FATİH ALTAYLI’YA ÖFKELİ, ÖNYARGILI, SEVGİSİZ ÜSLUBUNU BIRAKMASI, ELEŞTİRİLERİNİ SEVGİ VE SAYGI ÇERÇEVESİNDE YAPMASI YÖNÜNDE ÇAĞRIMIZDIR

Fatih Altaylı, Diyanet İşleri Başkanlığı’na yönelik hakaret içerikli sözleri nedeniyle kendisine yöneltilen eleştirilere cevap mahiyetinde yazdığı 20 Şubat 2023 tarihli yazısında, bir kez daha Sn. Adnan Oktar hakkında asılsız ve hakaretamiz iddialara yer vermiştir. 

Fatih Altaylı, yıllardır, her fırsatta, en ilgisiz konulardan dahi bahsederken, Sn. Adnan Oktar aleyhinde ifadeler kullanmaktan geri kalmamaktadır. 

Sn. Adnan Oktar ile taban tabana zıt ideolojileri benimsemesi, İslam dinine, Allah inancına karşı olması, Darwinist-materyalist ideolojiyi benimsiyor olması gibi sebeplerle, Sn. Adnan Oktar’a ve genel olarak dindarlara karşı öfkeli, taraflı ve önyargılı davranmaktadır. 

Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı yoğun öfke ve husumeti bulunan, her fırsatta nefret söylemleri sarf eden Fatih Altaylı, çok ilgisiz bir konu hakkındaki yazısında bir kez daha Sn. Adnan Oktar’a yönelik asılsız ve çirkin ithamlarda bulunmuştur. 


Sn. Adnan Oktar ve Arkadaşları, İsrail ile Her Zaman Devletimizin ve Milletimizin Menfaatleri Doğrultusunda, Hayır ve Güzellik Amaçlı Görüşmeler Yapmışlardır

Fatih Altaylı kendince gündemde kalmak, bazı kesimlerin desteğini toplamak için, “İsrail uşağı” şeklinde düzeysiz ifadeler kullanmıştır. 

Oysa, Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarının defalarca açıkladığı gibi, İsrailli din adamları ve yetkililerle yapılan görüşmelerin tamamı devletimizin ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda, devletimizin bilgisi ve onayı dahilinde ve milyonlarca insanın gözleri önünde yapılmıştır. 

Bu konudaki iddialara defalarca cevap verildiği için burada tekrar edilmeyecektir. Detaylı bilgi aşağıdaki linkten alınabilir:

https://www.net-cevap.com/duyurular/sn-adnan-oktar-ve-arkadaslarinin-israil-ve-musevilerle-olan-baglantilarina-dair-isnatlara-cevaplar

Ayrıca, halen devam etmekte olan yargılama sürecinde hem yerel mahkeme hem de istinaf mahkemesi, casusluk isnatlarından BERAAT vermiştir. Dava dosyasında, İsrail ile gayri meşru, illegal, casusluk veya Fatih Altaylı’nın kullandığı yakışıksız “uşaklık” kelimesine karşılık gelecek tek bir faaliyet, görüşme, eylem bulunmamaktadır. İsrail bağlantılarıyla ilgili iddiaların tamamı asılsız ve Ortodoks camiada, Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik olumsuz bir algı, infial oluşturmak amacıyla kurgulanmış soyut beyanlardır. 


Fatih Altaylı, Sn. Cumhurbaşkanımızın Ve Devletimizin İsrail İle Yakınlaşma Politikasından Habersiz Gibi Davranmaktadır

Fatih Altaylı, söz konusu yazısında, Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın, İsrailli yetkililer ve din adamlarıyla yaptıkları görüşmeleri “uşaklık” gibi bayağı bir ithamla nitelendirmiştir. 

