Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza, yerel mahkeme tarafından 416 kere müebbet hapis cezası verildi. 

Kimi zaman katillerin, uyuşturucu kaçakçılarının, tecavüzcülerin bile serbest dolaşabildiği bir ülkede, gece gündüz barıştan, sevgiden, Allah inancından, fedakarlıktan, güzel ahlaktan, milli ve manevi değerlerin öneminden, devletin bölünmez bütünlüğünden bahseden, tüm imkanlarını bu değerler için seferber eden insanlar, akıl almaz bir kara propagandaya maruz bırakılarak toplamda binlerce yıl ceza aldılar. 

Sayın Adnan Oktar ve camiamıza yöneltilen suçlamalara ne Türk halkı, ne siyasetçiler, ne gazeteciler, ne de hukukçular inanmıyorlar. Camiamızın bir suç örgütü olmadığını, suç isnatlarının tamamının yalan ve iftira olduğunu herkes biliyor. 

Tüm bu kara propagandanın, iftira kampanyasının arkasındaki neden olarak ise, A9 TV yayınlarına çıkan bazı fenomen veya model hanımların giydikleri dekolte kıyafetler, yayın sırasında yaptıkları danslar ve sosyal medya hesaplarında paylaştıkları fotoğraflar gösteriliyor. 

Devletin bölünmez bütünlüğü, Türk İslam Birliği ülküsü, Allah inancının ve sevgisinin tüm dünyaya hakim olması için 40 yıla yakın süredir her imkanını seferber eden, gençliğini bu uğurda feda eden bu insanlar, bazı A9 TV canlı yayınlarında birkaç hanım dekolte kıyafet giydi diye "dini dejenere ediyorlar" ithamlarıyla Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir linçe uğradılar. 

Dört yıla yakın süredir Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza yönelik karalama, itibarsızlaştırmaya çalışma, iftira, linç kampanyası dinmek bilmedi. Sadece birkaç hanımın kıyafet tarzı nedeniyle, mütedeyyin, muhafazakar, dindar hanım arkadaşlarımız hakkında vicdana sığmayacak, hadsiz, iftira dolu ifadeler kullanıldı. 

Kur’an’a bağlı yaşayan hanım arkadaşlarımız için bu tür iftiralara uğramak bir şereftir. Çünkü Allah Kur’an’da şöyle bildirmektedir:

Namus sahibi, bir şeyden habersiz, mü'min kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azap vardır. (Nur Suresi, 23) 

Camiamız aleyhinde güya casusluk, cinsel saldırı, kara para aklama gibi çok önemli suç isnatları bulunmasına rağmen kamuoyuna taşınan asıl gündem, camiamızla ilişkisi bulunan bazı hanımların dekolte kıyafetleri ve dansları oldu. 

Daha da vahimi DEKOLTE VE DANSLAR KONUSU SAYIN ADNAN OKTAR VE YARGILANAN DİĞER ARKADAŞLARIMIZLA İLGİLİ İDDİANAMEDE VE GEREKÇELİ KARARDA YER ALDI.  İddianamede dekolte kıyafetler ve danslar nedeniyle camiamız güya “Türk Aile yapısını dejenere etmek ve dini tahrif etmek” ile itham edildi. 

Duruşmalar sırasında da arkadaşlarımıza, müşteki vekilleri, iddia makamı ve mahkeme heyeti tarafından özel hayatın gizliliğini ihlal eden, hukuka ve anayasaya tümüyle aykırı sorular soruldu. 

Özetle, camiamız alenen inançlarından ve yaşam tarzından dolayı alenen yargılandı.

Onca suç ithamı varken mahkemede arkadaşlarımıza sorulan sorulardan bazıları örnekler şöyledir: 

⁉️ Neden dekolte giyiyorsunuz? 

⁉️ "Günde kaç vakit namaz kılıyorsun? 

⁉️ Abdesti nasıl alıyorsun? 

⁉️ Neden bikini ile fotoğraf çektirdin? 

⁉️ Neden baş örtünü çıkardın? 

⁉️ Neden baş örtüsü kullanmaya başladın? 

Bu soruların cevapları her ne olursa olsun, hiçbiri hukuken asla bir ceza davasının konusu olamaz, bu sorulara verilen hiçbir cevap TCK’da sayılan suçlar arasında olamaz. 


