DURUŞMALARIN İLK HAFTASI

SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ DURUŞMALARIN İLK HAFTASINDAKİ İFADELERİ

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının 14 AYDIR beklenen yargılamaları 17 Eylül 2019 tarihinde Silivri Cezaevi'nin karşısındaki duruşma salonunda başladı. Duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklarla birlikte onların çok sayıda yakınları ve sevenleri de katıldı. Müştekilerin büyük bir çoğunluğu ve etkin pişman sanıkların tamamı ilk gün yapılan oturumun ardından tekrar duruşmaya gelmediler.

Basının davaya ilgisi büyüktü. Basın muhabirleri canlı yayın araçlarıyla beraber duruşmayı an an takip ettiler.

Ne var ki tüm 14 aylık süreç boyunca olduğu gibi, mahkeme sürecinde de bir kısım medya, davada yer alan gelişmeleri taraflı bir üslupla kamuoyuna aktarmaya devam ediyor. SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ YAPTIKLARI SAVUNMALARIN EN ÖNEMLİ VE VURUCU BÖLÜMLERİ, dosyaya sundukları deliller ve mahkeme heyetinin yaptığı birçok usul hatası ÖZELLİKLE KAMUOYUNA YANSITILMIYOR.

Oysa ki Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları, duruşmanın ilk gününden itibaren HAKLARINDAKİ TÜM SUÇLAMALARIN VE İFTİRALARIN GEÇERSİZLİĞİNİ DELİL VE BELGELERİYLE BİRER BİRER İSPAT EDİYORLAR.

Mahkeme heyeti tarafından yargılamaların sesli ve görüntülü kayıtları henüz taraflara verilmediği için Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın duruşmalarda yaptıkları savunmalardan bazı önemli kesitleri sizlerle paylaşmak istiyoruz.


SAYIN ADNAN OKTAR’IN İFADESİNDEN BAZI BÖLÜMLER

Mahkeme heyeti duruşmaya çok büyük usul hataları ile başladı. Tarafların kimlik tespitleri dahi tam olarak yapılmadan ve müştekilerin müdahillik talepleri olup olmadığı dahi sorulmadan ve dolayısıyla bu konuda bir karar verilmeden doğrudan yargılamaya başlandı.

Duruşmaya başlandığında iddia makamında, soruşturmayı yürüten ve iddianameyi hazırlayan Sayın Savcımız Caner Babaloğlu bulunmaktaydı. Sanık müdafilerince bu durumun etik olmadığı, Sayın Savcının kendi hazırlamış olduğu iddianameyi içselleştirmiş olduğu ve bu nedenle sanıklara özel hayata ilişkin sorular sorulduğu belirtilmiş ve Sayın Savcının çekilmesi talep edilmiş ise de talep gerekçesiz bir şekilde reddedildi.

Mahkeme heyeti duruşmaya Sayın Adnan Oktar’ın sorgusuyla başladı. Sayın Adnan Oktar, hakkındaki iddiaların tamamının iftira olduğunu vurguladı ve iddialar hakkında kısa ve özlü cevaplar verdi. Sayın Adnan Oktar'ın ifadesinde yer alan bazı satır başları şu şekildeydi:

1- Sayın Adnan Oktar, öncelikle haklarındaki suç örgütü iddiasını kesin ve net bir dille yalandı. Kendisi ve arkadaşlarının 40 yıldır kamuoyunun gözü önünde bir yaşam sürdüğünü ve tek amaçlarının Allah rızasını kazanmak adına ilmi faaliyetler yapmak olduğunu belirtti. Kendisinin ve arkadaşlarının Kuran-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde belirtilen “VELAYET SİSTEMİNİ” yaşamaya gayret ettiklerini belirtti. Müslümanlar birbirlerinin velileridir” (Tevbe Suresi,71) ayetinin hükmü gereği birbirlerine her konuda destek olduklarını, yardımlaştıklarını ve beraberce Kuran ahlakını ve yaratılış delillerini anlatmak üzere kültürel faaliyetler yaptıklarını belirtti.

2- Sayın Adnan Oktar, yerli ve milli bir insan olduğunu, her zaman ve her koşulda Hükümetimizin, Devletimizin ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın destekçisi olduğunu vurguladı. Sayın Adnan Oktar, arkadaşlarıyla beraber hayatları boyunca Devletimizin hizmetinde olduklarını, destekçi gibi görünen çoğu insanın bile korkup saklandığı en kritik dönemlerde dahi en gür sesle ve hiç çekinmeden Devletimizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı savunduklarını açıkladı.

