Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın yargılandıkları İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 06.09.2022 tarihinde duruşmaların başlamasıyla birlikte, kamuoyunda infial oluşturmak ve yargıyı etkilemek amacıyla yapılan, karalama ve iftira içerikli haber ve programların sayısında artış olmuştur. 

İlk derece mahkemesinin verdiği cezaların ardından, İstinaf Mahkemesi olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin verdiği hükümlerin %95’ine yakınını esastan bozmuş, 68 kişinin tahliyesine karar vermiştir. 

Böylelikle, yeniden ilk derece mahkemesine gönderilen dosyada hiçbir suç unsuru olmadığı kesin ve tartışmasız olarak ispatlandığı için, bu davanın sonucunun tüm suçlardan beraat olması gerektiği ortadadır. 

Bu nedenle de derin devletin kumpas ekibi, ciddi bir karalama ve iftira kampanyası başlatmıştır. “Beraat etsinler ama kimsenin onlara itibar etmeyeceği bir hale getirelim” düşüncesiyle gece gündüz aleyhte haberler yayınlamaktadır. 

Bu organize karalama kampanyasının bir parçası olarak, Kanal D TV’deki 12.09.2022 tarihli “Neler Oluyor Hayatta” isimli programda, hakkımızda birtakım gerçek dışı beyanlar, mesnetsiz itham ve iftiralar öne sürülmüştür.

Hakan Ural ve Nur Tuğba Algül tarafından sunulan “Neler Oluyor Hayatta” isimli programda, önce Sn. Adnan Oktar’ın geçmişte kendisini ziyarete gelen Serra MuhammadValipour isimli kız çocuğu ve annesi Dilek Çelikten’le birlikte çektirdikleri aşağıdaki fotoğraf konu edilmiş; Serra’nın makyajı ve kıyafetinin kendilerince uygunsuz olduğundan bahsedilmiştir. 

Ardından ise bu fotoğraf karesinden hareketle, sözüm ona Serra’nın 10 yaşındayken annesi Dilek Çelikten tarafından güya Adnan Oktar’la evlendirilmek istendiği şeklinde hiçbir dayanağı olmayan, gerçek dışı ve anormal bir ithamda bulunulmuştur. 

Program sunucusu Hakan Ural, bu gerçek dışı, hayali iddiasına kendince inandırıcılık katabilmek amacıyla, Serra’nın annesi Dilek Çelikten’e de alenen iftira atmaktan çekinmemiştir.  Dilek hanımın güya daha önce de kendi çocuğunu pazarlamaktan dolayı yargılandığı ve sözüm ona ceza aldığı şeklinde açık bir yalan uydurmuştur. 

Dilek Çelikten müdafileri, Hakan Ural’ın bu apaçık iftirasına karşı gerekli hukuki ve cezai yaptırım yollarına başvurduklarından dolayı, biz buradan sadece Sayın Adnan Oktar hakkındaki gerçek dışı ithamlara birkaç maddeyle cevap vermekle yetineceğiz.

BİRİNCİSİ

Serra MuhammadValipour’un güya Sayın Adnan Oktar’la evlendirilmek istendiği ya da kendisinin Adnan Bey tarafından güya taciz edildiği iddiaları hiçbir somut delile, belgeye dayanmayan iftiralardır.

Gerçekte ise Serra'yla ilgili asıl konu, Sayın Adnan Oktar’la hiçbir ilgisi olmayan eski bir velayet davası konusudur. Ancak, bu konu sonradan husumetli müştekiler tarafından tümüyle çarpıtılarak kurgulanıp kumpas davasında Adnan Bey ve arkadaşlarımız aleyhine sahte suç üretmek amacıyla, GERÇEK DIŞI, HAYALİ BİR SÖZDE “TACİZ VAKASI” GÖRÜNÜMÜNE SOKULMUŞTUR. 

Olayın aslı, geçmişte velayetinin annesinin yerine babasına verilmesini isteyen Serra isimli kızın, babası ile ortak kurguladığı ve velayet mahkemesinde anlattığı yalan bir beyandan ibarettir. Şöyle ki:

Serra, annesinin üzerinde olan velayetinin, kendisine daha fazla maddi imkanlar sunacağını ve yanında daha rahat ve serbest hareket edebileceğini vaadeden, İran'da yaşayan babası Saber MohammadValipour'a geçmesini istemektedir. Bu yüzden, velayetinin annesinden alınıp babasına verilmesini sağlamak amacıyla velayet mahkemesinde, babasıyla birlikte kurguladıkları gerçek dışı bir "taciz iftirası" senaryosunu anlatmıştır. 