“Dini İnanç ve Düşüncelerden Dolayı Kınanmak ve Suçlanmak” Anayasamıza Aykırıdır 

Camiamızın dekolte kıyafetler, A9 TV yayınlarında yer alan dans ve müzik içerikli programlar ve dini inançlarımız nedeniyle sürekli olarak ateş altında olması, anayasal haklarımıza bir saldırıdır. 

Anayasamızın 24 ve 25. maddelerine göre herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 

Anayasanın 24. Maddesinin 3. Fıkrasında şöyle der: 

"Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı KINANAMAZ ve SUÇLANAMAZ."

Anayasamızın 90. maddesi göndermesiyle birlikte İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 9. maddesine göre; 

“Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir; bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, kamuya açık veya kapalı ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.” 

Bununla birlikte, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 18. maddesine göre; 

“Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, din veya topluca, açık olarak ya da özel biçimde öğrenim, uygulama, ibadet ve dinsel törenlerle açığa vurma özgürlüğünü içerir.

”Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 18. Maddesinin 1. Fıkrasına göre ise; 

“Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kendi tercihiyle bir dini kabul etme veya bir inanca sahip olma özgürlüğü ile, tek başına veya başkalarıyla birlikte toplu bir biçimde, aleni veya özel olarak, dinini veya inancını ibadet, uygulama, öğretim şeklinde açığa vurma özgürlüğünü de içerir.” 

Özetle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi, Türkiye vatandaşı olan herkese ve tüm insanlara, düşünce ve inanç özgürlüğü tanımaktadır. 

Buna göre her birey, istediği şekilde düşünebilir, hür vicdanla istediğine inanabilir, ibadetlerini kendi kanaat ve vicdanına göre yerine getirebilir. 

Hür düşünebilen insan kıyafet tarzını, davranış şeklini seçmekte de hürdür. Her birey inancına, geleneğine, kültürüne, zevkine, moda anlayışına, kendine yakıştırmasına veya rahatına göre istediği tarzda giyinebilir. Giyim tarzından dolayı hiç kimse kınanamaz, suçlanamaz. 

Ülkemizde maalesef yıllarca kadınların baş örtüsü takmaları, türbanları, çarşafları eleştiri, kınama hatta alay konusu yapılmıştır. Başörtüsü taktığı için Meclis’te yuhalanan, üniversitelere alınmayan, üniversite kapılarında ikna odalarına alınarak başörtüleri açılmaya çalışılan, askerlik yapan oğlunun yemin törenine alınmayan, askeri lisedeki oğlunun mezuniyet törenine kabul edilmeyen baş örtülü anne, eş, kız kardeş, kadın öyküleri halen hafızalarımızdadır. 

Bu dönemi atlatarak, kadınların baş örtülerinden eller çekildi derken, bu kez şort giydiği için tokatlanan, mini etek giydiği için hafif meşrep kadın muamelesi gören, dekoltesinden dolayı cinsel tacizi hak ettiği düşünülen bir dönem başladı. 

Kendinde, kadınların gülmesine, dans etmesine, güzel giyinmesine, makyajına estetiğine karışma hakkı gören bir güruh, kadınları ezmeyi, aşağılamayı dindarlık zannedecek bir anormallik içinde


Camiamızı İnancımızdan Dolayı Yargılıyorlar

Türkiye’de bugüne kadar insanların inanç, düşünce ve davranış şekline en şiddetli müdahale camiamıza yönelik olmuştur. 

Halen Anayasaya aykırı olarak, inancımızdan dolayı yargılanıyoruz. Dosyada yer alan suç isnatlarının hiçbiri için tek bir somut delil bulunmuyor. Bunu tüm Türkiye biliyor. Dosyayı inceleyen, görüş veya mütalaa alınan, fikri sorular tüm ceza hukukçuları dosyanın bomboş olduğu konusunda hemfikir. 

Nitekim dosyada onca ciddi suç isnadı bulunmasına rağmen, aleyhimizde haber yapan bazı sağ ve sol görüşlü gazeteciler, arkadaşlarımızın görüştüğü bazı siyasiler, 416 kez müebbet hapis cezaları için, dekolteyi ve dansları sebep gösteriyorlar. Hatta güya özgürlükleri savunan bazı hanımefendiler dahi, “oh olsun dans etmeselerdi” benzeri yorumlar yapıyorlar. 

Oysa, Türkiye laik bir ülke. Kimse kimsenin inancına, düşüncesine, giydiğine, giymediğine karışmamalı. Anayasamız inanç, düşünce, kıyafet, ibadet özgürlüğünü güvence altına almıştır. 