3- Sayın Adnan Oktar, son yıllarda İngiliz Derin Devleti’nin dünyayı savaşa sürükleyen batıl ideolojisini ve başta ülkemiz olmak üzere İslam dünyası üzerindeki karanlık planlarını her fırsatta dile getirdiğini, bu konularda kitap çıkarttığını ve bu nedenle söz konusu karanlık yapının hedefi haline geldiğini belirtti. Bu hain ve karanlık yapının, ilmi ve fikri faaliyetlerini durdurmak ve Sayın Cumhurbaşkanımıza verdiği desteği kesmek adına kendisine ve arkadaş camiasına komplo kurduğunu belirtti.

Sayın Adnan Oktar, İNGİLİZ İSTİHBARATININ ÜST DÜZEY BAZI AJANLARININ arkadaş grubundan uzaklaştırılan bazı husumetli kişileri kullandıklarını ve haklarındaki soruşturma dosyasını iftiralarla doldurarak adli makamlarımızı yanılttıklarını açıkladı.

4- Sayın Adnan Oktar, hakkındaki FETÖ ile bağlantılı olduğu ve bu hain yapıyı destekleyici, övücü konuşmalar yaptığı şeklindeki mesnetsiz iddiaları da kesin ve sert bir dille yalanladı. Sayın Adnan Oktar, bu hain terör örgütünün liderini ve üyelerini 2009, 2010’lu yıllardan beridir en ağır şekilde eleştirdiğini ve tüm bu eleştirel konuşmalarının canlı yayın kayıtlarıyla sabit olduğunu dile getirdi. 

Ayrıca Sayın Adnan Oktar, FETÖ tarafından hiçbir zaman desteklenmediğini, aksine FETÖ’nün yargı ve emniyette söz sahibi olduğu dönemlerde defalarca kendisine ve arkadaşlarına komplo kurduğunu izah etti. Ancak bu gerçeklerden hiçbirine iddianamede yer verilmediğini ve SAYIN SAVCILIĞIN SANIKLARIN LEHİNE OLABİLECEK HİÇBİR DELİLİ DOSYAYA ALMADIĞINI açıkladı.

5- Sayın Adnan Oktar, Mehdilik iddia ettiğine dair iddiaları da kesin bir dille yalanladı. Sayın Adnan Oktar hayatı boyunca hiçbir zaman Mehdi olduğunu iddia ve ima etmediğini, tam aksine Mehdi olmadığına dair canlı yayın ekranlarından defalarca yemin ettiğini, kendisinin dürüst davranarak bazı özelliklerinin Mehdi'ye benzediğini ama bazı özelliklerinin de benzemediğini anlattığını söyledi. Ayrıca Sayın Adnan Oktar, Mehdi ile fiziksel olarak benzerlik gösteren özelliklerinin yüzlerce kişide daha olabileceğini, bunların bir anlam ifade etmediğini belirtti. Sayın Adnan Oktar, Hz. Mehdi’nin cübbe, sarık giyecek bir kişi olacağını söyledi. Kendisinin ise böyle yapmadığını, üstelik dekolte giyimli bayanlarla karşılıklı programlar yaptığını sadece bunların bile Mehdi olamayacağının ve Mehdilik iddia etmediğinin birer delili olduğunu izah etti.

6- Sayın Adnan Oktar bayanlarla neden programlar yaptığını ve neden dans ettiğini de izah etti. Sayın Adnan Oktar, tüm bu yayınlarda modern, dekolteli ve kaliteli bayanların da dini yaşayabileceklerini, dans etmenin, sanatın, estetiğin ve eğlencenin dinimize aykırı olmadığını anlatmak istediğini söyledi. Tüm amacının mübarek dinimizin, anlatılan batıl ve hurafe inanışların aksine, son derece özgürlükçü, modern ve kaliteli bir yaşama olanak sağladığını anlatmak olduğunu söyledi. Ancak tüm bu iyi niyetine rağmen gelenekçi İslam’ı savunan bazı insanların vermek istediği asıl mesajı algılayamayıp kendisini yanlış anladığını belirtti.