Bu iftira senaryosunda Serra, annesinin kendisini, yaşı küçük olmasına rağmen güya ileri yaştaki adamlara taciz ettirdiği ve onlarla evlendirmeye çalıştığı yalanını ortaya atmıştır. Bu asılsız, mesnetsiz, hiçbir delil, belge ya da şahide dayanmayan tümüyle uydurma bir iddiadır. 

Diğer yandan, iddianın gerçek dışı olduğunun en önemli kanıtlarından biri ise, ne Serra'nın ne de babasının daha sonra bu sözde taciz iddiasının takipçisi olmamış, bu konuda hiçbir resmi makama bir şikayette bulunmamış olmalarıdır. 

Normal şartlarda, öz kızının tacize uğradığına inanan bir babanın göstermesi gereken en doğal tepki, refleks ve girişimlerin hiçbirini Serra’nın babası göstermemiştir. Dahası, Serra, babasıyla birlikte İran’a gittikten kısa bir süre sonra, orada umduğu ortamı bulamadığı için, güya kendisini taciz ettirdiğini iddia ettiği annesinin yanına geri dönmek istemiştir. Bunun üzerine, babası da öz kızını güya taciz ettiren annesinin yanına geri dönmesine izin vermiş; bunda bir sakınca görmemiştir. 

İşte, baştan sona uydurma ve yalan olan bu sahte taciz hikayesi, yıllar sonra kamuoyunda “Adnan Oktar Davası” olarak bilinen davanın husumetli müştekileri tarafından Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız aleyhine kullanılmak istenmiş ve bu uydurma taciz hikayesi üzerinden de “Küçük Kız Çocuğu Kumpası” organize edilmiştir. 


İKİNCİSİ

Annesi Dilek Çelikten’in mahkeme huzurundaki ifadesinde de beyan etmiş olduğu üzere Serra MuhammadValipour İsviçre’de, Avrupa kültürü ile yetişmiş, küçüklüğünden beri makyaj yapmaya, giyinmeye ve süslenmeye meraklı bir çocuktur. 

Serra’nın A9 Televizyonuna yaptığı ve Sayın Adnan Oktar ile tanıştığı ziyaret öncesindeki günlük hayatında da makyaj yaptığını ve benzer kıyafetler giydiğini gösteren fotoğraflar, dava dosyasına da girmiştir. 

Aşağıdaki fotoğraflardan görüleceği üzere, Serra Muhammedvalipour’un Adnan Beyi ziyarete geldiğinde seçtiği giysileri ve makyajı, zaten kendisinin günlük hayatta tercih ettiği şahsi alışkanlıklarından farklı değildir.

Kaldı ki, günümüzde sosyal medyanın da etkisiyle, dünya çapında yaygın olan abiye çocuk giysileri ve makyaj modası yıllardır ülkemizde de oldukça yaygındır. Tanınmış internet satış sitelerinde kız çocuklarını şirin ve sempatik göstermeye yönelik 6-7 yaşından başlayan straplez, abiye kıyafet koleksiyonları ve çocuklara özel makyaj ürünleri satılmakta ve bu ürünler pek çok anne baba tarafından da rağbet görmektedir. 

Ayrıca, televizyonlardaki magazin programları ve magazin dergileri de, yazlık mekanlarda ya da doğum günü, düğün, nişan, mezuniyet gibi özel günlerle çeşitli davet ve ziyaretlerde çekilmiş, ülkemizin tanınmış ailelerinin küçük kızlarının abiye, askılı ya da dekolte kıyafetli ve makyajlı fotoğraflarıyla doludur. Birkaç örnek vermek gerekirse;


Emine Ün ve Emre Kınay Çiftinin 13 yaşındaki kızı Duru Kınay (Aşağıda)


Acun Ilıcalı Kızı Leyla Ilacalı ile birlikte kızının ortaokul mezuniyet töreninde (Aşağıda) 


Yeliz Yeşilmen ve 7 yaşındaki kızı Asya (Aşağıda) 


Neşe Erberk’in kızları Selin ve Alin (Aşağıda)


ÜÇÜNCÜSÜ

Sn. Adnan Oktar, yurt içinden ve yurt dışından sayısız misafir ile görüşen, tanınan, sevilen, sayılan bir yazar ve fikir adamıdır. Adnan Bey, gerek canlı yayın sırasında kendisini ziyaret edenlerin gerekse katıldığı organizasyonlarda ya da alış-veriş merkezlerinde karşılaştığı sevenlerinin kendisiyle fotoğraf çektirme taleplerini geri çevirmemiştir. Güzel bir ahlak özelliği olarak, onlara karşı her zaman  sevecen ve yakın bir tutum sergilemiştir. 

