BARIŞ TERKOĞLU’NUN, SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞ CAMİASINA DUYDUĞU HUSUMETİN ARDINDAKİ GERÇEK NEDENLER

Gazeteci Merdan Yanardağ’ın, TELE1 kanalında yayınlanan PKK/KCK silahlı terör örgütü elebaşıyla ilgili açıklamaları nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “suçu ve suçluyu övme” ile “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla önce gözaltına alındığı, yapılan sorgulamanın ardından da çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından “terör örgütü propagandası yapmak” suçuyla tutuklanmasına karar verildiği kamuoyunun malumudur. 

Merdan Yanardağ gözaltındayken, gazeteci Barış Terkoğlu ve Buket Güler de Halk TV ekranlarında yapmış oldukları 26 Haziran 2023 tarihli “Gündem Özel” isimli programda olayla ilgili çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır. 

Ancak Barış Terkoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınmasını yorumlamak üzere çıkarıldığı programı aynı zamanda,

– Hem şahsi, ailevi ve ideolojik sebeplerle husumet beslediği Sayın Adnan Oktar ve arkadaş camiamıza yönelik takıntılı şekilde devam ettirdiği gerçek dışı iddia ve iftiralarını yayma,

– Hem de son genel seçimlerde AK Parti listelerinden seçime katılarak 1,5 milyonun üzerinde vatandaşımızın oyunu alan ve T.B.M.M’ye 5 milletvekili ile girme başarısı gösteren Yeniden Refah Partisini ve Başkanı Sayın Fatih Erbakan’ı kendince itibarsızlaştırma,

fırsatı olarak görerek bu konularla ilgili samimiyetten uzak, kendince algı amaçlı açıklamalar yaparak kullanmaya kalkışmıştır. 


BİRİNCİSİ 

Barış Terkoğlu’nun gün geçtikçe dozu artan bir öfkeyle, gözü dönmüş bir şekilde karşısına çıkan her fırsatta Adnan Oktar Davası hakkında gerçek dışı haberler yapması, yaklaşık 30 yıldır camiamızda Adnan Bey'in yakınında bulunmuş olan KUZENİ MURAT TERKOĞLU’NUN DA BU DAVADA YARGILANIYOR OLMASINDAN KAYNAKLANMAKTADIR.

Barış Terkoğlu’nun kuzeni Murat Terkoğlu, 2018 senesinde gerçekleştirilen polis operasyonunun ardından emniyette ifade vermiş ve cezaevine girmekten çekindiği için asılsız, iftira niteliğindeki iddiaları kabul etmek zorunda kalarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmış ve arkadaşlarımızın aksine, serbest bırakılmıştır. Emniyette verdiği ilk ifadesinde suçlamaları kabul etmeyen Murat Terkoğlu, bundan birkaç gün sonra tekrar ifade vererek atılan iftiraları kabul etmek zorunda bırakılmıştır. 

İKİNCİSİ

Gazeteci Barış Terkoğlu’nun, akrabası Murat Terkoğlu sebebiyle Sayın Adnan Oktar ve arkadaş camiamıza duyduğu husumet dışında, kendisini gerçek dışı ve tarafgir yazılar kaleme almaya ve delilsiz dayanaksız ithamlar, iftiralar içeren açıklamalar yapmaya motive eden güçlü bir İDEOLOJİK HUSUMETİ de bulunmaktadır. 

Çünkü Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın,

– 40 yılı aşkın süredir yürütmüş olduğu anti-Darwinist, anti-materyalist, anti-komünist bilimsel, imani ve kültürel faaliyetlerin, Allah’ı inkar felsefesi üzerine kurulu olan Evrim Teorisi'ni dünya çapında yenilgiye uğratmış olması,

– Arkadaş camiamızın milliyetçi, modern, dindar, yerli ve milli kimliği ile savunduğu Türk-İslam birliği ideali,

Barış Terkoğlu’nun da aralarında bulunduğu materyalist ve Darwinist dünya görüşüne sahip belli bir zümreyi adeta çileden çıkartmaktadır. Bu zümrenin tipik bir örneğini teşkil eden Barış Terkoğlu’nun Adnan Bey ve arkadaşlarımıza beslediği ideolojik husumet o derece derin ve şiddetlidir ki, bu durum adeta kendisinin ADALET ve EŞİTLİK anlayışını da kör etmiş bulunmaktadır. 

