Arkadaş grubumuza sıklıkla yöneltilen sorular arasında arkadaşlarımızın, "niçin son derece modern bir görünüme sahip oldukları, neden her zaman bakımlı, şık ve zarif görünmeye özen gösterdikleri, niçin kaliteli bir yaşam tarzını benimseyip sanat ve estetiğe önem verdikleri" gibi sorular yer almaktadır. Hatta bazı kimseler sanat, kalite, güzellik, nezaket gibi değerlerin bir gereklilik olmadığı düşüncesiyle, Müslümanların böyle şeylere ihtiyaçlarının bulunmadığı yönünde eleştiriler de yapabilmektedir.

Daha önce de dile getirdiğimiz üzere, başta Adnan Oktar Bey olmak üzere arkadaş camiamız, hiçbir zaman ne lüks bir hayat tarzının ya da sosyetik bir yaşantının ne de eğlence veya dansın meraklısı olmamışlar, tüm bunları sadece İslam’ın kalite, sanat, estetik, güzellik ve eğlencenin bulunduğu ortamlarda da yaşanabileceğini gösteren bir tebliğ metodu olarak kullanmışlardır.

Camiamız, tebliğ yapılacak hedef kitle olarak ise, zaten büyük çoğunluğu İslam’ı gayet iyi bilen ve uygulayan tertemiz, samimi Müslümanların yaşadığı ülkemiz genelini, örneğin Fatih'i, Eyüp'ü, Üsküdar'ı, Konya'yı, Mersin'i, Erzurum'u, Rize'yi, Trabzon'u, ... vb. bölgeleri değil, Paris, Cannes, Monaco, Roma, Zürih, Londra, Barcelona, New York, Singapur, Sydney, Hong Kong, Miami, Los Angeles, ... gibi batılı, modern ve popüler yaşamın merkezi olarak kabul edilen yerleri ve buralarda bulunan insanları görmektedir. Ana hedef olarak da buralarda yaşayan ancak İslam hakkında doğru ve yeterli bilgisi olmayan, İslam'ı yanlış tanıdığı için ön yargı besleyen, İslamofobi gibi çarpık akımların etkisi altında kalarak İslam'a karşı mesafeli duran kesimlere tebliğ yapabilmeyi, Kuran'a dayalı gerçek İslam'ı onlara anlatmayı ve sevdirmeyi hedeflemiştir. 

Zira “kavmin önde gelenlerine” yani dönemin toplum yapısı içinde birçok yönüyle toplumun seçkin kesimini oluşturan ya da toplumlara yön veren kesimlere tebliğ yapmak Kuran’da da işaret edilen bir yöntemdir. Peygamber kıssalarına bakıldığında elçilerin, gönderildikleri toplumun ileri gelenleriyle muhatap olup onlara tebliğ yapmaya özel önem verdikleri açıkça görülmektedir. 

Amaç, İslami camialardan büyük çoğunun ulaşamadığı bu etkin ve nüfuzlu kesime ulaşmak ve onları kazanmak olduğundan, onların bulundukları ortamlara rahatlıkla girebilecek, aralarına karışıp uyum sağlayabilecek bir görünüm ve yaşam tarzı sergilemek (bir nevi tebdil-i kıyafet yapmak) da bir tebliğ metodu olarak öne çıkmıştır. 

Ancak, burada açıklık getirilmesi gereken önemli bir husus vardır:

Söz konusu kesimlere hitap etmek için güzelliği, sanatı, kaliteyi, estetiği, neşeyi, sevinci öne çıkarmak, bu kesimler içinde yer alan ve kimi zaman Kuran ile çelişen, dinen haram sayılan inanışları, anlayışları veya uygulamaları benimsemek ya da onları taklit etmek anlamını kesinlikle taşımamaktadır. Müslüman girdiği ortamın şeklini alan değil oraya kendi asaletini, ahlakını ve kalitesini benimseten insandır. 

Bazı dindar insanlar, kimi zaman vesvese ve kuruntuların etkisinde kalarak inançlarının sarsılmasından korktukları için, kendilerini izole etmekte ve İslami tebliğin iletilmesi gereken bu kesimlerden uzak durmaktadır. Ancak, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız ise inançlarından, vicdanlarından, Allah korku ve sevgilerinden hiçbir kuşku duymadıkları için kendilerinden son derece emin bir biçimde her ortama rahatlıkla girebilmektedir. Hiçbir çevre ya da zararlı akımın zerre kadar etkisi altında kalmadıkları gibi, aksine geniş kitleleri kendi imanlarının ve güzel ahlaklarının etkisi altına, İslam ahlakının güzelliği içine alabilmektedirler. Bu da samimiyetin, derin imanın, Allah’a olan sonsuz bağlılık ve sadakatin bir neticesidir; Allah’ın herkese değil, sadece salih kullarına nasip ettiği bir nimet ve berekettir. 

