ŞEYTANIN MÜSLÜMANLARA KARŞI OYNADIĞI BÜYÜK OYUNA GELMEYECEĞİZ!


Şeytanın, En Etkili Gördüğü Müslümanları İmha Etme Planı...

Şeytan, kendi adamlarını kullanarak Müslümanlara karşı ÇOK BÜYÜK BİR OYUN oynuyor.

Bu oyunu da toplumdan dışlanmış, kompleksli, ezik bir avuç köprüaltı çakalını kullanarak yürütüyor.

Bu çakallar, devletin içine sızmış bir grup gayrı meşru memurla birlikte hareket ediyorlar. Müslümanlara kin, öfke ve nefret dolu bu kripto memurların çöreklendiği devlet birimlerinden destek alıyorlar. Bu şekilde, devletimizi de kirli oyunlarına alet etmeye çalışıyorlar.

Şeytan ve adamlarının bu oyundaki tek amacı en etkili Müslümanlar arasında gördüğü bizlere en büyük zararı verebilmektir. Büyük bir kin ve öfkeyle, en büyük düşmanı olan Müslümanları birbirine düşürüp bölüp parçalayarak yok edebilmektir.

Bir nevi, şeytanın tetikçisi olan kumpasçılar, önce (sözde) itirafçı ve müştekilerden uydurma bilgiler alıp onlara uydurma iddialar, çirkin ve asılsız iftiralar attırarak camiamıza karşı sahte suçlar oluşturuyorlar. İkinci aşamada ise (sözde) müşteki, etkin pişman ve itirafçıları da bu büyük sarmalın içine sürükleyecek şeytani bir planı devreye sokacaklar.


Kumpas Sadece Şüphelileri Değil, Tüm Müşteki, İtirafçı, Etkin Pişman Kardeşlerimizi De Yutacak Biçimde Planlanmış...

Kesin bir gerçek var ki bu oyun sadece şüphelilere yönelik değil. Şüphelisi, müştekisi, (sözde) itirafçısı, etkin pişmanı ile tüm Müslümanlara karşı oynanıyor. Bu ortak oyun, gerçekte hepimize karşı oynanan TOPYEKUN BİR İMHA HAREKETİ...

Oyun bir sonraki aşamada yalnızca şüphelileri değil, komploya dahil edilen Müslümanların tamamını, yani şüpheli, tanık, müşteki, itirafçı, etkin pişman kim varsa HEPSİNİ YUTACAK ŞEKİLDE hazırlanmış durumda. HEPİMİZ HIZLA BU SARMALIN İÇİNE ÇEKİLİYORUZ. Böyle olması da gayet doğal, çünkü oyunda mağdur edilen, bu saydığımız herkes Müslüman. Şeytan da Müslümanların en büyük düşmanı.

Bu oyun, önce küçük bir sarmalla başlayıp sonra katlanıp büyüyerek dev bir çığa dönüşecek şekilde planlanmış. KISA VADEDE ŞÜPHELİLERİ, UZUN VADEDE İSE MÜŞTEKİ VE İTİRAFÇILARI YÜKSEK CEZALARLA HAPSE SOKMAYI, HEPSİNİ AYNI KAZANA ATIP YOK ETMEYİ HEDEFLEYEN büyük bir Müslüman imha projesi devrede.

Bu projenin baş mimarı ise şeytan. Bu, şeytanın sadece camiamızı değil, Türkiye'de, Suriye'de, Irak'ta en etkili olan Müslümanları ortadan kaldırarak sonuçta Müslümanlığı topyekun yıkma projesinin önemli bir parçası.


Kumpasçılar, (Sözde) Müştekileri, Etkin Pişmanları, İtirafçıları Sevmek Şöyle Dursun, Bizden de Onlardan da Hepimizden Nefret Etmektedir...

