TÜRK BASINI, SABAH MEDYA GRUBU ÖNCÜLÜĞÜNDE, HALKIN AKLIYLA ALAY EDERCESİNE YÜRÜTÜLEN “YAŞI KÜÇÜK KIZ” OYUNUNA DÜŞMEMELİ

24 Aralık 2021 tarihinde, Sabah Gazetesi ile aynı gruba bağlı diğer bazı medya kanallarında, kamuoyunda infial oluşturarak Sayın Adnan Oktar'ı ve arkadaş camiamızı karalayıp töhmet altında bırakmak ve çok yakında ilk duruşması yapılacak olan mahkemeyi kendilerince etki altında bırakmak amacıyla düzmece bir haber yayınlanmıştır. 

Serra MohammadValipour isimli bir kızın, kendi öz annesi ve Sayın Adnan Oktar hakkında söylediği yalanlar kurgulanarak hazırlanan bu haberdeki itham ve iddiaların tümü gerçek dışıdır. 

3 yılı aşkın süredir bu ve buna benzer çok sayıdaki kurgu ve yalan haberlerle Sayın Adnan Oktar'ı ve arkadaş camiamızı hedef alan KARALAMA KAMPANYALARININ ARKASINDA KİMLERİN OLDUĞUNU, bu tip haberlerin ulusal basına NİÇİN ÖZELLİKLE HEP SABAH GAZETESİ TARAFINDAN SERVİS EDİLDİĞİNİ, daha önce birçok kez çeşitli basın duyurularımızla açıklamıştık. 

Bu konuyla ilgili basın duyurularımızı aşağıdaki linklerden okuyabilirsiniz.

https://iddialaracevap.blogspot.com/2019/08/isa-tatlican-bir-husumetli-portresi.html

https://iddialaracevap.blogspot.com/2021/04/sabah-medya-gurubu-isa-tatlicana-karsi.html

Bu kumpasın amacına ve detaylarına geçmeden önce, BAŞTA HÜRRİYET GAZETESİ ve ODA TV OLMAK ÜZERE DERİN DEVLET YAPILANMALARI TARAFINDAN BİZZAT KENDİLERİ DE MAĞDUR EDİLMİŞ ÇEŞİTLİ MEDYA VE BASIN KURULUŞLARININ, BU APAÇIK YALANA NİÇİN ORTAK OLDUKLARINI ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKTİĞİMİZİ DE BELİRTMEK İSTERİZ. 

Bu yalana bilerek veya bilmeyerek ortak olan basın mensuplarımız aslında, ülkemizdeki derin devlet yapılanmalarının emniyet ve yargı içerisindeki uzantıları vesilesiyle pek çok haksız ve hukuksuz uygulamaya nasıl imza attıklarını bizzat bilen insanlardır. Adalet Bakanımız'dan yüksek yargı organlarının başkanlarına, akademisyenlerden gazetecilere kadar pek çok kişinin uzunca bir süredir her fırsatta “ülkede hukuk ve adaletin kalmadığını” dile getirdiklerini de çok iyi görmektedirler. 

Değerli basın mensuplarımız ayrıca, ODA TV ve benzeri internet sitelerinin haksız ve hukuksuz gerekçeler ile kaç kez erişim engeli getirilerek kapatıldığına, tanınmış basın mensubu Sayın AYŞENUR ARSLAN'IN adliye koridorlarında yaşlı gözlerle “Türkiye'de Adalet Kalmadı, Adalet Yok” şeklindeki haykırışlarına, HÜRRİYET GAZETESİ’nin eski sahibi Sayın AYDIN DOĞAN’IN nasıl gazetesini bırakıp gitmek zorunda kaldığına, Sayın AHMET HAKAN’IN evinin önünde darp edilip göz dağı verildiğine ve gazeteci Sayın BARIŞ TERKOĞLU'NUN tutukluluğu sebebiyle psikolojisi bozulup Silivri Cezaevi'nden “Duvarlar üzerime üzerime geliyor, yemek bile yiyemiyorum” şeklindeki açıklamalarına da bizzat şahittirler. 

Ancak buna rağmen, yine aynı gazeteler/internet siteleri ve gazeteciler, konu Sayın Adnan Oktar ve arkadaş camiamız olduğunda nedense tüm bu acı gerçekleri bir anda unutmakta, yalana ve kumpasa destek verdiklerine aslında kendi bindikleri dalı kestiklerini bir türlü kavrayamamakta ve YALAN OLDUĞU GÜN GİBİ APAÇIK ORTADA OLAN bir konuya dahi destek vermektedirler. 

ÇİFTE STANDARTLI BU İDEOLOJİK YAKLAŞIMLARININ, DERİN DEVLET YAPILANMALARININ ÇOK İŞİNE GELDİĞİNİ, HATTA BU TİP KARANLIK YAPILANMALARIN ÖZELLİKLE YALANA, KUMPASA, BASKIYA, YILDIRMAYA, İFTİRAYA VE HUKUK DIŞILIĞA BİLEREK VEYA BİLMEYEREK DESTEK VERENLERDEN BESLENİP GÜÇLENDİKLERİNİ, BU YAPTIKLARININ BİZZAT ONLARIN DEĞİRMENİE SU TAŞIMAK OLDUĞUNU MAALESEF Kİ GÖREMEMEKTEDİRLER. DAHA DA VAHİMİ -BELKİ DE GÖRDÜKLERİ VE BİLDİKLERİ HALDE- SÖZ KONUSU DERİN DEVLET YAPILANMALARININ DEHŞETİNİ YAŞAMIŞ OLMANIN KORKUSU VE BASKISIYLA BU YALAN HABERLERE İMZA ATMAKTADIRLAR. ANCAK BURADA DÜŞTÜKLERİ EN BÜYÜK YANLIŞ, KENDİ GELECEĞİNİ KURTARMAK KORKUSU VE KAYGISIYLA MASUMLARA VE MAZLUMLARA KURULAN TUZAKLARA VERİLEN DESTEĞİN BİR GÜN ELBET BAŞKALARINA DA DÖNECEĞİNİ, BÖYLESİNE HUKUK DIŞI BİR YAPILANMAYI DESTEKLEMENİN TÜRKİYE’NİN BEKASINA YÖNELİK EN BÜYÜK TEHDİT OLDUĞUNU, BU DESTEĞİ VERDİKTEN SONRA VATANSEVERLİKTEN, DEMOKRASİDEN, ÖZGÜRLÜKTEN, HAKTAN, HUKUKTAN, ADALETTEN SÖZ ETMELERİNİN HİÇBİR İNANDIRICILIĞININ KALMADIĞINI, KOSKACA BİR ÜLKENİN GELECEĞİNİN KARARTILMASINA KATKIDA BULUNDUKLARINI GÖZ ARDI EDİYOR OLMALARIDIR.


SERRA MOHAMMADVALİOUR ÜZERİNDEN SN. ADNAN OKTAR ve CAMİZAMIZA YÖNELİK ORTAYA ATILAN İFTİRALARIN İÇYÜZÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ


BİRİNCİSİ :

Serra MohammadValipour, kamuoyunda “Adnan Oktar Davası” olarak bilinen davanın müştekilerinden birisidir. 24 Aralık 2021 tarihinde Sabah Gazetesi ile aynı gruba bağlı medya kanallarından yayınlanan ve sanki yeni bir habermiş gibi ulusal basına servis edilen gerçek dışı itham ve iftiraların tamamı ise gerçekte 3,5 yıl öncesine ait olup hepsinin asılsız olduğu yargılama sürecinde somut hukuki belge ve delillerle ispatlanmıştır.

Ancak, gerek Serra’nın 2003 doğumlu olması gerekse iftiralarında kamuoyunu irite edip infial uyandıracak sansasyonel detaylar bulunması sebebiyle bu konu kumpas çetesi tarafından en “kullanışlı” malzeme olarak görülmekte ve kullanılmaktadır. 

Söz konusu iftiraların akla ve mantığa aykırı olması gerçeği bir yana, Serra isimli kız çocuğunun Adnan Oktar davasının başından bu yana husumetli müştekilerin kontrolü altında tutulması, hatta velisinin izni ve bilgisi olmadan Kazakistan’a götürülüp orada alıkonuluyor olunması tüm bu hikayenin nasıl büyük bir kumpas olduğuna dair çok önemli gerçeklerdir. 


İKİNCİSİ :

Kumpasçıların, Serra MohammadValipour isimli kız üzerinden kurgulamaya çalıştıkları iftira senaryolarının çıkış noktası aslında Sayın Adnan Oktar ile hiçbir ilgisi olmayan ihtilaflı bir velayet davası meselesidir. Olayın özü, velayetinin annesinin yerine babasına verilmesini isteyen Serra isimli kızın, babası ile ortak kurguladığı ve velayet mahkemesinde anlattığı yalan bir beyandan ibarettir. Annesinin ayrılıp İran'daki babasıyla birlikte yaşamak isteyen Serra, söz konusu velayet davasında güya annesinin kendisini yaşı küçük olmasına rağmen yaşı ileri adamlara taciz ettirdiğini ve evlendirmeye çalıştığını öne sürmüştür. 

Ancak burada çok önemli olan bir konu da şudur ki ne Serra ne de babası bu uyduma taciz iddiasını ortaya attıktan sonra hiçbir zaman bunun takipçisi olmamış, bu konuda bir şikayette bulunmamıştır. Öz evladının tacize uğradığına inanan bir babanın göstereceği doğal reflekslerin hiçbirini Serra’nın babası göstermemiştir. Dahası Serra’nın kendisi de babasıyla birlikte İran’a gittikten kısa bir süre sonra güya kendisini taciz ettirdiğini öne sürdüğü annesinin yanına dönmek istemiş, babası da öz kızını güya onu taciz ettiren annesinin yanına göndermiştir. 

AÇIKTIR Kİ SERRA'NIN İFTİRALARINDA YER VERDİĞİ NE BİR TACİZ NE DE BAŞKA BİR UYGUNSUZ DURUM GERÇEK HAYATTA HİÇBİR ZAMAN YAŞANMAMIŞTIR. SERRA VE BABASI VELAYET DAVASININ GÖRÜLDÜĞÜ MAHKEMEYİ ETKİ ALTINDA BIRAKMAK AMACIYLA BÖYLE KURGU BİR HİKAYE UYDURMUŞLARDIR. 

İşte bu baştan sona yalan dolu hikaye daha sonra Adnan Oktar davasının husumetli müştekileri tarafından Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız aleyhine kullanılmak istenmiş ve “Küçük Kız Çocuğu Kumpası” organize edilmiştir. 

Serra da babası da Adnan Oktar davasının husumetli müştekilerinin kendileriyle bağlantıya geçmesine kadar hiçbir makama herhangi bir taciz şikayetinde bulunmamışlardır. Serra, kendisini taciz ettirdiğini iddia ettiği annesi hakkında da, aradan geçen 8 yıla rağmen tek bir şikayette bulunmamıştır. Ta ki annesi dosyanın husumetli müştekilerinin 18 yaşından küçük kızını kendi rızası dışında alıkoydukları, içkili ortamlarda bulundurdukları ve Kazakistan’a götürdüklerini Savcılığa şikayet edene kadar. 

Serra’nın annesinin kızını husumetli müştekilerin elinden kurtarmak, 18 yaşından küçük kızının içkili tekne gezilerinde dolaştırılmasına engel olmak için verdiği mücadelenin karşılığı, kızının iftiraları üzerinden kurgulanan büyük bir komplo sonucunda haksız ve hukuksuz olarak tutuklanmak olmuştur. 

Geçmişte annesi ve babası arasındaki velayet davasında, babasının yanında yaşamak isteyen Serra’nın, VELAYETİNİN ANNESİNDEN ALINARAK BABASINA VERİLMESİ AMACIYLA ORTAYA ATTIĞI TACİZ İFTİRALARI, Sayın Adnan Oktar ve arkadaş camiamıza husumet besleyen kumpas çetesi tarafından geliştirilerek, hem dava dosyasında hem de medya ve basında infial oluşturmak amacıyla kullanılmaktadır. Tüm konu da bundan ibarettir.


ÜÇÜNCÜSÜ : 

Sayın Adnan Oktar dünya çapında tanınan ve milyonlarca seveni olan bir yazar olarak A9 TV Stüdyolarında binlerce misafir kabul etmiş bir insandır. Bu misafirlerden biri de Serra’nın annesi Dilek Çelikten’dir. Dilek Çelikten kızı Serra ile birlikte sadece iki kere ve en fazla beşer dakika kadar Sayın Adnan Oktar ile görüşmüştür. A9 TV'nin stüdyo ortamında gerçekleşen bu iki görüşme de, Adnan Bey'in annesiyle selamlaşıp hal hatır sorması, Serra’ya da sadece adını, yaşını ve okulunu sorup hayır duası etmesinden ibarettir. 

