MEHDİYETİ GÜNDEME GETİRMEK LİNÇ KONUSU OLMAMALI

Müslüman Bir Ülkede Mehdiyet Gerçeğini Gündeme Getirmenin Bir Linç Konusu Olması Ve Bunun Normal Karşılanması Son Derece Vahim Bir Durumdur!!!


Uluslararası Savunma ve Danışmanlık şirketi SADAT’ın başkanı ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı’mızın Askeri Başdanışmanlığı görevlerini de yürütmekte olan Sayın Adnan Tanrıverdi’nin, Hz. Mehdi konusuyla ilgili olarak yapmış olduğu bir açıklama, geçtiğimiz günlerde medyada geniş yer almış ve önemli gündem oluşturmuştur. Açıklama şöyleydi:

"Ümmette bir şuur oluşacak. 

Bugün soruyoruz, İslam birliği olacak mı? Olacak. 

Nasıl olacak? Ne zaman olacak? MEHDİ HAZRETLERİ GELDİĞİ ZAMAN olacak. Amenna ve Saddakna.

MEHDİ HAZRETLERİ NE ZAMAN GELİR? ALLAHU TEALA BİLİR.

Peki bizim bir işimiz yok mu? Ortamı hazırlamamız gerekmez mi? 

İşte ASSAM Bunu yapıyor."

(https://www.habererk.com/sadatin-kurucusu-adnan-tanriverdi-mehdi-gelecek-ortami-buna-gore-hazirlamaliyiz-video,10739.html)

Kendisinin haberde geçen, HZ. MEHDİ’NİN GELİŞİNİ BEKLEDİĞİ VE BUNUN İÇİN HAZIRLIK YAPTIĞI ŞEKLİNDEKİ BU SAMİMİ İFADELERİ ÜZERİNE, bir kısım yazılı ve görsel medya ile sosyal medya mecralarında, haddini aşan ve insaf sınırlarını zorlayan birçok haksız haber ve yoruma yer verilmiştir. Hemen akabinde ise, gene aynı medya kanallarında bu kez de Sayın Tanrıverdi’nin görevinden istifa ettiğini bildiren bazı haberler yer almıştır.


Adnan Tanrıverdi Ağabeyimiz Görevine Geri Dönmelidir!

Haberlerde bahsi geçen bu istifa konusunda henüz Sayın Cumhurbaşkanımızdan veya devletin diğer resmi kanallarından bir doğrulama gelmemiş olmasına rağmen, eğer bu haberler gerçek ise; Sayın Adnan Tanrıverdi'nin Mehdiyeti müjdeleyen açıklamalarının istifa kararına hiçbir gerekçe oluşturmadığını düşündüğümüzü belirtmek isteriz. Değerli ağabeyimizin bu kararını acilen geri almasını rica ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızdan da, vatanımıza, milletimize bundan sonra da çok önemli katkıları olacağına inandığımız böyle kıymetli, dava adamı bir komutanımızın yeniden şanına uygun göreve getirilmesi yönünde müdahil olmalarını istirham ediyoruz.

Çünkü;

Mehdiyet konusu, en başta Peygamberimiz (sav) olmak üzere birçok peygamberin ve İslam aliminin yüzyıllar öncesinden haber verdiği, önemini zikrettiği, alametlerini ve o dönemde yaşanacak olayları en ince detayları ile birlikte tarif ederek Müslümanları müjdelediği kutlu bir olaydır.

Peygamberimiz (sav)’in sahih kaynaklarda yer alan hadislerinde, ahir zamanda dünyanın pek çok fitne ve bozulma ile sarsılacağı, yeryüzünün adaletsizlikle dolacağı, dünya üzerindeki Müslümanların büyük acılar çekeceği; ancak sonrasında Hz. Mehdi’nin zuhuru ile dünya üzerindeki bozulmaların durulup, dünyanın yeniden huzur ve mutluluğa kavuşacağı, İslam aleminin birlik olacağı anlatılır. İşte “Mehdiyet” Müslümanların birleşip dayanışmalarının, yani İttihad-ı İslam’ın bir diğer adıdır. Mehdiyet bu yönü ile her dönemde Müslümanları heyecanlandırıp, onlara şevk veren bir unsur olmuştur.