Bu kişiler kendi talepleriyle Adnan Bey'in elini tutmak, tokalaşmak istediklerinde de bir saygı, sevgi ve nezaket göstergesi olarak karşılık vermiştir. Serra MuhammadValipour ve annesi Dilek Çelikten ile çekilen ve haberde konu edilen fotoğraf da aynı sevgi, saygı ve nezaket göstergesi kapsamındadır. 

Kaldı ki bu poz, Sn. Adnan Oktar’ın kendisini sevenlerle ve ziyaretine gelenlerle çektirdiği fotoğraflarında kullandığı klasik bir el ele fotoğraf pozudur. Adnan Bey ile bu pozda el ele fotoğraf çektirenlerin arasında ise, kanaat önderlerinden sanatçılara, bürokratlardan siyasetçiler ve devlet adamlarına kadar çok sayıda insan bulunmaktadır. Bu fotoğrafların bazı örnekleri aşağıdadır.

46. OSMANLI HANEDAN REİSİ HARUN OSMANOĞLU 


SÜRGÜNDEKİ DOĞU TÜRKİSTAN PARLAMENTOSU BAŞKANI SN PROF DR SULTAN MAHMUT KAŞGARLI


SES SANATÇISI SEDAT KAPURTU (ÇILGIN SEDAT) ve EŞİ 


ESKİ SAĞLIK BAKANIMIZ HALİL ŞIVGIN


SES SANATÇISI GÜLLÜ (GÜL TUT) HANIM


SANATÇI ve OYUNCU BORA GENCER


AMERİKALI OYUNCU ve YÖNETMEN STEVEN SEAGAL 


A9 TV’NİN ÇIRAĞAN SARAYINDAKİ İFTAR DAVETLERİNDEN KARELER


DÖRDÜNCÜSÜ

Ayrıca, çocukları sevmek, onlara sevgi gösterip nezaket ve şefkatle karşılık vermek Türk milletinin bir ananevi kültürü ve geleneğidir. Çocuk sevgisinin ülkemizde bir devlet terbiyesi, cana yakınlık ve şefkat göstergesi olduğu da, devlet büyüklerimizin çocuklara yaklaşımından kolaylıkla anlaşılmaktadır. Gazete ve televizyon haberleriyle dergiler, internet siteleri ve sosyal medya platformları, devlet büyüklerimizin çocukları kucaklayıp onlara sevgi ve şefkat gösterdikleri, el ele tutuşup birlikte poz verdikleri fotoğraflarla doludur. 

CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN ÇOCUK SEVGİSİ 

İÇİŞLERİ BAKANIMIZ SAYIN SÜLEYMAN SOYLU’NUN ÇOCUK SEVGİSİ 


DIŞİŞLERİ BAKANIMIZ SAYIN MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU’NUN ÇOCUK SEVGİSİ 


GENÇLİK ve SPOR BAKANIMIZ SAYIN MEHMET KASAPOĞLU’NUN ÇOCUK SEVGİSİ

Özetle, Sayın Adnan Oktar’ın kendisini ziyarete gelen Serra MuhammadValipour ve annesi Dilek Çelikten’le çekilen fotoğrafı da yukarıda detaylarıyla anlatıp izah ettiğimiz minvalde çekilmiş bir fotoğraftan ibarettir.

Nitekim, bu fotoğraf ile makyaj ve kıyafet konusu mahkeme esnasında da gündeme gelmiştir. Adnan Bey konuyu, 

O çocuk (Serra MuhammadValipour’u kast ediyor) annesiyle geldiğinde fotoğraf çektirmek istedi. Ben biraz kuşkulandım ama çok ısrar etti, mahcup etmemek için çektirdim. Özellikle tek başına fotoğraf çektirmek istedi ama ben mutlaka annesiyle olacak şekilde çektirdim. Benim zaten klasik fotoğraf pozumdur o.” 

“Çocuklar straplez de giyer, askılı da giyer, mayo bikini de. Bazen göğüsleri olmadığı için denize üstsüz de girerler, bunda bir şey yoktur. Esas, onlara anormal gözle bakmak ahlaksızlıktır.” 

“Çocuklar bal şeker kaymak diye sevilir, kuzum diye sevilir, bir tanem diye sevilir. Bunun altında bir şey aramak taştan yağ çıkartmaya çalışmak çok çirkin bir davranış.”

(Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın yukarıda da paylaştığımız çocuklarla onları öperken kucaklarken çekilen fotoğraflarını mahkemeye sunarak) “Cumhurbaşkanı’mızın bu görüntüleri de kendisinin çocuklara olan sevgisi ve şefkatindendir. Bunda anormal bir şey aramak ahlaksızlıktır.”

sözleriyle özetlemiştir. 

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.