İslam inancı içinde dahi 4 ana mezhep, binlerce tarikat farklı inançlara, ibadetlere, geleneklere, yaşam biçimlerine sahiptir. Tüm dünyada Şiiler, Aleviler, Bektaşiler, Hanefi mezhebinden olanlar, Hıristiyanlar, Museviler, Yehova Şahitleri, Mormonlar, Sihler, Şamanlar bambaşka inançları, farklı uygulamaları, giyimlerı benimsemektedir. 

Günümüzde TV’lerde boy gösteren, kitaplar yazan birçok ilahiyatçı veya felsefeci, İslam dini hakkında birçok farklı söylem sarf etmektedir. Bunlara birkaç örnek verecek olursak:

– İlahiyatçı Nurettin Yılmaz:

“6 yaşında çocuk ile evlenilebilir.” 

– Merhum İlahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk: 

“Kandiller, Kutlu doğum haftaları ve Mevlit. İslam dininde böyle uyduruk şeyler yok. Kuran'da bunlar yok. Bunlar Bidattır.”

“Namaz ümmetin başına bela edildi”“Türban Müslüman örtüsü değildir.” 

“Enflasyon sıfır olmadıkça banka faizi haram değildir.”

“Deistler, dinciliğin bütün kötülüklerine, rezilliklerine rağmen Allah'a inançlarını koruyan samimi mümin insanlardır. Tarihin en namuslu, en ahlaklı, en üretken adamlarıdır.” 

– Cübbeli Ahmet Ünlü:

“Kızlar yedi yaşını geçti mi kendimizi sakınıyoruz.”

“7 yaş altında da olsa gösterişli kız çocuklarına el öptürmeyin.” 

– İlahiyatçı yazar Dr. İhsan Şenocak: 

“Türkçe Kuran okumayın imanınız sarsılır.” 

“Genç kayınvalide şehvet uyandırır.” 

– İlahiyatçı yazar Mustafa İslamoğlu, Hz. Hatice için (haşa): 

“İki kocadan arta kalmış dul, üç çocuklu erkek artığı”

“Hz. Adem ve Hz. Havva ilk yaratılmış insanlar değillerdir, anne babaları vardır” 

– İlahiyatçı Süleyman Ateş: 

“Kur’an’da 3 vakit namazdan söz edilir. Öğle ile ikindi namazları, Kur’an ile sabit değildir.” 

– Felsefeci Caner Taslaman: 

“Kuranda sadece avret yerlerini örten giyime dikkat çekilir.”

“Allah hiç olmadığı kadar ehli hadisin (hadisleri Kuran gibi vahiy neticesi görenlerin) saçmalıklarını deşifre ettirdi, Elhamdulillah.” 

– İlahiyatçı İhsan Eliaçık: 

“Kuran’da başörtüsü yoktur”

“İslamiyette kurban olduğuna inanmıyorum.”

“İçki haram değil, sarhoşluk haram. Kuran da gusül abdest yok. Cünup iken namaz kılmamak diye bir yasak yok, toplum içine çıkmayın tavsiyesi vardır. Bunların cezası yoktur.” 

– İlahiyatçı Mustafa Öztürk: 

“Kur’an Allâh kelâmı değil, peygamber öfkesiyle bir şeyler kattı”

“Kur’an’da Namaz 2 Vakittir. Bugünkü namazlar Hadislere göre 5 vakit kılınır.” 

– Yazar Hakkı Yılmaz: 

“Namazın vakti ve rekatı yoktur. Hatta şekli de yoktur.” 

– Araştırmacı ve Yakın Tarih Yazarı İsmet Bozdağ:

"Kuran, 'Dışarı çıkarken başınıza örtü alın" diyor, ama bunu emretmiyor; 'iyi olur' anlamında tavsiye ediyor. Ancak süslerinizi gizleyin dediği yer Diyanet'in dediği gibi 'gerdan' değil, 'göğüsler'dir.” 

Görüldüğü gibi, bu kişilerin tamamı İslamiyeti farklı yorumlamaktadır. Ancak hiç kimsenin bu kişileri tutuklamak, yargılamak, linç etmek, hapislerde çürütmek, yok etmek gerektiği gibi bir talebi, hedefi yoktur.

 

Dekolte Dini Dejenere Etmez!

Ülkemizin 3 yanı sahil kentleridir. Bu sahil kentlerimizdeki plajlarda herkes istediği gibi giyinmekte, ister mayo, ister bikini, ister tanga ile güneşlenmekte, denize girmekte, sahildeki sokaklarda, caddelerde, alışveriş mekanlarında gezmekte, restoranlarda bikinileriyle yemek yiyebilmektedir. 