Hz. Mehdi, yüzyıllardır İslam ümmeti tarafından beklenmektedir. Ancak gerek geçmiş alimlerin izah ve yorumlarından, gerekse günümüzde ve yakın geçmişte yaşayan İslam alim ve mütefekkirlerinin açıklamalarından ve tariflerinden HZ. MEHDİ'NİN ÇIKIŞININ İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DÖNEME DENK GELDİĞİ anlaşılmaktadır. Nitekim rivayetlerde Hz. Mehdi'nin çıkış alameti olarak bildirilen olayların pek çoğunun son birkaç on yıl içinde, aynen ve kısa aralıklarla ardarda gerçekleşmesi BU BÜYÜK ŞAHSIN VAZİFEYE BAŞLAMIŞ OLDUĞUNUN VE ZUHURUNUN DA YAKIN OLDUĞUNUN açık bir göstergesidir.


Mehdiyete Her İnanan, Müjdeleyen İstifaya Mecbur mu Kalacaktır?

Gerek Ehli Sünnet gerek Şia mezheplerinde, Hz. Mehdi'nin zuhuru haktır. Her iki mezhebin alimleri de Peygamber Efendimiz'den (sav) aktarılan yüzlerce sahih hadisle Hz. Mehdi'nin özelliklerini, geliş zamanını ve çıkış alametlerini detaylarıyla haber vermişlerdir. Bu alametlerin çok büyük bir bölümü de, içinde bulunduğumuz dönemde, son birkaç on yıl içinde tam da hadislerde tarif edildiği gibi, mucizevi bir biçimde meydana gelmiştir.

DOLAYISIYLA, EKSER ÇOĞUNLUĞU MÜSLÜMAN VE EHLİ SÜNNET İNANCINDA OLAN ÜLKEMİZDE, BİR KİMSENİN, PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN MEHDİYET HAKKINDAKİ SAHİH HADİSLERİNE İNANDIĞI, HZ. MEHDİ'NİN GELİŞİNİ COŞKUYLA BEKLEDİĞİ VE İNSANLARI DA HZ. MEHDİ'YLE MÜJDELEDİĞİ VE ŞEVKLENDİRDİĞİ İÇİN GÖREVİNDEN İSTİFA ETMESİ GEREKİYORSA O ZAMAN NEREDEYSE BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU MÜSLÜMAN VE SÜNNİ İNANCA SAHİP TÜM DEVLET MEMURLARIMIZIN DA YA MEHDİYET İNANÇLARINI DİLE GETİRİP İSTİFALARINI SUNMALARI YA DA BU İNANÇLARINI GİZLEYİP SUSMALARI VE KENDİLERİNE SAKLAMALARI GEREKİR. ÜLKEMİZ GİBİ BİR İSLAM ÜLKESİNDE İNSANLARIN PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SAHİH HADİSLERİNDE HABER VERDİĞİ BİR KONUYU, MEHDİYETİ DİLE GETİREMEMELERİ, ANLATAMAMALARI, HATTA GİZLEMEYE, BAHSİNİ HİÇ AÇMAMAYA MECBUR KALMALARI TARİHTE GÖRÜLMEMİŞ SON DERECE VAHİM VE DEHŞET VERİCİ BİR DURUMDUR.

 

Hz. Mehdi'nin Ahir Zamanda Gelişi Dört Mezhepte de Haktır

Ehli Sünnet mezhepleri olan Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerinin hepsi, Hz. Mehdi’nin gelişinin hak olduğunu bildirmektedir.

– Hanefi Mezhebi Kaynaklarında Hz. Mehdi:

“Deccal’in, Yecüc ve Mecüc’ün çıkması, güneşin batıdan doğması, Hz. İsa (a.s.)’ın gökten inmesi ve sahih haberlerin getirdiği diğer kıyamet alametleri haktır ve olacaklardır. Kıyametin büyük alametlerinden daha başkaları da vardır. Örneğin MEHDİ (A.S.)’IN GELMESİ gibi. Bütün bu olaylar sahih haberlerin getirip söylediği gibi haktırlar ve gerçekleşeceklerdir.” (Fıkhu’l Ekber Tercümesi, İmamı Azam Ebu Hanife, Hazırlayan Ali Rıza Kaşeli, s. 99)

– Şafii Mezhebi Kaynaklarında Hz. Mehdi:

Kıyamete yakın bir zamanda HZ. MEHDİ (A.S) diye anılan Müslüman bir kumandan çıkacak ve Müslümanların imanlarını tazeleyip, yeryüzünde yaygın bir halde bulunan zulüm ve tecavüzleri kaldırıp yerine hak ve adaleti yerleştirecektir. Birçok hadis ve akide kitaplarında açıkça ifade edildiği gibi Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışını müteakip, Deccal diye anılan bir kumandan çıkar, kumandası altında yetmiş bir muharib (savaşçı) ile İslami faaliyeti durdurmak için harekete geçer ve bunun neticesinde Müslümanlarla çarpışır, önce her ne kadar galip gelirse de, neticede mağlup olacaktır. (Büyük Şafii İlmihali, Halil Günenç, ilaveli 2. baskı, s. 23)

