28 Kasım 2021 günü Sabah Gazetesi tarafından hem Sn. Serap Akıncıoğlu'na hem de Teknik Bilim Araştırma Vakfı (TBAV) mensubu arkadaş camiamıza yönelik baştan sona gerçek dışı iddia ve ithamlarla dolu, yalan ve kurgu bir haber basına servis edilmiştir. Bu asparagas haber çok geçmeden bir kısım medya tarafından da benzer cümleler kullanılarak hızla yaygınlaştırılmıştır.

Arkadaş camiamız (TBAV) ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin değerli mensuplarının arasını açmak amacıyla uydurulduğu daha ilk bakışta anlaşılan bu yalan haberin arkasında ise, davamızın husumetli müştekilerinden olan ve aynı zamanda Sabah Gazetesi'nin yönetim kadrolarında yer alan İsa Tatlıcan bulunmaktadır. 

Tüm gençliğini Sn. Adnan Oktar'ın yanında geçirmiş olan İsa Tatlıcan, deyim yerindeyse yıllar boyunca Adnan Oktar’ın “dizinin dibinde” yaşamış bir insandır. Ancak kanaatimizce, bugün aleyhimizde “hırçın ve öfkeli” bir tutum sergileyerek, gençlik yıllarında Sayın Adnan Oktar’ın yanında yaptığı vatansever, milliyetçi ve anti Darwinist ilmi faaliyetlerden dolayı –camiamızdaki diğer arkadaşlarımız gibi– kendisinin de yargılanacağı endişesiyle, “Bakın ben onlardan değilim, alakam yok, onlar hakkında nasıl da haberler yapıyorum” mesajları vererek kendisi hakkında yapılacak olası bir soruşturmadan kaçınma çabası içindedir. 

Bu vesileyle Sabah Gazetesi tarafından basına servis edilen bu asparagas haberde geçen tamamı uydurma itham ve iddialara ilişkin cevaplarımız şöyledir.

Birincisi :

Arkadaşımız Serap Akıncıoğlu'nun MHP İstanbul Sancaktepe İlçe Başkanlığı'na Kasım ayının ilk günlerinde İlçe Başkanı Sn. Arzu Karaalioğlu Hanımefendi ile gerçekleştirdiği görüşme baştan sona nezaket çerçevesinde geçmiştir.

Haberdeki iddiaların aksine, yapılan görüşme sebebiyle ne polis çağırılmış ya da gelmiş, ne bir tutanak tutulmuş veya operasyon yapılmış, ne de Serap Hanım gözaltına alınmış ya da sorgulanmıştır. İddiaların tamamı açık şekilde yalandır. Yapılan ziyarete ilişkin binanın çok sayıdaki güvenlik kamerası kayıtları da ortada sıra dışı ya da tatsız bir durum yaşanmadığını açık şekilde doğrulayacaktır. 

İkincisi :

Bu haberin temelinde camiamızı karalayıp iftira atmanın yanında, yıllardır samimi bir destek verdiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi camiası ile aramızı açmaya yönelik bir çaba olduğu da fark edilmektedir. Ancak, camiamızı az çok tanıyan herkes, arkadaşlarımızın önemli bir kısmının ülkücü harekete gönülden bağlı, Kızıl Elma ve Türk İslam Birliği ülküsüne aşık, Başbuğ Türkeş terbiyesiyle yetişmiş tertemiz gençler olduklarını bilmektedir.

Ayrıca, geçmişte Sn. Adnan Oktar birkaç kez Başbuğ Sn. Alparslan Türkeş'in ziyaretine gittiği gibi, arkadaşlarımız da her dönemde Milliyetçi Hareket Partisi'nin değerli temsilcilerine büyük saygı ve hayranlık duymuşlar ve kendilerine gelen her toplantı ve davete de icabet edip katılım göstermişlerdir.

Üçüncüsü :

Yapılan görüşmede arkadaşımız Serap Akıncıoğlu tarafından, medyada yansıtıldığının aksine hiçbir şekilde siyasi bir destek talebinde bulunulmamıştır. Serap Akıncıoğlu yaşadıkları hukuksuzlukları, operasyonun bir derin devlet kumpası olduğunu, adli makamların yanıltıldığını Sn. Arzu Karaalioğlu'na izah etmiştir. Sn. Arzu Karaalioğlu Hanımefendi ise görüşme boyunca son derece nezaketli bir tavır göstermiştir.

Bir insanın sevip değer verdiği ve desteklediği partiye mensup insanlarla görüşmesinden, masumiyetini ve yaşadığı mağduriyetleri dile getirip bu kişilerden destek istemesinden ya da hukuk ve adaletin uygulanıp işletilmesini talep etmesinden daha doğal ne olabilir?

Özellikle, başta Sayın Adalet Bakanımız'dan Yüksek Yargı Organları'nın Başkanlarına kadar herkesin gece gündüz hukukun üstünlüğü ve bağımsızlığı çağrısında bulunduğu, medyanın büyük çoğunluğunun yargı içerisindeki haksız ve hukuksuz uygulamalardan şikayetçi olduğu, vatandaşlar nezdinde yargıya olan güvenin tarihin en düşük seviyesine gerilediği bir dönemde Sn. Serap Akıncıoğlu'nun hukukun işletilmesini ve adaletin önemini dile getiren bir ziyaret ve konuşma gerçekleştirmesinin kime ne gibi bir zararı olabilir? 

Kaldı ki bu kurgu haber aynı zamanda Milliyetçi Hareket Partisi'ne karşı da son derece haksız ve karalayıcı nitelikte olup, MHP'yi sanki kapıları halka kapalı bir yapı gibi göstermeyi amaçlamaktadır. 

Aslen Sabah Gazetesi içerisindeki küçük bir kadro tarafından hazırlanan bu ve benzeri sevgiden tamamen uzak, kin ve nefret dolu düzmece haberlerle bir taşla birkaç kuş vurma hedefi güdülmektedir. Bir yandan alenen hukuksuzluk teşvik edilirken bir yandan da MHP karşıtlığı yapılmakta ve camiamız ile MHP'nin değerli kadrolarının arası açılıp bozulmaya çalışılmaktadır. 

Kamuoyunun Bilgilerine Saygılarımızla Sunarız.