DERİN DEVLETTEN BU KADAR KORKULMASI VE BİRKAÇ YAŞI İLERLEMİŞ, HİÇBİR MAKAMI VE ETKİSİ OLMAYAN KİŞİNİN HEZEYANLARINA ALDANIP SAMİMİ MÜSLÜMANLARA KUMPAS DÜZENLENMESİ DEVLET AKLIYLA BAĞDAŞMAYAN BİR DAVRANIŞTIR


Aldığımız bazı duyumlara göre, kendilerini “Derin Devlet”, “Devlet Aklı” ya da “Devlete Yön Veren Adamlar” olarak tanımlayan, gerçekte ise hiçbir makamı veya etkisi olmayan, ilerlemiş yaşı nedeniyle muhakemesi bozulmuş bazı kendini bilmezler, camiamıza düzenlenen kumpas operasyonunun kendi eserleri olduğunu söylemektedir. 

Dahası, kanaatimizce ilerleyen yaşlarının etkisiyle geçirdikleri hezeyanlarla, "her şeyin kendi emir ve talimatları ile yapıldığı", "operasyondaki amacın güya devletin bekasını sağlamak olduğu" şeklinde akla ziyan, anlamsız açıklamalar yapmaktadırlar. Ortada sanki devletin bekasını ilgilendiren bir konu varmış (!) izlenimi vermeye çalışan bu kişiler, gerçekte devletin bekası hakkında en ufak bir dertleri ve endişeleri olmayan, tam tersine sırf kendi menfaatleri için vatan, devlet ve millet aleyhine her türlü hain ve kirli işbirliği içinde yer almaktan çekinmeyen zayıf ve düşük karakterli tiplerdir.

Akılcı ve vicdanlı bir değerlendirmeyle Türkiye’nin son 30 yılına bakan herkesin göreceği açık gerçek ise Devletimizin bekasının gerçek koruyucusunun Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları olduğudur. Öyle ki;

‼️ KOMÜNİZMİN VE SOSYALİZMİN SÖZDE BİLİMSEL TEMELİ OLAN DARWİNİZMİ VE MATERYALİZMİ İLMEN VE FİKREN YIKARAK SOLUN İDEOLOJİK ZEMİNİNİ ORTADAN KALDIRAN, 

‼️ MODERN, AYDIN, DİNDAR, MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİNE BAĞLI VATANSEVER BİR GENÇLİK YETİŞMESİNE VESİLE OLAN, 

‼️ Z KUŞAĞI İLE ÇOK RAHAT İLETİŞİM KURUP ONLARI DİNSİZ İDEOLOJİLERİN ELİNDEN KURTARAN, 

‼️ TÜM TÜRKİYE’Yİ DUVARLARI OLMAYAN BİR OKUL HALİNE GETİRİP ÜCRETSİZ KİTAPLAR, SERGİLER VE KONFERANSLARLA MİLLİ-MANEVİ BİLİNÇLENME SAĞLAYAN, 

‼️ ÜLKENİN BÖLÜNME TEHLİKESİNE KARŞI EN AKILCI İLMİ VE KÜLTÜREL FAALİYETLERİ YAPARAK PKK’NIN ÜNİVERSİTELERDEN GENÇLERİ DEVŞİRMESİNİN ÖNÜNE GEÇEN, 

‼️ YURT DIŞINDA TÜRKİYE ALEYHİNE YAPILAN “ANTİ DEMOKRATİK, ÖZGÜRLÜKLERİN OLMADIĞI, GERİCİ, BASKICI, DESPOT ÜLKE” ŞEKLİNDEKİ KARA PROPAGANDALARI ORTADAN KALDIRAN, 

‼️ KİMSENİN ULAŞAMADIĞI MASONLUK, TAPINAKÇILIK GİBİ DÜNYA ÇAPINDA ETKİLİ VE NÜFUZLU YAPILANMALARA ULAŞARAK ONLARA İSLAM’IN AYDIN YÜZÜNÜ GÖSTEREN, MÜSLÜMANLAR VE TÜRKİYE ALEYHİNDEKİ TUTUMLARINI DEĞİŞTİREN, 

‼️ İSRAİL İLE SAVAŞIN EŞİĞİNE GELİNDİĞİNDE, TÜM ORTADOĞU’YU YAKACAK ATEŞİ SÖNDÜREN, MAVİ MARMARA OLAYINDA İSRAİL’İN TAZMİNAT ÖDEMESİNİ SAĞLAYAN, 

‼️ RUSYA İLE UÇAK KRİZİ OLDUĞUNDA DERİN DEVLETİN AKILSIZ UZANTILARI SAVAŞ KIŞKIRTMASI YAPARKEN ONLARIN AKILSIZLIKLARINA RAĞMEN UZLAŞMA VE BARIŞI İNŞA EDEN, 

‼️ ÖZETLE, VATAN VE MİLLET İÇİN POTANSİYEL TÜM TEHDİTLERE KARŞI GÖĞSÜNÜ SİPER EDİNEN VE BU TEHDİTLERE KARŞI EN ETKİLİ VE AKILCI ÇÖZÜMLERİ ÜRETEN 

SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARIDIR.

