diğer suçlamalar, BU AMAÇLA ÖRGÜTLENMİŞ BİR TOPLULUĞA ÜYE OLMAKSIZIN BİREYLER TARAFINDAN İŞLENEBİLECEK NİTELİKTE SUÇLARDIR. Cinsel suçlar dışında, diğer maddi suçların sadece tekil veya çok az sayıda sanıkla ilgili olması da dikkat çekicidir.

Hareketin iddia edilen suçluluğu yargılama sırasında mahkeme tarafından GEÇMİŞE DÖNÜK OLARAK BELİRLENMİŞTİR. Terör örgütlerinin kanunlarca yasaklanmış olması, vatandaşları terör örgütüne katılmanın yasadışı olduğu konusunda bilgilendirir. Bu durumda Devletin, bir sanık adına örgüte üye olması dışında herhangi bir özel suç kastını kanıtlama zorunluluğu da ortadan kalkar. Oysaki söz konusu hareket yasal olarak YASAKLANMIŞ BİR ÖRGÜT DEĞİLDİ.

Bu sebeple söz konusu hareketin bazı üyelerinin esasa ilişkin suçlardan dolayı suçlu olduklarına ilişkin iddialar, suçlanan hareketin tüm takipçilerinin de bu nedenle bir suç örgütü üyesi olarak nitelenmelerine yönelik zemin oluşturdu. Mahkeme bu yolla, üyelikle suçlanan her bir sanığın söz konusu harekete katılarak hangi cezai suçu işlemeye niyet ettiğini belirleme şartını ortadan kaldırdı. Bu durum, yani MAHKEMENİN İLİŞKİLENDİRME YOLUYLA SUÇLU BULMASI (guilt by association) YETERLİ KABUL EDİLDİ. Suçluluğu, sadece ilişkilendirme yoluyla tespit etmek ise, ULUSLARARASI HUKUKUN BİR İHLALİDİR. 


RAPORUN “BAŞLICA BULGULAR” BÖLÜMÜNDEN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR

Uluslararası gözlem heyeti hazırladıkları raporun bu bölümünde gözlemlerine ilişkin şu önemli tespitlere yer vermişlerdir:

A. “Hakimler, suç örgütüne üye olmakla suçlanan sanıkların ceza hukukundaki HUKUKİ KESİNLİK OLUŞTURULMASI HAKKINDAN YARARLANMALARINI SAĞLAMA şartına uymamışlardır.

B. “Bu kurala uymayan hakimler, sadece asli suçlardan suçlu bulunan diğer sanıklarla olan ilişkileri nedeniyle BUNLARLA İLGİSİ OLMAYAN BİREYLER HAKKINDA DA SUÇLU şeklinde hüküm vererek GÖREVLERİNİ DE İHLAL ETMİŞLERDİR.

C. “Açıkça görülmektedir ki HAKİMLER TARAFSIZ DEĞİLLERDİ, sanıkların büyük çoğunluğuna karşı ÖN YARGILIYDILAR. Bu durum, SAVUNMANIN ÇAĞIRMAK İSTEDİĞİ TANIKLARIN REDDEDİLMESİ, SAVUNMA AVUKATLARINA GÖZDAĞI VERİLMESİ, SAVUNMALARIN SUNULMASI İÇİN VERİLEN ZAMANIN YETERSİZ OLMASI DAHİL bir dizi adil yargılanma hakkı ihlaliyle kanıtlanmıştır."


