Kumpasçılar, gerçeklerin birer birer gün yüzüne çıkıyor olmasının paniği içindeler. En büyük korkuları Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza kurdukları komplonun deşifre olması ve düzmece senaryolarının büyük bir yalan yığınından ibaret olduğunun anlaşılması...

Adnan Bey ve arkadaşlarımızı suçsuz yere tutuklatıp hapsettirmek ve arkadaş grubumuzu parçalayıp dağıtabilmek amacıyla yıllarca emek verip ince ince hesaplayarak kurguladıkları, içini sahte deliller ve sahte şahitlerle doldurdukları, basındaki uydurma ve yalan haberler sayesinde ayakta tutup gizlemeye çalıştıkları kumpasın deşifre olmaya başlaması, kumpasçılar arasında büyük bir telaşa ve paniğe sebep oldu. 

Son günlerde arkadaşımız Sayın Serap Akıncıoğlu hakkında basına servis edilen gerçek dışı iddia ve ithamlarla dolu asparagas haberler, arkadaşlarımıza aitmiş gibi gösterilmeye çalışılarak açılan sahte sosyal medya hesapları ve bunlardan yapılan düzmece paylaşımlar ile, emniyeti ve adli makamları yanıltıp kışkırtmak amacıyla hakkımızda yapılan sahte ihbar ve suç duyurularının tümü, kumpasçıların içinde bulundukları bu panik ve telaşın somut birer belirtisidir. 

Yakın dönemde, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın açık bir iftiranın mağduru olduklarını ortaya koyan ÇOK ÖNEMLİ İKİ YARGI KARARI VERİLMİŞ OLMASI kumpasçıların eninde sonunda deşifre olacakları korkusunu daha da tetiklemiş, onları adeta çileden çıkarmıştır.

Zira bir insanın -her vatandaşın en doğal hakkı olan- sempati duyup desteklediği bir siyasi partiyi ziyaret etmesinden ve randevulaştığı parti temsilcileriyle biraraya gelip görüşmeler yapmasından bu derece rahatsızlık duyulmasının, bir kısım basında yalan olduğu aynı gün anlaşılacak haberler ve anlamsız ataklar yapılmasının başka bir açıklaması da bulunmamaktadır. 

Yukarıda bahsettiğimiz yakın dönemde verilmiş çok önemli 2 yargı kararı ise, birkaç husumetli müşteki ve (sözde) etkin pişman tarafından Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında ileri sürülen itham ve iddiaların tümünün, aslında HAYAL ÜRÜNÜ SENARYOLARDAN İBARET OLDUKLARINI ve GERÇEKTE HİÇBİR ZAMAN YAŞANMADIKLARINI göstermesi bakımından büyük önem arz etmektedir. 

YÜCE TÜRK YARGISI YALAN VE İFTİRALARI TEK TEK DEŞİFRE EDİYOR

Bu iki yargı kararı, isimleri basında da sıkça geçen dosyanın iki sözde etkin pişman sanığı Beril Koncagül ile Çağla Teker Çelenlioğlu ile ilgili olup dosyamızda nasıl kolayca yalan söylenip masum insanlara iftira atıldığını da açık şekilde göstermektedir. 

Beril Koncagül (solda), Çağla Teker Çelenlioğlu (sağda)

Gerek Adnan Oktar Bey’i gerekse bizleri canı gibi seven bu genç hanımlar, tıpkı dosyadaki diğer etkin pişmanlar gibi, hem husumetli müştekiler tarafından ağır bir baskı altına alınmış ve korkutulmuşlar, hem de haksız yere suçlanıp cezaevine gönderilerek buradan tek çıkış yolunun ardrada yalanlar uydurarak diğer sanıklara iftira atmak olduğuna inandırılmışlardır. 

DOSYAMIZDA YARGILANANLAR ALEYHİNDE NASIL KOLAY YALAN SÖYLENDİĞİNİ GÖSTEREN 

❖ 1. ÖRNEK:

Davanın, (sözde) Etkin Pişman sanıklarından Beril Koncagül'ün, “bir duruşma çıkışında (güya) Sayın Adnan Oktar'ın el sallamak suretiyle kendisini tehdit ettiği” iddiası üzerine başlatılan soruşturmada, Silivri C.B.Savcılığınca verilen “bu iddianın doğru olmadığının bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği, bu sebeple kovuşturmaya da yer olmadığı” şeklindeki kararıdır. 

Savcılık tarafından yapılan soruşturma kapsamında 17.09.2021 tarihli duruşmanın görüntüleri mahkemeden celbedilmiş ve bilirkişilerce incelenmiştir. Bunun üzerine hazırlanan CD inceleme tutanağında, “iddia edilen eylemlerin yaşanmadığı” resmi olarak belgelenmiştir. Yani, SAYIN ADNAN OKTAR'IN, BERİL KONCAGÜL’Ü TEHDİT ETMEDİĞİ VE KENDİSİNE EL BİLE SALLAMADIĞI BİLİRKİŞİ RAPORUYLA İSPATLANMIŞTIR

Ayrıca Silivri C.B.Savcılığı, Beril Koncagül vekili tarafından dosyaya sunulan sosyal medya paylaşımlarını da incelemiş ve BU PAYLAŞIMLARIN da SAYIN ADNAN OKTAR ile BİR BAĞLANTISININ BULUNMADIĞINI, ayrıca paylaşımların içeriğinde HERHANGİ BİR SUÇ UNSURUNA DA RASTLANMADIĞINI 28.05.2021 tarih, 2021/2996K. sayılı takipsizlik kararında gerekçelendirmiştir.