Ne var ki, özellikle iki yıla yakın bir süredir, Sn. Cumhurbaşkanımız İsrail devleti ve din adamlarıyla ile yakın temaslarda bulunmakta, iki devlet arasındaki işbirliğini güçlendirecek adımlar atmaktadır. Yakın zamanda bu ikili temasların fotoğrafları da basında sıkça yer almıştır: 

25 Aralık 2021 tarihinde bir toplantı için İstanbul’da bulunan “Türk Yahudi Toplumu Hahamlar İttifakı Üyeleri” Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın davetlisi olarak Cumhurbaşkanımızın gönderdiği özel uçakla Ankara’ya gitmiş ve Beştepe’de Sayın Erdoğan tarafından kabul edilmişlerdir. 

Bir diğer görüşme 23 Eylül 2019 tarihinde, Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler 74’üncü Genel Kurul görüşmeleri için ABD’nin New York kentinde bulunduğu sırada Hilton Midtown Otel’de gerçekleşmiştir. 

Son görüşme ise Eylül 2022’de, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler’in 77. Genel Kurulu'na katılmak amacıyla ABD’nin New York kentinde bulunduğu esnada BM binasının hemen karşısında yer alan “Türk Evi”nde gerçekleşmiştir. Bu ziyarette Sn. Cumhurbaşkanımız ile birlikte Dışişleri Bakanımız Sn. Mevlüt Çavuşoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sn. Mustafa Varank, Milli Savunma Bakanımız Sn. Hulusi Akar, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Sn. Ömer Çelik, Washington Büyükelçimiz Sayın Murat Mercan ile çok sayıda bürokrat ve hükümet yetkilisi de yer almışlardır. 


Sayın Adnan Oktar ve Arkadaşları Her Yönüyle FETÖ’nün Tam Zıttıdır

Fatih Altaylı yazısında, Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarını FETÖ ile bir tutan ifadeler kullanmıştır. Oysa Sn. Oktar ve arkadaş camiasının FETÖ ile taban tabana zıt bir dünya görüşüne sahip oldukları bilinmektedir. 

Ayrıca, Sn. Adnan Oktar ve arkadaşları FETÖ ile iltisak isnadından BERAAT etmişlerdir. Ancak Fatih. Altaylı, kendince toplumdan takdir toplamak ve bir algı oluşturmak için bu iddiayı hala sürdürmektedir.

Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarının geçmiş her dönemde, hatta terör örgütü olarak bilinmediği, geniş çevrelerce desteklendiği dönemlerde dahi FETÖ yapılanmasının karşısında yer aldıklarına ilişkin sayısız delil bulunmaktadır. FETÖ yapılanması tarafından toplumsal bir kaos planı çerçevesinde uygulamaya konulan “Gezi olayları”, “17-25 Aralık Yargısal Darbe Teşebbüsü” ve “15 Temmuz Hain Darbe Girişimi” gibi her olayda, Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarının hep Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı ve meşru hükümeti destekledikleri, bugün kamuoyunca bilinen tartışmasız bir gerçektir. 

FETÖ yapılanmasının hükümeti ve Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan’ı hedef alan kalkışmalarının tümünde, Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarının istisnasız şekilde SN. ERDOĞAN’DAN ve MEŞRU HÜKÜMETTEN YANA TAVIR SERGİLEDİKLERİ, hem A9 Televizyonundan yapmış oldukları canlı yayın açıklamalarından, hem de kendilerine ait Twitter hesaplarından yaptıkları paylaşımlardan açık, net ve tartışmasız şekilde görülmektedir.