”RAPORUN “DURUŞMA GÖZLEMLERİ” BÖLÜMÜNDEN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR

Raportör bu bölümle ilgili olarak, söz konusu davanın kapsamlı ve ayrıntılı bir tuali kapsadığını belirterek, raporu hazırlarken “ayrıntılarda kaybolmayıp bütünü görmek” yaklaşımını benimsediklerini belirtmiştir. Buna göre İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti tarafından yürütülen yargılamanın HİÇ BİR STANDARDA GÖRE ADİL OLMADIĞINI şu sözlerle dile getirmiştir:

“Mahkemenin tarafsız olma, suçlamaların hukuki kesinliği gerekliliğini sağlama ve savunma avukatlarına saygılı davranma görevinin ihlalleri o kadar barizdi ki, bu “YARGILAMANIN” HİÇBİR STANDARDA GÖRE ADİL OLMADIĞINI ORTAYA KOYMAK İÇİN, adil yargılanma hakkının diğer tüm ihlallerini incelemeye gerek dahi bulunmamaktadır.”

Gözlem Heyeti, söz konusu hakları ise 8 ayrı başlık altında ve mahkemedeki gözlemlere dayalı örneklerle detaylandırarak açıklamıştır. Başlıklar şöyledir:


1. Yargılama Öncesi Özgürlük Hakkı: 

SIHRG heyeti önve yargılama öncesindeki özgürlük hakkı ihlallerine ilişkin incelemiş olduğu raporlar ve görüşlerine başvurduğu üçüncü şahısların ifadelerinden derlediği ihlalleri sıralamıştır. Daha sonra mahkemenin yargılama sırasındaki uygulamalarını “DAHA GENİŞ BİR ÖZGÜRLÜK HAKKI İHLALİ UYGULAMASININ GÖSTERGESİ” OLARAK DEĞERLENDİRDİKLERİNİ belirterek raporda yargılamaya ilişkin 4 ayrı duruşmadan derlediği örneklere yer vermiştir. 

30 Ekim 2019 Tarihli Duruşmada 

"Duruşma sonunda savcı yargıca sanıkların tutukluluklarının devam etmesi için başvuruda bulunduğunu kaydetti. Hakim bunu kabul etti, ayağa kalktı ve savunma avukatlarına herhangi bir tutuksuz yargılanma başvurusu yapma fırsatı vermeden mahkemeyi terk etti." 

"Oysa, her sanık ve avukatı, tutuksuz yargılanma konusuyla ilgili olarak mahkemeye başvurma hakkına sahiptir." 

"Görünüşe göre, savcının tutuksuz yargılanma talebini reddetme gerekçesi, sanıkların silahlı terör örgütünün parçası olmakla suçlandıkları iddiasıydı. Ancak, terör suçlaması iddianameden çıkarılmıştı, fakat hakim tutuksuz yargılanma talebini reddetme gerekçesi olarak bunu göstermeye devam etti."

31 Ekim 2019 Tarihli Duruşmada 

"Bugüne ilişkin delillerin sonunda, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyeliği yapmış, kırk yıldan fazla deneyime sahip, son derece kıdemli ve saygın bir savunma avukatı olan Bahri Bayram Belen müvekkilleriyle ilgili konularda hakime hitap etmeye çalışıyordu. Av. Sayın Belen, tüm sanıkların tutuksuz yargılanma talebi yapmaya hakkı olduğunu ve bir önceki gün kendilerine bu hakkın tanınmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu kitapçığının bir baskısını elinde tutup sallıyordu. Savunma avukatlarının sadece mahkemede oturan kuklalar olmadığını, taleplerini dile getirme haklarının olduğunu belirtti." 

 "HAKİMİN (heyet başkanı Galip Mehmet Perk) BUNA ÇOK SİNİRLENMEYE BAŞLADIĞINI GÖRDÜM. Yaklaşık 5 dakika avukatı dinleyen hakim, daha sonra ayağa kalkıp mahkemeden ayrıldı. Avukat ona hitap etmeye devam ederken HAKİM 'EĞER SUSMAZSAN SENİ BU MAHKEMEDEN ATTIRIRIM' dedi." 

"Avukat odasında bana verilen bilgiye göre ise; NORMALDE HAKİM AVUKATI DIŞARI ATTIRIRDI, fakat mahkemede DURUŞMA GÖZLEMCİSİ BULUNDUĞU İÇİN” bunun yapılmadığı düşünülüyordu."