Barış Terkoğlu geçmişte de, Adnan Bey ve arkadaş camiamız aleyhinde şahsi-ailevi ve ideolojik husumetinden kaynaklı gerçek dışı itham ve iddialar içeren çok sayıda yazı kaleme almış ve birçok açıklamada bulunmuştur. Kendisinin geçmişteki benzer amaç ve içerikli yazıları ile açıklamalarına daha önce de detaylı olarak cevap vermiş olduğumuzdan, burada konunun ailevi ve ideolojik boyutuna daha fazla yer vermeye gerek görmemekteyiz. Bu konulardaki detaylı cevaplarımızı aşağıdaki linklerden okuyabilirsiniz:

https://www.net-cevap.com/duyurular/gazeteci-baris-terkoglu-camiamiza-yonelik-urettigi-uydurma-komplo-teorileri-uzerinden-ucuz-algi-haberciligi-yapma-anlayisini-benimsememelidir

https://www.net-cevap.com/medyaya-cevaplar/sirin-payzin-ve-baris-terkoglu-hangi-gorusten-olursa-olsun-herkes-hakkinda-dogru-habercilik-yapmalidir

https://www.net-cevap.com/medyaya-cevaplar/gazeteci-baris-terkoglu-kendisine-yapilmasini-istemedigi-yargisiz-infazlari-baskasina-yapmamali

https://www.net-cevap.com/duyurular/sn-baris-terkoglu-asil-zulum-gercekleri-gordugu-halde-ortbas-etmeye-calismaktir

https://www.net-cevap.com/medyaya-cevaplar/yargisiz-infazci


ÜÇÜNCÜSÜ

Yeniden Refah Partisi Başkanı Sayın Fatih Erbakan’ın geçmiş açıklamalarından alıntılanarak yayında yer verilen “ADNAN OKTAR’IN TACİZ YAPTIĞINA DAİR BİR TANE GÖRÜNTÜ VAR MI?” şeklindeki ifadesi son derece önemlidir. 

ÇÜNKÜ, GERÇEKTEN DE DAVA DOSYASINDA, HERHANGİ BİR TACİZ, TECAVÜZ YA DA İSTİSMAR OLDUĞUNA İLİŞKİN NE BİR DELİL NE BİR ADLİ TIP RAPORU NE DE BİR SES (TAPE) VEYA GÖRÜNTÜ KAYDI YOKTUR. 

Gerek program sunucusu Buket Güler’in gerekse Barış Terkoğlu’nun yayın esnasında laf kalabalığı yaparak izleyici aldatmak amacıyla söyledikleri: “Dava dosyasına baktığınızda görüntüler, tabelalar hep fazlasıyla var” ya da “(sözde) mağdur ve şikayetçilerin ifadelerinin bir biriyle örtüştüğü, çelişki içermediği” ŞEKLİNDEKİ SÖZLERİNİN TAMAMI AÇIK BİRER YALANDIR. 

Buket Güler ve Barış Terkoğlu tarafından laf kalabalığına getirerek izleyicileri yanıltmayı amaçlayan bu itham ve iddiaların nasıl açık birer yalan olduklarını ise başlıklar halinde açıklayalım: 


DAVA DOSYASINDA TACİZ, TECAVÜZ YA DA İSTİSMARA İLİŞKİN TEK BİR GÖRÜNTÜ KAYDI VEYA TAPE YOKTUR!