Hatta Sn. Adnan Oktar, FETÖ’cü Hain Darbe Girişiminin başladığı 15 Temmuz gecesi, henüz daha hiçbir devlet yetkilisi çıkıp gelişmeler karşısında bir açıklama yapmamış iken; birçok siyasetçi, bürokrat ortada yokken kendisi ve arkadaşlarının;

‼️ A9 TV Stüdyosu, en şiddetli çatışmaların yaşandığı ve onlarca vatandaşımızın şehit ya da gazi oldukları Çengelköy’deki Kuleli Askeri Lisesiyle Beylerbeyi’ndeki köprü ayağına çok yakın bir yerde olmasına rağmen,

‼️ Gece boyunca A9 TV stüdyosu üzerinde FETÖ’cü pilotlar tarafından F-16 savaş uçakları ile alçak uçuş yapılıp sonik patlamalar oluşturularak etrafa korku ve dehşet saçılmasına rağmen,

HER ŞEYİ GÖZE ALIP A9 TV STÜDYOSUNA GİTMİŞ ve CANLARI PAHASINA FETÖ’YE KARŞI DURMUŞ OLDUKLARINI; ta ki darbe teşebbüsünün ateşi sönene, askerler kışlalarına geri çekilene dek CANLI YAYINDA KALARAK, FETÖ’YE KARŞI SN. ERDOĞAN’I ve MEŞRU HÜKÜMETİ DESTEKLEMEYE DEVAM ETTİKLERİNİ de her vesileyle hatırlatmaktadır. 

Dolayısıyla, Sn. Adnan Oktar ve arkadaşlarının, FETÖ’ye karşı göstermiş oldukları açık ve net tavır dolayısıyla takdir edilmeleri gerekirken, Fatih Altaylı tarafından art niyetli ve uydurma benzetmelerle itham edilmeye çalışılmasının dürüst ve samimi bir tavır olmadığı ortadadır. 

Ayrıca, önemle belirtmek isteriz ki : 

FETÖ Silahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber yardım etme iddiasına yönelik olarak, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün 30.07.2018 tarih ve 58604142.66693.(63044).D2-38854 sayılı yazıları ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun yürüttüğü 2018/117729 sayılı soruşturmasına istinaden, Sn. Adnan Oktar’ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olup olmadığına ilişkin resmi bilgi talep edilmiştir. Bunun üzerine aşağıdaki başlıklar altında yürütülen araştırma ve soruşturma üzerine resmi bir rapor düzenlenmiştir.

Düzenlenen raporda, Adnan Oktar’la beraber 235 sanıkla ilgili yapılan detaylı tetkikte sanıkların,

1- Bylock

2- Bank Asya

3- Kriz Merkezi Verisi

4- Soruşturmalar

5- Belge, Evrak, Dernek

6- Şirketleri Soruşturma

7- Şirketleri Bank Asya

8- Şüpheli Şirkette Belge Evrak

9- Şüpheli Şirkette SGK Kaydı

10- KHK İle İhraç Edilenler

11- Tepe Yönetimle İrtibat 

gibi her bir iltisak maddesi ile ilgili “BU BAŞLIKTA KAYDA RASTLANMAMIŞTIR” raporu düzenlenmiştir.

Yani, Sn. Adnan Oktar ve arkadaşları ile FETÖ yapılanması arasında HERHANGİ BİR BAĞ ya da İLİŞKİ BULUNMADIĞI, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan resmi araştırma ve inceleme raporuyla da ispatlanmış bulunmaktadır.


Fatih Altaylı, Darwinist Propagandaya Alet Olmaktan ve Müslümanları Ezmeye Çalışan Üslup ve Yöntemlerden Şiddetle Kaçınmalıdır 

Dikkat edilirse Fatih Altaylı yıllardır programlarına Darwinizm propagandası yapan, evrimci söylemleriyle tanınan kişileri sıkça davet etmektedir. Hatta, depremle ilgili düzenlenen yayında dahi konuyu evrim teorisine getirerek Sn. Adnan Oktar’dan bahsedecek kadar bu konuda deyim yerindeyse takıntılı bir görünüm sergilemektedir. 