Yine plajlarda bikini kadınlar, müzik eşliğinde kadınlı-erkekli yüzlerce insanın arasında dans etmektedirler. 

Hiç kimse bu kadınlara karışıp, onları tutuklamaya, operasyon düzenleyip, medyada linç etmeye yeltenmemektedir. Zaten bu plajlar bizzat devletin izniyle bu tür sosyal aktiviteler için açılan ortamlar, mekanlardır. 

Hal böyleyken, A9 TV yayınlarında dekolte giyen hanımlar olduğu, müzik dinlenip dans edildiği için, Sayın Adnan Oktar ve camiamızın dini dejenere ettikleri iddiası tam bir akıl tutulmasıdır. 

⁉️ Dekolte ne zamandan beri dini dejenere etmektedir?

⁉️ Dekolte giyen kadınlar dindar olamazlar mı? 

TV programlarında, gündüz kuşaklarında dahi her gün yüzlerce dekolteli kadın sanatçımız, sunucumuz program yapmaktadır. "Dekolte dini dejenere ediyor" demek, "dekolte giyen tüm kadınlar dinsizdir" demek gibi bir hezeyan sergilemek anlamına gelmektedir. 

Oysa, bu hanımların çok büyük bir kısmı konuşmalarında Allah’a, Kur’an’a ve Peygamberimize olan inançlarını vurgulayan, dindar, tertemiz hanımlardır. 


Dekolte bahanesiyle yürütülen bu hınç ve intikam operasyonu görülmemiş bir zulme dönüştü 

Bir süredir, Türkiye’de derin devletin güçlenerek, birçok ahlaksızlığa, haksızlığa ve adaletsizliğe yol açtığı herkesin bizzat şahit olduğu görünen bir gerçek. 

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın 40 yıla yakın süredir yaptıkları çalışmalardan rahatsız olan bazı karanlık yapılanmalar, bu çalışmaları etkisiz hale getirmek için Sayın Adnan Oktar’ı ve camiamızı linç etme ve itibarsızlaştırma çalışması başlattılar. 

Kara propaganda ile, birkaç genç hanımın dekolte kıyafetini ve dansını bahane ederek, camiamıza akıl almaz iftiralar atıldı. Birkaç gazetecinin de desteği ile, dekolte ve danslar tüm bu iftira kampanyasının merkezine alındı. Türk halkının hassasiyeti olan konular bu dekolte kıyafetler üzerinden enjekte edildi. 

⁉️ Birkaç hanım dekolte kıyafet giydiği için, 40 yıldır milli ve manevi değerlerimizi yücelten on binlerce çalışması olan, modern gençleri Allah sevgisine, Kuran'a, dindarlığa yönelten, her biri 5 vakit namazını titizlikle kılan, orucunu tutan, helallere ve haramlara büyük titizlik gösteren camiamız, (haşa) dini dejenere eden sapkın bir grup gibi gösterilmeye çalışıldı. 

⁉️ Birkaç hanım dekolte kıyafet giydiği için, 2 yıl boyunca polis tarafından camiamıza yönelik gizli teknik takip yürütüldü. Bunun sonucunda tek bir suç veya suç deliline dahi rastlanmadığı halde, 125 eve baskın düzenlendi, 168 kişi tutuklandı, mütedeyyin, gencecik hanımlar dahil 86 kişi hala tutuklu, ve her gün yeni eziyetlerle ve şiddetli güçlüklerle karşı karşıya. 

⁉️ Birkaç hanım dekolte kıyafet giydiği için, hanım arkadaşlarımız 8 derecelik oda sıcaklığında ısınmaya çalışıyorlar. Kantinde bulunamadığı için en temel ihtiyaçlarını dahi temin edemiyorlar. Aralarında kanser olanlar, beyin kanaması riski olanlar var. Covid 19 veya herhangi bir hastalıkta gereken tıbbi yardım alamıyorlar.

Derin devlet azgınlaştıkça, dekolte gibi akıl almaz bahanelerle dindar, vatansever, mütedeyyin ve masum insanlara zulmünü artırıyor. 

Devletimizin ve hükümetimizin sağduyusuna ve vicdanına güvenerek, dekolte bahane gösterilerek yürütülen bu zulmün acilen durdurulmasını talep ediyoruz.

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.