DEVLETİN BEKASININ TEMİNATI GENÇ NESİLLERDİR


Devletin Bekasının Teminatı Genç Nesillerdir. Ancak, 10 Yıl Sonrasını Bile Düşünemeyen Sevgisiz İnsanların Bu Gerçeği Görmesi Mümkün Değildir !

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli’nin, devletimizin bekasının önemine dair son derece haklı ve yerinde  konuşmaları ve vurguları, görüldüğü kadarıyla, bazı kimseler tarafından ya hiç anlaşılmamakta ya da tamamen yanlış anlaşılmaktadır. 

Devletin bekası bu vatanın her ferdi için kutsaldır ve kendi canından evladır. Başta Sayın Adnan Oktar olmak üzere arkadaş camiamız da bu kutsal dava için bilinen bilinmeyen sayısız hizmette bulunan kişilerdir. 

Öte yandan, artık kimsenin itibar etmediği, kıyıda köşede kalmış olmanın ezikliğini ve öfkesini yaşayan, yeni neslin zekasını ve milletin irfanını hiçbir zaman takdir edemeyen derin devletin bazı odakları ise “Devletin Bekası" adı altında sevgisiz, acımasız, üst perdeden, halkı ezmeye ve hizaya sokmaya çalışan bir yöntem izlemektedir. Asıl bu yöntemin devletin bekasına karşı en büyük tehlike olduğunu dahi kavrayamayan bu çevreler, bilerek veya bilmeyerek İngiliz Derin devletinin hizmetkarı haline gelmişlerdir. Zira bilindiği üzere, İngiliz Derin devleti Ortadoğu’yu, hep sevgisizliği, acımasızlığı, halka değer vermemeyi ve anti demokratik yolları teşvik edip destekleyerek dizayn etmiştir. 

Devletin Bekasına En Büyük Destek, Yeni Neslin Sevgi Dolu ve Anti-Darwinist Yetiştirilmesi İle Sağlanabilir

Son yıllarda vatandaşlarımızın büyük kısmı arasında sevgi, saygı, fedakarlık, iyi niyet ve anlayış gibi güzel haslet ve özelliklerin giderek azaldığı, insanların mutluluklarını ve neşelerini kaybettikleri, gençlerimizin gelecek kaygısı yaşayıp ümitsizliğe kapıldığı bir dönemden geçmekteyiz. Bu, insanların kalbinden sevginin adeta çekilip alındığı, sevgisizliğin neden olduğu toplumsal problemlerin hemen her ortamı sarıp kuşattığı bir dönem bu.

Televizyonlara yansıyan haberlerden, sohbet ve söyleşi programlarına, magazin veya eğlence programlarından gazete haberlerine ve köşe yazılarına kadar hemen her ortama, ne yazık ki sevgiden yoksun bir üslup gözle görülür şekilde hakim olmuş durumda.

Özellikle, gençler arasında artan sevgisizlik, bencillik, karamsarlık, gelecek korkusu, amaçsızlık, umutsuzluk gibi olumsuz duygular, ülkemizin bekası açısından ileride telafisi mümkün olmayan çok ciddi sonuçlar doğurma riski taşımakta. 

Bir milletin bekasının en önemli parçasını genç nesillerin oluşturduğu ise asla unutulmaması gereken tartışmasız bir gerçektir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün “bütün ümidim gençliktedir” sözleri ile Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın “gençler ülkemizin geleceğini hem inşa hem de ihya edecek” sözleri de işte bu gerçeğe dikkat çekmektedir. 

Toplumun genelinin, özellikle de gençliğimizin içinde bulunduğu bu karamsar tabloya sebep olarak birtakım ekonomik ve sosyolojik etkenler öne sürmek mümkün elbette. Ancak, gerçekte bu olumsuz tablonun yegane sebebi, topluma aralıksız olarak “tesadüfen var olmuş, amaçsız ve sorumsuz bir tür hayvan oldukları, bu sebeple bencil, çıkarcı ve acımasız olmalarının doğal bir özellik olduğu” telkinini veren Darwinist propagandanın var gücüyle devam ediyor olmasıdır. Bu propaganda gençlerimize, okullarda Darwinizm ve Evrim Teorisi'nin sanki bir gerçekmiş gibi anlatıldığı dersler ve ders kitaplarıyla, toplum geneline ise medya ve ulusal basında çıkan gerçek dışı evrim propagandası yolu ile empoze edilmektedir. 