1 Kasım 2019 Tarihli Duruşmada 

"Günün sonunda (üç dönem İstanbul Barosu Baskanı olan) saygın bir savunma avukatı olan Prof. Ümit Kocasakal'ın önemli bir konuşması vardı. Ümit Kocasakal, sanıkların tutukluluk halinin devam etmesi için Mahkeme'nin uygun gerekçeler sunması gerektiğini belirtti. Her sanığın tutuksuz yargılanma başvurusunun dinlenme hakkına sahip olduğunu açıkladı." 

"Tutuksuz yargılanma konusunda ve bireylerin başvuruda bulunma haklarına ilişkin 250 Yargıtay kararı olduğunu kaydetti ve bunların bir önceki gün mahkemede reddedildiğini vurguladı. Olağanüstü tepkiliydi ve yasalara uymadığı için mahkemeden usandığını söyledi." 

"Hakim söylenenlerin hepsini reddetti ve avukata bu konuyu üst mahkemelere götürmesini söyledi ve oturumu sonlandırdı."

29 Kasım 2019 Tarihli Duruşmada 

"Üç farklı avukat, sanıkların tahliye edilmesini istedi. Tüm talepler reddedildi." 

➤ "Bir savunma avukatı, Anayasa uyarınca tutukluların serbest bırakılması için etkin bir talepte bulunmaya çalıştı. Talebe cevap verilmedi." 

"Bir savunma avukatı, hakimin kararını (tahliyenin reddini) yazılı olarak istedi. Avukata cevap verilmedi."


2. Yargılama Öncesi Gözaltında Adil Muamele Hakkı:

SIHRG heyeti, raporunun yargılama öncesine ilişkin konularla ilgili görüşlerini, incelediği belge ve raporlar ile görüşlerine başvurduğu güvenilir üçüncü taraf bilgilerine dayanarak “Cezaevi Koşulları” alt başlığında şöyle derlemiştir: 

"Koğuşlar genellikle orijinal olarak 8 kişi için yapılmış standart T tipi koğuşlardı. Birçoğunda 14 mahkum bulunuyordu ve BAZI KOĞUŞLARDA ise 27 MAHKUMA KADAR TUTULDUĞUNA DAİR GÜVENİLİR RAPORLAR BULUNMAKTADIR." 

"Cezaevinde televizyon vardı ve sanıkların cinsel suçlarla itham edildiği ile ilgili haberler her yerde yayınlanıyordu ve bu da onlar için ciddi problemlere neden oldu. Sanıkların çoğu, hükümlü mahkumlar tarafından hücrelerde dövüldü ve gardiyanlar bu davranışı durdurmadı." 

"20-30 mahkum için günde sadece bir saat sıcak su veriliyordu. Düzenli egzersiz imkanı ya çok azdı veya hiç yoktu." 

"Birçoğunun aile ve akrabaları yaşları ve uzun mesafeler nedeniyle ziyarete gelemiyordu." 

"Tıbbi bakıma erişimin engellenmesi bazı sanıklarda kalıcı ve ciddi fiziksel ve zihinsel sakatlıklara yol açtı. ilgili sağlık sorununu adlandırmak veya ana hatlarıyla belirtmek güvenli olmayacaktır. Bu sanıkların çoğuna, kendilerinin ve başkalarının çeşitli suçlara karıştığına dair belgeleri imzalamaları halinde tıbbi tedavi görebilecekleri söylendi. SANIKLARA YAPILAN BU MUAMELE İNSANLIK DIŞIYDI." 

 "Sanıkların cezaevinde gördükleri muamele, TUTUKLULUK HALLERİNDE ADİL MUAMELE GÖRME HAKKI AÇISINDAN BİR İHLALDİ."