7- Sayın Adnan Oktar, kendisi ve arkadaşları arasında bir ast-üst ilişkisi, hiyerarşi, emir komuta, vs. gibi kavramlar olmadığını, herkesin ortak bir Kurani anlayış ve davranış çerçevesinde birbirine destek olduğunu izah etti. Bir kişinin neye ihtiyacı varsa, diğerlerinin ona hiçbir karşılık beklemeden, TAMAMEN ALLAH RIZASI İÇİN destek olduğunu, hastalığında ve zor günlerinde hep birbirlerinin yanında olduklarını, terör örgütlerinin ve karşıt görüşlü kimselerin somut tehditlerine karşın birbirlerini koruyup kolladıklarını anlattı. Tüm bunları, iddia edildiği gibi sözde örgütsel faaliyetler olarak değil, yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak ve İslam dininin güzelliklerini insanlara göstermek adına yaptıklarını anlattı.


SAYIN ULVİYE DİDEM ÜRER’İN İFADESİNDEN BAZI BÖLÜMLER

Sayın Adnan Oktar’ın ifade alımı ve çapraz sorgu işlemlerinin tamamlanmasının ardından mahkeme sözde örgütün sözde iki numarası olduğu iddia edilen Ulviye Didem Ürer’in sorgusuna başladı.

1- Didem Ürer sözlerine Adnan Oktar'la nasıl tanıştığını anlatarak başladı. Didem Ürer, mesleğinin zirvesinde olduğu dönemlerde dini samimi olarak yaşamaya karar verdiğini söyledi. Bu nedenle samimi bir dindar olarak gördüğü Sayın Adnan Oktar ile tanışmak istediğini belirtti. Kendisiyle tanıştıktan sonra, dünya hayatında asıl yaşanması gerekenin Kuran ahlakı olduğunu anladığını ve Adnan Bey'in Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşamasına vesile olduğunu belirtti.

Didem Ürer iddiaların tam aksine Sayın Adnan Oktar'ın, yanındaki arkadaşlarının menfaatini kendisinin önünde tuttuğunu ve Allah’ın yarattıklarına O’nun bir tecellisi olmalarından ötürü derin bir saygı ve sevgi duyduğunu dile getirdi.

2- Didem Ürer, haklarındaki sözde örgüt iddiasını sert bir dille yalandı. Ne kendisinin ne de arkadaşlarının bir örgüt kurmaya ihtiyaçları olmadığını, dünyevi tüm imkânlarını geride bırakarak Allah için yaşamaya niyet etmiş insanlar olduklarını belirtti. Arkadaşlarıyla birbirlerini menfaatsiz ve karşılık beklemeden sevdiklerini ve namusları ve iffetleri için yaşadıklarını belirten Ürer, aynı Hz. Meryem annemiz gibi kendilerine de iffetlerini hedef alan iftiralar atıldığını söyledi.

3- Didem Ürer, kendilerine iftira atıp şikayetçi olan 125 MÜŞTEKİDEN 90’I İLE HİÇ KARŞILAŞMADIĞINI, ÇEŞİTLİ İDDİALARDA BULUNAN 54 KİŞİNİN İSE İSMİNİ DAHİ BİLMEDİĞİNİ belirtti. Kendilerine iftira atan kişilerin tek merkezden yönetildiklerini vurguladı.

Sayın Savcılığın iddianamede sanki bir örgütsel faaliyetmiş gibi anlattığı çoğu şeyin günlük hayatlarına dair, sıradan insanların doğal yaşantılarında sıkça görülen konular olduğunu anlattı. Ayrıca, tüm hayatlarının Türkiye’nin gözü önünde geçtiğini, gizli saklı hiçbir şeylerinin olmadığını izah etti. İddianamede devletimizin lehindeki görüşmelerin dahi lobi faaliyetiymiş gibi gösterildiğini, 300-500 liralık para alış verişlerinin suç örgütü eylemi gibi lanse edildiğini izah etti.

4- Sayın Adnan Oktar’ın hiçbir zaman Mehdilik iddia etmediğini kendisinin de buna şahit olmadığını belirten Ürer, Mehdiyet konularını anlatmanın Mehdilik iddia etmek anlamına gelmediğini söyledi. Sayın Adnan Oktar'ın, Mehdiyet konusundaki anlatımlarını da her zaman Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerini ve İslam âlimlerinin sözlerini kaynak göstererek yaptığına dikkat çekti.

Yaklaşık 15 aydır birkaç müfterinin asılsız iftiraları nedeniyle cezaevinde olduklarını ve çok zorlu şartlar içerisinde yaşadıklarını belirten Ürer, her şeye rağmen Devletimize karşı sadık olduklarını ve her zaman devletimizin hizmetinde olmaya devam edeceklerini belirtti. Kendisinin ve arkadaşlarının Allah’tan korkan ve Allah’ın cennetine talip olan insanlar olduklarını, bu nedenle iddianamede isnat edilen çirkin suçları asla işlemeyeceklerini ifade etti.