Diğer yandan da, dindarlara programlarında yer vererek, kendince Hükümete ve muhafazakar camiaya da sempatik görünmeye çalışmaktadır. Ne var ki, programına davet ettiği muhafazakar camiadan kişiler, genel olarak bilgisiz, hurafelerle dolu, akıl ve bilimden uzak bir inanca sahip, Müslümanlığı, Kur’an ve sahabe İslam’ını temsil etmekten çok uzak kişilerdir. 

Müslümanlara karşı gerçek, samimi bir sevgisi olmayan Fatih Altaylı, her fırsatta kullandığı üslupla da bunu sergilemekten çekinmemektedir. Müslümanlar için eleştiriden çok uzak, hakaret içerikli, Müslümanları kendince küçük görmeye yönelik konuşmalarına bazı örnekler şöyledir: 

 Fenerbahçe'ye transfer olan Mesut Özil isimli futbolcunun sahalardaki dua görüntülerini ve Allah'a yakarışını eleştirmiş ve "Fenerbahçe futbolcu mu transfer etmiş; yoksa Fenerbahçe camisine imam mı? " şeklindeki alaycı sözleri

 28 Şubat döneminde Marmara Üniversitesi önünde bekleyen başörtülü öğrencilerle ilgili

– (Hürriyet gazetesinin manşetinde yer alan başörtülü öğrenciyi kastederek) “Kadın olduğunu da hiç zannetmiyorum. Bu büyük ihtimalle bir fahişedir...”“Bir pankart açmış, öğrenci değil o, buraya getirilmiş bir fahişe...”

“Bunlar kevaşe kevaşe.”

“Bunlar şeytana tapanlar. Satanistler ve şeytanla işbirliği halinde oraya toplanmışlar. Bunları odunla döveceksin.” 

“… Bu sürüsüne az bile yaptıkları. Bunlara daha örgütlü çıkışlar yapmak lazım. Bunlara balans ayarı lazım; balans ayarı. Bunları takacaksınız rot balans makinesine döndüre döndüre balans yapacaksınız; fahişeler, şerefsizler, satanistler" 

ifadelerini kullanmıştı.

 LGBTİ karşıtı gösteri yapan kişiler için “Taliban özentisi” ifadesini kullanmıştır.

Fatih Altaylı, İslamiyete, Kur’an’a inanmıyor olabilir, bazı kişilerin düşüncelerini, inanç şekillerini onaylamıyor veya beğenmiyor olabilir. Ancak, doğru olan bunları akılcı ve bilimsel yöntemlerle, sakin, nezih ve medeni bir üslupla eleştirmesidir. Bu derece sevgi ve saygıdan yoksun, hakaretamiz, küçük düşürmeye yönelik ifadelerle nefret dili kullanması doğru değildir. 

PKK’lı terörist elebaşı Abdullah Öcalan ile bile aynı masada oturup yemek yiyen Fatih Altaylı’nın Sn. Adnan Oktar’a ve Müslümanlara bu kadar hınç beslemesi anlaşılır bir durum değildir. 

Fatih Altaylı’nın Abdullah Öcalan ile aynı masada yemek yerken görüntüsü 


Fatih Altaylı, Eleştiri ve Hakareti Birbirine Karıştırarak Nefret Dilinin Yaygınlaşmasını Teşvik Etmemelidir

Fatih Altaylı genel üslubunda eleştiri ve hakareti birbirine karıştırmaktadır. Örneğin geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı açıklamayı eleştirebilir, karşı çıkabilir, yanlış olduğunu söyleyebilir. Ancak bu hakaret etmesi, küçük düşürücü ifadeler kullanması çok haksız ve yanlış bir tavırdır. 

Ülkemizde ne yazık ki ki nefret dili giderek yaygınlaşmaktadır. İnsanlar farklı düşüncelere, ideolojilere, inanca sahip kişilere karşı giderek daha da tahammülsüz hale gelmektedir. 

Twitter gibi sosyal medya mecralarında son derece saldırgan, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kin ve nefret dolu paylaşımlar yapılmakta, olayların iç yüzü araştırılmadan insanlar ağır şekilde linç edilmektedir. 