– Maliki Mezhebi Kaynaklarında Hz. Mehdi:



İmam Malik’in en önemli eseri olan El Muvatta’da da Hz. İsa (a.s.)’ın ikinci kez yeryüzüne gelişine ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuruna dikkat çekilmektedir. (El Muvatta, İmam Malik, cilt II)

– Hanbeli Mezhebi Kaynaklarında Hz. Mehdi:


"Yeryüzü zulümle dolacaktır. Daha sonra EHL-İ BEYT’İMDEN OLAN BİRİSİ (HZ. MEHDİ) zuhur edecek yedi veya dokuz yıl hüküm sürecek ve yeryüzünü tekrar adaletle dolduracaktır."(Müsned-i Ahmed, c.3, s.28, Musnedat-u Ebi Said-il Hudri babında Mehdi ile ilgili bir takım hadisler zikredilmiştir; Yenabi-ul Mevedde, c.2, s.228)

Ayrıca, ünlü Hanbeli alimlerinden Mer'i bin Yusuf el Hanbeli, Hz. Mehdi'nin özellikleri ve çıkışının alametlerini Fevaid-ül Fikri fi Zuhur il Muntazar isimli eserinde anlatmıştır.


Mehdiyet, Ehli Sünnet'in En Temel Kaynaklarından Kütüb-ü Sitte'de Yer Almaktadır


Ehli Sünnet itikadının en temel kaynaklarından Kütübü Sitte'de, yani 6 sahih hadis kitabında Mehdiyet konusuyla ilgili pek çok hadis bulunmaktadır

Mehdiyet konusu Ehli Sünnet'in Kuran'dan sonraki en temel ikinci kaynağı olan Kütüb-i Sitte içerisinde; Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i İbni Mace gibi sahih kaynaklarda yer almıştır. Kütüb-ü Sitte dışındaki diğer muteber Ehli Sünnet hadis kaynaklarında da Mehdiyetle ilgili pek çok sahih hadis rivayet edilmektedir. Kütüb-ü Sitte içerisinde yer alan Peygamberimiz (sav)’in hadislerinden bazıları şöyledir;

Rasulullah (sav)’e sordu, buyurdular ki: ‘’ÜMMETİMİN ARASINDAN MEHDİ ÇIKACAKTIR, beş veya yedi veya dokuz yaşayacaktır’’ Ebu Said diyor ki: Bu müddet nedir? Diye sorduk. Rasulullah (sav) ‘’Senedir’’ buyurdu ve şöyle devam etti: ‘’Bir kimse mehdiye gelecek ve Ey Mehdi bana ver ban aver diyecek,Mehdi de onun elbisesinin eteğiyle taşıyabileceği kadar eteğini dolduracaktır. (Sünen-i Tirmizi, Fitneler Bölüm 52, 2232)

"Eğer (dünyanın sonuna) bir gün kalsa bile zulümle dolan dünyayı adaletle doldurması için benim EHL-İ BEYT’İMDEN OLAN BİRİSİ mutlaka gönderilecektir." (Sahih-i Ebu Davud, Kitab-ul Mehdi, c.2, s.207; El-Beyan, s.59; Nur-ul Ebsar, Şeblenci, s.156)

"Va’dedilmiş MEHDİ BENİM EHL-İ BEYT’İMDEN ve Fatıma’nın (a.s) evlatlarındandır." (Sahih-i İbn-i Mace Bab-u Huruc-ul Mehdi, c.2, s.207)

"Bizim MEHDİ’MİZ çıkık alınlı ve ince burunludur. Zulümle dolduktan sonra yeryüzünü adalet ile dolduracaktır. O, yeryüzünde tam yedi yıl hükümet edecektir." (Sahih-i Ebu Davud, c.2, Kitab-ul Mehdi, s.208)

"VA’DEDİLMİŞ MEHDİ benim Ehl-i Beyt’imdendir. Allah-u Tealâ onun için gerekli şartları bir gecede hazırlar." (Sahih-i İbn-i Mace, c.2, Bab-u Huruc-ul Mehdi, s.519)

 

Hz. Mehdi Hakındaki Hadisler Mütevatirdir

Hadis imamları Hz. Mehdi hakkındaki hadislerin "MÜTEVATİR" olduğunu bildirmişlerdir. Bunun anlamı şudur:

MEHDİYET HAKKINDA AKTARILAN HADİSLER, BU KONUDA YALAN SÖYLEMEK KASTIYLA ARALARINDA ANLAŞMALARI TEKNİK OLARAK MÜMKÜN OLMAYAN KİŞİLERDEN, PEK ÇOK FARKLI KANAL VASITASIYLA HADİS ALİMLERİNE ULAŞMIŞTIR.

