BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonun gerçekleştiği 11 Temmuz 2018 tarihinden bu yana camiamız aleyhindeki asılsız ve gerçek dışı yüzlerce iddiayı, olmadık iftiraları akıl almaz biçimde, NEFES ALMADAN kamuoyuna servis etmenizi endişeyle izliyoruz.

Üstelik, sistematik bir biçimde yayınladığınız hayali kurgu, senaryo ve iftiraları içeren gerçek dışı haberlerinizi, yalnızca husumetli bir grubun beyanlarını kaynak alarak hazırlıyor, tek bir iddianıza dahi SOMUT MADDİ DELİLLER SUNAMIYORSUNUZ. Bunun yanında, BİZİM MASUMİYETİMİZİ, BİZLERE ATILAN SUÇLAMA VE İFTİRALARIN GERÇEK DIŞI OLDUĞUNU İSPATLAYAN BİNLERCE KARŞI–DELİLİ ADETA YOK SAYIYORSUNUZ.

Dahası, böyle bir kaygınızın bile olmadığı açıkça görülüyor.

Sayın Adnan Oktar ve TBAV camiası ile ilgili yayınladığınız her gerçek dışı haberin yanlışlığını, asılsızlığını belge ve delilleriyle sunduğumuz halde aynı haberleri yaklaşık 14 aydır mükerrer bir şekilde yayınlamaktan vazgeçmemeniz akıllarda önemli soru işaretleri ve endişeler oluşturuyor.


CAMİAMIZ ALEYHİNDE 1 SENEDİR ISRARLA YAYINLAMAYI SÜRDÜRDÜĞÜNÜZ UYDURMA İDDİALARIN GERÇEK DIŞI VE ASILSIZ OLDUKLARI, BUNLARIN İDDİANAMEDE BİLE YER ALMAMASIYLA BİR KEZ DAHA İSPATLANDI

Asılsız ve mesnetsiz olduğunu defalarca ispatladığımız halde, akla hayale gelmedik iftiralarla, hakaretlerle, karalamalarla dolup taşan yüzlerce uydurma haberi, ardı arkası kesilmeyecek bir biçimde sayfalarınıza, yayınlarınıza taşıdınız.

Ne var ki içindeki iddiaların tamamı somut delillerden yoksun, belgesiz, dayanaksız ve bütünüyle magazin içerikli olan "iddianame"de bile sizin Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelttiğiniz akıl almaz suçlamaların, hayali senaryoların, uydurma haberlerin hiçbirisi yer almadı.

Bu bütünüyle uydurma, mesnetsiz ve hayal ürünü haberleri bir kez daha hatırlayacak olursak :


Binlerce Şantaj kaseti var” dediniz, bir tane bile çıkmadı; 

Eğer iddia edildiği gibi, ortada şantaj kasetleri diye bir şey olsaydı, aynı anda 120 eve habersiz, eş zamanlı yapılan baskınlarda bunlar mutlaka ortaya çıkardı. Ayrıca 2 yıl teknik takibe alınan telefon konuşmalarında bu konuya ait mutlaka bir delil bulunması gerekirdi. Kaldı ki binlerce değil, bir tane bile sözde şantaj kaseti bulunmuş olsa bugüne kadar bunun haberini zaten BİNLERCE KEZ yayınlardınız!

6 kamyon tarihi eser çıktı” diye defalarca haber yaptınız, oysa tek bir tarihi eserin dahi olmadığı ortaya çıktı; 

Operasyon sırasında girilen evlerdeki normal ev eşyalarını, elektrikli abajurları, Kütahya seramik süs eşyalarını, reprodüksiyon tabloları aylarca kamuoyuna tarihi eserlermiş gibi sundunuz. Fakat, tamamının en fazla 4-5 yıllık eşyalar olduğu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından verilen bilirkişi raporlarıyla ispatlandı.