Arkadaşlarımız sakın aldanmasın! Kumpasçılar, hiçbir sözde müşteki ve itirafçı arkadaşımızı sevmiyor, aksine aynı şüphelilere karşı oldukları gibi, hepsine karşı büyük bir kin ve öfke dolular. Bunun en büyük delili ise, sözde itirafçı olan kardeşlerimizi, ne Cumhuriyet tarihinde ne de Osmanlı tarihinde görülmemiş bir şekilde, alçakça ve acımasızca KENDİ KENDİLERİNE İFTİRALAR ATMAYA ZORLAMALARI...

İşin aslı, KUMPASÇILAR ŞÜPHELİ, İTİRAFÇI YA DA MÜŞTEKİ HEPİMİZDEN NEFRET EDİYOR. Bizi sevmeleri, korumaları, kollamaları için hiçbir neden yok. Çünkü onlar şeytanın adamı. Biz ise hepimiz Müslüman kardeşleriz. Şeytan tüm Müslümanların düşmanıdır ve onlardan nefret eder.

Kumpasçılar, işkence ve baskılarla, ağır tehditlerle ARKADAŞLARIMIZI KENDİ ALEYHLERİNE İFADELER VERDİRİP sonra da görülmemiş bir yüzsüzlükle güya "SİZİ SEVDİĞİMİZ İÇİN BIRAKTIRIYORUZ" yalanını söylediler. Oysa, bu şekilde tüm nefret ve kinlerini açıkça ortaya koydular. Arkadaşlarımıza, cezaevinden, işkenceden ve ölümden kurtuluşun tek yolu olarak hem kendilerine hem de arkadaşlarına en ağır iftiraları atmayı gösterdiler. Sonra da büyük bir ikiyüzlülükle "SİZİ SEVİYORUZ, O YÜZDEN KURTARDIK" dediler.

Şeytanın uşağı kumpasçılar, kendilerini ilk başta, (sözde) itirafçı ve müşteki kardeşlerimizi koruyup kolluyor, onlara iyilik yapıyor gibi gösterdi. Oysa bu tamamen sahte, paravan bir görünümden başka bir şey değil. Bu sahte görüntünün tek amacı Müslümanları birbirine düşürerek bölüp parçalayıp yok etmek. BİZ İSE BU OYUNA GELMEYECEĞİZ!

Arkadaşlarımıza ölüm tehdidi, cezaevi işkencesi ve görülmemiş baskılarla bizim kendilerine güya şiddet, eziyet, cinsel istismar ya da işkence uyguladığımız iftirasını attırdılar. Ancak, kimsenin YAPILAN TIBBİ MUAYENESİNDE NE YENİ NE DE ESKİ TEK BİR EZİYET, ŞİDDET, CİNSEL İSTİSMAR VEYA İŞKENCE İZİNE RASTLANMADI. Kardeşlerimize her türlü işkence, baskı ve eziyetle yapmak, söylemek istemedikleri şeyleri yapmaya, konuşmaya zorlayan aslında kumpasçıların ta kendileri. Bugün onları baskı, esaret ve tehdit altında tutanlar da kumpasçılardan başkası değil.


Şeytanın Avanesi Kumpasçılar Zavallı, Ezik ve Akılsız Mahluklardır...

Kumpasçılar ezik, kompleksli, işsiz güçsüz, vasıfsız, hayatları boyunca horlanmış, adam yerine konmamış, itilip kakılmış, hiçbir yerde dikiş tutturamamış, halk arasında "it kopuk takımı" olarak adlandırılan köprüaltı çakallarından oluşmuş küçük, sefil bir güruhtur.

Hepsi, istisnasız utanmaz, azgın ve şirret hainlerdir. Adiliklerinin ve iğrençliklerinin yüzlerine vurulmasını, aşağılanmalarını bile büyük bir arsızlıklıkla karşılayıp gülerek bir eğlence unsuru olarak görürler. Yüzlerindeki zillet ve hayasızlıkla yüzlerce kişinin içinden hemen ayırt edilirler. Televizyonlarda kendi en yakın arkadaşlarını bile ölümüne tehdit ettiklerine, nasıl azgın ve şirret insanlar olduklarına tüm Türkiye şahit oldu.