SAYIN TARKAN YAVAŞ’IN İFADESİNDEN BAZI BÖLÜMLER

Duruşmaların ikinci günü sözde örgütün sözde üç numarası olduğu iddia edilen Tarkan Yavaş’ın ifade işlemlerine başlandı. Tarkan Yavaş ifadesinde özetle şu konulara vurgu yaptı:

1- Tarkan Yavaş kendilerinin bir örgüt olmadığını, Allah rızası için kültürel faaliyetler yapan iyi niyetli bir arkadaş topluluğu olduklarını belirtti. İddianamenin tamamının, müştekilerin ve sözde etkin pişman sanıkların soyut ve mesnetsiz ifadelerine dayandırılmış olduğunu belirten Tarkan Yavaş, DOSYADA SOMUT HİÇBİR SUÇ İSNADI OLMADIĞINI özellikle vurguladı. On yıllardır tekrar edilen hayali ve sadece bir takım uydurma beyanlara dayalı suç isnatları ile yargılandıkları belirtti.

Hayatları boyunca ülkemizin lehine faaliyetler yaptıklarını, her şart ve koşulda Sayın Cumhurbaşkanımızı ve meşru hükümetlerimizi desteklediklerini belirten Yavaş, aynı zamanda yıllardan beridir dinsizliğin temeli materyalist felsefeye karşı da ilmi mücadele verdiklerini hatırlattı. Her gün kesintisiz süren canlı yayınlardaki söylemleri, yaptıkları konferanslar, sergiler, hazırladıkları eserler ve çok daha fazlası ile yıllardan beridir hep kamuoyunun gözü önünde olduklarını ve her zaman faydalı faaliyetlerde bulunduklarını belirtti.

2- Yaptıkları faaliyetlerden rahatsız olan karanlık odakların bazı husumetli çevreleri kullanarak kendilerine komplo kurduğunu belirten Yavaş, sözde işledikleri suçları güya itiraf eden kişilerin dışarıda olduklarını ancak hiçbir somut suç şüphesi ve delili bulunmadığı halde kendisinin ve arkadaşlarının aylardır cezaevinde olduğunu belirtti.

Tarkan Yavaş, kurulan bu komplodan ve cezaevindeki olumsuz şartlardan etkilenip korkan bazı kişilerin zorla sözde itirafçı olmak zorunda kaldıklarını belirtti. KORKUTULARAK İFTİRA ATMAYA MECBUR BIRAKILAN bu kişilere de hakkını helal ettiğini söyledi.

3- Tarkan Yavaş, dosyadaki sözde cinsel istismar ve turnike iddialarına da cevap verdi. Yavaş, ASIL TURNİKE SİSTEMİNİN GENELEVLERDE YAŞANDIĞINI VE KENDİLERİNİN DE YILLARDIR BU YANLIŞLIĞA DİKKAT ÇEKTİKLERİNİ hatırlatan Yavaş, bu fuhuş sistemini eleştirdikleri için kendilerine aynı konuda benzer çirkin iftiralar atıldığını söyledi.

Tarkan Yavaş, sözde cinsel istismara uğradığını iddia eden kızların hiçbirinin doğru söylemediğini ve bu durumun da dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporlarıyla sabit olduğunu izah etti. Yavaş, bu kızlardan bazılarının güya 50-60 kişi tarafından cinsel saldırılara maruz kaldıklarını iddia etmelerine rağmen SOMUT HİÇBİR DELİL SUNMADIKLARINI VE ADLİ TIP KURUMU TARAFINDAN YAPILAN BEDENSEL VE RUHSAL MUAYENELERİNDE BU SÖZDE İDDİALARININ EMARELERİNE RASTLANILMADIĞINI izah etti.Yavaş ayrıca, bu kızların ifadelerindeki birçok çelişkili noktaya da dikkat çekti.