Bir doktor arkadaşımıza ait EKG cihazı için “yalan makinası bulundu” şayiasını çıkardınız;

Bu iddianızın da, gerçek dışı olduğunu, bunun da hemen ortaya çıkacağını kendiniz de çok iyi bildiğiniz halde sırf kamuoyunda aleyhimizde şaibe oluşturmak, kara propagandanızı sürdürmek adına bu saçma yalanı haber diye yayınladınız. Yalan olduğu ortaya çıkan hiçbir haberinizi tekzip etmediğiniz gibi kamuoyunu yanılttığınız için özür bile dilemediniz.

Taciz, tecavüz var” dediniz, DNA testleri yapıldığını, her şeyin ortaya çıkacağını söylediniz de neden bu yalanları çürüten test sonuçlarını yayınlamadınız ???

İstismar, tecavüz ve taciz iddialarını tümüyle çürüten, SAYIN ADNAN OKTAR’A VE ARKADAŞLARINA AİT DNA RAPORLARI, KAN ÖRNEKLERİ TERTEMİZ ÇIKIP ORTADA HİÇBİR SUÇ OLMADIĞINI SOMUT OLARAK İSPATLAYINCA, bu sonuçları hiçbir şekilde yayınlamadınız. Temiz çıkmamız, hiçbir suç çıkmaması sizi neden sevindirmedi?

TBAV mensuplarına ait ruhsatlı silahlarla “suç işlendi” dediniz, bu haberiniz de anında belgelerle çürütüldü;

İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından yapılan balistik incelemelerinde TBAV mensuplarına ait silahların tamamen legal ve ruhsatlı oldukları, hiçbir suça veya olaya karışmadıkları anlaşıldı.

Güya “Zorla alıkonulduğu”nu iddia ettiğiniz kadınlar nerede?

120 yere yapılan eş zamanlı baskınlarda ne bir suç unsuruna ne de bir zorla tutulma vakasına rastlanmadığı gibi şu an tutuklu bulunan 100 bayan arkadaşımız da herhangi bir zorla tutulma şikayetinde bulunmadı.

A9 TV ve Global Yayıncılık gibi şirketler üzerinden güya “100 MİLYONLARCA DOLARLIK kara para aklandı” dediniz...

Bu iddianız da TMSF Başkanı Sayın Muhiddin Gülal’ın, “Adnan Oktar ile alakalı çok bir şey yok aslında, (TOPLAM 86 ŞİRKETİN) 10 MİLYON TL SEVİYESİNDE BİR AKTİF BÜYÜKLÜĞÜ SÖZ KONUSU” sözleriyle resmi ağızdan yalanlandı. A9 TV, Global Yayıncılık gibi şirketlerin ortalama bir bakkal dükkânından fazla cirosu ve sermayesi olmadığı ortaya çıktı, Günlerce sayfalarınıza, kanallarınıza defalarce taşıdığınız bu gülünç iddialara dair İDDİANAMEDE BİLE HERHANGİ BİR SUÇ İSNADI YOK. Şirketlerin, güya kara para aklama faaliyeti olarak gösterilen işlemlerin ofis boyların bankalara yatırdıkları 500'er, 1000'er liralık elektrik, su, doğalgaz faturaları olduğu anlaşıldı.


Bunların yanı sıra, bir yılı aşkın bir süredir yüzlerce kez yayınladığınız ve defalarca çürütülmüş, asılsızlığı, uydurmalığı, saçmalıkları gözler önüne serilmiş gerçek dışı haberlerinizden diğer bazılarını da tekrar hatırlayacak olursak:

– Evler yıkıldı, altları kazıldı, TOPRAĞA GÖMÜLÜ OLDUĞUNU İDDİA ETTİĞİNİZHAYALİ MİLYONLARCA DOLAR hiçbir yerden çıkmadı.

– Sözde işkence ya da eziyet gördüğünü iddia ettiğiniz husumetli müştekilerin HİÇBİRİNİN GEÇERLİ RAPOR YA DA BELGESİNİN OLMADIĞI, tüm iddiaların fantezi ve televole mantığındaki iftiralar ve delilsiz-belgesiz yalan beyanlar üzerine kurulu olduğu anlaşıldı.