3. Tarafsız Mahkeme Hakkı: 

"Dava üç hakimden oluşan bir heyet tarafından görüldü. Sadece ortada oturan Hakimin (heyet başkanı Galip Mehmet Perk) yargılamalarla bir etkileşimi olduğu görüldü." 

"Gözlemciler, DELİL SUNAN SANIKLARI ACELE ETTİRMEK, KAFALARINI KARIŞTIRMAK ve KORKUTMAK İÇİN SÜREKLİ OLARAK ZORLADIĞINI KAYDETTİLER." 

"Gözlemciler, SAVUNMA AVUKATLARININ HAKİM TARAFINDAN MAHKEME DIŞINA ÇIKARILDIĞINDA ve HAKİM TARAFINDAN KENDİLERİNE BAĞIRILMASI SURETİYLE İSTİSMAR EDİLDİKLERİNE TANIKLIK ETTİLER. Savunma avukatlarının mikrofonları sık sık kapatıldı ve MÜVEKKİLLERİNİ SAVUNMA GİRİŞİMLERİ HAKİM TARAFINDAN SIK SIK ENGELLENDİ." 

"Gözlemciler, hakim tarafından şikâyetçilerin avukatlarına herhangi bir odak noktası olmadan argümanda bulunma ve herhangi bir sanığa yönelik açıkça görünür biçimde alakasız olan sorular sorma özgürlüğü verilerek AÇIK BİR ÖNYARGIYA TANIKLIK ETTİLER. Şikâyetçilerin avukatları, sorguladıkları sanıklara kendilerini tanıtmadılar ya da gerçekte kimi temsil ettiklerini belirtmediler. Savunma avukatlarının bu konudaki itirazları Hâkim tarafından engellendi." 

"MÜŞTEKİLER İFADE VERİRKEN SANIKLARIN HAZIR BULUNMALARINA İZİN VERİLMEDİ. Sanıkların avukatları hazır bulunuyordu, ancak SANIKLAR KENDİLERİ ALEYHİNDE YAPILAN SUÇLAMALARA TANIK OLAMADILAR." 

"Gözlemciler, HAKİM TARAFINDAN SAVUNMANIN HERHANGİ BİR İTİRAZINA YÖNELİK SAVUNMA LEHİNE KARAR VERDİĞİNİ BİR DURUMA TANIKLIK ETMEDİLER." 

"Hakimlerin seçimi gözlemci heyetin herhangi bir üyesi tarafından gözlemlenebilir bir süreç içermemektedir. Ancak, savunma avukatları tarafından detaylı bir şekilde sunulan bilgiler DOĞAL SEÇİM SÜRECİYLE DAVAYA ATANAN HAKİMLERİN DAVADAN ALINDIĞINI ve DAVAYA NORMALDE ATANMIŞ HAKİMLERLE YERLERİNİN DEĞİŞTİRİLDİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR." 

"Bize sağlanan bu bilgilerin güvenilir bilgiler olduğunu değerlendiriyoruz. Hakimlerin istisnai şartlarla veya özel olarak atanmış olmalarını çevreleyen koşulları, DAVALILARA KARŞI AÇIKÇA ÖNYARGILI DAVRANIŞLARIYLA BİRLİKTE DEĞERLEDİRDİĞİMİZDE, tarafgirliklerine ve davalıların yasalarca kurulan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından ADİL YARGILANMA HAKLARINI İHLAL ETTİĞİNİ GÖSTERİR GÜÇLÜ BİR DELİL OLARAK GÖRÜYORUZ." 

SIHRG Heyeti raporun aşağıda aktardığımız bölümünde de gözlemlediği duruşmalardan görüşlerini destekleyen örnekleri gün gün şöyle sıralamaktadır:

15 Ekim 2019 Tarihli Duruşmada 

"Adnan Oktar’ın avukatı Enes Akbaş mahkemeye hitaben bir konuşma yaptı. HERHANGİ BİR SAVUNMA AVUKATININ MAHKEMEDE OLMASININ ANLAMSIZ OLDUĞUNU belirtti. Çünkü dinlenmelerine, delil sunmalarına veya şikâyetçilere yönelik çapraz sorgulama yapmalarına izin verilmiyordu." 