"TEVATÜR", KELİME ANLAMI OLARAK "KUVVETLİ HABER, İÇİNDE YALAN İHTİMALİ OLMAYAN VE BİR CEMAATE DAYANAN KUVVETLİ HABER" demektir. (Büyük Lugat-Tür-Dav, 3003)

Hadis bilimcilere göre; bir haber birçok kişi tarafından rivayet edilmişse ve bu ravilerin biraraya gelip, haber uydurmaları, durumları itibarıyle mümkün değilse buna "mütevatir" haber denilir. Birçok İslam alimi, Peygamberimiz (sav)'in Hz. Mehdi ile ilgili hadislerinin mütevatir olduğunu bildirmiştir.

Alimlerimizin, mütevatir hadisleri reddetmenin Peygamber (sav)'in sözünü reddetmek anlamına geleceği yönündeki ifadeleri de dikkate alındığında Mehdiyet inancının dinimizdeki yeri ve önemi daha iyi anlaşılır.

Mehdiyet konusundaki hadislerin TEVATÜR DERECESİNDE oldukları en ünlü İslami kaynaklarda bildirilmektedir:

İbni Hacer Askalani Fethü'l-Bari'de; Mehdi'nin bu ümmetten olacağı ve Hz. İsa (A.S.)'nın onun arkasında namaz kılacağına dair hadisler tevatür etmiştir, der. Şevkani de İsa'nın ineceğine dair hadislerin sayısının 29'a ulaştığını söyleyerek, bunları bir bir nakletmiş ve sonunda: "Bizim naklettiğimiz hadisler görüldüğü gibi tevatür haddine ulaştı. Bu beyanımızla şu sonuca varılıyor ki, beklenen Mehdi hakkındaki hadisler, Deccal hakkında hadisler ve İsa'nın inmesine dair hadisler mütevatirdir" demiştir. (Sünen-i İbn-i Mace 10/338)

Mehdi'nin geleceğine dair olan sahih hadisler tevatür niteliğini taşımaktadır. (Kıyamet Alametleri, El Berzenci, s. 193)

Onların zannına göre, Mehdi vefat etti; geçti gitti... Halbuki, bu babda (konuda) gelen sahih hadis-i şerifler meşhurdur. Hatta, tevatür-ü manevi derecesinde olup, taifenin sözlerini tekzip etmektedir. (Mektubat-ı Rabbani, 2/250)

Mehdi'nin geleceğine dair Resulullah (sav)'dan tevatür düzeyinde birçok hadis rivayet edilmiştir... (Eb'ul-Hasan Muhammed b. Hasan el-Überi Sicistani, Menakıb'üş-Şafii/Dr.G.Hüseyin Tacirineseb, Mehdilik ve İmam Mehdi, s. 88 ve 405)

Mehdi'nin varlığı ve ahir zamanda zuhur edeceği, Peygamber ailesinden ve Fatıma oğullarından oluşu, tevatür ölçüsüne ulaşan hadislerle açıklanmıştır ve BU HADİSLERİ İNKAR ETMENİN HİÇBİR ANLAMI YOKTUR... Tevatür ölçüsünü aşan, doğru ve açık hadislerde, Mehdi'nin Fatıma soyundan olup, dünya sona ermeden zuhur edeceği, zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan dünyaya, adalet ve hakkaniyet getireceği, onun zamanında İsa Mesih'in gökten ineceği ve onun önderliğinde namaz kılacağı kanıtlanmış bulunmaktadır. (Şerif Muhammed b. Resul Berzenci Medeni, el-işae, s.184 ve 305 / Mehdilik ve İmam Mehdi, s. 328)

Kıyamet gününün en büyük alametlerinden birisi de, hakkında tevatür derecesini aşacak derecede hadis bulunan bir kişinin zuhur edeceğidir. Birçok hadis hafızları, Mehdi'nin Peygamber (sav) soyundan olduğunu kabul etmişlerdir, böyle mütevatir bir konuyu görmezden gelmek yakışık almaz. Hak ehlinin inancına göre Mehdi, İsa Mesih'ten ayrıdır. Mehdi, Mesih'ten önce zuhur edecektir. Bu konu Sünni bilginleri arasında, onların inancından sayılacak kadar yaygınlık kazanmıştır. (Şemseddin Muhammed b. Ahmed Sefareyni, Levaih'ül-Envar'ül Behiyye şehri, c. 2, s. 74-76-86'dan özet)