– Güya fişlendiğini iddia ettiğiniz şahıslara ait HAYALİ FİŞLEME ARŞİVLERİNİN OLMADIĞI Emniyet Müdürlüğü’nce yapılan tüm detaylı araştırmalar sonucunda ispatlandı.

– Arkadaşlarımızın 15 Temmuz hain FETÖ darbesinden sonra, binlerce vatandaşımız gibi, herhangi yeni bir darbe girişimi durumunda kendilerini savunmak amacıyla aldıkları “RUHSATLI YİVSİZ AV TÜFEKLERİ”ni, "SNİPER TÜFEĞİ" diye manşetlere taşıdınız, bu iddianız da gerçek dışı çıktı.

– Sürekli gündem yaptığınız sözde askeri ve siyasi sırların sızdırıldığına dair CASUSLUK İFTİRALARININ TEK BİR KANITI, BELGESİ VEYA FOTOĞRAFI YOK.

– Değil uyuşturucu, sigara, alkol, nargile dahi kullanmayan Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının, “KANLARINDA UYUŞTURUCU BULUNDU iftiranızın da gerçek dışı olduğu Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi raporuyla ispatlandı.

– "Evlerin altında gizli geçitler, gizli hücreler var" diye tamamıyla kurgu olan iddiaları haber yaptınız, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü hiçbir evde böyle bir yapıya rastlamadı. BU HABERİN DE GERÇEK DIŞI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI.

– Güvenlik kameralarıyla 7/24 kayda alınan BAHÇE MERDİVENLERİNİN GÖRÜNTÜLERİNİ SİYAH BEYAZA ÇEVİRİP KARARTIP FLULAŞTIRARAK"gizli geçit görüntüleri" diye haber yaparak insanları yanılttınız.

– Evlerde, ofislerde “dinleme cihazları, böcekler, gizli kameralar” var dediniz, bu iddianızın da gerçek dışı olduğu iddianamenin açıklanmasıyla bir kez daha ortaya çıktı. Adeta halkın aklıyla alay edercesine, BAHÇE VE GÜVENLİK KAMERALARINA BİLE GİZLİ KAMERALAR DEDİNİZ.

– Sayın Adnan Oktar’ın canlı yayında gösterdiği 60 YILLIK EL YAZMASI TEVRAT için hiçbir aslı olmayan “Tarihi Eser Tevrat” safsatasını ortaya atınız, bu uydurma iddianız da iddianamede yer almadı.

Buraya kadar verdiğimiz örneklerden de açıkça anlaşılacağı üzere, HAKLARINDA HİÇBİR YARGI KARARI BULUNMAYAN, HAYATLARINDA HİÇBİR SUÇA KARIŞMAMIŞ, SABIKA KAYITLARI BİLE BULUNMAYAN VE BİR ANAYASAL HAK OLARAK "MASUMİYET KARİNESİNE" SAHİP SUÇSUZ İNSANLARI DAHA MAHKEMELERİ DAHİ GÖRÜLMEMİŞKEN GERÇEK DIŞI HABERLERLE SUÇLU İLAN EDİYORSUNUZ!

BU ŞEKİLDE KANUNSUZ VE HUKUKSUZ DAVRANMA YETKİSİNİ NEREDEN ALIYORSUNUZ?

ANCAK, BİR YANDAN BİZE "YARGISIZ İNFAZYAPARKEN, DİĞER YANDAN SUÇLULUĞU KESİNLEŞMİŞ VE HÜKÜM GİYMİŞ OLAN BAZI ŞAHISLARIN DA SERBEST BIRAKILMALARI GEREKTİĞİNİ SAVUNUYORSUNUZ. YARGILANMIŞ, KARARI KESİNLEŞMİŞ VE HÜKÜM GİYMİŞ SUÇLULARIN CEZAEVİNDE OLMALARINDAN DOLAYI ADALETİN VE HUKUKUN KALMADIĞINI BELİRTEN HABERLER YAYINLIYORSUNUZ!

Bu nasıl bir çelişki! 

