CAMİAMIZA YÖNELİK ARDI ARKASI KESİLMEYEN, KEYFİ VE HUKUKSUZ GÖZALTI VE TUTUKLAMA ÇABALARI YARGI SİSTEMİMİZ ADINA ENDİŞE VERİCİDİR

“Adnan Oktar Davası” dosyasının İstinaf Mahkemesi'nde karar aşamasına yaklaştığı söylentilerinin dolaştığı şu günlerde, camiamıza yönelik yine ardı ardına baskı ve yıldırma amaçlı hukuk dışı eylemler ve uygulamalar gerçekleşmektedir. Kadın, genç, yaşlı, hasta, alakalı, alakasız her önüne gelenin gözaltına alındığı ya da emniyete çağırıldığı, hukuk ve adalet adına kaygı verici bir durum yaşanmaktadır.

Anladığımız kadarıyla hem tutuklu arkadaşlarımızın tutukluluklarının devamını sağlayabilmek hem de yeni kanunsuz ve hukuksuz tutuklamaların önünü açabilmek amacıyla -kamuoyunun yakından takip ettiği bazı meşhur davalarda uygulandığı gibi- camiamıza yönelik de çok sayıda mesnetsiz, gizli ve mükerrer alternatif soruşturmalar açılıp bir kenardan sinsice yürütülmektedir

Bu soruşturmalar bahane edilerek de uygun zaman gelince adeta bir cadı avı başlatılmaktadır. Hanım arkadaşlarımızdan aile ve akrabalarımıza, sosyal medyada bir yorum ya da paylaşımda bulunmuş kimselerden geçmişte Harun Yahya kitabı satın alanlara, kısaca selam verenden selam alana kadar kimseyi açıkta bırakmayacak şekilde, ülke çapında sayısız gözaltılar yapılmaktadır.

Yaşlı, genç, hasta, hamile ya da çocuklu ayırt etmeksizin, hak hukuk gözetmeden pervasızca uygulanan ve sırf camiamıza huzursuzluk vermek, sindirmek amacıyla yapıldığı izlenimi veren her türlü yasal dayanaktan yoksun bu gözaltılar, artık alenen zulüm ve eziyet boyutuna ulaşmış bulunmaktadır.

Elbette ki burada, görevini hakkıyla yapan şerefli, kahraman Türk Polisimizi,  adil, dürüst ve tarafsız, değerli Yargı mensuplarımızı her zaman tenzih ediyoruz. Ancak, derin devlet yapılanmasının güdümünde olduğu anlaşılan bir avuç insan tarafından organize edilen bu faaliyetler ülkemizdeki hukuk düzeni ve bir sonraki aşamada toplumumuzun istikrarı ve devletimizin bekası açısından ciddi bir tehlike arz etmektedir.

Hiçbir suça karışmamış insanları sudan bahanelerle sabah akşam emniyete götürmek, karakol karakol, adliye adliye dolaştırmak toplum düzeni ve huzuru açısından son derece büyük bir eziyet ve zulümdür. Zira toplum düzeninin temelini vatandaşın kendi hak ve hukukunun güvence altında olduğunu hissetmesi oluşturur. 

BU TARZ KEYFİ UYGULAMALAR İSE EMNİYET VE YARGI GİBİ HAYATİ KURUMLAR İÇİNDE, KENDİLERİNİ KANUN VE HUKUKUN ÜZERİNDE GÖREN BİRTAKIM DERİN DEVLET MEKANİZMALARININ ETKİLİ OLDUĞU VE VATANDAŞI KORUYACAK GÜÇLÜ BİR ADALET SİSTEMİNİN BULUNMADIĞI GİBİ BİR GÖRÜNÜM ORTAYA KOYAR Kİ BÖYLE BİR ŞEY DOĞRUDAN DEVLETİMİZİN BEKASINA YÖNELİK TEHDİT ANLAMINA GELİR. 

Ülkemize, devletimize, milletimize hiçbir getirisi ve faydası olmayan bu hukuksuz uygulamaların Türk'ü Türk'e, Müslüman'ı Müslüman'a düşman edip ezdirmek ve kırdırmaktan başka bir amacı olmadığı ortadadır. Bu haksız ve hukuksuz uygulamalardan tek karlı çıkanın ise Osmanlı'dan beri milletimizin başına açık bir bela olan dünya çapındaki tüm derin devletlerin, suç ve terör örgütlerinin, mafyatik oluşumların beyni olan İngiliz derin devletinden başkası olmadığı da unutulmamalıdır. 

