DERİN DEVLET, CÜRET VE CESARETİNİ KENDİSİNE GÖZ YUMANLARDAN ALIR


Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız, İngiliz derin devletinin ülkemizdeki kirli bağlantıları üzerinden kurguladığı bir kumpas sonucunda haksız yere tutuklanmış, kendilerini doğru dürüst savunmalarına fırsat dahi verilmeden, kararları çok önceden belirlenmiş olduğu görülen hukuksuz bir yargılama sonucunda on binlerce yıllık görülmemiş cezalara mahkum edilmişlerdir. Bu, bugün hemen herkesin bildiği açık bir gerçektir.

Dava dosyası, yargılananlar aleyhinde hiçbir gerçek, somut ve hukuki bulgu, belge ya da delil içermemektedir. Dosyanın hukuken bomboş olmasının yanında, dosyaya sunulan resmi belge ve raporlar, HTS kayıtları, adli tıp raporları ve bilimsel mütalaalardan oluşan onbinlerce sayfalık savunma delilleri de Adnan Bey ve arkadaş camiamızın masumiyetlerini alenen ortaya koymaktadır.

Durum böyleyken, İngiliz derin devletinin yularını elinde tuttuğu küçük bir kumpasçı çetenin iftiralarıyla beslenen bir kısım medya kin, husumet, ideolojik fikir ayrılıkları gibi nedenlerle Adnan Bey arkadaşlarımızın haksız yere tutuklanmış ve mahkum edilmiş oldukları gerçeğini ısrarla örtbas etmeye çalışmaktadır. Bununla da kalmayıp 3 yıldan bu yana öfke ve yaygara dolu bir linç üslubuyla aralıksız bir biçimde adaletsizliğe alkış tutmaktadır.

Oysa, medya bu tutumuyla adaletsizlik çarkına bizzat kendi eliyle su taşımaktadır. Masum insanlara son derece rahat ve pervasız bir şekilde kumpas kurabilen kirli bir derin devlet yapılanmasına bizzat güç ve sözde meşruiyet kazandırmaktadır. Ne acıdır ki yol açtığı bu tahribatın hiç farkında değildir. Bundan daha da vahim olan ise farkında olmasına rağmen, korkup çekindiği ya da işine gelmediği için bile bile adaletsizliğe göz yumduğu ihtimalidir.

Tüm bunlara rağmen vatanına aşık, Allah’tan başka kimseden korkmayan insanlar olarak bizler devletin birçok kurumuna çöreklenmiş ve ülkeyi adeta örümcek ağı gibi sarmış olan bu derin devlet çetesine karşı toplumumuzu ısrarla bilgilendirmeye devam ettik ve ediyoruz. 

Bu derin devlet çetesinin;

➤ Yuları İngiliz derin devletinin elinde olan, öz vatanını ve devletini küçük bir menfaat veya uydurma bir makam uğruna açıkça satmaktan çekinmeyen tiplerden seçilip devşirildiklerini,

➤ Milletin malına mülküne çökmeyi alışkanlık haline getirip bunu da güya milliyetçilikmiş gibi gösterdiklerini,

➤ İnsanları darp edip adam yaralamayı ya da cinayet işlemeyi alışkanlık haline getirmiş olduklarından dolayı birçok vatandaşımız gibi bazı siyasetçilerin, bürokratların ve devlet memurlarının da bu kirli yapıdan korkup sinmiş olduklarını,

Gerçekte ise;

➤ Bu çakal güruhunun sefil bir yapılanma olup mafya özentisi bir avuç it, kopuk ve çapulcudan başka bir şey olmadığını,

➤ Büyük kısmının ise yaşını başını almış, neredeyse eceli gelmiş, yolunda yürümekten aciz, koluna girilip taşınan, algıları iyice zayıflamış zavallı tipler olduklarını,

➤ Dolayısıyla, bu karaktersiz çeteden korkmanın ya da daha vahimi bu fos, ahmak, yancı, çakal güruhunun sözlerine itibar edip bunların ahlaksızlıklarına ve zalimliklerine göz yummanın ya da gizliden gizliye hayranlık duymanın ne derece büyük bir hata ve utanç vesilesi olacağını

çeşitli örnekler ve delilleriyle detaylı olarak anlatıp dile getirdik ve getirmeye devam ediyoruz. 

“Ankara'daki bir Klik” ya da “Devletteki bir Hizip”

Son dönemde, sosyal medyada ve ulusal basında konuya ilişkin çıkan çok sayıdaki haber, açıklama ve yorumlar, ülkemizi adeta örümcek ağı gibi sarmış olan bu derin devlet yapılanmasına ilişkin bugüne kadar anlattıklarımızda ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha teyit edip doğrular nitelikte olmuştur. Söz konusu haber ve açıklamalarda “Ankara'daki bir Klik” ya da “Devletteki bir Hizip” olarak adlandırılan bu derin devlet artıklarının durumu net bir şekilde ifşa olmuştur. 