Camiamız aleyhinde, kamuoyunda olumsuz algı oluşturmak, karalama ve itibarsızlaştırma kampanyası yürütmek amacıyla yayınladığınız gerçek dışı haberlerin hiçbirinin doğru olmadığını her yönden ispat ettiğimiz halde;

– Bu nasıl bir yayıncılık ve habercilik anlayışıdır?

– Tarafsızlık, objektiflik, adalet, doğruluk, dürüstlük gibi temel habercilik ilkelerini niçin ihlal ediyorsunuz?

– Neden kanıtsız, belgesiz, asılsız bilgilerle manşetler atıp, uydurma haberler yapıyorsunuz?

– Tehdit mi ediliyorsunuz?

– Derin devlet baskısı altında mısınız?

– Polis teşkilatımız içinde yapılanan kripto bir yapı mı var ve size bu haberleri yayınlamanız için baskı yapıyor?

Sürekli gerçek dışı, önyargılı, asılsız haberlerle adaletin ve hukukun da gücünü kırıyorsunuz. Mahkemeler üzerinde baskı oluşturuyorsunuz, yaptığınız haberler delilsiz, mesnetsiz olduğu halde, çıkardığınız infiallerle, koparttığınız yaygaralarla adil ve bağımsız yargıyı etki altında bırakıyorsunuz.

İnsanlar da bu durumdan dolayı güzel ülkemizde adaletin, hukukun kalmadığını düşünüyor; basına ve yargıya duyulan güven giderek düşüyor. Anketlerden, “Yargıya Olan Güven Yüzde 20'lere Düştü”, “Adalete Güven Arzulanan Seviyede Değil” sonuçları çıkıyor.

Ama, sizin habercilik anlayışınızın bunda hiçbir katkısı yokmuş gibi İŞİNİZE GELMEYİNCE ADALETSİZLİKTEN, HUKUKSUZLUKTAN, YARGININ DÜZGÜN İŞLEMEYİŞİNDEN YAKINIYORSUNUZ.

Eğer yargının düzelmesini istemekte samimiyseniz öncelikle habercilik anlayışınızı düzeltin. SEVGİYİ, DOSTLUĞU, GÜZELLİĞİ, KARDEŞLİĞİ esas alın. Doğru habercilik ve yayıncılık tüm basına, medya kuruluşlarına hakim olursa göreceksiniz ki yargı da düzelecektir.

 

YAPTIĞINIZ KARA PROPAGANDA VE OLUŞTURDUĞUNUZ İNFİAL SONUCUNDA MASUM BİR İNSAN İÇİN HİÇBİR GEÇERLİ VE HUKUKİ DELİL OLMAKSIZIN 870 YIL HAPİS CEZASI İSTENİYOR !

Sayın Adnan Oktar aleyhinde tek bir tane bile somut suç unsuru ve delili olmamasına, masumiyetinin ise yüzlerce delili olmasına ve bunları defalarca sunmamıza rağmenkendisi için 870 YILHAPİS CEZASIisteniyor. Bu ise, 10 KERE MÜEBBET ALMAKanlamına geliyor!

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşları, MASUMİYET KARİNELERİ HİÇE SAYILARAK yaklaşık 14 aydır kamuoyuna hukuksuzca servis ettiğiniz mesnetsiz haberlerle kara propagandaya maruz kalıyorlar.

Bu durumda soruyoruz :

>> BÖYLE VAHİM BİR ADALETSİZLİK KARŞISINDA, başta taraflı ve husumetli gerçek dışı haberleri yayınlayanlar olmak üzere, medyaya düşen suçsuz bir insan hakkında 870 yıl ceza istenmesinin dehşet ve vehametini manşetlere taşıması değil midir?

>> En başta, BÖYLE GÖRÜLMEMİŞ TARİHİ BİR ZULMÜN, HAKSIZLIĞIN VE HUKUKSUZLUĞUN üzerine gitmeniz, bunu sorgulamanız, bunu defalarca haber yapmanız gerekmez mi?

>> Bu habercilik ve yayıncılık anlayışınızı değiştirmediğiniz takdirde, yakındığınız adaletsizliğin, hukuksuzluğun düzelmesi nasıl mümkün olabilir?