"O hafta Adnan Oktar'ın sorgulanmasına itiraz etmek için günlerce beklediğini belirtti. Oktar'ın ifade kürsüsüne çıkarıldığını, kendisine baskın şekilde sorulan soruları yanıtlamasının istendiğini ancak avukatlarının bu durumdan haberdar edilmediğini belirtti." 

"Avukat, Adnan Oktar’ın o hafta kürsüde olacağını sadece basının bildiğini ve bir sonraki gün haber yapılarak buna medyada geniş yer verildiğini belirtti."

"Avukat, sorgulamanın alakasız ve bazı açılardan Anayasaya aykırı olduğunu (örn. müvekillinin kişisel hayatı ve cinsel hayatı hakkında sorgulandığını) ve hakim dışında hiç kimsenin hakimin ne okuduğunu veya kimin bu iddialarda bulunduğunu göremediğinden tamamen hukuka aykırı olduğunu belirtti." 

"Avukat, bir savunma hazırlayabilmesi için delillerin kopyalarının avukata ve sanığa verilmesi gerektiğini belirtti. HAKİM ONA SUSMASINI ve sadece tutuksuz yargılanma için talepte bulunmasını söyledi."

1 Kasım 2019 Tarihli Duruşmada 

"Günün sonunda tanınan bir savunma avukatı Prof. Ümit Kocasakal'ın önemli bir konuşması vardı. Sanıklara sorulan sorulara bir sonuç alamayacağı için itiraz etme zahmetine girmediğini ve YARGILAMADA TÜRK CEZA KANUNU'NUN UYGULANMADIĞINI ifade etti." 

"Hiç kimsenin mahkemeye hitap etmesine izin verilmediğinden şikayet etti." 

"Şikayetçi ifadesine dayanarak hazırlanan İDDİANAMELERİN TÜRK YASALARINA GÖRE GEÇERLİ OLMADIĞINI belirtti. Yasalara uymadığı için mahkemeden bizar olduğunu söyledi. Mahkeme salonunda hiçbir kanunu değil, sadece dedikodu gördüğünü belirtti. HAKİMİN MÜŞTEKİ AVUKATLARINA HER TÜRLÜ SORUYU SORMALARINA İZİN VERDİĞİNİ ANCAK SAVUNMA AVUKATLARI İÇİN DURUMUN BÖYLE OLMADIĞINI ifade etti. Hâkimin, müşteki avukatlarının sanıkları hakim sıfatı taşıyormuş gibi sorgulamasına izin verdiğini belirtti." 

"Hakime kelimenin tam anlamıyla gürleyen bu avukat olağanüstü tepkiliydi. Hitabı en az 6-7 dakika devam etti ve hakim bu sırada zaman zaman yanında oturan diğer hakimlere dönüp sıkılmış görünerek, avukatı hor gören bir tutum sergiledi." 

"Sonunda Hakim tüm söylenenleri reddetti, avukata konuyu yüksek mahkemelere götürmesini söyledi ve oturumu sonlandırdı."


4. Masumiyet Karinesi Hakkı: 

Uluslararası gözlemci SIRGH heyetinin, Adil Yargılanma Hakkı kapsamındaki Masumiyet Karinesi ihlallerine ilişkin yargılananların maruz bırakıldıkları muameleler konusundaki gözlem ve tahlilleri ise şöyledir: 

"Sanıklar tutuklandı ve mahkeme öncesinde on dört aydan fazla tutuklu kaldı. Bu süre Türk Hukukunda izin verilen süreyi aşmıştır. Gözaltında tutulan sanıkların çoğu, bir hakimle video bağlantısı yapmalarına izin verildiğinde tutukluluklarına itiraz ettiler. Ancak, Türk hukukuna göre tanınması gereken bu hak birçok sanığa tanınmamıştır." 