Ancak unutulmaması gerekir ki, 

➢ Gazetecileri, akademisyenleri, hükümet mensuplarını, hatta başbakanları, cumhurbaşkanlarını dahi tehdit edip istediklerini baskı ve zorla yaptırabilen, 

➢ Hukuku rafa kaldırıp kanunları hiçe sayabilen,

➢ Üç kuruşluk menfaat karşılığında ülkesini, vatanını satmaktan zerre kadar çekinmeyen,

➢ İngiliz derin devletinden aldığı talimatları uygulamak dışında müstakil bir kişiliği olmayan

karanlık bir derin devlet yapılanmasını makul karşılamak, Allah'ı unutup (haşa) Allah'tan daha güçlü olduklarını sanma gafletiyle bunların yasa dışı faaliyet ve uygulamalarına göz yummak (yarın bu adaletsizliğin kendisine de dönebileceğinin şuuruna varmayacak derecede) ciddi bir akılsızlık ve aynı zamanda müthiş bir karakter zafiyetidir.

Sezgin Baran Korkmaz (SBK Holding), Ümitcan Uygun Olayları ve Halk TV Televizyonu Baskını

Söz konusu derin devlet yapılanmasının doğrudan müdahil olduğu ya da adının karıştığı olaylar arasında en çok öne çıkan bazılarını hatırlatacak olursak;

➤ Hakkındaki karapara aklama iddiaları sebebiyle Sezgin Baran Korkmaz isimli şahsın sahibi olduğu SBK Holding'in mallarına tedbir konularak kendisi hakkında verilen yurtdışına çıkış yasağı... Ardından Masak tarafından hazırlandığı iddia edilen bir temiz raporuna istinaden bir mahkemenin verdiği SBK'nın mal varlıkları üzerindeki tedbir ile kendisi hakkındaki yurt dışı çıkış yasağının kaldırılması... Sezgin Baran Korkmaz'ın bu fırsattan istifade ederek yurtdışına çıkışı ve birçok malını da hızlıca elden çıkartması... Bu arada MASAK tarafından gerçekte böyle bir temiz raporunun hiçbir zaman hazırlanmadığının itirafı ile, bununla eş zamanlı olarak bir gazeteci tarafından Sezgin Baran Korkmaz'dan derin devlet çetesi adına istenilen 10 Milyon Euro'luk rüşvet talebini içeren ses kayıtlarının medyaya yansıtılması...

➤ Adı Aleyna Çakır ve Esra Hankulu isimli kadın cinayetlerine karıştığı iddia edilen Ümitcan Uygun isimli kişinin önce tutuklanıp sonra salıverilmesi, ardından ise tekrar tutuklanmasıyla ilgili yaşanılan olaylar... Bu olayla ilgili olarak “Ümitcan Uygun SİYASET BAĞLANTILI SUÇ ÖRGÜTÜNÜN PİYONU MU?” başlıklı bir haber hazırlayan SuperHaber koordinatörü Barış Özkan ile program yapımcısı Ceyhun Bozkurt'un konuyu -tam da bizim belirttiğimiz şekilde- “ANKARA'DA SÖZDE MİLLİYETÇİ GİBİ GÖRÜNEN, SUÇA MEYİLLİ TİPLER VARDIR. ÜMİTCAN UYGUN'UN PROFİLİ BUNA ÇOK UYGUN” sözleriyle dile getirmiş olmaları... 

➤ Halk TV Televizyonu'nun Muğla ilinde gerçekleştirdiği Gökmen Karadağ ile Açıkça isimli canlı yayınlanan programının bir grup insan tarafından basılması ile görevli yayın ekibinin ve konuşmacıların tartaklanıp darp edilmeleri...

gibi olayları tam tipik derin devlet eylemleri olarak niteleyebiliriz. 

Bu açık örnekler;

✗ Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza kurulan kumpas davasında olduğu gibi derin devlet tarafından gerçekleştirilen olaylara müdahale edilmeyip rıza gösterildiğinde,

✗ Korku ya da çıkar amacıyla veya tarafgirlik ya da ideolojik sebeplerle bunlara göz yumulup görmezden gelindiğinde

mafya özentisi bir avuç it kopuğun ve çapulcunun oluşturduğu derin devlet çetesinin bundan güç bularak daha da arsızlaştığı ve saldırganlaştığını açıkça göstermektedirler. 

Dolayısıyla asla unutulmaması gereken bir gerçek vardır ki, “Zulme Rıza da Zulümdür.” 

Bugün, masum insanların derin devlet çetelerinin kumpaslarıyla suçsuz yere tutuklanıp hapsedilmelerine haklarında on binlerce yıllık haksız ve hukuksuz mahkumiyet kararlarının verilmesine gözlerini yumup sessiz kalan, dahası bu zulmü teşvik edenler, yarın bir gün bu hukuk dışı sistemin kendilerine de döneceğini artık düşünmelidirler. Ülkesinin, kendisinin ve çocuklarının geleceğini düşünen hiçbir vicdanlı insanın bile bile, göz göre göre böyle bir akıl tutulmasına kapılarak geleceği karanlığa sürüklemeyeceğine inanıyoruz.

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.