>> Gerçek dışı haber ve iftiralarla İNSANLARIN HAKSIZLIĞA, HUKUKSUZLUĞA VE ZULME ALIŞTIRILDIĞI BİR TOPLUMDA bir süre sonra adalet zayıflar ve sonunda da yıkılır. Böyle yaparak herkese olduğu gibi kendinize de zarar verdiğinizi göremiyor musunuz?

>> Bugün bize yapılan zulüm ve haksızlıkların yarın size de dönmeyeceğinden emin misiniz? Dönerse, o zaman hukuk ve adalet size de gerekmeyecek mi ?

Yapmayı alışkanlık haline getirdiğiniz olumsuz, karamsar, sevgisiz, öfke ve nefret söylemleri dolu, gerçeklikten uzak, güvenilirlikten yoksun haberlerin etkisiyle toplum günden güne daha çok gerginleşiyor.

Sırf öfke, muhalefet, kara propaganda maksatlı haberleriniz adalet sistemine olduğu gibi ekonomiye ve sosyal düzene de zarar veriyor. Toplumu nefrete, öfkeye, sevgisizliğe sürüklüyorsunuz. İnsanlar birbirini kırıp geçiriyor, anne, baba, çocuk birbirini öldürüyor. TV, radyo, gazeteler her gün dehşet, cinnet, felaket, cinayet haberleri ile dolup taşıyor. Her gün kadın cinayeti var.

Çizdiğiniz karanlık tablo yüzünden birçok insan, Türkiye’de artık huzurun, rahatın, güvenliğin kalmadığı kanaatinde, hatta ilk fırsatta güzel ülkemizi terk etmeyi düşünenler var. Maddi imkanı olan birçok vatandaşımız ise Türkiye’yi terk ederek yurt dışına yerleşmiş durumda.

Oluşturduğunuz tahribat nedeniyle Türkiye, dünya mutluluk sıralamasında gerilemeye devam ediyor. Birleşmiş Milletler 2019 Dünya Mutluluk Raporu’na göre TÜRKİYE 79. SIRA İLE DÜNYANIN EN MUTSUZ ÜLKELERİNDEN BİRİ HALİNE GELDİ. İsveç, Norveç, Danimarka, Almanya gibi pek çok batı ülkesi adeta cennet gibiyken bizim ülkemizde neşeli insan bulmak bile zor hale geldi. Ülkenin pek çok yeri adeta korku filmi gibi. Öfke, kin, nefret giderek hızla yayılıyor.

Artık bu öfke ve nefret ruhunu körüklemeyin, İYİLİĞİN, GÜZELLİĞİN, DOSTLUĞUN, ŞEFKATİN YAYILMASI İÇİN ÇABALAYIN. Aksi takdirde, yakın bir gelecekte böyle bir Türkiye’de siz, eşleriniz, çocuklarınız, kardeşleriniz, sevdikleriniz, yakınlarınız nasıl yaşayacak? Bunları bir düşünün.


HUKUKSUZ, ADALETSİZ, VİCDANSIZ, İLKESİZ VE TARAFLI BİR HABERCİLİK ANLAYIŞI, EN BAŞTA YÜCE KİTABIMIZ KURAN-I KERİM'İN HÜKÜMLERİNE VE PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN HADİSLERİNE TÜMÜYLE AYKIRIDIR

Buraya kadar, benimsemiş olduğunuz hukuka, adalete, evrensel insan haklarına ve basın meslek ilkelerine aykırı, taraflı, kara propaganda maksatlı ve öfke dolu habercilik anlayışının yanlışlığından, sakıncalarından ve bu zihniyetin devletimizin dirlik ve düzeni, toplumumuzun sağlığı açısından doğurduğu olumsuz sonuçlarından bahsettik.

Hepsinin ötesinde bu tür bir zihniyet, en başta Yüce Kitabımız Kuran'ı Kerim'in ayetlerinde bildirilen, her durumda HAKKI VE ADALETİ GÖZETME, DÜRÜST OLMA, KİN VE ÖFKEYLE HAREKET ETMEME, İNSANLARA İFTİRA, ZULÜM VE HAKSIZLIKTA BULUNMAMA gibi pek çok hüküm ve güzel ahlak ölçüsüne de kökten aykırıdır.

Her durumda temel başvuru kaynağımız olan KURAN’DA, YÜCE RABBİMİZ;

Müslümanlara işlemedikleri suçlar yönelterek onlara eziyet edenlerin, “bir iftira ve açık bir günah” yüklenmiş olduklarını bildirmektedir :

Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara İRTİKAB ETMEDİKLERİ (BİR SUÇ) SEBEBİYLE EZİYET EDENLER ise, gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.”(Ahzab Suresi, 58)

Müslümanların, “kendi aleyhlerinde bile olsa” her koşulda adil olmalarını emretmektedir :

Allah bir ayetinde ise “…kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun” buyurarak adaletten hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda şaşmamayı emretmiştir:

“Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, ALLAH İÇİN ŞAHİTLER OLARAK ADALETİ AYAKTA TUTUN. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. EĞER DİLİNİZİ EĞİP BÜKER (SÖZÜ GEVELER) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.” (Nisa Suresi, 135)

Kuran’da “bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın” buyurulmaktadır:

Allah’ın Kuran’da bildirdiği gerçek adalet, insanlar arasında hiçbir ayrım yapmadan hükmetmeyi, insanların hakkını korumayı, zulme asla rıza göstermemeyi, zalime karşı mazlumdan yana tavır almayı, ihtiyaç içinde olanlara yardım eli uzatmayı emreder. Bu adalet, bir karar vermek gerektiğinde her iki tarafın da hakkını korumayı, OLAYLARI ÇOK YÖNLÜ DEĞERLENDİRMEYİ, ÖN YARGISIZ DÜŞÜNMEYİ, TARAFSIZLIĞI, HAKKANİYETİ, DÜRÜSTLÜĞÜ, HOŞGÖRÜYÜ, MERHAMETİ VE ŞEFKATİ gerektirir.

Kuran’ın emri gereği tüm kişisel duygu ve düşüncelerinizi bir tarafa bırakmayı, kendisinden yardım talep eden iki tarafa da adil davranmanız, her şart ve durumda doğrulardan yana olmanız, Kuran’da belirtilen İslam ahlakı ölçüsünde, dürüstlükten ve doğruluktan asla taviz vermemeyi kendinize ilke edinmelisiniz. Çünkü, Allah Kuran’da “adil şahitler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun” diye emretmektedir:

“Ey iman edenler, ADİL ŞAHİTLER OLARAK, ALLAH İÇİN, HAKKI AYAKTA TUTUN. BİR TOPLULUĞA OLAN KİNİNİZ, SİZİ ADALETTEN ALIKOYMASIN. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır.Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (Maide Suresi, 8)

Dolayısıyla, kin, nefret, haset, kıskançlık, çekememezlik, öfke, intikam, çıkar gibi nedenlerden dolayı, taraflı ve adaletten uzak habercilik anlayışını ısrarla sürdürenler, bu ayetin hükmüne girmekten çok çekinmelidirler.

Kuran’da doğru sözlü olmayı emretmekte, yalan ve gerçek dışı beyanda bulunmayı, iftira atmayı kesin olarak yasaklamaktadır:

“Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve sözü doğru söyleyin.”(Ahzap Suresi, 70)

Peygamberimiz (sav) de hadislerinde yalanın her türlüsünden sakınmayı buyurmuştur:

“Kıyamet günü Allah Katında mahlukların en sevimsizleri YALANCILAR, KİBİRLİLER VE KARDEŞLERİNE KARŞI SİNELERİNDE AMANSIZ KİN BESLEYENLER olacak …”(İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. Cilt, s.355)

 “Siz doğruluğa devam ediniz, çünkü DOĞRULUK MUHAKKAK SAHİBİNİ HAYIRLARA ERİŞTİRİR. İYİLİKLER DE CENNETE HİDAYET EDER, GÖTÜRÜR. Doğruluğa devam ettikçe ve doğruyu aradıkça Allah Teala’nın indinde sıddik olarak yazılır. Yalandan sakınınız, muhakkak yalan insanı fücura götürür, fücur ise ateşe yani cehenneme götürür, KUL YALANA DEVAM ETTİKÇE VE YALANI ARADIKÇA İNDİ İLAHİ’DE YALANCI YAZILIR.” (Mehmed Zahid Kotku, Hadislerle Nasihatlar, Cilt 1, s.279; Buhari ve Müslim’den)

Bir başka hadisinde de Resûlullah(sav) şöyle buyurur :

"ZANDAN SAKININIZ. ÇÜNKÜ ZAN (YERSİZ İTHAM), SÖZLERİN EN YALAN OLANIDIR. Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, birbirinize karşı öğünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın, yüz çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Allah'ın size emrettiği gibi kardeş olun. (Müslim, Birr 30)

 

Sonuç olarak !

Bizler İslam ahlakı ile yetişmiş bir toplumuz.

Bu nedenle, yukarıdaki ayetler ve hadisler ışığında, hak, hukuk, adalet ve vicdan ölçüleri içinde, hatalarınızı tekrar gözden geçirmenizi önemle tavsiye ediyoruz. "Yargısız İnfaz" görünümündeki haberlerle insanları manen yok etme kampanyalarına artık son verin. Bu ne İslam ahlakına ne de devlet terbiyemize uygun değildir. ADALETİ, HUKUKU TEŞVİK EDİN, YARGININ ÜZERİNDEKİ BASKIYI KALDIRIN!

Hatalarınızdan tövbe ederek Allah'a dönün. Çünkü, Allah, tövbe edip kendini düzeltenlerin tövbelerini kabul edeceğini bildirmiştir:

“Ancak tevbe edenler, (kendilerini ve başkalarını) düzeltenler ve (indirileni) açıklayanlar(a gelince); artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim.” (Bakara Suresi, 160)

Hepimiz Müslümanız, her şeyden önce din kardeşiyiz. Bu yüzden aramızda kardeşlik, dostluk hakim olmalı. KİNİ, ÖFKEYİ, NEFRETİ DEĞİL, ALLAH’IN VE PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN EMRİ OLAN SEVGİYİ, ŞEFKATİ, BARIŞI VE KARDEŞLİĞİ YAYALIM.

BİZLERİN SİZE KARŞI BİR ÖFKESİ, KÜSKÜNLÜĞÜ, DARGINLIĞI YOK. SİZ TÖVBE EDİP BİZE KARŞI TUTUMUNUZDAN VAZGEÇERSENİZ BİZ DE ALLAH’IN EMRİ GEREĞİ SİZLERİ AFFEDERİZ:

“Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.” (Araf Suresi, 199)

Peygamberimiz (sav) de Müslümanların birbirleri arasında kin, öfke, haset gibi olumsuz duygular beslemekten sakınmalarını şöyle emreder:

"BİRBİRİNİZE HASET ETMEYİN, KİN TUTMAYIN. BAŞKALARININ AYIPLARINI ARAŞTIRMAYIN, konuştuklarını dinlemeyin, müşteri kızıştırmayın. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun." (Müslim, Birr 30)

"BİRBİRİNİZLE ALÂKAYI KESMEYİN! BİRBİRİNİZE SIRT DÖNMEYİN! BİRBİRİNİZE KİN TUTMAYIN! HASET ETMEYİN. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun!” (Müslim, Birr, 30)

 

Gelin, bu öfke ortamını kardeşlikle el ele ortadan kaldıralım. Türkiye normale dönsün. HEP BİRLİKTE DÜRÜSTLÜK, ADALET, HUZUR, SEVİNÇ VE MUTLULUK İÇİNDE YAŞANACAK BİR TÜRKİYE’NİN OLUŞMASI İÇİN elbirlik gayret etme kararı alalım. Türkiye’nin cennet gibi olmasına çabalayalım. BİRBİRİMİZİ SEVİP DOSTÇA, KARDEŞÇE HUZURLU BİR ŞEKİLDE YAŞAYALIM. Çocuklarımıza güzel, mutlu bir Türkiye bırakalım.

 Saygılarımızla.