Eğer dosya kapsamında ortada tek bir kaset veya görüntü bulunuyor olsa değerli basın mensuplarımız böylesine önemli bir konuyu sadece laf arasına sıkıştırıp geçmekle anlatmakla asla yetinmeyecekleri açıktır. Eğer böylesi görüntüler olsa, bunların Türkiye ve dünya çapında sayısız TV kanalından gece-gündüz yayınlanacağı ve sosyal medyada da milyonlarca kez paylaşılacağı kuşkusuzdur. ANCAK, BÖYLE TEK BİR GÖRÜNTÜ KAYDI VEYA TAPE HİÇBİR ZAMAN OLMADIĞI İÇİN, ELBETTE HİÇBİR YERDEN YAYINLANMASI ve PAYLAŞILMASI DA MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Nitekim, davanın başlangıcından bu yana DOSYA DIŞINA SIZDIRILMASI SUÇ OLAN PEK ÇOK GÖRÜNTÜ, BARIŞ TERKOĞLU’NUN DA ARALARINDA BULUNDUĞU BAZI BASIN MENSUPLARI TARAFINDAN ELDE EDİLEREK YAYINLANMIŞTIR. Eğer isnat edilen suçların işlendiğine dair iddia edilen türden görüntüler olsaydı, bunları da yayınlamaktan geri durmayacakları aşikardır. Bu konudaki birkaç örneği hatırlatmak isteriz. 

  • 11.07.2018 TARİHLİ POLİS OPERASYONU SONRASINDA SAYIN ADNAN OKTAR’IN ADLİYE NEZARETHANESİNDE FOTOĞRAFI ÇEKİLMİŞ VE BASINA SIZDIRILMIŞTIR:

Normalde cep telefonu, fotoğraf makinesi gibi cihazların asla sokulamadığı nezarethanede, kimliği belirsiz bir şahıs bir şekilde, muhtemelen bazı görevlilerden yardım alarak Sayın Adnan Oktar’ın fotoğrafını çekmiş ve bunu basına sızdırmıştır. Bu illegal eylem sonucunda kamuoyu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir insanın nezarethaneyken çekilmiş bir fotoğrafına şahit olmuştur.

  • AYRICA BENZER ŞEKİLDE SAYIN ADNAN OKTAR’IN HENÜZ TUTUKLANMADAN ÖNCE DURUŞMA SALONU ÖNÜNDE, SABAHA KARŞI, İÇERİDE VATANDAŞLARIN OLMADIĞI BİR SAATTE DE GÖRÜNTÜSÜ ALINMIŞ VE BASINA SIZDIRILMIŞTIR:
  • SAYIN ADNAN OKTAR’IN 17.09.2019 TARİHLİ MAHKEME İFADESİNİN BAZI BÖLÜMLERİNE AİT DURUŞMA KAMERA KAYITLARI DA DOSYADAN İLLEGAL ŞEKİLDE SIZDIRILIP KAMUOYU İLE PAYLAŞILMIŞTIR:
  • YİNE SAYIN ADNAN OKTAR’IN    09.09.2022 TARİHLİ MAHKEME İFADESİNİN BAZI BÖLÜMLERİNE AİT DURUŞMA KAMERA KAYITLARI İLLEGAL ŞEKİLDE SIZDIRILARAK BİZZAT BARIŞ TERKOĞLU’NUN TWİTTER HESABINDAN YAYINLANMIŞTIR. 


ANCAK, DAVA DOSYASINDA TACİZ, TECAVÜZ YA DA İSTİSMARA İLİŞKİN TEK BİR GÖRÜNTÜ KAYDI VEYA TAPE BULUNMADIĞI İÇİN, ELBETTE HİÇBİR YERDEN YAYINLANMASI ve PAYLAŞILMASI DA MÜMKÜN OLMAMIŞTIR. 


DAVA DOSYASINDA TACİZ, TECAVÜZ YA DA İSTİSMARA İLİŞKİN HERHANGİ BİR DELİL YA DA ADLİ TIP RAPORU BULUNMAMAKTADIR!

Dosya kapsamında taciz, tecavüz ya da istismara ilişkin itham ve iddiaların tümü sadece müştekiler ya da mağdur olduğunu iddia eden kişilerin hiçbir belge veya delile dayanmayan sözlü ya da yazılı ifadelerinden ibarettir. Bu kişiler yargılamanın başından günümüze kadar geçen sürede iddiaları doğrulayacak tek bir delil ya da adli raporu dava dosyasına sunamamışlardır.