Sürekli ezilip aşağılandıkları, gururları kırıldığı için Müslümanlara saldırıp intikam almaya çalışıyorlar. Ama, Allah tarafından her seferinde daha çok aşağlanıp eziliyor ve küçük düşürülüyorlar. Bu onların dünya ve ahirette asla kaçamayacakları akıbetleridir.

Peygamberlerin sünneti, velilerin nişanesi, müminlerin şan, şeref madalyası olan hapis, çile, zulüm ve haksızlığa uğrama gibi süresi Allah Katında belirlenmiş imtihanları sözde mağlubiyet, haşa küçük düşme, kendilerinin dışardaki geçici bir sürelik bomboş, amaçsız oyalanmalarını, aylak, serkeş, sefil bir hayat sürmelerini ise zafer, nimet ve üstünlük sanacak derecede akılları alınmış, şuurları kapanmıştır.

Adeta:

"... Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır." (Araf Suresi, 179);

"Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile" (Araf Suresi, 198) ayetlerinin tefsiri gibidirler.

Bunlar, Şeytan >>> Deccal >>> İngiliz Derin Devleti >>> İngiliz Derin Devletinin ajanları >>> Bunların Türkiye'deki çeşitli resmi ve sivil kurumlardaki üst düzey uzantıları... zincirinin en son halkası olan ayak takımıdır. İngiliz derin devletinin, işi bittikten sonra gözünü kırpmadan harcayacağı, kullanıp atacağı en değersiz elemanlarıdır.

Başta kendilerine güya önemli, değerli kahraman havası vermeye, bu sayede komplekslerini giderip kişilik bulmaya çalışırken bugün herkes tarafından muhbir, ispiyoncu, dönek ve aşağılık birer pislik olarak tanınıyor, insanlar tarafından tiksintiyle karşılanıyorlar. Zorla beraber fotoğraf çektirmeye çalıştıkları kişiler bile yüzlerinin kapatılması şartı koşuyor, birlikte görülüp anılmaktan şiddetle kaçınıyorlar.

Buraya kadar anlattıklarımız hiçbir şekilde hakaret, karalama amaçlı olmayıp zaten mevcut, herkesin gözleri önünde olan bir durumun ortaya konması, analizi ve teknik değerlendirmesi niteliğindedir.


(Sözde) Müşteki, İtirafçı Ya Da Etkin Pişmanların Hepsi Canımız Gibi Sevdiğimiz Ahiret Kardeşlerimizdir

İtirafçılar bizim onlarca yıllık nur gibi Müslüman kardeşlerimizdir. Her biri 10 yıllık, 20, yıllık, 30 yıllık arkadaşlarımızdır. Onlar bizi, biz de onları canımız gibi severiz. Üstelik bu dönemde YAŞADIKLARI SIKINTI VE ZORLUKLAR NEDENİYLE KENDİLERİNE OLAN SEVGİMİZ KAT KAT DAHA ARTMIŞTIR.

Akla hayale gelmedik baskı, zulüm ve işkencelerle (sözde) itirafçı, müşteki ya da etkin pişman olmaya zorlanan bu kardeşlerimiz içleri parçalanarak can dostlarına olmadık hakaret ve iftiraları atmak zorunda kalmış, tek kelimesini dahi kalben tasdik etmedikleri düzmece ifadelerin altına imza atmaya mecbur bırakılmışlardır.