Hitap edilen kitleye ulaşacak, onların kalplerinin İslam’a ısınmasına vesile olacak, İslam’ı yaşadıklarında hayatın tüm güzelliklerinin ellerinden gideceği korkusunu ortadan kaldıracak, bilinçaltlarına ve üstlerine etki edebilecek görünüm, üslup, stil kullanmak ise elbette olabilecek en akılcı tutumdur. Plajlarda bikini veya mayo ile güneşlenip müzik dinleyen ve spor yapan, cafelere, publara ya da klüplere gidip eğlenen, dans eden bir gençlik ile kültür ve sanat etkinliklerine katılıp müzelere, davetlere, bienallere giden insanlara hitap edebilmek için cübbe, takke veya sarık değil bu insanların anlayıp benimseyeceği bir giyim kuşam tarzını kullanmak gerektiği de ortadadır. 

Bu sayede de Sayın Adnan Oktar birçok dindar camianın hiç ulaşamadığı kesimlere ulaşmış, çoğu camianın erişebildiğinin 100 katı, belki de 1000 katı büyüklüğünde dev bir kitleye hitap etmiş, bu insanları Kuran'a dayalı gerçek İslam'a davet etmiş, yüzbinlerce insanın da hidayetine vesile olmuştur. 

Bu metod, Allah'ın Kuran'da çeşitli örneklerine yer verdiği ve geniş kitlelere tebliğ yapabilmek için Peygamberlerin ve elçilerinin başvurdukları yöntemlerin başında yer almaktadır.

Örneğin, 

❆ Kuran’da Hz. Süleyman’ın Sebe Melikesini tebliğ için davet ettiğinde, onun ilgisini ve dikkatini çekip etkili bir tebliğ yapabilmek amacıyla saraylar, heykeller, yüzme havuzları yaptırdığını bildirilmektedir.

❆ Peygamberimiz (sav) ise, İslam’ın tebliğinde özellikle en yakışıklı olarak bilinen sahabesi Hz. Dıhye’yi seçip Bizans’a göndermiştir. 

❆ Peygamberimiz (sav), dönemin en gözde mekanlarından biri olan Ukaz Panayarı’na sık sık gidip dönemin koşulları gereği baştan sona dekolte hatta yarı çıplak olan kadınlar da dahil oradaki herkese tebliğ yapmıştır. 

❆ Yine Peygamberimiz (sav)’in önemli misafirleri geldiğinde Bizans’tan özel olarak getirttiği çok yüksek maddi değere sahip cübbesini giydiği de bilinmektedir. 

❆ Hz Nuh'un da kavmine hem açıktan hem de dolaylı yollarla yanaşarak çeşitli tebliğ metodları uyguladığını Allah Kuran'da bizlere bildirmektedir.

Tüm bunlar ve İslam alimlerinin verdiği örneklerden anlaşılacağı üzere Peygamberlerin ve müminlerin önde gelenleri, her dönemde tebliğ yaptıkları, hitap ettikleri insanların kültürlerine ve yaşam tarzlarına uygun, onların arasına karışıp uyum sağlayabilecekleri ortamlar oluşturmuşlardır.

Sayın Adnan Oktar ve arkadaş camiamız da aynı amaçla, toplumların önde gelen kesimlerine İslami tebliği ulaştırabilmek için çok özel bir strateji izlemiştir. Modern görünümleriyle, kültür, sanat, estetik ve güzelliği, en güzel ahlak ve davranış biçimini hayatlarının her anına yansıtarak İslam'ın modern ve aydınlık yüzü olmuşlardır.

Bu vesileyle, kendilerine hedef aldıkları dünyanın en modern, gözde ve popüler şehirlerinde yaşayan milyonlarca insana ulaşıp onlara da Kuran'ı ve İslam'ı tebliğ etme fırsatı buldukları gibi, kendilerini haşa Müslümanlardan üstün gören çevrelerin bile gıpta ettiği, hayran kaldığı, örnek almaya ve ulaşmaya çalıştığı bir model ortaya koymuşlardır. Kuran'ın, tüm modernlik anlayışlarının çok daha ötesinde bir din sunduğu gerçeğini gerek sözlü gerek fiili uygulamayla da tüm dünyaya anlatmışlardır.