4- Tarkan Yavaş, 2007-2008 yıllarında Ergenekon davasında adı geçen bazı sanıkların eylemleri nedeniyle yaşadıkları bazı somut mağduriyetleri bildirmek amacıyla Ergenekon dosyasına bakan savcılara dilekçe verdiğini söyledi. Yavaş, DİLEKÇELERİN VERİLDİĞİ TARİHLERDE FETÖ’NÜN HAİNLİKLERİNİN BİLİNMEDİĞİNİ, ADI GEÇEN SAVCILAR HAKKINDA BİR DAVA VEYA KARAR OLMADIĞINI ÖZELLİKLE HATIRLATTI. Bu kişilerin devletin en yetkili organlarınca desteklenen savcılar olduklarını ve kendilerinin de yasal haklarını kullanarak son derece olağan bir şekilde dilekçe verdiklerini belirtti.

Ayrıca, bu dilekçeden sonra güya haklarındaki örgüt davasının seyrinin değiştiği ve kapatıldığı iddiasını da kesin ve sert bir dille yalanladı. Çünkü iddia edilenin aksine adı geçen savcıların bu dilekçeden sonra kendilerine hiçbir destekleri olmadığı gibi aksine, sonradan Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına sayısız kumpas kurduklarını dile getirdi. 

Nitekim iddialarda adı geçen Fetö firarisi savcı Fikret Seçen Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları hakkındaki KUMPAS SORUŞTURMASINI BİZZAT KENDİSİ AÇMIŞTI. Ayrıca, bu soruşturma iddia edilenin aksine o yıllarda kapatılmadı. Yargı süreci 2012 yılına kadar devam edip daha sonrasında iddianame düzenlendi. Kısaca, bu FETÖCÜ savcıların Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarını sözde desteklediği, kolladığı iddiası büyük ve mesnetsiz bir yalandan ibarettir.


SAYIN BORA YILDIZ’IN İFADESİNDEN BAZI BAŞLIKLAR

Duruşmanın üçüncü günü sözde örgütün sözde kız getirme sorumlusu olduğu iddia edilen Bora Yıldız’ın sorgu işlemlerine başlandı. Bora Yıldız’ın ifadesi ve çapraz sorgusu tam iki gün boyunca devam etti. Bora Yıldız, hakkındaki suçlamaları kesin ve net bir dille yalanlayarak kendisine yöneltilen tüm soruları da açık ve samimi bir dille cevaplayıp TÜM ANLATTIKLARINA DAİR SOMUT DELİLLERİ DE DOSYAYA SUNDU.

1- Bora Yıldız, seküler bir ailede yetiştiğini, Bağdat Caddesi'nde bir koleje gittiğini, ailesinde yeterince dini eğitim görmediğini, bir süre sonra Sayın Adnan Oktar'ın çevresindekilerle daha sonra ise Sayın Adnan Oktar'la tanıştığını ve o zamanlar 23-24 yaşlarında olduğunu söyledi.

Yıldız sözlerine şu şekilde devam etti: Arkadaşlarımla tanıştığımda kızgın çölde su bulmuş gibi oldum. Adnan Oktar’ın kitaplarını okudum, kitaplarını da okumayan çok az kişi vardır. Kuran ahlakını burada gördüm. Adnan Oktar bize sadece ‘Kuran'ı okuyun’ dedi. Ben tek başıma olsaydım dinimin bir kısmını yaşayabilirdim sadece. Buradaki arkadaşlarımın faaliyetleri vesilesiyle farklı şehirlerde Allah’ın varlığının anlatılması için binlerce konferans verdim. Bu yaşamı tercih ettiğimden dolayı ailemden baskı görmedim. Tam tersi oldu. Annem binlerce kez Allah razı olsun demiştir. Annem ve babam bu camiayla, Adnan Bey ile görüşmem için teşvik eder” 

2- Bora Yıldız, hakkındaki sözde örgütün sözde kız tavlama imamı olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediğini belirtti ve “Soruşturmanın 2016 yılında başladığını, tutuklandığı 2018 Temmuz ayına kadar cinsel saldırı suçundan kimsenin kendisinden şikayetçi olmadığını“ söyledi.

Yıldız sözlerinin devamında;“23 yıldır buradayım ben. Biz tutuklandıktan sonra madem baskı kalktığı için müştekiler şikayetçi oldu, 2008 yılında da operasyon geçirdik, zor zamanlardaydık, o zaman neden şikayetçi olmadılar. Ben tutuklandıktan sonra 14 günde 10 tane bayan Mali Suçlar Şube Müdürlüğü'ne giderek, şikayetçi olmuşlar. Böyle bir şey olabilir mi? Bunlar arka arkaya emniyete giderek şablon ifade veriyorlar. Korkutularak, organize edilerek, tehdit edilerek ifade verdirilmişler. İfadelerde beni 3 dakika tanıyan kız da aynı cümleyi kurmuş, 3 sene tanıyan kız da aynı cümleyi kurmuş. Yönlendirme ifadeler vermişler. Bu aleyhe ifade veren kızların içlerinde birkaç tane flörtüm oldu ama çoğu doğal arkadaşım. Aramızda da dini inancım gereği cinsellik de olmamıştır.” dedi.