Sosyal medya ve medyadan olmadık çirkin hakaret ve iftiralarla rezil edilmekle, bir daha insan içine çıkamamakla, işinden kovulmakla, iş yerindekilere karşı mahcup edilmekle, eş, dost, akraba ve arkadaşlarının bir daha yüzlerine bakamayacak hale gelmekle, kimsenin hayatta onlarla evlenmeyeceğiyle, aile kurup çoluk çocuk sahibi olamayacaklarıyla, ölene kadar yalnız ve hiçbir seveni, yardım edeni olmadan yaşamakla, sadece kendilerinin değil, aile ve yakınlarının, anne babalarının da tüm para, mal, mülk ve varlıklarına el konulup yoksul, sefil bir hayat sürmekle, tutuklatılmakla, hapse atılmakla, zaten tutuklanmışsa ölene kadar hapislerde çürümekle, 70-80 yıllık cezalar alıp bir daha gün yüzü görmemekle, koğuşlarda dövülmekle, şişletilmekle, bıçaklatılmakla, öldürülmekle, sigara dumanıyla kaplı, havasız, sağlıksız, bakımsız ortamlarda, soğuk, rutubetli, küflü, böcekli, fareli hücrelerde kısa zamanda sağlığını kaybedip her türlü hastalığa yakalanıp yavaş yavaş acılar içinde feci şekilde ölüme sürüklenmekle ve daha bunlara benzer sayısız korkunç tehditlerle korkutulmuş, "DEVLETİN, SAYIN CUMHURBAŞKANININ ÜSTÜMÜZÜ ÇİZDİĞİ", bu yüzden masum bile olunsa bir daha kurtuluş olmadığı yalanlarıyla dehşete kaptırılmışlardır.

Bu baskı ve tehditlerle de kalmayıp tutuklanan arkadaşlarımızın en doğal savunma haklarını da ellerinden almaya yönelik görülmemiş haksız ve hukuksuz yaptırımlara başvurmuşlardır. Arkadaşlarımızı savunmaya gelen avukatları sözde örgüt avukatı oldukları ithamıyla tutuklamışlar ya da aradaşlarımızın vekaletlerini aldıkları takdirde başlarının derde gireceği tehdidiyle gözdağı verip uzaklaştırmışlardır.Arkadaşlarımızın paralarına el koyup avukat tutabilmelerini engellemeye kalkmışlardır.

Avukat görüş kısıtlamalarıyla arkadaşlarımızın kendileriyle ilgili suçlamaları, delil ve karşı delil durumlarını öğrenerek savunma stratejisi oluşturmalarına mani olmuşlardır. Avukat-müvekkil görüşme notlarının fotokopilerini alarak karşı tarafın gizli özel bilgilerimizi öğrenmelerini sağlamışlardır. Dosyaya gizlilik kararı verilerek avukatların dosyadaki evraklara ulaşması ve savunma yapması engellenmiştir. Buna karşın dosyadaki her türlü bilgi hem karşı tarafa, hem avukatlarına hem de basına DÜZENLİ SIZDIRILMIŞTIR.

İşte bu zorlu, dehşetli, şiddetli vahim şartlar altında, türlü baskı ve tehditlerle korkutularak, yıldırılarak (sözde) itirafçı yapılan kardeşlerimize karşı hiçbir kırgınlık duymadığımız gibi onları eskisinden çok daha fazla seviyoruz ve eski günlerdeki gibi kendilerine kavuşmak için can atıyoruz.

Şeytanın ve adamlarının oyununa asla gelmeyeceğiz.


NOT: YAZI İÇİNDE, "KUMPASÇI", "ŞEYTANIN ADAMLARI", "ŞEYTANIN AVANESİ", "İNGİLİZ DERİN DEVLETİ'NİN UZANTILARI, ADAMLARI, KÖPRÜALTI ÇAKALLARI...", VB. SIFATLARLA ANILAN KİŞİLER İSİMLERİ BİLİNMEYEN, GÖRÜNMEYEN, PERDE ARKASINDAN FAALİYET GÖSTEREN KİMSELERDİR. NİTEKİM İNGİLİZ DERİN DEVLETİ'NİN VE ELEMANLARININ ÇALIŞMA TARZI DA BUDUR. SÖZ KONUSU DAVA DOSYASINDA ADI GEÇEN, MAHKEMEDE MÜŞTEKİ OLARAK ORTAYA ÇIKAN BİRKAÇ KİŞİ KASTEDİLMEMEKTEDİR.