Oysa ki, modern hukukta ortada eğer bir taciz, istismar ya da tecavüz vakası varsa BUNU DELİLLERLE İSPAT ETMENİN BİLİMSEL YOL ve YÖNTEMLERİ BULUNMAKTADIR. Bunlar arasında en önemli olanları ise;

‼️ Mağdurun Adli Tıp Kurumu tarafından beden ve ruh sağlığı kontrollerinin yapılarak ruh ve beden sağlıklarının bozulup bozulmadığının araştırılması,

‼️ Olay yerinde keşif yapılması, 

‼️ Mağdurun değişen aşamalardaki ifadelerinde çelişkiler olup olmadığının araştırlması ve mağdur ile sanığın mahkeme huzurunda yüzleştirilmesi, olduğu bilinmektedir.

Yıllardır ceza mahkemelerimizde görülmüş olan cinsel içerikli isnatlara ilişkin on binlerce taciz ve tecavüz davasından hiç birisinde, iddia sahibinin Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmeyip ruh ve beden sağlığına ilişkin kontrolün gerçekleştirilmediği TEK BİR MAHKEME KARARI DAHİ BULUNMAMAKTADIR. 

Ancak, nedense yargılananlar Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız olduğunda, cinsel isnat yargılamalarının bu değişmez kuralı ve hukuk ilkeleri adeta rafa kaldırılmıştır. 

Belki de hukuk tarihimizde ilk kez 

 Mağdur olduğunu iddia eden kişiler mahkeme tarafından ADLİ TIP KURUMUNA SEVK EDİLMEDEN, (YANİ BU KİŞİLERİN BEDEN VE RUH SAĞLIKLARININ BOZULUP BOZULMADIĞI ARAŞTIRILMADAN)

✘ Mağdur olduğunu iddia eden kişilerle sanıklar MAHKEME HUZURUNDA YÜZLEŞTİRİLMEDEN, 

✘ Olay yerinde KEŞİF YAPILMADAN,

Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımız hakkında HUKUKA ALENEN AYKIRI MAHKUMİYET KARARLARI VERİLMİŞTİR. 

Nitekim, savunma avukatlarından duayen hukukçu Prof. Dr. Ahmet Gökçen de, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarımızın yargılandıkları davanın çeşitli aşamalarında söz alarak mahkeme huzurunda bu konuya önemle değinmiş ve şunları söylemiştir:

Yani burada yapılması gereken sayın başkanım, saygıdeğer heyetim, sayın savcım burada yapılması gereken şey aslolan cinsel ile ilgili isnatlardır, bir tek cinsel içerikli isnat gösterin ki Türkiye’de 103/2, 102/2 den ceza verilsin ve bu Adli Tıp Kurumunda beden muayenesi yapılmasın, böyle bir şey olabilir mi, bu mahalli mahkeme hiç beden muayenesi yaptırmadan, ruh ve beden sağlığının bazı suçlar bakımından bozulup bozulmadığını araştırmadan… 
BU SUÇLARIN İŞLENDİĞİ DÜŞÜNÜLÜYORSA BU BEDEN MUAYENESİNİN, RUH VE BEDEN SAĞLIĞININ BOZULUP BOZULMADIĞININ, YÜZLEŞTİRMENİN GEREKİRSE KEŞFİN MUTLAKA YAPILMASI GEREKİR, AKSİ TAKDİRDE YARIN YİNE BOZULUR, ÇÜNKÜ SİZDEN ÖNCEKİ HEYET BUNLARI YAPMAMIŞ. (07.09.2022 tarihli duruşma)
Peki, cinsel saldırı ve cinsel istismar suçları Türkiye'de ilk defa mı işleniyor. Hayır. Bununla ilgili, ağır ceza mahkemelerinizin birçoğu zaten bu suçlarla ilgileniyor. Yani Türkiye'de en çok işlenen suçlar bunlar. Şimdi bu suçların, dolayısıyla nasıl yargılanacağının usulü konusunda da bir tereddüt yok. Bu da nedir?
1, efendim mağdur olduğu iddia edilen kişilerin beden muayenesi yapılır. E dosyamızda bakıyoruz, tevsii tahkikat taleplerin bağlamında bunu arz ediyorum efendim. MAĞDUR OLANLARIN BEDEN MUAYENESİ YAPILIR. E dosyamızda var mı? Hemen hemen yok. Peki
2, efendim. GEREKİRSE KEŞİF YAPILIR.
3, ve FAİL İLE MAĞDUR YÜZLEŞTİRİLİR. Çünkü bu olayların efendim daha çok tanığı yoktur. Bir yüzleştirme yapacaksınız. Ve tarafların beyanlarına göre mağdurun beyanıyla sanığın beyanını yer, zaman, mekan belirtmek suretiyle hangi fiil, nerede, ne şekilde işlendi bunların ortaya konması lazım. Evet, bunlar zaten bütün mahkemelerde böyle yapılır. 
Ama maalesef bundan önceki yargılama safhasında bunlar yapılmadığı için... (13.09.2022 tarihli duruşma)