Ülkemizin birlik ve beraberliği ile vatandaşlarımızın mutlu, huzurlu ve müreffeh bir yaşam sürmesi, İngiliz derin devletinin bölgemiz üzerindeki yüzyıllar öncesine dayalı plan ve çıkarlarına ters düşmektedir. Bu sebeple vatandaşlarımızı huzursuz ve rahatsız edecek her türlü haksız ve hukuksuz uygulama ile zulüm niteliğindeki eylem ve uygulamalar, bilmeden de olsa İngiliz derin devletinin değirmenine su taşımak anlamına gelmektedir. 

İngiliz derin devleti, Sayın Adnan Oktar ve arkadaş camiamızın 40 yıldan bu yana değişmeyen yerli ve milli duruşu ile yoğun anti Darwinist ve anti materyalist ilmi ve kültürel faaliyetlerini Türkiye, İslam alemi, Ortadoğu ve dünya üzerindeki dizayn planlarına çok büyük bir engel ve tehdit olarak görmektedir. 

Uzun yıllardan bu yana camiamızı karalayıp aleyhimizde olumsuz kamuoyu algısı ve infialler oluşturmak, devlet ve emniyet görevlilerini kışkırtıp hakkımızda yanlış yönlendirmek, hükümet yetkilileri ve siyasiler ile aramızı açıp bozmak için yürütülen çok sayıdaki karalama kampanyalarının, dezinformasyonların, komplo ve kumpas girişimlerinin altında yatan tek sebep de İngiliz derin devletinin camiamızın varlığından ve varlığımızın kendi kirli ve karanlık küresel hedeflerine, sömürü düzenine karşı ciddi bir ilmi ve fikri set oluşturmasından duyduğu bu rahatsızlıktır. 

Bu sebeple İngiliz derin devleti, arkadaş camiamızı dağıtıp parçalamak ve yürüttüğümüz ilmi ve kültürel faaliyetleri engellenmek için her türlü gayrı hukuki, gayrı meşru ve gayrı ahlaki yol ve yönteme başvurmaktadır. Öyle ki Darwinizmin, deizmin ve ateizmin ülkemizde büyük bir hızla yayıldığı bu dönemde, Sayın Adnan Oktar'ın Evrim Teorisi'ni darmadağın eden eserlerinin toplanıp yakılmaya çalışılmasının; Allah'ın varlığının, birliğinin, iman hakikatlerinin ve “Yaratılış Gerçeklerinin” anlatıldığı internet siteleriyle A9 TV Televizyonu'nun kapatılmasının Müslüman milletimizin hayrına bir faaliyet olmadığı da açık ve nettir. 

Özetle;

Bugün, huzursuzluk ve rahatsızlık vermek, sindirmek ve sözde ayar vermek amacıyla camiamıza yönelik sürdürülen, keyfi ev baskınları, yerli yersiz emniyete çağırmalar, haksız ve hukuksuz gözaltı ve tutuklamalar şeklinde kendini gösteren bu kanun ve hukuk dışı zihniyetin yarın bir gün kimi hedef alacağını tahmin etmek mümkün değildir. 

Zamanı geldiğinde ya da gerek duyulduğunda devreye sokulmak üzere yıllar öncesinden uydurma ve suni gerekçelerle açılmış ve bir kenarda yavaş yavaş kalınlaşan "gizli" soruşturma dosyalarından yarın başkalarının nasibini almayacağının (!) bir teminatı da bulunmamaktadır. Dün kendini çok güvende hisseden bir vatandaş, bugün nasıl olduğunu anlamadan kendisini bir anda içinden çıkamayacağı bir dava sürecinin içinde, hatta çoğu zaman cezaevinde bulabilmektedir.

İşte bu yüzden hukuk dışı her türlü girişime karşı durmak, sadece kendi başına geldiğinde değil, başkasının başına geldiğinde de gerekli vicdani ve hukuki tepkiyi göstermek, oynanan oyunlara sessiz kalmamak çok önemli bir vatandaşlık görevidir. 

Türkiye’yi kendilerince çıkarlarına ve kirli hedeflerine göre şekillendirmek isteyenlerin, vatanseverleri, milliyetçileri, aydınları bertaraf edip kendi alçak planlarını uygulamaya geçirmeyi hesaplayanların her defasında milletin irfanına çarpacağı açıktır. Ancak, kıymetli olan bunun çok vakit geçirmeden, tahribat oluşmadan yapılmasıdır. 

Değerli kamuoyunun bilgilerine sunarız. Saygılarımızla...