"Sanıkların avukatları, sürekli olarak Hakim ile tutuksuz yargılanma konusunu gündeme getirmişler; ne var ki, Hakim, yargılama sırasında aylık bazda gerektiği gibi, tutuksuz yargılanma ile ilgili başka herhangi bir karar vermeyi reddetmiştir." 

"Gözlemciler, savunma avukatlarının birkaç kez Hakimden uygun zamanlarda bireysel olarak tutuksuz yargılanma yönündeki taleplerini dinlemesini istemelerine tanık etti ancak HAKİM, SAVUNMA AVUKATLARININ SÖZÜNÜ KESTİ, MİKROFONLARINI KAPATTI ve ZAMAN ZAMAN DA SAVUNMA AVUKATLARINI MAHKEME SALONU DIŞINA ÇIKARDI. Gözlemciler birçok kez, Hakimin savunma avukatlarına “SUSUN YOKSA MAHKEMEDEN ATILIRSINIZ” DİYE TALİMAT VERDİĞİNE TANIKLIK ETTİLER." 

"Cumhuriyet Savcısı, savunma avukatlarının tutuksuz yargılanmalara ilişkin yazılı taleplerine veya dinlenmelerine izin verilmemesi yönündeki yazılı sorularına yönelik bir cevap vermemiştir."

Gözlemciler ayrıca 14 - 17 Aralık 2020 Haftası yapılan duruşmaların her gününde hazır bulunmuş ve Masumiyet Karinesi ihlallerine ilişkin tespitlerini “BU DAVADAKİ DURUŞMALARIN NE KADAR CİDDİ BİR ADLİ YANLIŞLIĞA NEDEN OLDUĞUNU EN İYİ İFADE EDEN KISIM KANAATİMİZE GÖRE BU HAFTA GERÇEKLEŞTİ” sözleriyle raporlarına aktarmışlardır. Gözlemciler tanıklık ettikleri bu durumu şöyle detaylandırdılar: 

"MUTLAK BİR SAÇMALIK YAŞANDI ve SONUÇLARI KORKUNÇ OLDU." 

"Dört gün içinde kırktan fazla erkeğin birden fazla tecavüz iddiasına ve diğer ciddi adli ve cinsel suç isnatlarına karsı savunmalarına dair ifade verdiğine tanık oldum. Bu uzun yargılama süreci bağlamında, HER BİR SANIĞA KENDİLERİNİ SAVUNMALARI İÇİN SADECE DAKİKALAR VERİLDİ." 

"HAKİM, EN AZ BEŞ SANIĞIN DELİLLERİNİ SUNMASINI SÖZLERİNİ KESEREK ENGELLEDİ ve sanıkların tamamına sabırsızlıkla ve söylediklerine pek ilgi gösterilmeden muamele edildi. SANIKLARIN TÜM TANIK ÇAĞIRMA TALEPLERİ REDDEDİLDİ."

"BU DAVADA MAHKEME TARAFINDAN MASUMİYET KARİNESİNİN GÖZELTİLMEDİĞİ KANAATİNDEYİM. DAVANIN SONUCU ÖNCEDEN BELİRLENMİŞTİ."


5. Açık Yargılama Hakkı : 

Suçlamalardan ve Delillerin Niteliğinden Haberdar Olma ve Savunma Hazırlamak İçin Yeterli Zaman ve Kolaylıklara Sahip Olma Hakkı

Uluslararası gözlem heyeti raportörü bu konuya ilişkin görmüş olduğu adil yargılanma hakkı ihlallerini raporuna şu şekilde aktarmıştır: 

"Sanıkların tamamına yakını kendilerine yöneltilen suçlamalardan tutuklandıkları sırada haberdar edilmediler ve HATTA BAZILARI AYLAR SONRA HABERDAR OLABİLDİLER." 