Telefonunun dinlenildiği dönemde irtibat kurduğu kadınların kendisinden şikayetçi olduğunu dile getiren Yıldız şunları söyledi: "Şikayetçilere, Allah şahit, zerre kadar kin duymuyorum. Sırf benimle tapeleri var diye, tutuklanacaklar diye korkuyordum. Ben çok rahatım. 'Oh' dedim rahatladım, iftiraları görünce, 'Onlar kurtulmuş' dedim.“

3- Bora Yıldız, “Benim için en rahatsız edici konu cinsellik konusudur. Benim kız tavlama imamı olduğumu iddia ediyorlar. Bununla ilgili bir mekanizma yazmışlar"ifadelerini kullandı.

“İddianameye göre ben işadamı değilim diye imaj çiziliyor. Şirketlerim de sözde şirketlermiş. Bunları paravan olarak kullanarak kızları etkiliyormuşum. Benim sahip olduğum 3 tane şirket var. Kızları kandırmak için kullandığım iddia edilen, 'Nuri Alço gibi seni meşhur edeceğim' diye kurduğum söylenen şirket, binin üzerinde reklam filmi çekmiş. 15 yıldır her ay 20 tane ayrı reklam filmi faturası kesilmiş. Reklamı çekilenler içinde kendi ürünlerim de var. Tanıtım filmlerini çekmişiz. Dünyanın en büyük reklam şirketlerinden biri benim şirketimi satın almak istedi, satmadım. Ben yüksek inşaat mühendisiyim. İnşaat şirketimden yaptığım inşaatları teslim ettim. Vergilerimi ödedim, 500 milyon ciro yaptım. Bunları kendimi övmek için anlatmıyorum. 'Sözde iş adamı imajı çiziyor.' deniyor. Ben bütün bunları 2 kızı tavlayabilmek için mi yaptım? Kız tavlamak isteyen insanın Irak’ta şantiyede işi ne? Derdim kız tavlamak olsa 6 sene inşaat için gittiğim yerde konteynerde yatar mıyım.” diye belirtti.

Yıldız, aleyhine ifade veren kadınlarla ilgili olarak şunları söyledi: "Bizim paramız, onlara şefkatli davranmamız, genel sosyal durumumuz olmasa bizle görüşmezler. Bu kadınların benim yanımda olmalarının amacı dini arayış değil. Birçok cemaat var. Onlara giderler. Dini arayışta olanlar benim yanıma dekolte kıyafetle gelmez. Benimle ilgili konuşma taleplerinde hepsinde bir heyecan var.

4- Bora Yıldız, Mahkeme başkanının, “Zengin görüntüsü vererek tanıştığınız, tanıştıktan sonra ilişkiye girdiğiniz, sonra da tavsiyeler vererek örgüte kazandırdığınız iddiası konusunda ne diyorsunuz”şeklindeki sorusuna cevap olarak:

“Ben zaten varlıklı bir aileden geliyorum. Görüştüğüm kızlar da benim normal arkadaşım. Bir kaçıyla flörtüm oldu, diğerleri normal arkadaşım. 11-12 tane cinsel saldırı suçlaması var. Bu kızlar dağın başında, su akmaz kervan geçmez yerde değiller. Bunlar inanılmaz sorgulayan kızlar. Bu kızlar böyle yalanı, çelişkili şeyleri hemen yakalarlar. Canını yaktığımız fikir grupları var, buradan dolayı bu tür iftiralara alışkınım. Kadınlar iftiralarda bulunuyor. BİR KADINA BRAD PİTT OLSANIZ DAHİ ‘SENİNLE EVLENECEĞİM AMA GEL ARKADAŞIMLA BİRLİKTE OL’ DERSENİZ, ‘HAYDİ GİT ORADAN’ DER. Benle evlen diyorsunuz, sonra da gel 10 arkadaşımla ol diyebilir misiniz? Turnike yapabilir misiniz? Dünyayı başınıza yıkar. Evlenebilmek amacıyla şerefine leke sürdürmezler” dedi.