❖ 2.ÖRNEK:

Davanın Etkin Pişman sanıklarından Çağla Teker Çelenlioğlu'nun, “kendi isim ve imzasının bir noter evrakında camiamıza mensup arkadaşımız Server Görkem Erdoğan tarafından taklit edilerek kullanıldığı” iddiası üzerine başlatılan soruşturmada, Anadolu C.B.Savcılığınca verilen “bu iddianın doğru olmadığı, bu sebeple kovuşturmaya da yer olmadığı” şeklindeki karardır.

Yürütülen soruşturma neticesinde, Çağla Teker Çelenlioğlu’nun doğru söylemediği, arkadaşımız Server Görkem Erdoğan'ın ise açık bir iftiranın mağduru olduğu İstanbul Anadolu C.B.Savcılığın 20.10.2021 tarihli 2021/8728K. sayılı "kovuşturmaya yer olmadığı" kararı ile kesinlik kazanmıştır. Verilen kararın gerekçe kısmında bu durum;

“Yürütülen soruşturma kapsamında Üsküdar 19. Noterliği'nin 21.07.2017 tarih, 14257 numaralı vekaletnamenin müşteki yazı imza örnekleriyle mukayese edildiği, 07.10.2021 tarihli uzman bilirkişi raporuyla MÜŞTEKİNİN BEYANININ DOĞRULANMADIĞI ve söz konusu VEKALETNAMENİN MÜŞTEKİ ELİ ÜRÜNÜ OLDUĞUNUN ANLAŞILMASI karşısında ortada TAHKİKATI GEREKTİRİR BİR SUÇ BULUNMADIĞI anlaşıldığından, şüpheli hakkında atılı suçlamadan dolayı kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına...”

şeklinde son derece açık bir dille ifade edilmiştir.

Ayrıca, yine aynı soruşturma kapsamında 3 ayrı uzman bilirkişi raporu daha soruşturma dosyasına eklenmiş ve

– Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı Doç. Dr. Sn. Yasin Ataç,

– İ.Ü. Adli Bilimler Fakültesi Öğretim Görevlisi, Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı Sn. Şahin İplikçi,

– Adli Bilim (Grafoloji-Sahtecilik) Uzmanı Sn. Mustafa Kaygusuz

tarafından hazırlanan 3 ayrı uzman bilirkişi mütalaasında da, ilgili noter evrakında geçen “isim ve imzanın bizzat Çağla Teker Çelenlioğlu’nun kendi eli ürünü olduğu” açık şekilde belirtilmiştir. 

ÖZETLE

‼️ BERİL KONCAGÜL ve ÇAĞLA TEKER ÇELENLİOĞLU VAKALARINDA ORTAYA ÇIKAN ve DEVLETİMİZ ELİYLE DEŞİFRE EDİLEN YALANLAR, DOSYANIN TAMAMINA HAKİM OLAN YALAN SÖYLEME TAKTİĞİNİN SADECE BİRER ÖRNEĞİ NİTELİĞİNDEDİR.

‼️ BU YALAN SÖYLEME TAKTİĞİ DOSYANIN HER NOKTASINDA ve HER AŞAMASINDA KULLANILMIŞ, ADETA NEFES ALMADAN BİR TON YALAN SÖYLENMİŞTİR. 

‼️ SADECE MAHKEME HUZURUNDA YA DA EMNİYET BEYANLARINDA DEĞİL, TELEVİZYON YAYINLARI, GAZETE DEMEÇ VE HABERLERİNDE DE BU YALANLAR ARDI ARKASI KESİLMEDEN DEVAM ETMİŞTİR. İÇİ BOŞ, AKSİ İSPATLANMASI ÇOK KOLAY YALANLARLA AKILMAZ TAHRİBATLAR OLUŞMUŞ, MASUM İNSANLAR 10 BİNLERCE YILLIK CEZALARLA CEZAEVLERİNDE ÇÜRÜMEYE TERK EDİLMİŞTİR. 

Şimdi bu yalanların birer birer yargı eliyle ortaya çıkıyor olması, toplumun önemli kesimlerinin bu yalanları öğrenmesi, kumpasın detay ve ayrıntılarının deşifre edilmesi karşısında çaresizliğin verdiği panikle son ataklarını sergileyen kumpasçılar er veya geç yaptıklarının hesabını yargı karşısında vereceklerinin farkındadır. 

Bu farkındalık onları neredeyse akli dengelerini yitirmelerine sebep olacak bir paniğe sürüklerken, en başından itibaren masum ve temiz olduklarından emin olan müminler tevekkülün ve sabrın nimetiyle her geçen gün sağlıklarına sağlık dinçliklerine dinçlik katmaktadırlar.

Allah'ın yarattığı her olay, dünyadaki imtihanın bir gereği olarak –kimi zaman görünürde olumsuz gibi görünse de– müminler için her zaman hayır olarak yaratılmakta ve çok sayıda büyük hikmetler içermektedir. Müminlere kurulan tuzaklar, kumpaslar, hileler ve oyunlar, kaderde daha en başından bozulmuş, eninde sonunda bunları düzenleyenlerin aleyhine müminlerin ise lehine, dünyada ve ahirette çok büyük hayrına ve faydasına dönüşecek şekilde yaratılmıştır. Bu Allah'ın değişmeyen kesin bir kanunudur.