Prof. Dr. Sayın Ahmet Gökçen ayrıca bu davada katılanların sanıkların yokluğunda dinlendiğini bunun ise KESİN BİR BOZMA SEBEBİ OLDUĞUNU da şu sözlerle ifade etmiştir:

Zaten bozma ilamında da bahsediliyor. Bu yapılmadan, mağdur olduğu iddia edilen kişilerin beden muayenesi yapılmadan efendim, çok incitici bir şeydir bu. Ama isnat ediliyor. İsnat edildiğine göre elbette ki bu beden muayenesinin hem de işte normal, olağan dışı şekilde bu tecavüzlerin gerçekleştiği de iddia ediliyor. O HALDE BU LAZIMELERİN YERİNE GETİRİLMESİ VE MUTLAKA VE MUTLAKA SANIK İLE TANIK OLAN MAĞDURENİN YÜZLEŞTİRİLMESİ GEREKİYOR. E BU YÜZLEŞTİRMELERDE DE HEM TANIĞA HEM SANIĞA FAZLACA UZATMASINA İMKAN VERMEDEN, NEREDE, SABAH MI, ÖĞLEDEN SONRA MI, HANGİ ORTAMDA, HANGİ EVDE, HANGİ TARİHTE, KAÇ DEFA BU CİNSEL SALDIRI SUÇU İŞLENMİŞTİR. BU, BU KONUŞULMUYOR Kİ. 
Herkes efendim kendi... O zaman da tabii ki zat-ı alinizin, yüce heyetinizin, daha önce de bunların yapılmasını ben önceki mahkemeye de arz etmiştim. Ama orada sanıklar çıkarıldı, onların gıyabında mağdurların beyanına dayalı olarak bu kadar ağır cezalar verildi. Yani şimdi netice olarak hangi efendim makul insana sorarsanız sorun. Bu lazımelerin yerine getirilmesi gerekir. Getirmeden karar verdik. 
Beraat ettirecekseniz zaten sanıklar da bunu reddediyorlar. Yani 2 türlü savunma yapıyorlar. 1, reddediyoruz. 2, eğer bu kabul edilmiyorsa savunmamız; o zaman yer, zaman, mekan gösterilsin. E İŞTE TOPLU EFENDİM CİNSEL SALDIRIYA MARUZ KALDIĞINI SÖYLEYEN VAR, NİTELİKLİ CİNSEL SALDIRIYA... KİM YAPMIŞ BUNU, NASIL YAPMIŞ, NASIL ZORLAMIŞ?...Ya böyle bir suç işleme şekli yok. 
İsnat belli. 103/2, 102/2, 103/2. Zat-ı aliniz ağır ceza başkanısınız, diğer meslektaşlarımız da öyle. Zaten her gün yargıladığınız şeyler bunlar. 
Dolayısıyla bu eksikliğin mutlaka ama mutlaka yerine getirilmesi gerekir. Bu hem beden muayenesi hem lehe, aleyhe olan durumlarda efendim, lehe aleyhe olan durumlar bakımından, ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığı artı yüzleştirme. YANİ YÜZLEŞTİRMEZSENİZ BAŞKA NASIL KANAAT EDİNECEKSİNİZ. Yani birisi yok diyor birisi var diyor. Ceza hukukunun zorluğu da burada zaten. (13.09.2022 tarihli duruşma)


"(SÖZDE) MAĞDURLARIN İFADELERİNİN BİRBİRİYLE ÖRTÜŞTÜĞÜ YA DA ÇELİŞMEDİĞİ" İDDİASI BÜYÜK BİR YALANDIR. DOSYADAKİ SADECE 25 MÜŞTEKİ ve ETKİN PİŞMAN SANIĞIN İFADELERİNDE 1000'E YAKIN ÇELİŞKİ VARDIR!

Dava dosyasındaki sadece 25 müşteki ve etkin pişman sanığın ifadelerindeki daha ilk bakışta göze çarpan 918 açık çelişki dahi, bu kişilere zorla asılsız ifadeler verdirildiğini ve Sayın Adnan Oktar ile arkadaşlarına yöneltilen asılsız itham ve suçlamaların bariz birer yalan ve iftiralardan ibaret olduğunu göstermeye yeterlidir. Dava dosyasının tümünde yer alan çelişki ve uyuşmazlıkların sayısı ise toplamda 4000'den fazladır.

Gözler önündeki bu kumpas davasının olmazsa olmaz elemanları kumpasçıların baskı ve  tehditleriyle suni olarak oluşturulmuş şikayetçiler ve sanıklar aleyhinde iftira atmaları ve yalan beyanlarda bulunmayı kabul etmeleri halinde derhal cezaevinden tahliye edilip özgürlüklerine kavuşacakları vaadiyle oluşturulmuş, dayatılmış sahte etkin pişmanlardır.

Kumpasçılar, devşirdikleri bu suni müşteki ve dayatılmış etkin pişmanlar vasıtasıyla dosyayı düzmece, asılsız beyanlarla, yalan ve iftiralarla, gerçek dışı, akla ziyan kurgu senaryolarla doldurmuşlardır.

Davanın bir "kumpas davası" olduğunun en önemli delili, dava dosyasındaki hayali suçlamaların hiçbir maddi, somut delilin olmayışıdır. Suçlamalar iftiradan ibaret olduğundan, dosyada bunları doğrulayacak hiçbir geçerli ve hukuki delil yoktur. Suçlamalar sadece devşirilmiş müşteki ve etkin pişmanların soyut ve yalan beyanlara dayanmaktadır. Bu kadar yalan ve iftira, hayal ürünü uydurnma senaryo biraraya gelince de doğal olarak çok sayıda bariz çelişki ve tutarsızlıklar ortaya çıkmıştır. 

Dolayısıyla, İFADELERDEKİ BU SAYISIZ ÇELİŞKİ VE UYUŞMAZLIKLAR DA KUMPASIN ÇOK ÖNEMLİ DELİLERİNDENDİR.

Doğruyu söyleyen insanların ifadelerinde, ne kendi içinde ne de aynı olayı anlatan diğer kişilerin ifadeleri arasında çelişki olmaz.  İfadeden ifadeye değişik tarihlerden, değişik semtlerden, değişik eylemlerden veya değişik isimlerden bahsedilmez. 

Ancak, dava dosyasındaki durum bunun tam aksidir. Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına asılsız suçlamalarda bulunan müşteki ve etkin pişmanlar emniyet ve mahkemede verdikleri ifadelerde, yaşadıklarını iddia ettikleri olaylarla ilgili semtleri, tarihleri, kişileri ve akışı her seferinde birbirinden farklı olarak anlatmışlardır. 

Buna ek olarak, güya yaşandığını iddia ettikleri olaylarla ilgili, ilk beyanlarında olup da sonraki beyanlarında yer almayan veya ilk beyanlarında olmayıp sonraki beyanlarında anlatılan çok önemli detaylar da vardır. Oysa, hayatın olağan akışında suçlamaların  temelini teşkil eden bu tür detayların unutulması mümkün değildir. Bunlar, gerçek bir cinsel saldırı/taciz mağdurunun ifadeden ifadeye unutup sonra "birden hatırlayacakları" türden detaylar asla değildir. 

Dava dosyasını inceleyen tüm duayen hukukçuların ulaştığı sonuç; 

‼️ Şikayetçilerin gerçekte hiçbir mağduriyetlerinin bulunmadığı, 

‼️ Dışarıdan gözlemlenen ruh hallerinin, konuşma biçimlerinin ve söylemlerinin ortada herhangi bir taciz, tecavüz ya da istismar mağduru bulunmadığı gerçeğini desteklediği, 

‼️ Şikayetçi ya da mağdur olduğu iddiasında bulunan kişilerin tek yaptıklarının önlerine konulan hayali ve tutarsız senaryoları tekrarlamaktan ibaret olduğu, 

‼️ Ancak, sanıkların dava sürecinde sundukları savunma delillerine göre  senaryolarına her seferinde yeniden şekil vermek zorunda kaldıkları, ifadeleri sırasında doğruları dile getirmemenin yol açtığı psikolojik faktörlerin etkisiyle de ciddi çelişkilere düştükleridir. 


DOSYADA ÇELİŞKİLİ VE TUTARSIZ İFADE VERMEYEN TEK BİR MÜŞTEKİ VEYA ETKİN PİŞMAN SANIK YOKTUR. 

SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARINA CİNSEL SUÇLAMALARDA BULUNAN TÜM ŞİKAYETÇİLERİN İFADELERİNDE ÇARPITMALARA, YALANLARA VE GERÇEKLERİ GİZLEMEYE BAŞVURDUKLARI ALENEN ORTAYA ÇIKMIŞ DURUMDADIR. BU, SON DERECE OLAĞANÜSTÜ BİR DURUMDUR. 

‼️ CİNSEL SUÇLAMALARDA BULUNAN KİŞİLERİN HİÇBİRİNİN, İDDİALARINI DOĞRULAYACAK TEK BİR SAĞLIK RAPORU VEYA BELGE DAHİ SUNAMAMALARI, 

‼️ OPERASYON SÜRECİNE KADAR, YAŞADIKLARINI İDDİA ETTİKLERİ SÖZDE MAĞDURİYETLER HAKKINDA HİÇBİR RESMİ MERCİYE ŞİKAYET YAPMAMIŞ, HİÇBİR TIBBİ YARDIM BAŞVURUSUNDA BULUNMAMIŞ OLMALARI,

‼️ GÜYA MARUZ KALDIKLARINI İDDİA ETTİKLERİ BU OLAYLARDAN AİLELERİ, AKRABALARI, EN YAKINLARI DAHİL HİÇ KİMSEYE BAHSETMEMİŞ OLMALARI

‼️ İFADELERİ SIRASINDA ANLATTIKLARI KURGU SENARYOLARDA HERBİRİ ONLARCA ÇELİŞKİYE DÜŞMELERİ 

TAMAMIYLA GERÇEK DIŞI İTHAMLARDA, ALENİ İFTİRALARDA BULUNDUKLARININ AÇIK İSPATIDIR.

Aşağıdaki tablodan da görüleceği gibi, dosyada cinsel suçlamalarda bulunmuş müşteki ve etkin pişman sanıkların tümü çok sayıda çelişkili beyanda bulunmuştur:

Yukarıda sıraladığımız sadece 25 müşteki ve etkin pişman sanığın ifadeleri sırasında oluşan 918 somut çelişki bile Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarına yöneltilen suçlamaların asılsız olduğunu göstermeye yeterlidir. 

Bir davada verilen ifadelerde bu kadar yaygın ve çok sayıda çelişki varsa, müştekilerin baskı ve tehdit yoluyla organize bir şekilde yalan söylemeye mecbur bırakıldıkları da açıktır. Huzurdaki dosyada suçlamalarda veya sözde itirafçılıkta bulunanlardan tek bir kişi dahi çelişkisiz, tutarlı, akla ve vicdana uygun, delillere dayalı ifade verememişse, bu durum sadece Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarının değil, dosyadaki sözde müşteki ve etkin pişmanlar da dahil çok sayıda kişinin de kumpasın mağduru olduğunu gözler önüne sermektedir.

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.