Adnan Oktar ve arkadaşları onyıllardır dinsizliğe, bağnazlığa, bölünmeye karşı bu cansiperane ilmi ve fikri mücadeleyi sürdürürken kendilerini "derin devletin adamı" gösterip kağıttan kaplan takılan bazı fuzuli kimseler ise kahvehane köşelerinde ya da bir takım izbe ofislerde içi boş laflarla kendilerini avutmaktan başka hiçbir işe yaramamışlardır. Zayıf kişilikleri, düşük akılları ve korkak yapıları sebebiyle de ağababaları ne derse düşünmeden, sorgulamadan peşine takılıp Türkiye’ye olabilecek en büyük zararları vermişlerdir.

"Peki neymiş derin devlet artığı bu 3-5, yaşı geçkin kişinin devletin bekasından anladıkları?" ya da "Sayın Adnan Oktar ve arkadaş camiamızın devletin bekasına ne gibi bir zararları varmış?" sorularını sorduğumuzda ise hiçbir somut bir kanıt ya da mantıklı bir açıklama sunulmadan, "Bunlar İsrail'le, Masonlarla Bağlantılıymış" gibi klişe magazinsel cevaplar alınmaktadır. 

Tüm kamuoyunun gözleri önünde, en üst düzey devlet yöneticileri ve resmi görevlilerin bilgileri, onayları, teşvik ve takdirleri dahilinde gerçekleştirilmiş, canlı yayınlarda kapsamlı bir şekilde gündeme getirilmiş, tüm detaylarıyla kamuoyunun bilgisine sunulmuş, hiçbir gizlisi saklısı olmayan, Türkiye'ye, Devletimize, Hükümetimize yönelik uluslararası kara propagandaları, çirkin algı operasyonlarını izale etmeye yönelik yürütülen bu sosyal ve kültürel faaliyetler ne yazık ki böyle akla ziyan mantık ve çıkarımlarla yorumlanmakta ve kamuoyu bu zırvalarla yanıltılmaya çalışılmaktadır. Dolayısıyla, bu tür ithamların ardında açık bir art niyet, en iyimser yorumla aklı ve muhakemesi erimiş hasta bir zihniyetin hezeyanları olduğu çok açıktır.

Bu hasta ruhlu kişilerin akıl erdiremedikleri ya da bir türlü göremedikleri veya görmek istemedikleri büyük gerçek ise yerli ve milli şuurun en büyük öncü ve savunucularından olan Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın milletimizin imanı ve devletimizin bekasını garanti altına almak uğrunda tüm gençliklerini, hatta ömürlerini feda etmiş oldukları gerçeğidir. 

Sayın Adnan Oktar ve arkadaş camiamız bu uğurda 40 yılı aşkın bir süredir; 

 Milli ve manevi değerleri yüksek, dindar ve modern bir gençlik oluşturmak amacı güderek hiçbir maddi karşılık ya da menfaat beklemeksizin ülke çapında anti-Darwinist, anti-materyalist bilimsel ve kültürel faaliyetler yürütmüş; arkadaşlarımız bu amaçla gidilmedik köy kasaba bırakmayacak şekilde karış karış memleketimizi dolaşmışlardır.

 Allah’ın varlığının ve birliğinin bilimsel delilleri, iman hakikatleri ile Kuran Mucizeleri ve Darwinist-materyalist felsefenin geçersizliğini anlattığı 75 farklı dile çevrilen, milyonlarca okuyucuya ulaşan 300'ün üzerindeki Harun Yahya Külliyatı sayesinde Evrim Teorisi ve Darwinist-materyalist fikir sistemi dünya çapında bilimsel olarak yerle bir olmuştur. Bu sayede ateizm ve dinsizlik belası ile milletimiz arasına adeta yıkılmaz bir set (bir nevi Sedd-i Zülkarneyn) inşa edilmiş, ateizm ile deizm illetine karşı Türk Gençliği'nin imanını korumuştur. Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın gerçekleştirdikleri ilmi, kültürel ve imani faaliyetler hakkında detaylı bilgileri aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:

https://iddialaracevap.blogspot.com/2018/08/bolum-4-sayin-adnan-oktar-ve.html

 Ülkemizin vicdan sahibi, dindar ve milliyetçi kadrolar tarafından yönetilmesi amacıyla Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ı, ta Refah Partisi döneminde İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan'ı adayı olduğu günden bugüne kesintisiz şekilde savunmuş ve hep desteklemişlerdir. Bu konudaki detaylı yazımıza aşağıdaki linki tıklayarak ulaşabilirsiniz:

https://iddialaracevap.blogspot.com/p/ak-parti-nasl-iktidar-oldu.html

 Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ı ve ülkemizin milli çıkarlarını savunup korumak amacıyla sivil bir inisiyatif olarak çalışıp çok sayıda diplomasi faaliyeti yürütmüş; bu sayede Türk ve İslam alemine sayısız faydalar sunmuşlardır. Bu konudaki detaylı yazımıza aşağıdaki linki tıklayarak ulaşabilirsiniz:

https://iddialaracevap.blogspot.com/2020/11/sayin-adnan-oktar-ve-arkadaslarinin.html