"Sanıkların avukatları, Savcının delilleri ve özellikle de savcılığın dayandığı dijital delilleri açıklamamasıyla ilgili olarak Hakim'e sürekli olarak endişelerini dile getirdiler." 

"Mahkemeye, delillerin Türk hukukuna göre muhafaza edilmediği gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna dair başvuruların karara bağlanması için çok sayıda başvuru yapılmıştır. HAKİM BU BAŞVURULAR HAKKINDA KARAR VERMEYİ REDDETMİŞTİR." 

"SAVCI, SANIKLARIN VE AVUKATLARIN MAHKEME DOSYALARINA ERİŞİMİNİ ISRARLA ENGELLEMİŞTİR. Tutuklandıktan sonra on iki ay boyunca kendilerine verilmemiştir. İDDİANAME DÖRT BİN SAYFA (4.000) UZUNLUĞUNDAYDI ve DURUŞMADAN SADECE İKİ AY ÖNCE AÇIKLANDI." 

Gözlemciler buna karşın katılmış oldukları 28 Kasım 2019 tarihli duruşmada bir savunma avukatı ile mahkeme heyeti arasında geçen şahit oldukları bir diyaloğu raporlarına şöyle aktarmışlardır:

"Bir müşteki avukatı mahkemeye bir video gösterdi ve bu videonun savunmaya önceden gösterilmeden hakime teslim edilip dosyaya sunulmasına izin verildi. Bir savunma avukatı, hazırlanabilmeleri için tüm delillerin savunmaya da verilmesi gerektiğini söyleyerek buna itiraz etti. HAKİM, HER ŞEYİN İDDİANAMEDE OLDUĞUNU ve HAZIRLANMAK İÇİN 16 AYLARI OLDUĞUNU SÖYLEDİ."

Oysa, bu video iddianamede yer almadığı gibi iddianame de Hakim'in sözlerinin aksine 16 ay önce değil, duruşmadan sadece 2 ay önce hazırlanmış bulunmaktaydı. 


6. Duruşmalarda Hazır Bulundurulma Hakkı:

SIRGH heyeti gözlemcilerinin bu konuya ilişkin tespitleri ise şöyle: 

"Şikayetçiler delillerini sunarken sanıkların hiçbirine hazır bulunma hakkının verilmediği bilgisi verildi. Avukatlarının hazır bulunma hakkı olmasına rağmen, çoğunlukla hazır bulunmadılar."

"Bu, mahkemenin kontrolündeki birçok faktörden kaynaklandı, örneğin zaman çizelgeleri ve bir şikâyetçinin delil sunacağı ile ilgili bilginin çok kısa bir süre önce verilmiş olması gibi. Genel olarak, zaman planlaması öngörülmezdi. Duruşmanın aşamaları ve tanıkların sırası vb. için bir zaman çizelgesi oluşturmak amacıyla hiçbir duruşma yönetimi oturumu yapılmadı." 

"Bu kadar büyük bir dava için bu başarısızlık, ÇOĞU BAŞKA ŞEHİRLERDEN SEYAHAT ETMEK ZORUNDA KALAN AVUKATLARIN DURUŞMAYA HAZIRLANMALARI İÇİN MAKUL BİR SÜRE VERİLMESİNİ DE ENGELLEDİ." 

"Bu konuyla ilgili olarak güvenilir kaynaklarca bilgilendirildiğimiz üzere tutanaklar ve SEGBİS kayıtlarının sanıklara ve avukatlarına sağlanması ya da ulaşılabilir olması gerekmesine rağmen bu sağlanmadı. BU NEDENLE SAVUNMA MAKAMI, SAVUNMASINI HAZIRLAYABİLMEK İÇİN BÜYÜK BİR DEZAVANTAJLA KARŞILAŞMIŞTIR. Duruşmalara katılan avukatların karşı karşıya olduğu öngörülemez zaman planlaması ve bunu izleyen lojistik engeller ve sikayetçilerin ifadeleri sırasında sanıkların salondan çıkarılması nedeniyle SAVUNMA MAKAMI SÜREKLİ OLARAK MAHKEMEYE DAHA ÖNCEDEN HANGİ DELİLİN SUNULMUŞ OLDUĞUNU BİLMEDEN ÇALIŞMAK DURUMUNDA KALDI."