Bunun sonucunda, hayatının hemen her alanında karşılaştığı, medyada sürekli ve sistemli olarak telkinini aldığı Darwinist-materyalist ideolojiyle beyinleri yıkanarak deizme veya ateizme sürüklenen bir gençlik ortaya çıkmaktadır. 

Hal böyleyken, Darwinist propagandaya karşı en büyük fikri mücadeleyi veren, Evrim Teorisi'nin hiçbir bilimsel geçerliliği olmadığını ezici biçimde ortaya koyan, Allah'ın Varlığı, Yaratılış Gerçeği, Kuran Mucizeleri ve İman Hakikatleri konularında 300'ün üzerinde esere imza atmış bulunan Sayın Adnan Oktar ile kendisinin eserlerinden faydalanarak aynı hayati konularda binlerce konferans, fosil sergisi ve sayısız eğitim faaliyetleri düzenleyen arkadaşlarımız ise bariz bir kumpas sonucunda haksız ve hukuksuz bir biçimde tutuklanmış ve mahkum edilmişlerdir. 

Arkadaşlarımız, 3 yılı aşkın süredir ağır cezaevi koşulları altında sağlıkları ve canları derdine düşürülmüştür. Can güvenlikleri her an tehlikede olup sürekli ölüm tehditlerine ve girişimlerine maruz kalmaktadırlar. Bir yandan da uğradıkları haksız ve hukuksuz uygulamalar sebebiyle enerjilerinin büyük kısmını kendilerini savunmak ve anayasal haklarını aramak için harcamak mecburiyetinde bırakılmışlardır. 

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın bu şekilde ellerinin kollarının bağlanmasını, susturulup etkisiz hale getirilmelerini fırsat bilen Darwinist-materyalist lobi ile marksist, komünist ve Maocu yapılanmalar ise adeta ortamı boş bulmuşlar ve bundan istifade ederek gençlere yönelik Darwinist-materyalist propaganda faaliyetlerine büyük bir ağrılık vermişlerdir. 


Sevgisiz ve Acımasız Bir Modelle Devletin Bekasını Sağlamak Asla Mümkün Değildir

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın tutuklu olmalarını fırsat bilip bundan istifade eden bir diğer grup ise ağızlarından “devletin bekası” sözlerini düşürmeyen, ancak yolda yürümekten aciz, dar görüşlü, sürekli bir yerlere yaranıp nemalanma peşinde olan ve demagojiden başka bir şey üretemeyen derin devlet odaklarıdır.

Toplumumuzun modern kesimlerine ve Z kuşağı olarak tabir edilen gençlerimize ulaşabilmek amacıyla benimsediğimiz –sebeplerini ve hikmetlerini de bugüne kadar defalarca açıkladığımız– bir tebliğ metodu olarak,  arkadaşlarımızın modern görünümlerini ve birkaç hanım arkadaşımızın dekolte giyim tarzını ve dans etmelerini kafasına takıp diline dolayan bu zayıf akıllı, dar görüşlü, sevgisiz ve vizyonsuz grubun akıl erdiremediği bazı hayati gerçekler şöyledir:

➤ Devletin bekasını içi boş konuşmalarla, üst perdeden söylemlerle, halkı hizaya getirmeye yeltenen izahlarla sağlamak mümkün değildir.

➤ Devletin bekasını gerçekten düşünen bir kişi, sabırla, sevgiyle, özenle, ince ince emek vererek, akıl ve vicdan kullanarak toplumu eğitmek, bilinçlendirmek, şuur kazandırmak zorundadır.

➤ Gerçekten devletin bekasını hedefleyen insanlar bundan 10 sene, 20 sene hatta 30 sene sonrasını düşünmek mecburiyetindedir.