5- Bora Yıldız, FETÖ iddialarını somut delilleriyle birlikte kapsamlı bir şekilde izah ederek cevapladı. Yıldız, “15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ BAŞARILI OLSAYDI, SİZ BURADAKİ ARKADAŞLARI KABİRLERİNDE ZİYARET EDERDİNİZ. HOCAMIZ FETÖ'YÜ ELEŞTİRDİĞİ İÇİN ÇOK CİDDİ KUMPASLARA UĞRAMIŞ. 15 TEMMUZ AKŞAMI SAAT 23.50'DEN İTİBAREN ADNAN OKTAR'IN DARBEYE KARŞI AÇIKLAMALARI VAR. ADNAN OKTAR'IN BU AÇIKLAMAYI YAPTIĞI YER KULELİ ASKERİ LİSESİ'NİN ORASI. SİLAHLARIN PATLADIĞI YERLERDEN BİRİSİ." ifadelerini kullandı.

Bora Yıldız sözlerinin devamında, iddia edilenin aksine Sayın Adnan Oktar'ın hain FETÖ lideri ve üyeleri hakkında daha ortada 17-25 Aralık kumpası dahi yokken eleştiriler yaptığını söyleyip bu eleştirileri tek tek okudu.

Bora Yıldız Sayın Adnan Oktar'ın daha 2009, 2010’lu yıllarda FETÖ elebaşı için “…onun bir tek ALLAH BİR dediğine inanırım, devlet içinde devlet oldular, dini terk ettiler ticarete daldılar, hepsini enaniyet kapladı...” gibi sözlerini tek tek okuyarak açıkladı.

6- Bora Yıldız, bilgisayarında çıktığı iddia edilen dijital materyaller arasında Herkül.org adlı sitenin aplikasyonunun bulunmasına ilişkin şunları söyledi: "Ben, canım gibi sevdiğim Ender Daban ve Kartal Göktan ile birlikte yakalanıp gözaltına alındım. Ender, yazılım işinde çalışır. 2011 yılında Yasin Yalçınkaya isimli bilgisayar mühendisi bir yazılımcı, Ender’in çalıştığı şirkete mobil aplikasyonlar geliştirdiği için başvuruyor. Bir grafikçi işe gelirken yanında daha önce yaptığı işleri getirir. Bu işler arasında herkül.org sitesinin aplikasyonu da var diye Ender’e gönderiyor. Uygulamayı yapan Yasin Yalçınkaya. İş başvurusunda bulunan bir kişi göndermiş, dosyaların içinde duruyor. Zaten o bilgisayar benim değil, Ender’in. Yasin Yalçınkaya’nın kim olduğu dosyada yazıyor. İSİM BENZERLİĞİ VAR. MİT TIRLARI OLAYINDAKİ TUTUKLANMIŞ FETÖ’CÜ SUBAY DİYE GEÇSE DE BU KİŞİ O KİŞİ DEĞİLDİR.

7- Bora Yıldız duruşmada, müştekilerin ortaya attığı asılsız ve gerçek dışı bir başka iddianın geçersizliğini de mahkemeye resmi kayıtlar sunarak şöyle gözler önüne serdi:

Dosyada müşteki olarak geçen Çelenlioğlu ailesi ifadelerinde;

2012 yılında Çağla Çelenlioğlu ve kardeşi Ezgi Çelenlioğlu'nun Bora Yıldız'la Hür Sokak’ta, mezarlığın karşısında bulunan A9 TV stüdyosuna gittiklerini, burada güya Adnan Oktar'la görüştüklerini ve 14 yaşındaki Ezgi Çelenlioğlu’nun güya tacize uğradığını iddia etmişlerdi.

OYSA, 2012 YILINDA BORA YILDIZ NE ÇAĞLA ÇELENLİOĞLU NE DE KARDEŞİ EZGİ ÇELENLİOĞLU İLE HENÜZ TANIŞMAMIŞTI BİLE! 

Bu iftira karşısında Bora Yıldız HTS-Baz İstasyonu Analizi kayıtlarını delil sunarak mahkemede şu savunmayı yaptı:

2012’DE BEN DAHA ÇAĞLA’YLA TANIŞMADIM. ÇAĞLA’YLA 2013 YILINDA TANIŞTIK. HTS KAYITLARIYLA SABİTMüştekilerin iddia ettiği 31 Aralık 2012’de HTS kayıtlarında benim orada olmadığım gözüküyor. Benim lehime delil bu. Yılbaşı gecesi Petrol Bakanı gelmişti Irak’tan, onunla yemek yedik, gece 4’te onu havalimanına bıraktım. HTS KAYDIM BÖYLE.” 