A9 TV'deki canlı yayınlar arasında gerçekleşen bu görüşmeler esnasında ise, ortamda stüdyo çalışanı ya da yayın için gelen çok sayıda insanın oluşturduğu ciddi bir kalabalık da bulunmaktadır. Yani Adnan Bey ile Serra'nın ya da annesinin baş başa kaldıkları herhangi bir buluşma veya görüşme olması söz konusu bile değildir. 

Kaldı ki Sayın Adnan Oktar’ı bugüne kadar ailesiyle birlikte ziyaret eden tek küçük kız çocuğu da Serra değildir. Bugüne kadar annesi babası ya da akrabalarıyla birlikte Adnan Bey’i ziyarete gelen yüzlerce çocuk olmuştur. Tek bir tanesi dahi Adnan Bey ile yalnız kalmamış, tek bir tanesinin dahi 40 yıllık dönem boyunca bir şikayeti olmamıştır. 

ÜSTELİK BASINA DA YANSIDIĞI GİBİ SAYIN ADNAN OKTAR’IN ÇEVRESİNDE GÜZELLİĞİYLE DİKKAT ÇEKEN ÇOK SAYIDA GÜZEL HANIM ARKADAŞI BULUNMAKTADIR. BUNCA GÜZEL İNSANLA BİR ARADAYKEN, 9 YAŞINDA HENÜZ GÖĞÜSLERİ DAHİ BELİRGİNLEŞMEMİŞ BİR KÜÇÜK ÇOCUĞUN GÜYA “GÖĞÜSLERİNE ELLEMEK” İDDİASI HER ŞEYDEN ÖNCE TÜRK MİLLETİNİN AKLIYLA ALAY ETMEKTİR. ÇEVRESİNDE BİRBİRİNDEN ALIMLI VE ETKİLEYİCİ SAYISIZ GÜZEL HANIM BULUNAN, HEMEN HER GÜN AİLELERİYLE BİRLİKTE KENDİSİNİ ZİYARETE GELEN ÇOCUKLARLA DA GÖRÜŞEN VE BUGÜNE KADAR GÖRÜŞTÜĞÜ YÜZLERCE ÇOCUKTAN HİÇBİR ZAMAN BÖYLE BİR İTHAMA MARUZ KALMAYAN SAYIN ADNAN OKTAR’IN NEDEN TÜM BUNLARIN HİÇBİRİ DEĞİL DE GÜYA SERRA İLE SÖZDE BÖYLE BİR TEMASTA BULUNMASINA İHTİYAÇ OLDUĞU SORUSUNUN CEVABI KOSKOCA BİR BOŞLUKTUR. TEK BAŞINA BU DURUM KUMPASÇILARIN NASIL BÜYÜK BİR ÇELİŞKİ VE TUTARSIZLIK İÇİNDE OLDUKLARININ, ORTAYA ATTIKLARI YALANIN DAHA EN BAŞTA ÇÖKTÜĞÜNÜN AÇIK GÖSTERGESİDİR.

Ayrıca bu iki ziyaret, Serra ve annesinin kendi tatil dönemlerinde Türkiye’ye geldikleri tarihlerde gerçekleşmiş olup bu esnada Serra, zaten annesi ve üvey babası ile birlikte ve İsviçre’de yaşamaktadır. Yani Serra’nın sözde Adnan Oktar’a getirtildiği iddiası da tamamen yalandır. Üstelik Serra ve annesi bu ziyareti yaptıktan sonra tekrar akrabalarıyla birlikte kaldıkları eve dönmüşler, her katında akrabalarının yaşadığı ortamda tek bir insana dahi Serra herhangi bir taciz veya tedirginlik hikayesi anlatmamıştır. 