➤ Bugün Darwinist eğitim ve telkinlerle yetiştirilen gençliğin 10 sene sonra dinsiz, ateist olacakları gerçeğini görememek, hesap edememek büyük bir akıl tutulmasıdır.

➤ Eğer, acilen Darwinist eğitim ve propagandaya karşı etkili bir bilimsel ve kültürel seferberlik düzenlenmezse, bugün devletimizin ve hükümetimizin özenerek yapmakta olduğu tüm yolların, köprülerin, havalimanlarının hatta en gözde projelerden Kanal İstanbul'un, çok yakın bir gelecekte devletin bekasını zerre kadar önemsemeyen milli-manevi değerlerinden soyutlanmış Darwinist-materyalist bir nesle miras kalacağının kaçınılmazdır.

Bugün 60-70 yaşlarında olup “10-20 sene sonra zaten 80-90 yaşında olurum, sonra da ölür giderim, benden sonra kim ne yaparsa yapsın” kafasıyla şahsi menfaat peşinde koşturan derin devlet yancılarının, sözüm ona devletin bekasını savundukları iddiasında bulunmaları, dünyanın belki de en samimiyetsiz, en sahtekarca tavırlarından biridir. Nitekim, bu tür samimiyetsiz ve yapmacık üsluplar, ucuz ve sahte hamiyet gösterileri gençliğimiz ve halkımız tarafından da son derece itici bulunmaktadır.

Bazı sahtekar beka çığırtkanlarının, gerçekte devletin bekası uğruna tüm hayatlarını vakfetmiş ve neredeyse 40 yılı aşkın bir süredir bu konudaki en önemli ilmi ve kültürel faaliyetleri gerçekleştirmiş Adnan Bey ve arkadaşlarımıza, son derece çirkin yol ve yöntemler kullanarak alçakça saldırmaları da aslında gerçek karanlık hedeflerini ortaya koymaktadır. Dillerinden düşürmedikleri "devletin bekası" kavramıyla uzaktan yakından ilgileri olmayan, dünyalık peşinde koşan bir alçak ve hainler güruhundan başka bir şey olmadıkları ortadadır.

Sırf dekolte giyiniyor ya da dans ediyor diye tertemiz masum gençlerin 10 binlerce yıllık mahkumiyet kararları ile göz göre göre cezaevlerinde ölüme terk edilmelerini savunup bundan mutluluk duyan, sevgisiz, acımasız, bencil, menfaatperest bir güruhun, devletin bekasının derdine düşecek, böyle üstün değerleri benimseyip ilke edinecek bir şuur, vicdan, kalite ve öngörüye sahip olamayacağı açıktır. Devletin bekası her önüne geleni hapse atarak sağlanacak bir ideal değildir. Devletin bekası ancak, farklı düşünen, inanan, yaşayan her insanı birinci sınıf vatandaş olarak gören, ileri bir demokrasiyi, kültürü ve toplum modelini inşa edecek azme, kararlılığa ve cesarete sahip olmayı gerektiren ulvi bir anlayışla sağlanabilir.

Cezaevlerini, ülkenin en değerli, en kaliteli milli, yerli ve vatanperver insanlarıyla doldurup dışardaki vatandaşımızı ve gençliğimizi ise Darwinist-Materyalist-Marksist propagandanın ifsadına terk etmek, devletin bekasını düşünmek değil, tam aksine devlete düşman yetiştirmek anlamına gelmektedir. 

Bu, İngiliz derin devletinin, toplumumuzu manevi çöküntünün, yozlaşmanın eşiğine getirerek ülkemizi parçalayıp devletimizi yok etme planı dahilinde, yerli kripto uzantıları vasıtasıyla yürüttüğü sinsi oyunun önemli bir parçasıdır. Bundan daha tehlikeli ve hayret verici olan ise önemli bir kesimin bu hain planı göremediği gibi, bunun uygulayıcılarının sahte hamaset gösterilerine, beka çığırtkanlıklarına hayran kalıp desteklemesi, bunların sözlerine değer vermesidir.

Değerli kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.

Adnan Oktar Davası Hakkında

Daha Geniş Bilgi İçin

https://iddialaracevap.blogspot.com