Muhammed b. Ali Şevkani, "et-Tavzih..." isimli kitabında şöyle söylemiştir: ... Bunlar (Mehdi, Deccal ve Mesih ile ilgili rivayetler) hiç kuşku yok ki, mütevatir hadislerdir, Peygamber'in (sav) buyruğu hükmündedir... Buna göre, Deccal ve Mesih hakkındaki rivayetler mütevatir olduğu gibi Mehdi hakkındakiler de mütevatirdirler... (Muhib b. Salih el-Bureyni, Ikd'üd-Dürer fi Ahbar'il-Muntazar, s.14-15 / Ebu Tayyib Muhammed Sıddık Kunuci, el-İzaetü... s.95 ve 130 / Mehdilik ve İmam Mehdi s. 329)

Mehdi hakkındaki hadisler, manevi tevatür ölçüsünü geçmiş, inkar edilmelerinin bir anlamı yoktur. (Şeyh Hasan Advi Hamzavi, Meşarik'ül-Envar, F.2, s. 115, -1307 H. Basımı / Mehdilik ve İmam Mehdi s. 329)

... Mehdi hakkındaki hadisler tevatür ölçüsünden çoktur. "Sünen", "Mesned" ve "Mu'cem" kitaplarında mevcuttur. (M. Sıddık b. Hasan Kunuci, el-İzaetü... s. 94)

 

Sonuç itibariyle; 

Sünni veya Şii inancına sahip olan her Müslüman’ın, Hz. Mehdi’yi beklediğini söylemesinden, bunun için dua etmesinden, diğer Müslümanları Hz. Mehdi’nin gelişiyle müjdelemesinden ya da Hz. Mehdi’nin zuhuru için çaba sarf etmesinden daha doğal hiçbir şey olamaz.

Bu nedenledir ki, dindar ve muttaki bir Müslüman olan Sayın Adnan Tanrıverdi'nin de, bahse konu röportajında sarf ettiği, Hz. Mehdi’nin gelişini müjdeler sözleri de son derece doğaldır, tüm Müslümanların inancının bir gereğidir. Bunlar sadece Adnan Tanrıverdi ağabeyimizin değil, aynı zamanda tüm Şii veya Sünni Müslümanların da savunup, söylemesi gereken sözlerdir. Yani, Adnan Tanrıverdi ağabeyimizin, Müslümanları Hz. Mehdi ile müjdelemesinden dolayı kendisinin istifasını gerektiren hiçbir durum olmadığı düşüncesindeyiz. 

Bir an için bunun aksini düşünecek olursak, yani Peygamberimiz (sav)’in, Hz. Mehdi hakkında söylemiş olduğu hadisleri dile getirmek, Müslümanları bu hadisler ile müjdelemek eğer istifa etmeyi gerektirecek bir konu olarak görülürse, bu durumda sadece Adnan Tanrıverdi ağabeyimizin değil, aynı zamanda devlet kademelerinde görev yapan birçok vatandaşımızın da istifa etmesi gerekir. Çünkü Allah’ın bir lutfu olarak, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, devletimizin tüm kademeleri uzun yıllardan beri Peygamber ve Mehdi aşığı muttaki Müslümanlar tarafından yönetilmektedir.

Ayrıca Adnan Tanrıverdi ağabeyimiz, hayatı boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri’ne büyük hizmetlerde bulunmuş çok değerli bir asker, komutan ve dava adamıdır. Kendisinin vatan ve millet yolunda vereceği daha çok büyük hizmetler ve gelecek nesillere aktaracağı çok önemli tecrübeler bulunmaktadır.

Tüm bu sebepler dolayısıyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Adnan Tanrıverdi ağabeyimizin görevine tekrar dönmesi için müdahil olmalarının son derece önemli olduğunu düşünmekteyiz. 

Sayın Cumhurbaşkanımız bu vesileyle aynı zamanda, hem Adnan Tanrıverdi ağabeyimiz hakkında medyada yürütülen haksız ve hukuksuz linç kampanyasının durdurulmasını sağlamış olacak hem de Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde geleceği müjdelenen Hz. Mehdi’yi beklemenin Müslümanlar için ne derece önemli olduğunu herkese göstermiş olacaktır.