Fatih Altaylı ülkemizin önde gelen, bilinen, tanınan yazarlarındandır. Kendisinin, halim, yumuşak, ara bulan, sevgi ve merhameti ön plana çıkartan, yatıştırıcı bir üslup kullanarak sorunları dile getirme yolunu seçmesi son derece önemlidir. Oysa tam aksine, saldırgan ve sevgisiz bir üslup kullanmada ısrar etmektedir. Bu nedenle de kendisini seven kişi sayısı çok azdır. 

Son zamanlarda ne yazık ki bir kısım medya ve medya mensuplarında çirkin ve şahsiyetsiz bir davranış biçimi ortaya çıkmıştır!

ELİ KANLI TERÖR ÖRGÜTLERİ İLE MAFYA YAPILANMALARI HAKKINDA KORKULARINDAN EN KÜÇÜK BİR HABER VEYA YORUM YAPMA CESARETİ OLMAYANLAR, SUÇSUZ YERE 10 BİNLERCE YILLIK HAKSIZ VE HUKUKSUZ CEZALARA ÇARPTIRILAN, CEZAEVLERİNDE TUTULDUKLARI İÇİN CEVAP HAKLARINI KULLANMA İMKANI DAHİ OLMAYAN MASUM İNSANLAR HAKKINDA GERÇEK DIŞI VE KARALAYICI HABER VE YORUMLAR YAPMAYI, İFTİRALAR ATMAYI SON DERECE KOLAY, RİSKSİZ BİR "UCUZ KAHRAMANLIK" FIRSATI OLARAK GÖRMEKTEDİR!


Fatih Altaylı Ülkenin Menfaati İçin Üslubunda, Sevgiyi, Adaleti, Merhameti Düstur Edinmelidir

Fatih Altaylı ülkemizin önde gelen gazetecilerinden ve TV sunucularındandır; dolayısıyla hemen her gün yazdıkları ve konuştukları halka ulaşmaktadır. Bu nedenle kullandığı dil, verdiği mesajlar son derece önemlidir. 

Günümüzde yaygın olan kavgacı, yırtıcı, saldırgan, nefret dolu, intikamcı, acımasız, öfkeli, karşı tarafı sindirmek, imha etmek, küçük düşürmek, itibarsızlaştırmak için kullanılan sevgisiz dilin seferberlik şeklinde ortadan kaldırılması gerekmektedir. 

Darwinist-materyalist felsefenin ruhlarda oluşturduğu bu karanlık, kasvetli, çekişmeci, katı, sevgisiz ortam, sevginin, merhametin, affediciliğin hakim olduğu bir ortama dönüştürülmelidir. Aksi halde, zaten doğal afetler, ekonomik güçlükler, çatışmalar, savaşlar ile gerilen toplum, daha da gergin ve öfkeli bir hale dönüşmektedir. Bunun sonuçları milletin ve devletimizin bekası açısından son derece risklidir. 

Fatih Altaylı da gerek mesleki olgunluğu gerekse de ileri yaşının getirdiği bilgi birikimi ile bu konuda öncülük eden kişilerden biri olarak, sevgisizlik dilini bırakmalı, sevgi insanı olmalıdır, kendisi için kullanılmasını istemeyeceği üslubu, başkaları için de kullanmamalıdır.

Bir yandan adaletsizliği eleştirip diğer yandan başkalarına karşı adaletsiz olmak, ya da sevmediklerinin adaletsizliğe uğramasına sevinmek, tüm topluma olumsuz örnek teşkil etmektedir. 

Fatih Altaylı’nın bu hususları dikkate alarak, bundan sonraki yaşamında daha ılımlı, sevecen, adil, merhametli, anlayışlı bir üslup kullanacağını, eleştirilerinde saygılı ve ölçülü olacağını umuyoruz. 

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.