7. Tanıkları Çağırma ve Sorguya Çekme Hakkı:

Gözlem heyetinin bu ihlale ilişkin tespit ve açıklamaları da aşağıdaki şekilde ve son derece net olmuştur. Buna göre; 

"HAKİM, SANIKLARIN YARGILAMANIN HER AŞAMASINDAKİ SAVUNMALARINDA TANIK ÇAĞIRMA YÖNÜNDEKİ TALEPLERİNİN TAMAMINI REDDETTİ VE BU REDDİ DESTEKLEMEK İÇİN HERHANGİ BİR GEREKÇE GÖSTERMEDİ."


8. Adli Yardım Hakkı: 

Gözlem heyetinin bu konudaki ihlallere ilişkin tespitleri de raporda şöyle yer almaktadır: 

"Savunma avukatlarının müvekkillerini gerektiği gibi temsil etmeleri sürekli olarak engellendi. HAKİM İTİRAZLARI ISRARLA REDDETTİ, MİKROFONLARI KAPATTI ve ONLARI MAHKEME SALONUNDAN KOVDU." 

"Hâkimin, savunma avukatlarına karsı SÜREKLİ SALDIRGAN VE ENGELLEYİCİ OLDUĞU fakat müşteki avukatlarına yardıma hazır olduğu gözlemlenmiştir." 

"SANIKLARIN, YARGILAMANIN TÜM AŞAMALARINDA: tutuklama sırasında, tutuklama sonrasında, gözaltı sırasında ve yargılama süreci boyunca ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ve SÜREKLİ BİR ŞEKİLDE KANUNİ TEMSİLE ERİŞİMLERİ MAHKEME TARAFINDAN ENGELLENDİ."

Gözlem heyeti, katılmış oldukları 28 Kasım 2019 günü yapılan duruşmada bu konuya ilişkin karşılaşmış olduğu çok çarpıcı bir örneği de raporuna şöyle taşımıştır. 

“Bir sanığa çocuğunu emzirip emzirmediği, Adnan Oktar'ın kendisine emzirmemesi yönünde bir şey söyleyip söylemediği soruldu. Sanığın savunma avukatı ayağa kalktı ve bu kişisel hayatın sorgulanmasına itiraz etti. HAKİM AVUKATA BAĞIRDI ve JANDARMAYA ONU MAHKEMEDEN ÇIKARTMASI İÇİN TALİMAT VERDİ. AVUKAT HANIM 20 CİVARINDA ASKERİ POLİS ve JANDARMA ÇEVRESİNİ SARMIŞ HALDE DIŞARI ÇIKARTILDI.” 

Sonuç olarak 

Açıkça görüldüğü üzere söz konusu bağımsız gözlem raporundaki tespitler İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi Başkan ve Üyelerinin yargılama süresi boyunca başta da vurguladığımız gibi;

‼️ Açık ve görülür şekilde yargılananlar aleyhinde TARAFLI BİR YARGILAMA yürüttüklerine,

‼️ Yargılananları ve vekillerini alenen korkutup sindirerek SAVUNMA HAKKINI ENGELLEDİKLERİNE,

‼️ Yargılananların ADİL MUAMELE ve ADİL YARGILANMA HAKLARINI İHLAL ETTİKLERİNE ve VERDİKLERİ KARARININ DA YARGILAMA ÖNCESİNDE BELİRLENMİŞ OLDUĞUNA

ilişkin çok önemli gözlem, tanıklık, delil ve tespitler içermektedir. 

Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.