 Dünya çapında çok geniş siyasi, sosyal, ekonomik ve ideolojik etkiye sahip Tapınak Şövalyeleri ve Mason camiaları ile görüşerek onları İslam'a davet etmiş ve bir çoğunun Müslüman olmasına ve namaza başlamasına vesile olmuşlardır. Hatta Mason Locaları'nın kapıları dünya tarihinde ilk kez Müslümanların faaliyet gösterebilmeleri için ardına kadar açılmış. Bu sayede Mason Locaları'nda Kur’an-ı Kerim okunmuş, Allah’ın varlığını ve birliğini anlatan konferanslar düzenlenmiştir.

Dolayısıyla, Sayın Adnan Oktar'ın ve arkadaş camiamızın devletimizin ve milletimizin varlığı ve bekası için gösterdikleri olağanüstü çaba ve fedakarlıkları görmezden gelerek derin devlet artığı 3-5 yaşı geçmişin sözlerine itibar edilmesi ve camiamıza yönelik sürekli kapsamlı ve çirkin kumpaslar düzenlenmesi, bu kumpasların desteklenmesi, alkışlanması ve savunulması vatana ve millete yapılacak çok büyük bir hıyanet ve dalalet olacaktır.

Yıllarca Türkiye'nin başını görülmedik belalara sokan, zarar ve ziyan dışında faydalı tek bir faaliyeti bulunmayan, sözde kahramanlık edalarıyla ortaya çıkıp, parsel parsel vatanı peşkeş çekmeye çalışan, İngiliz derin devletinden tir tir titreyip korktuğu için vatanın, milletin âli menfaatlerini tek kalemde gözü kapalı satabilen, şeref ve haysiyet yoksunu bu kendini bilmezlerin sözüne itibar etmenin 2000 yıllık Devlet aklıyla bağdaşır tek bir yönü dahi bulunmamaktadır. Bu sebeple de Devletimizin hiçbir kurumunun böyle bir gaflete asla düşmeyeceğine itimatımız tamdır. 

İşin bir diğer yönü ise bazı kimselerin İngiliz derin devletini ve bunların kontrolünde hareket eden bu 3-5 kendini bilmez, satılmış, yaşı geçkin vatan hainini haşa Allah'tan daha güçlü görme akılsızlığını göstermeleridir. 

Unutulmamalıdır ki tüm evreni, dünyayı, canlı cansız bütün varlıkları olduğu gibi derin devleti de yaratan ve yönetip kontrol eden yüce Allah'tır. Derin devlet eğer 10 bin kişiden oluşuyor bile olsa, bunların 10 bini de basit bir spermden dünyaya gelmiş ve her biri mutlak ölümlü olan zavallı insanlardır. Hepsini yaratan ve bir kader dairesinde hepsini yöneten yine Allah'tır. Tüm insanlar gibi bunların da Allah'tan bağımsız bir güçleri yoktur ve Allah ne derse O'na boyun eğmiş vaziyette O'nun emrettiklerini yaparlar. Her nefesleri Allah’ın kudretinde olan, dağları yerinden oynatacak kadar büyük kumpaslar kursalar dahi bu kumpasların her detayı kaderde belirlenmiş olan ve her ne yaparlarsa yapsınlar müminlere hizmet eden varlıklardır. 

Allah bu gerçeği Kuran ayetlerinde şöyle açıklamıştır: 

“Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur.(Hud Suresi, 56)

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (İnsan Suresi, 30)

“Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır.(En'am Suresi, 59)

Görüldüğü gibi tüm insanların olduğu gibi derin devleti oluşturan zavallıların da kontrolü Allah'ın elindedir. Hiçbirinin, Allah'ın dışında müstakil bir gücü yoktur ve yaratılış görevlerinin bir gereği olarak Allah ne emrederse, harfiyen isteyerek veya istemeyerek onu yapıp yerine getirmektedirler. 

Bu yüzden, iman edenlerin göstermesi gereken Kuran'a en uygun ve Müslüman'a en yakışan tavır, Allah dışında korkup sakınmaları gereken herhangi bir varlık olmadığınının bilinciyle, başlarına gelen her olayda tevekkül göstermeleri (Allah'a dayanıp güvenmeleri) ve sığınılıp yardım dilenecek yegane Makamın yine Yüce Allah olduğunu bilip hatırlamaları olacaktır.

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.