Annesiyle birlikte gelip Adnan Oktar ile görüştükten sonra Serra ile görüşen onlarca insan, ki bunların arasında bir emniyet müdürünün eşi de bulunmaktadır, Serra’nın bu ziyarette ne kadar mutlu ve sevinçli olduğunu anlatmasına şahit olmuş, bu şahitliklerini de ilgili makamlara dilekçeleriyle bildirmişlerdir. Bir kız çocuğunun iddia ettiği gibi böylesine ciddi bir travma yaşaması sonrasında bunun psikolojik izlerini üzerinde taşımaması, yakınlarının da bunu fark etmemesi mümkün değildir. Serra’yı Adnan Oktar ile görüşmelerinin hemen ardından ve daha sonrasında gören herkes Serra’nın bu ziyaretten duyduğu mutluluk ve memnuniyetini sürekli ifade ettiğini anlatmaktadır. Değil herhangi bir taciz, en ufak tatsız bir durumla bile karşılaştığına dair zerre bir şey görmedikleri ve duymadıkları konusunda herkes hemfikirdir. 


DÖRDÜNCÜSÜ:

A9 TV stüdyosu, insanların sürekli olarak gidip geldiği, ailelerin çocuklarıyla misafir edildiği, yoğun bir ziyaretçi ve konuk trafiğinin yaşandığı işlek bir mekandır. Stüdyoya kendi aileleriyle birlikte yüzlerce küçük kız çocuğu gelmiş, bu insanlar Adnan Bey ile ve arkadaşlarımızla tanışmış, ayak üstü kısaca sohbet edip ziyaretlerini yapmış ve ayrılmışlardır.

Sayın Adnan Oktar'ı yıllardır ziyarete gelen binlerce kişi arasında, Serra MohammadValipour dışında, bu tür bir anormal ve çirkin bir iddiayla ortaya çıkan tek bir şikayetçi bile bulunmaması, Serra'nın bu iftira için kumpasçılar tarafından özel olarak seçilip kullanıldığının açık bir ispatıdır. 

Bu genç kızın, çocuk yaşlarından itibaren davanın husumetli müştekileri ile bağlantı halinde olması, onların sıkı markaj, abluka ve yönlendirmesi altında hareket etmesi ve yıllardır anne babasından ayrı olarak gerek Türkiye'de gerekse yurt dışında onların evlerinde yaşıyor, onların teknelerinde içkili alemlere katılıyor olması kendisinin bu kumpas davasında kullanıldığının ve kumpasçılar tarafından el altında tutulduğunun açık bir delilidir.


BEŞİNCİSİ: 

Serra MohammadValipour tarafından Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza yönelik ileri sürülen gerçekdışı itham ve iddialara ilişkin hazırlamış olduğumuz detaylı cevap ve açıklamalarımız ile, Adnan Bey ve arkadaşlarımızın açık bir iftiraya uğradıklarını ortaya koyan çok sayıdaki bilgi, belge, fotoğraf ve sosyal medya paylaşımına yer verdiğimiz internet sitesine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

Bu siteyi incelediğinizde,

Velayetinin annesinden alınarak babasına verilmesi amacıyla Serra MohammadValipour'un yıllar önce uydurduğu bir yalanın, bugün davanın husumetli müştekileri tarafından nasıl geliştirilip kumpasa monte edilerek kullanıldığını görecek,

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımıza husumet besleyen kumpas çetesi tarafından kurgulanan bu yalan ve iftiralar üzerinden, bazı medya ve basın organlarının nasıl oyuna getirildiklerini ve camiamıza yönelik medyadaki karalama kampanyalarının önünün nasıl açıldığını anlayacak, 

Adnan Bey ve arkadaşlarımıza atılan bu taciz iftirasının nasıl büyük bir tuzak olduğuna bizzat şahit olacaksınız.

Bu nedenle, değerli medya ve basın mensuplarımızdan ricamız, camiamıza husumet besleyen kumpas çetesi tarafından kurgulanan ve sizlere kadar ulaştırılan bu ve benzeri iftira içerikli haberlere gözü kapalı inanıp yayınlamadan önce, gazetecilik meslek etiği gereği bu iddiaları araştırıp sorgulamanız ve sorumlu bir yayıncılık örneği sergilemenizdir. 

İnanıyoruz ki, gerek bu yazıda gerekse yazı içindeki linklerde sunduğumuz bunca delil ve belge üzerinde yapacağınız objektif bir inceleme sonrasında somut gerçekleri, camiamıza yönelik kumpas davasını kurgulayan husumetli çetenin devşirme şikayetçileri kullanarak nasıl dehşet verici oyun ve tuzaklar düzenlediğini bizzat sizler de açık ve net olarak göreceksiniz. 

Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.