Bora Yıldız ayrıca, 31 ARALIK 2012’DE A9 TV STÜDYOSUNUN HENÜZ DAHA "HÜR SOKAK"TA DEĞİL, BAMBAŞKA BİR ADRESTE OLDUĞU BİLGİSİNİ DE VERDİ. Bu bilgileri sorgu hakimliğinde de verdiğini, dolayısıyla bu iddianın tutuklanma gerekçesi olarak değerlendirilmediğini söyledi. Çelişkinin bu şekilde ortaya çıkması üzerine müştekilerin, ifadelerini değiştirerek söz konusu uydurma taciz iddiasını bu sefer de 1 sene sonraya, 31 Aralık 2013'e taşıdıklarını belirtti.

Nitekim Çağla Çelenlioğlu da, tutuklu bulunduğu cezaevinden çıkmak için sonradan hazırladığı etkin pişmanlık dilekçesinde, bu uydurma ve hayali taciz olayının tarihini müşteki olan diğer aile fertlerinin önceki ifadelerini değiştirip yeniden düzenlediği şekilde, yani "31 Aralık 2013" olarak yazmıştı.

NE VAR Kİ MÜŞTEKİLERİN İFADELERİNDE 31 ARALIK 2013 OLARAK DEĞİŞTİRDİKLERİ TARİHTE DE İDDİA ETTİKLERİ TÜRDEN BİR OLAY GERÇEKLEŞMEMİŞTİ. ÇÜNKÜ O TARİHTE BORA YILDIZ TÜRKİYE'DE DEĞİLDİ.

Nitekim Bora Yıldız, bu gerçeği gösteren resmi Pasaport kayıtlarını mahkemeye sunarak 29 ARALIK 2013 GECESİ YURT DIŞINA ÇIKIP TÜRKİYE’YE 5 OCAK 2014’TE DÖNDÜĞÜNÜ KANITLADI. Görüldüğü gibi, müştekilerin sözde taciz iddiasına verdikleri tarih olan 31 Aralık 2013 gecesinde Bora Yıldız Türkiye'de bile değildi.

Müştekilerin, iftiralarını her seferinde kılıfına uydurmak için yaptıkları ifade değişiklikleri de yalanlarının gözler önüne serilmesini engelleyememişti. Bora Yıldız konuyla ilgili şunları söyledi:

“Bu kadar aleni yalan ile insanları mağdur etmek, 15 ay hapiste tutup yaşı küçük kıza cinsel taciz iftirası attırmak bu kadar kolay mı? Devletimizin bu olaya el koyması lazım. ‘Dur HTS kaydın yok’ demesi lazım"

8- Bora Yıldız ifadesinde ve kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplarda Adnan Beyi ve arkadaşlarını ne kadar çok sevdiğini, her birinin çok değerli ve kıymetli insanlar olduklarını, dini inançları gereği iddia edilen suçların hiçbirini işlemelerinin mümkün olmadığını anlattı. Aralarındaki beraberliğin ve dostluğun Kuran ahlakına dayalı olduğunu belirten Yıldız esprili cevaplarıyla da dikkat çekti.

 


SONUÇ 

Gelinen aşamada Sayın Adnan Oktar ve üç arkadaşının ifade alma ve çapraz sorgu işlemleri tamamlanmış oldu. 23 Eylül Pazartesi günü sözde örgütün sözde yöneticilerinden biri olduğu iddia edilen Aylin Atmaca’nın ifade işlemleri ile duruşmalar devam edecek.

11 Temmuz 2018 tarihli polis operasyonundan bu yana yaşadığımız haksız ve hukuksuz uygulamaların benzerlerinin yeniden yaşanmaması, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın mağduriyetlerinin katlanarak devam etmemesi ve hakkımızda aylardır ortaya atılan itham ve iftiraların asılsız ve gerçek dışı olduğuna bizzat şahit olması bakımından dava sürecinin kamuoyumuz tarafından takip edilmesini son derece önemli görmekteyiz. 

Dava süreci takip edilerek yapılacak objektif yorum ve katkıların, hukukun sağlıklı ve güvenilir işletilmesi, toplum vicdanının mutmain olması ve en önemlisi davaları devam eden Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın masumiyet karinelerinin ve savunma haklarının korunması bakımından çok önemli olduğunu özellikle belirtmek isteriz.

Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunuyoruz.